Eğer siz dana besliyorsanız
Çiftçilikle uğraşıyorsanız bazı siyasi parti teşkilat üyeleri sizinle dalga geçebilirler
sığır çobanı diye .sığır çobanı milletvekili mi olur derler .
Bunlara aldırış etmeyin gençler .
Evet çobanım ,çobanlık peygamber mesleğidir siz dalga geçebilirsiniz ama “benim için önemli bazı şeyler “
dersiniz sizden oy istemeye geldiklerinde .
3 milyon çiftçiyi küçümsemek kimsenin haddine değildir.
Kimseyi çoban diye küçümsemeyin,size lazımsa o çoban gibi 3 milyon çoban var ülkede
Anladın mı Konya Üst Kurul Delegesi Muzaffer ?
Senin yaşadığın şehir Konya’nın tarihine bir bak,Türklere Anadolu’nun kapısını açan Alparslan ve askerleri hatta Büyük/Anadolu Selçuklu Devleti de sana göre dalga geçilebilir o halde, onlarda çobandı !
Onlarla da dalga geçiyormusun Konya Üst Kurul Delegesi Muzaffer?
Ne güzel hem paygamberle hem Alparslan ile dalga geçiyor çoban diye ,bu adam kendi parti milletvekili ile dalga geçmiş çok mu ?
3 milyon çiftçi içinde bende bir çiftçi kardeşinizim ..
Gitgide yaşlanan çiftçi nüfus oranına baktığımda üzülüyorum.
Hem gençlerimizi çiftçiliğe özendirmek hem çiftçilerimizin sesi olmak için mücadeleme devam ediyorum.
Hasatta ki tüm çiftçilerimize bereketli olsun dileklerimi iletiyorum
Konuk olma bedeli İYİ Parti’nin bütçesinden ödenen televizyon ve dijital medya programlarında söz alıp;
Diye başlayan twitime ;
Şule isimli bir gazeteci hanımefendi (sanırım programın yapımcısı ya da sunucusu kendisini tanımıyorum)
“Ben para almadım programa çıkartmak için “ diye sitem etmiş.
Biraz da sitemi abartmışlar arkadaşlar hep beraber ,ama canları sağolsun.
Elbette insan bir haksızlığa uğradığında işte böyle parlar ,benim orada kastım Şule hanımın şahsına ya da ekibine değildi .
Kastetmek istediğim siyasi partiler tv programlarından ya da o dönemin izlenen internet programlarından yayın paketi satın alır ve oraya kendi belirlediği yöneticilerini gönderir.Bir televizyon sahibi olarak içinde olduğum sektörü ve siyasi parti medya işlerini biraz biliyorum.
Şule hanımın ne şahsı ne programı ile alakalı bir art niyetim olmadan oradaki arkadaşlar dahil eğer üzdüysem özür dilerim .
Çünkü niyetim orada Şule hanıma ve arkadaşlarına laf etmek değil ilgili şahsa partinin gücüyle partinin milletvekiline mi sallıyorsun cümlesi ile başlamaktı.
Göz meselesine gelince her zaman her yerde gözüm sağlam görür :) Şule hanım bunu bir davet olarak aldım.
Şule hanım lütfen üzülmeyin haksızlığa uğradığında insan sinirlenir bunu en iyi ben biliyor ve yaşıyorum .
Kendi yaşadığım haksızlıkları bilerek kendim yaşatmam asla mümkün değildir .
Umarım siz ve ekibinizin gönlünü almak için bir gün bir fırsat olur.
Tekrar hakkınızı helal edin kastım siz ya da ekibiniz değil siyasi partilerin rutin uygulamalarına yönelikti.
Parti içerisinde ki büyüklerime bildirmeme rağmen İstanbul teşkilatında bulunan aslında partiye değilde ilgili kişiye bağlı ilçe başkanları ve yönetimleri hali hazırda İyi Parti milletvekiline saldırmaya devam ediyor.Zira şahıs parti teşkilatlarında ve parti yetkili kurullarında kendine adamlar yerleştirerek ekipler kurmuş.Hak ettiği için değil elinde ki delege gücü nedeniyle adam yerine konulup kurultaylarda pazarlık ederek aldığı makamlar bile yetmemiş ki ,şahsın parlayan ya da öne çıkan vekillere saldırı ekibi bile var.Anlatacak çok şey var da.!!
Arkadaşlar sosyal medya üzerinden,mahrem kalması gereken şeyler üzerinden bir tartışma yapmak istemediğimi size ilk mesajımda bildirdim.
Sn.Müsavat Dervişoğlu’nun şahsına ve emeğine olan saygım ve onu bir baba-oğul gibi sevdiğimden,sevgimden dolayı susuyorum,susmaya da devam edeceğim.
Sabrımı zorlamayın!
Medya üzerinden bana saldırmaya devam ederseniz bende artık kendimi savunmak için konuşurum.
Videoda oluşturulmak istenen algı tam olarak firari kaçaklar ya da korkakların, söyleyecek sözü ve yüzü olmayanların yaptığı şekilde ‘telefonu kapattı kaçtı’ algısı oluşturmaya çalışmak alçakça bir eylemdir.
Ömrümün hiçbir döneminde, hiçbir tarihinde telefonum kapanmamış ve değişmemiştir.
Yaklaşık olarak 20-25 senedir aynı numarayı kullanırım. Bir gün dahi kapattığım olmamıştır.
Bahsi geçen şahıs beni aradı ve ben telefonunu açmadım. Çünkü muhatabım kendisi değildir.
25 Haziran 2026 tarihinde Sayın Genel Başkanımızla telefonda görüşerek 26 Haziran Cuma gününe randevu aldım.
26 Haziran günü Genel Merkezimizdeki makam odasında parti içerisinde yaşadığım sıkıntıları, görüş ayrılıklarını detayları ile kendisine aktarıp bir çözüm bulması yönünde taleplerimi ilettim.
Parti içi mahrem konuları sosyal medya da ya da televizyonlarda konuşacak değilim.
Yaşadığım sorunları bizzat Sayın Genel Başkanımıza, konunun muhatabına yüz yüze aslan gibi delikanlı gibi gidip anlattım.
Ne korkak firariler gibi telefon kapattım ne söyleyecek sözü olmayan haksızlar gibi beni arayan kişilerden kaçtım.
Tam tersine arayan bir çok milletvekili dostumla gerek telefonda gerekse yüz yüze buluşmalarımızda görüştüm.
Ben yaşadığım tüm sıkıntıları yaklaşık üç hafta önce Sayın Genel Başkanımıza yüz yüze iletip, ümitle sorunlarımız çözülür diye sessizce kendi köşesinde beklerken;
Parti parasıyla ödenen programlarda hâlâ parti milletvekili olan birine bu şekilde alçakça saldırılmasını kınıyorum.
O gün anlattıklarımın canlı ve yeni bir örneğini bugün Sayın Genel Başkanımızda izlemiştir umarım.
Hiç tasvip etmediğim medya üzeri tartışmalara lütfen beni çekmeyiniz.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili ve İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu’nun, katıldığı bir sosyal medya programında “İYİ Partide AK Parti’ye katılacak milletvekili var mı?” sorusuna verdiği “Kimsenin namusuna kefil olamayız.” cevabı benim için kabul edilemez.İYİ Parti de ki milletvekillerinin namusuna şerefine onuruna kefil olamıyorsan neyin sözcüsüsün sen? Namussuzluğun mu?
Sen nasıl Grup Başkanvekilliği yaptın ki benim, üç kadın milletvekilinin ve diğer milletvekili arkadaşlarımın namusunu ağzına alıyorsun?
Biz namusumuzu sokakta mı bulduk? Yoksa senin bunu siyasi malzeme yapmana müsaade mi ettik?
Buradan tüm İYİ Parti milletvekillerine soruyorum: Namusunuza kefil olmadığını söyleyen bu kişiyi parti sözcüsü olarak kabul ediyor musunuz?
Bu yaklaşım kabul edilemez.
Bu anlayıştan hareketle bir başka soruyu da sormak istiyorum. Merkez sağ düsturuyla yola çıkan partimiz, bugün MHP’den veya AK Parti’den istifa ederek aramıza katılan üyeleri teşkilatlarımız aracılığıyla gururla tanıtıyor, rozet takıyor.
O hâlde, Sayın Buğra Kavuncu’nun “namus tanımı”mantığına göre bu insanlar da mı namussuz? Zira kendisi, İYİ Parti’den ayrılıp AK Parti’ye geçenlere “namussuz” diyor. Eğer öyleyse, aynı anlayışla partimize katılan insanları neden kabul ediyoruz?
Sana göre o zaman İyi Parti kurulurken MHP’den ayrılanlarda mı namussuz Kavuncu ? Bu utanç verici videonun affı olamaz .
İşte bu çelişkiyi ve milletvekillerimizin namusunu tartışmaya açan bu zihniyeti kabul etmiyorum.
Namusumuza kefil olamadığını söyleyen bu arkadaşın bırakın parti sözcülüğünü, partide dahi yeri yoktur. Derhâl ihraç edilmelidir.
Aksi takdirde ben kendi namusuma kendim sahip çıkarım. 46 senedir şerefimle yaşadım,birileri gibi ihale kovalayıp belediye başkanlarına yalakalık yapmadım.
Namusumuza kefil olamadığını söyleyen bir şahısla aynı partide bulunmam mümkün değildir,
biraz onuru namusu varsa kefili olmadığı güvenemediği inanmadığı insanların sözcüsü olmaz istifa eder.
Pazarcık’ta meydana gelen ve şehrimizde hissedilen depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Allah hepimizi korusun.
Para yatırdığınız derneklere dikkat ediniz.
Nitelikli dolandırıcılık suçu oluşabilmesi için dolandırıcılığın nitelikli hali oluşmalıdır.
Dolandırıcılığı nitelikli hale getiren sebepler ;
-Dini inançlar ve Milliyetçilik üzerinden istismar
-Zor şartlardan yararlanma
-Meslek veya Ticari ünvanların kullanılması
-Bilişim sistemleri,internet,sosyal mecralar,radyo,Tv reklamları kullanılması.
Google’da Tck 158 diye aratarak daha detaylı bilgiler edinebilirsiniz.