#sağlıkbakanlığı@drfahrettinkoca@ziyaselcuk
Çünkü sağlıkçı ölebilir,çünkü sağlıkçının canının kıymeti yok,bizim anamız babamız yok,sevdiğimiz yok değil mi.öğretmenler de görev yerlerinde https://t.co/333YA8bxVc bıktık her şeyin önüne sürülmekten...
Keşke ebeveynler onlara saygı gösterilmesinin ne kadar önemli olduğunu vurguladıkları kadar çocuğun kendisine de saygı duymasının aslında çok önemli olduğunu da vurgulasalardı belki bu kadar psikolojik olarak hasar almış yetişkinler olmazdı…
Yalan söylemek ya da bilinmesi gereken bir bilgiyi gizlemek —>”Senin bununla başa çıkacak güçte olduğuna inanmıyorum”değil de; aslında “ben senin bu gerçeği bilmenin sonuçlarıyla başa çıkabilecek güçte değilim”.
İnsan sürekli kendisiyle birlikte yaşıyor olduğundan diğer insanları da kendi gibi düşünür, hisseder, tepki verir zanneder. Sözgelimi yaptığı bir şeye karşılık beklediği bir tepkinin nasıl olur da ötekinin vermediğine hayret eder.
Bir insana en fazla iki kez jest yapmanız gerekir, üçüncü adım karşıdan gelmezse kendinizi geri çekmelisiniz. Terazinin eşitçe sarkan iki kolu gibi dengenin bozulmasına izin verirseniz kendinize saygınızı kaybedersiniz.
“Çivi çiviyi yerinden etmez.Aşkı herkesle yaşanılabilir sanmak yanılgıdan öteye geçmez. Ruha dokunmadan tene dokunmak mutluluk vermez.Birinin hayatını tepetaklak eden, çıktığı yolda düzlük görmez. Gelen gideni her zaman aratmaz ama gideni gitmeye mecbur bırakanın arayışı bitmez.”
Hicran; ayrılığın hüznü, birinden veya bir yerden uzak kalmanın hasretidir. Gönülde kapanmaz yara, ayrılığın yüküdür.
Arapçadan dilimize giren sözcük, hicri, hicret, muhacir ve tehcir ile aynı köktendir.
Kelimenin tarifi kolay. Bir de gönlünde hicranı taşıyana sormak gerek.
“Çivi çiviyi yerinden etmez.Aşkı herkesle yaşanılabilir sanmak yanılgıdan öteye geçmez. Ruha dokunmadan tene dokunmak mutluluk vermez.Birinin hayatını tepetaklak eden, çıktığı yolda düzlük görmez. Gelen gideni her zaman aratmaz ama gideni gitmeye mecbur bırakanın arayışı bitmez.”
Hayatımıza aldığımız insanlar bizi dönüştürür. Güvensiz, iyi gelmeyen, insanı türlü şüphelere düşüren kişilerle temasta kaldıkça insanın algısı ve kendiyle ilişkisi değişir, kendine güvensizleşir. ‘Sağlıklı olan neydi?’, karışır.. Hastalıklı ilişkiler hastalık üretir.
Kendinizi tetikleyicilerinizden daha çok sevin. Sevin ki; önünüze çıktığı zaman, ben şimdi, burada kendimi hırpalamayı değil, kendimi anlamayı ve durumu yönetmeyi seçiyorum diyebilin.
“Her halinle kabul göreceğini bilmenin dayanılmaz çekiciliği ve hafifliği.. En kızgın anda bile sana bakan gözlerin içindeki pırıltıda gördüğün koşulsuz sevgi.. Hem arkadaşlıkta hem aşkta bulunması da kaybedince yerine konması da en güç özelliklerden biri.”