Abi siz tam olarak ne sanıyorsunuz? Kadınlar toplu taşımada tıkış tıkış gitmekten, hem işe hem eve yetişip yüklerini iki kat arttırmaktan piskopatça zevk mi alıyor sizce? Herkes plazada rahat çalışmıyor ki. Akşama kadar ayakta bulaşık yıkayan var, temizlik yapanı var, fabrikada çalışanı var. Çalışan kadın zaten ev işini de yapıyor yani yükü iki kat. Çocuklarından ayrılmak zorunda kalıyor. Bunları çok meraklı olduğu için yapmıyor hepsi. Hepsi de kariyer delisi değil. Kendilerini güvende hissetmek için yapıyorlar. Harcadıkları iki kuruş başlarına kakılmaması için yapıyorlar.
Ne zaman erkeklere nasihat vereceksiniz? Arkadaşlar bu kadınlar da bize güvenmiyor, biz nerede yanlış yapıyoruz diye takkeyi önünüze alıp düşüneceksiniz? Peygamberin kadına ikramın önemini, kadına iyi davranmasını, sevgi ve anlayış dolu olmasını öne çıkaracaksınız?
Öyle bir adam olmalıyım ki bu kadın bana sırtını dayayıp çalışmaya ihtiyaç duymamalı demeniz lazım. Sosyal medyadan birine mi atlayacak, yalan mı söylüyor, bir gün bırakır mı, babanın evinde de bu mu vardı diye başıma kakar mı, 15 sene emek verip ortada kalır mıyım? Sürekli bunlar dönüyor ve bu yüzden kariyer diyorlar. Kimse annesinin yaşadığı zorluğu yaşamak istemiyor. O anneler zaten kızım oku, çalış, kendini kurtar, benim gibi ezilme diyerek büyüttü. Devir değişti, kimse annesi gibi hem ezileyim hem sesim çıkmasın yapmayacak. Evlatlarınıza babanızın size davrandığı gibi davranabiliyor musunuz? Hayır. Birbirimize de davranmayacağız. Evet kadınlar da daha bakımlı ve güzel görünmek zorunda mesela. Kocasına daha yakın ilgi göstermek zorunda artık. Annen gibi paçalı donla gezmeyecek. Kocası başka şeyler görüyor çünkü elindeki telefonda. O kocayı eve bağlamak zorunda. Sen de baban gibi olamazsın. Başka model geliştirmek zorundayız. Bunu anlamıyorsunuz.
Bir de çok rica ediyorum herkes kendi cinsini eleştirsin. Çünkü iş rekabete ve düşmanlığa dönüyor. Bundan sonra öyle yapalım. Herkes kendini ve kendi cinsini sorgulasın nasıl daha iyi olabiliriz diye. Karşılıklı kendimizi düzeltirsek sorunlar azalır. Egolar ben ben, ben iyiyim dedirtiyor, gerçekler öyle değil. O ego dağları başımıza yıkılacak.
Kadının evi dört duvar değildir. Kadının evi erkeğin başını güvenle yaslayabileceği bağrıdır. Kadının evi güvendiği ve hayatını teslim edebildiği adamdır. Şikayetçiyiz. Bizi evsiz, ilgisiz, ortada bıraktınız. Bize evlerimizi geri verin.
Buna kimsenin itirazı yok. Hz. Fatıma’ya verilen zikir tavsiyesi, kadının yorgunluğunun kutsanması değildi, Mescid-i Nebevî’de açlık çeken yoksullar varken kamu hukuku hassasiyetiyle verilmiş bir teselliydi. Nitekim imkânlar düzeldiğinde kendisine işleri eşitçe paylaşacağı bir +
💬 Koçgiri aşireti Atatürk’e mektup yazar:
“Kürdistan’ı kurduk, bizi tanıyın; yoksa tanıtırız.”
🗣️ Atatürk, Koçgiri’ye haber salar: “Bekleyin Topal Osman Ağa sizi tanımaya geliyor.”
Topal Osman Ağa, bölgeye gider, isyanı ve sözde Kürdistancı isyancıları bir güzel bastırır…
Kıbrıs’ta ne olmuşsa Batı Anadolu’da aynısı ve hatta fazlası olmuştur.
Türk Mukavemet Teşkilatı Toros’u eski KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a, Ağrı’sı Dr. Fazıl Küçük’e ve Akıncı’sı Mustafa Kemal Tanrısevdi’ye , Koca Reis’i Dr. Burhan Nalbantoğlu’na , Bayraktar’ı Yarbay Rıza Vuruşkan’a ve Bozkurt’u Albay Kenan Coykun’a ve şehitlerimize rahmet ve minnet dilerim.
İşin ironik yanı, kötü bir cosplay ürünü olan şivesiyle Apo'nun çantacılığını yapıp, PKK'ya alan açmaya niyeti olmayan Türkleri tehdit ederek cumhuriyetin hayrını (hem maddi hem de manevi olarak), onuruyla yaşayan vatansever Türk vatandaşlarının hayalini bile kuramayacağı şekillerde gördü. Mevcut cumhuriyetin kimin cumhuriyeti olduğunu göstermesi açısından oldukça faydalı bir örnekti.
Annem dört dörtlük biri. Her işi de ibadet olarak görür. Ancak kendine ait hiçbir kişisel alanı yok. Tüm hayatı, kimliği ve enerjisi başkalarına hizmet etmek ve o hiç bitmeyen ev döngüsünü ayakta tutmakla geçiyor. Tükenmişliği ibadetle örterek o yorgunluğu iyileştiremezsiniz.