ÖZEL HABER | TÜRK ŞİRKETİNİN YAPTIĞI BİNALARDA YAKLAŞIK 800 ÖLÜ, 600 KAYIP! KOMPLEKS İÇİN YIKIM KARARI ALINDI!
Komplekste yaşayan Venezuelalılar doğrudan Türkiye'ye seslendi: "Altyapı ve hasar tespiti için bize yardım edin. Madem depreme dayanıklıydı, neden dayanmadılar?"
Venezuela’da Türk şirketinin inşa ettiği 3.400+ konutluk devasa kompleks için depremin ardından yıkım kararı alındı. Sahadaki görevli ve yetkililerin aktarımlarına göre komplekste yaklaşık 800 can kaybı ve 600 kayıp olduğu kaydediliyor.
Mahalle sakinleri ise Sivil Savunma yetkililerinin kendilerine binaların dayanıksız olduğunu söylediğini belirtiyor. Yıkımın boyutu ve depremzedelerin tanıklıkları videoda..
📌 Mustafa Özdemir, La Guaira/ Venezuela
#Deprem #Venezuela #ÖzelHaber #Sondakika #Summa #Venezuella
Dün akşam arkadaşlarımla Nişantaşı’nda çok popüler o lüks mekanlardan birine gittik. Hesap geldi, menüde yazmadığı halde %15 Servis Ücreti eklemişler. Kartla ödedim. Tam kalkacakken garson başımıza dikilip POS cihazını sallayarak '' nakit bahşiş bırakmak zorundasınız, karttan çekilen servis ücreti şirkete gidiyor'' dedi
Hiç bozuntuya vermedim, "Maaş politikanız patronunuzla aranızda. Ama madem ekstra ücret istiyorsunuz, çağırın müdürü, hesaba neden usulsüz ücret yansıttığınızı ona soralım" dedim.Kalkıp doğrudan işletme müdürüne gittim, durumu anlattım. "Müşteriyi masada sıkıştırarak maaş fonlamayın, zaten gereksiz yere servis ücreti ödedim, yetmezmiş gibi zorunlu bahşiş alındığı nerede görülmüş?" dedim, bin tane özür diledi. Bu yeni nesil mekan zorbalığına prim vermeyin, SESİNİZİ ÇIKARIN !
Hem arkeolojik sit, hem Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan, hem Kesin Korunacak Hassas Alan, hem de hassas olan ekosistemi dengeleyen çok önemli bir yer. Milli takım futbolcularına villa vereceğim ayağına koca bir kasaba kurnak istiyorlar. Su yok ve kanalizasyon da büyük sorun.
YUHHH ARTIK...!!!
Deniz Göktaş'ın avukatı, ters kelepçe görüntüsü için 5 kez sahne kurgulandığını anlattı:
"Deniz’in gördüğümüz sahnesi ilk girişi değil.
Deniz’e bu sahne 4-5 kez yaptırılmış. 'Geri gel, doğru olmadı, bir daha' gibi.
5 kez bu yaşanmış. Burada buna tepki veren toplum kesimlerine, bu linç kampanyasını yürütenlere deniyor ki: 'Rahatlayın, biz bu çocuğu da böyle aldık.' Bu mesaj veriliyor."
(Kısa Dalga)
🔴 Gençler gerçekten iş beğenmiyor mu?
Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara, hazırladığı iki farklı özgeçmişle 3 ay boyunca yüzlerce iş ilanına başvurdu.
📌 1. Aday: Marmara Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu, iki yaz stajı, B1 seviyesinde İngilizce, bilgisayar programları sertifikaları.
📌 2. Aday: Ankara Üniversitesi İşletme mezunu, iki yaz stajı, B1 seviyesinde İngilizce, bilgisayar programları sertifikaları.
Araştırma kapsamında;
• 1. aday için 162,
• 2. aday için ise 147 farklı iş ilanına başvuru yapıldı.
Toplam 309 başvurunun hiçbirine geri dönüş yapılmadı. Geri dönüş sayısı: 0 (sıfır).
Bakın, bu videoda gördüğünüz cennet yer, "Milli Takım oyuncularına villa hediye ediyoruz" bahanesiyle katledilmek istenen bölgedir. Burası, yıllardır birinci derece sit alanı olarak korunan, nesli tükenmekte olan binlerce canlıya ev sahipliği yapan ve antik kent dokusuna sahip muhteşem bir doğa harikasıdır. Bizim uyanık Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, futbolcular üzerinden bu cennet yerin reklamını yaptırarak, bugüne kadar korunması için alınmış tüm mahkeme kararlarını hiçe sayıyor. Sit alanı olan bu bölge için yeniden mahkemeye başvurup onay çıkartarak, imara açılan bu yere tam 4 bin adet villa inşa edecek…Hiçbir futbolcumuz bu evleri istemezken "Zorla bu çocuklara evlerini vereceğim" diyerek haber ve basında algı oluşturup, arka tarafında 9.7 milyon metrekarelik devasa doğayı katledecekler.
25 Aralık 1991...
İstanbul'un göbeği, Bakırköy...
Alışveriş yapmak için mağazaya gelen insanlar...
İşine gitmiş çalışanlar...
Çocuğuna kıyafet almaya çıkan anneler...
İki yaşındaki bir bebek...
Hiçbirinin elinde silah yoktu.
Hiçbiri çatışmanın tarafı değildi.
Hiçbiri o gün öleceğini bilmiyordu.
Öğle saatlerinde yüzlerini kaşkollarla gizleyen yaklaşık 100 kişilik bir grup, "Yaşasın Başkan Apo", "Yaşasın PKK", "Vur gerilla vur, Kürdistan'ı kur" sloganlarıyla Çetinkaya Mağazası'nın önüne geldi.
İlk yaptıkları şey mağazanın girişini kapatmaktı.
Ardından 50'den fazla molotof kokteyli mağazaya ve vitrinlere atıldı.
Bir anda her yer alev aldı.
İçeride bulunan insanlar panikle üst katlara kaçtı.
Çıkış kapısı alevler içindeydi.
Son umut olarak yangın merdivenine yöneldiler.
Fakat o kapı kilitliydi...
Arkanızdan alevler yükseliyor...
Duman nefes aldırmıyor...
Yanınızda çığlık atan çocuklar var...
Ve sizi hayatta tutacak tek çıkış kapalı...
İtfaiye geliyor ama merdivenleri terasa yetişemiyor.
Bazıları ipe tutunarak kurtuluyor.
Bazıları ise yangın merdiveninin önünde dumandan boğularak can veriyor.
O gün hayatını kaybedenler:
• Ahmet Çetinkaya
• Hasan Dervişoğlu
• Merve Gül Bakkal (2 yaşında)
• Sezer Bakkal
• Hatice Çelik
• Habibe Çelik
• Zübeyde Nadir
• Şadiye Nadir
• Rezzan Seda Kızılkırmızı
• Süheyla Kızılkırmızı
• Yaver Ağabeyli
• Şengül Aras
Şimdi bir an durup düşünün...
Böyle bir terör eyleminin içinde yer alıyorsunuz.
Sonucunda 12 masum insan hayatını kaybediyor.
Aralarında iki yaşında bir bebek var.
Yıllar sonra cezaevinden çıkıyorsun
Ama zerre pişmanlık göstermiyorsun
Normalde sessizce kenara çekilmen gerek değil mi?
Ama yoook!
Üstten tehdit etmeye devam ediyor!
Sonra da çıkıp barıştan, demokrasiden ve kardeşlikten söz ediyor!
Üstelik bugün, devletin buna izin vermesiyle miting miting dolaşıp bunu adeta bir gövde gösterisine dönüştürebiliyor.
Allahım biz ne yaşıyoruz?
Futboldan anlamam ama insan davranışından anlarım. Voleybolcu kadınlara şampiyonluktan sonra esirgenen desteği, ortada hiçbir başarı yokken futbolculara verenler bu sonucu hazırladı. Devletin de, markaların da, halkın da buradan çıkaracağı ders açık: Önce performans, sonra ödül. Önce başarı, sonra alkış.
Davranışbilimin temel kuralı şudur: Ödüllenen davranış devam eder! Türkiye olarak futbolda yıllardır devletiyle, markasıyla, taraftarıyla vasatlığı ödüllendiriyoruz.
Geldik gidiyoruz.
56 yıldır insanımızın zirai ilâç kalıntısı olmayan meyve ve sebze yiyebilmesi için çok uğraştım, çarpıcı programlar yaptım ama maalesef başaramadım.
Hollanda artık hiç ilâç kullanmadan, tamamen biyolojik mücadele ile ürün yetiştirmeye geçiyor.
Biz ise halâ izin verilenin 158 katı ilâç kullanabiliyoruz!
Özellikle çocuklarımıza sağlıklı ürün yediremediğimiz için üzgünüm çok.
Affedin bizi sevgili çocuklar...
Can Yılmaz, Türkiye’de tatil fiyatlarında Türk vatandaşına çıkan farkı eleştirdi:
🔹 “Almanya’dan geliyorsan 3 gün 4 gece 20 bin TL.”
🔹 “İstanbul’dan geliyorsan aynı tatil 56 bin TL.”
🔹 “İngiltere pasaportuyla 26 bin TL’ye kalıyorsun.”
🔹 “Aradaki 30 bin TL Türk vatandaşı olmanın cezası mı?”
🔹 “Dışarıdan geliyormuş gibi rezervasyon yapıyorsun.”
🔹 “Sonra otele gelince Türk olduğun anlaşılıyor.”
🔹 “Bu kez 30 bin TL daha istiyorlar.”
🔹 “Ben 26 bine Yunanistan’a giderim.”
🔹 “Halkidiki’de kalırım.”
🔹 “Mis gibi tatilimi yaparım.”
🔹 “Kirazı kiraz, çileği çilek tadında yerim.”
🔹 “Enayilik devri bitti.”
Bir vatandaş, Rümeysa Kadak'ın ‘Marmaray'ı Erdoğan yaptı’ iddiasına belgeli yanıt verdi:
“15 Şubat 2000'de Japon hükümeti ve firmalarıyla anlaşma sağlandı, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'di.
Marmaray'da geçiş ve yolcu garantisi yok, buradan bile bunun bir AKP projesi olmadığını anlayabilirsiniz.”
AKP yapsaydı, kesin yolcu geçiş garantisi verilirdi.!
Vakıf üniversitesini kontrol altına almak için kapatmaya gerek yok arkadaşlar. Sahibini değiştirirsiniz, yandaş olur bir günde. İstediğiniz gibi düzenlersiniz Sadece kampüse çökmek için vakıf üniversitesi kapatılır. Santral çok kıymetli.
Ümit Özdağ, ölmeden görmek istediği şeyleri sıraladı:
• İstanbul Havalimanı’nın tekrar Atatürk Havalimanı olduğunu.
• Kuleli Lisesi’nin açıldığını.
• Deniz Kisesi’nin açıldığını.
• GATA’nın açıldığını.
• Suriyeli ve Afganların döndüğünü.
• Devlet Planlama Teşkilatı’nın kurulduğunu.
• Öğrencilerin tek kişilik odalarda kaldığını.
• Bursla zorlanmadan 1 ayı geçirebildiklerini.
• Tiyatro ve sinemaya gidebildiklerini.
Butlan kararının sadece CHP’yi ilgilendirdiğini sanan ve CHP şöyle yapmalı böyle yapmalı diye yazanlara ve konuşanlara bir çift lafım var. Butlan kararı CHP’ye değil, Türkiye’ye verildi. Artık seçim yoluyla iktidarı değiştirmenin yolu kapatıldı. YSK fiilen kaldırıldı. Hukuk devletinin, demokrasinin, siyasi zeminin, serbest seçimlerin tabutuna bir çivi daha çakıldı. Son çivinin çakılıp çakılamamasını CHP başta olmak üzere tüm siyasi kurumların ve sivil toplumun direnişi belirleyecek. Belarus, Rusya gibi mi olacağız yoksa bize giydirmek istedikleri bu kefeni yırtıp atacak mıyız?
Duyduk duymadık demeyin! Çiftçinin artık kendi yetiştirdiği fideyi satması da yasak!
Cezası 350 bin TL.
Fİde yetiştirdiği için ödül verilmesi gereken "milletin efendilerine" resmen zulmediyorlar.
Esra Işık tahliyesinin ardından açıklama yaptı:
"Toprağımı, köyümü, memleketimi savunduğum, sahip çıkmaya çalıştığım için 42 gündür tutukluydum.
Biz 3 kuşağız mücadele eden, benim anneannemin köyü yok edildi, dedemin köyü yok edildi, babaannemin köyü yok edildi. Daha nereye kadar yok edeceksiniz? Nereye kadar bizi yoksullaştıracaksınız? Nereye kadar bizi mülksüzleştireceksiniz? Nereye kadar bizi insanlıktan, yurttaşlıktan çıkaracaksınız?
Beni bu memlekette hakkını arayan herkese göz dağı olsun diye tutukladığınızı biliyoruz, biz bu yoldan dönmeyiz, biz haklıyız.
Benim için gerçek özgürlük topraklarımın özgürlüğe kavuştuğu gündür.
Biz artık insanca yaşamak istiyoruz, bize bunu çok görmeyin.
Bizim mücadelemizi kırmak istediler ama bizim mücadelemiz öyle bir günde kırılacak bir mücadele değil, biz yılların acısıyla buradayız.
Bugün Esra'yı tutuklarsınız, yarın Necla'yı tutuklarsınız, öbür gün başka birini tutuklarsınız, benim bir babaannem var Yörük, o ben cezaevine girdikten sonra babamı teselli etmek için 'hakkını arayanlara kelepçe dayanmaz' demiş.
Bana demişler ki 'kaçma şüphesi var' ben şimdi koşa koşa köyüme gidiyorum, insanlarıma gidiyorum."