Büyük olmak nedir
Büyüğe evrilmek istersen mesela bilimde siyasette amerikadır.Hepimiz amerikanın bir parçasımı olalım.Gerçi Amerikan vatandaşlığı verilse kaç genç akrabası kabul ederdi sorgulasın
Tufan Gündüz'ün Diyarbakır'a Amed diyen seyirciye çok sinirlendiği anlar gündem oldu:
“Ne yapalım Diyarbakır'ın eski ismi Amed
ise! Diyarbakır Akkoyunlar'ın başkenti, Diyarbakır ne zaman Kürdistan'ın başkenti oldu!
Daha 1900'lere kadar Akkoyunlular vardı orada. Kendine Amed'den bir parça çıkaracağına büyüğün parçası olun.
Sokullu Mehmet Paşa'yı büyük yapan Osmanlı'dır. Boşnak genci olarak kalsaydı büyük kalamazdı!”
Today, May 21, we honor the memory of our ancestors who desperately fought for life, freedom, and the right to live on their land, in their homeland, in Circassia. We remember, we have not forgotten, and we will not forget.#RussoCircassianWar 1763-1864 #CircassianGenocide May1864
🕯️ Çerkes halkı, 1864’te büyük acılar yaşadı; yurtlarından koparıldı, sürgün edildi, ağır kayıplar verdi.
Bugün gelinen noktada biz, Çerkeslerin ana dil haklarını, kültürel haklarını, anavatanlarına geri dönüş haklarını, çifte vatandaşlık ve pasaport haklarını gündeme getiriyoruz.
🕯️ Halkların tüm hakları tanınmalı, gasp edilen haklar iade edilmelidir.
Çerkes Soykırımı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından da resmen tanınmalıdır. Bu konuda ciddi bir eksiklik vardır.
Tüm Çerkes kardeşlerimize başsağlığı diliyoruz. Yanlarındayız. Bu soykırımı da, diğer soykırımları da unutmayacağız.
@RusenPress@mezgwasche Cerkes Soykirimi anmak icin toplanmaya izin vermezken isgalci rusya’nin isgalcilerine isgalci yuruyus yapmak serbest.
Ruslar zaten Osmanli ve Turkiye icin kendi vatanlari gibi savasti degil mi?
Plisi giyen Kafkasyalılar: Kosova Çerkesleri...
Büyük Çerkes sürgününden sonra Çerkeslerin önemli bir kısmı Rumeli’ye yönlendirildi. Bu toplulukların büyük çoğunluğu, Arnavutların yoğun olarak yaşadığı sınır bölgesi olan Niş sancağına; özellikle Prokuplje, Kurshumlija ve Krushaj çevresine yerleştirildi. 93 Harbi sırasında Sırplara karşı Arnavutlarla omuz omuza savaştılar; bunu birçok halk türküsünden de anlamak mümkündür.
Ancak savaşın ardından bağımsızlığını kazanan Sırbistan’ın uyguladığı tehcir sonucunda, Niş bölgesindeki Arnavutların ve diğer Müslüman toplulukların yaklaşık %80’i yerlerinden edildi. Muhacirin birçoğu yollarda donarak ölse de Nish'ten çıkmayı başardılar. Arnavutların büyük kısmı Kosova Ovası’na yerleşirken, Çerkeslerin önemli bir bölümü Ürdün ve Suriye’ye göç etti. Geriye kalanlar ise Kosova’da Arnavut köyleri arasına dağılmış şekilde yaşamlarını sürdürdü.
Ne var ki, kader bir kez daha tekerrür etti. 1. Balkan Savaşı sonrasında Çerkesler, Arnavutlarla birlikte yeniden göçe zorlandı; bir kısmı Anadolu’ya, bir kısmı ise Ürdün’e yöneldi. Buna rağmen, 1999 yılına kadar Kosova’da hâlâ küçük bir Çerkes varlığından söz ediliyordu.
1999’daki savaş sırasında ise geriye kalan az sayıdaki Çerkes, Libya lideri Muammer Kaddafi’nin desteğiyle Adigey’de kurulan bir köye yerleştirilerek, yaklaşık 150 yıl sonra ata topraklarına geri döndü.
Arnavutlarla iç içe yaşamalarına rağmen, Arnavut toplumunun hoşgörüsü sayesinde dil ve kültürlerini uzun süre koruyabildiler.
Bugün Kosova’da artık Çerkes nüfusundan söz edilmese de, onların anıları ve yaşanmışlıkları hâlâ hafızalarda canlılığını korumaktadır...
The Graphic's illustration from the August 18, 1877, depicts wounded soldiers being evacuated following the fierce Battle of Kazanlak.
Among the ranks of the Ottoman forces, the Circassian volunteers stood out for their unwavering defiance.
Yeşil bir zemin üzerine yerleşen on iki altın yıldız ve birbirine kenetlenmiş üç ok, bugün sadece bir topluluğun simgesi değil, zamanın ve mekanın ötesine taşan bir aidiyet bilincinin en saf tezahürüdür. Nisan güneşinin Kafkasya dağlarının eteklerine düştüğü o ilk anlardan itibaren bu bayrak, bir halkın karakterini, asaletini ve bir arada durma iradesini gökyüzüne nakşeder. Vatan kavramı bizim için sadece coğrafi bir koordinat değil, nesiller boyu aktarılan bir edep, bir duruş ve bir hatırlayış biçimidir. Çerkesya bugün bizden uzakta bir düş gibi görünse de, bayrağımızın üzerindeki her bir yıldız o toprakların ruhunu, dağların sertliğini ve vadilerin dinginliğini taşıyıp getirir soframıza. Bu özel gün, bir kaybın yasını tutmak değil, var olmanın ve kimliğine sahip çıkmanın vakarını paylaşmaktır. Bizler dünyanın dört bir yanına dağılmış olsak da, o yeşil kumaşın gölgesi hepimizi aynı köklü çınarın dalları gibi birleştirir. Üç okun temsil ettiği birlik ve dayanışma ruhu, bugün her zamankinden daha canlı bir şekilde kalplerimizde çarpmaktadır. Vatana duyulan o derin özlem, bir sızıdan ziyade bizi diri tutan, geleceğe dair umudumuzu yeşerten bir memba suyudur. Kendi kültürümüzün zenginliğini yaşatırken başkalarının hakikatine de saygı duymayı öğreten o kadim terbiye, bugün bu bayrağın altında yeniden anlam kazanır. Çerkes bayrağı, Kafkasya’nın o eşsiz doğasından süzülüp gelen bir barış ve onur nişanesidir. Gökyüzüne her bakışımızda o yıldızların parıltısında kendi tarihimizin dürüstlüğünü ve yarınlarımızın aydınlığını görürüz. Aidiyetin bu sessiz ama derin gücüyle, 25 Nisan Çerkes Bayrağı Günü’müz kutlu olsun, gönlümüzdeki vatan sevgisi ve bayrağımızın temsil ettiği o yüce ahlak daim kalsın.
Burası Türkiye işte!
Çerkesçe, Gürcüce, Arnavutça, Pomakça hepsi yabancı dil...
İnsanların dillerini yasak ettiler, unutturdular ve bunun üzerine "yapay" Türklüklerini inşa ettiler.
Biz Türk değiliz, bunu kabul de etmiyoruz.
Seve seve siz Türkiyeliliği kabul edeceksiniz.