Bunlar biliniyor mu?
22 Temmuz 1920.
-Sevr Antlaşması için Padişah Vahdettin Saltanat Şurası’nı toplar.
-Em.General Rıza Paşa dışında, toplantıya katılan herkes Sevr Antlaşmasını kabul eder.
-3 kişilik Osmanlı Heyeti, Paris’in Sevr semtinde Osmanlı Devleti adına Sevr Antlaşması’nı imzalar.
-Ankara’da M. Kemal Paşa’nın başkanı olduğu TBMM 19 Ağustos 1920’de toplanır. Sevr’i kabul etmez. Sevr’i onaylayan ve imzalayanları vatan haini ilan eder.
-Bir avuç Çılgın Türk, İstiklal Savaşı’nı zaferle sonuçlandırır. Ve muhteşem bir diplomatik zaferle, Sevr’i yırtıp çöpe atarlar, yerine Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasını sağlarlar.
-Şimdi bu vatanda yaşıyor, bu mavi gök bizim diyorsak, bütün bunları o kahramanlara borçluyuz.
-Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’yı, silah arkadaşlarını ve vatandan başka sevgili tanımayan o kuşağı saygı ve minnetle anıyorum.
#sevr #atatürk #lozan
Unutmayın BİR KARAR DAHA ÇIKTI! Belediye iştiraklerinin şirket kurma ve iktisadi faaliyet yapma (!)konusundaki bütün kararlar cumhurbaşkanlığına bağlandı!
CHP'li belediyelerin halkın canı yanan yerlerde lokanta açması, yurt yapması, kreş filan hepsi saraya bağlandı...
Seçme kardeşim belediye başkanı filan ben varım diyen bir demokrası (!)
NE yapılmak istendiğini anlamayanlara duyurulur
unutmayın
unutmayın
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır:
“Torbacı kılıklı, mafya kılıklı, ne olduğu belirsiz silahlı insanlarla geliyorlar. Herkesi Genel Merkez’e sahip çıkmaya davet ediyoruz.”
CHP genel merkezini savunan insanlara saldıran, ne olduğu belirsiz kişilerin işte o anları:
Tarihi Uyarı:
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye’nin İstanbul ve Çanakkale Boğazları üzerinde ‘tek hakim devlet’ olmasını sağlayan, Lozan’dan sonra ülkemizin akdettiği en önemli milletlerarası sözleşmedir.
Montrö Sözleşmesi, Karadeniz’e kıyısı olmayan bütün devletlere ve Rusya da dahil olmak üzere kıyısı olan devletlere, bu iki önemli su yolu üzerinde tek hakimin Türkiye olduğunu gösterir.
Montrö’nün Türkiye’ye sağladığı bu münhasır hakimiyet hakkının bozulması ABD başta olmak üzere bütün batı devletlerinin yıllardan beri hiç değişmeyen hayali ve amacıdır.
Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin yıllardan beri tek amacı gemilerini, büyüklük, tonaj, taşıdıkları silah ve diğer yükler bakımından Montrö’den kaynaklanan hiç bir sınırlamaya tabi olmaksızın boğazlardan Karadeniz’e geçirmelerini ve süre sınırlaması olmadan gemilerinin Karadeniz’de kalmasını sağlayan yeni bir uluslararası düzenlemeyi hayata geçirmektir.
Bu amaca hizmet eden gelişmeler sadece Türkiye’nin sahip olduğu vazgeçilmez hakimiyet hakkına zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda da Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirir.
Boğazlarda konuşlanacak NATO üssü, Montrö’nün bozulması ve Türkiye’nin sahip olduğu münhasır hakimiyet hakkını kaybetmesi anlamına gelir.
ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaş bahane edilerek ABD ve NATO’nun bu dayatması Türkiye’nin Boğazlar üzerinde sahip olduğu üstün haklarına uluslararası hukuk bakımından geri dönülmez zarar verir.
Bu dayatmalar kesinlikle kabul edilmemelidir.
ABD ve İsrail’in komşumuz olan bölgede yarattığı savaş ve yıkımdan ülkemizi korumanın tek yolu, boğazda NATO üssü değil Türkiye’nin kendi hava savunma sistemlerini ve gücünü arttırmasıdır.
Ülkemizin ve dünyanın gözbebeği İstanbul’da NATO üssü kurmak Türkiye’nin sahip olduğu uluslararası çıkarlarlarına aykırıdır.