85 yaşındaki Milton, evinden çıkıp 2 km boyunca yürüdü ve köprüye geldiğinde kendini düşünmeden aşağı attı. Arkasında bıraktığı notta şu yazıyordu:
“Eğer yolda biri bana gülümserse intihar etmeyeceğim.”
Mesela ben çok gülerdim, çok konuşur, saatlerce aynı konudan bahsedebilirdim. Ama bir şeyler oldu gerçi bir şeyler hep oluyordu ama ben geç farkettim işte. Bazı konuları aşamadım, bazı şarkıları susturamadım bazı cümleleri unutamadım.Yok oldum son zamanlarda.
Seneler önce bir kitapta okumuştum;
Hayat 18 bilemedin 20 yaşına kadar yaşadığın kadardır. Ondan sonrası hep bi tutunma çabası, hayatta kalma mücadelesi, kalp kırıklığını onarma meselesi insan ne yaşarsa küçükken yaşar. Yaş geçti mi her şey için çok geçtir.
Çok erken geçtik hayattan. Çok çabuk yorulduk. Oysa henüz yarısına bile gelemedik yaşamın. Her şeyi çok iyi anlamanın, her şeyin boş olduğunu bilmenin verdiği yorgunluk bu. Erken yorulduk, genç yaşta ihtiyarladık..
Herkes kaybedecek birgün;
Kapısı kapalı morg.
Soğuk mezar taşı.
Ölüm kazanacak..
O zaman anlayacaksın Dünyanın boş olduğunu. İşte o zaman iş işten geçmiş olacak.
Beni güzel hatırla!
Bunlar son satırlar...
Farzet ki, bir rüzgardım, esip geçtim hayatından ya da bir yağmur sel oldum sokağında sonra toprak çekti suyu.. kaybolup gittim, belki de bir rüyaydım senin için uyandın bittim.
Dalga gelirken yıkmaz kimseyi. Giderken yıkar. İnsanları en çok gidenler mahveder. Gidenler sanar ki kalanlar hep mutlu. Oysa ki gidenler en çok kalanları üzer.
Yoruldum artık...
Ne konuşmaya hevesim ne yaşamaya halim var..
Ne insanları alttan alacak sabrım kaldı. Ne fedakarlık yapacak kalbim.
Kısacası TÜKENDİM.
Bir daha yüzüme kapanan hiçbir kapının arasına elimi koymayacağım. Bir daha beni sırtımdan vuran kimseyi kalbime yara yapmayacam. Vurulduğum yerden tek başıma kalkmasını bilecem.
Hayatımda ilk defa ne hissettiğimi ifade edemiyorum. Nasıl olduğumu ya da ne düşündüğümü. Elimi kolumu bağladı bütün olanlar, tek yapabildi��im elim kolum bağlı beklemek. Acı içinde beklemek..