Denginiz olmayanlara denginizmiş gibi davranırsanız, aranızdaki gerçek farkı kavrayamayıp size kendi seviyelerindeymiş gibi muamele ederler. Buradaki denklik; statü, gelir ve diploma değil; davranışsal klaslık, dünya görüşü ve vizyonerlik gibi kişisel standartları ifade eder.
Trabzon kültüründe kadın sadece çocuk büyüten biri değildir; erkeğin rotasıdır. Trabzon erkeğinin o heyecanlı, bazen fevri yapısını dengeleyen, ona doğru zamanda doğru sakinliği ya da doğru "cesareti" veren eşidir.
Biz eskiden öğretmenlerimize saygıdan bazen nefesimizi bile tutardık. Sınıfta bir bakış yeterdi, herkes kendine çeki düzen verirdi. Öğretmen sadece ders anlatan değil, yol gösteren, yön veren bir otoriteydi.
Zamanla çok şey değişti. Yeni nesil daha özgür ve daha rahat büyütüldü; bu kötü değil ama sınırlar giderek silikleşti. Saygının yerini “ben bilirim” duygusu almaya başladı. Otorite zayıfladıkça nesilin dengesi de değişti.
Oysa eğitim sadece bilgi vermek değil, bir karakter inşasıdır. Küçüğün büyüğe saygısı, büyüğün küçüğe yol göstericiliğiyle anlam kazanır. Sevgi ile saygı birlikte yürümelidir; ne baskı ne de başıboşluk sağlıklıdır. Eskiden sınıfta bir arkadaşımızın saygısızlığını ayıpladığımızda bu sadece onu uyarmak değil, hepimizin kendi davranışını sorgulamasına vesile olurdu. O küçük özeleştiri kültürü aslında sınıfı sınıf yapan en önemli şeydi.
Bugün eksik olan şey de tam olarak bu denge ve sorumluluk hissi. Eğer bunu yeniden kuramazsak, sadece eğitim değil, toplumun kendisi de zayıflamaya devam eder.
Bir kütüphane sustu bugün… İlber Ortaylı sadece bir tarihçi değildi; onun anlattıklarıyla büyüdüğüm, eserleriyle düşündüğüm, rehberliğiyle öğrendiğim bir bilgeydi. Nesillerin ufkunu genişleten bir ışık… Türk ve Türkçü duruşuyla da yolumuzu aydınlattı. Ardında unutulmayacak bir miras bıraktı. Yeri her zaman ayrı olacak. Gerçek bir vatansever Türkçüyü kaybettik, başımız sağolsun.