Şule Aydın: "İlk gün de söyledik, Murat’ı itibarsızlaştırmanıza izin vermeyiz.
Ben, herhangi bir iktidara sürekli haber ve sadece yandaşlık dışında hayatında hiçbir şey yapmayan insanlar için bile “Para mı aldı?” diye bakmıyorum.
Aklıma gelmiyor bu, sizin anında aklınıza geliyor. çünkü başka bir yaşam biçimi, hayat biçimi bilmiyorsunuz.
O kadar hayatınızı fiyatlandırarak yaşıyorsunuz ki aklınıza ikinci bir seçenek gelmiyor, çünkü fiyatla yaşıyorsunuz, kendiniz gibi herkesin alınır satılır olabildiğini düşünüyorsunuz."
Fon vurgununda insanların 2.2 milyar TL’sini çalan Fatma Betül Sayan Kaya’nın elini kolunu sallayarak gezdiği, 440 vurguncunun isminin gizlendiği ülkede İsmail Arı’yı haber yaptığı için tutukladılar. Susturmak istiyorlar. Susmayacağız.
Murat Ağırel, Metris Cezaevinden mektup gönderdi:
- Suçum neymiş biliyor musunuz? Haber yapmayarak, örgüte üye de olmayarak, örgüte yardım etmişim.
- Vallahi şaka değil. Billahi değil. Niye inanmıyorsunuz?
- Cezaevindekiler de inanmıyor. “Olur mu öyle şey ya” diyorlar. “Oluyor” diyorum. Gülüyorlar.
- Kalemini namus bilen her gazeteci araştırır, belgeler ve yazar. Oturma organından ‘kulis bilgisi’ adı altında haber yapan haysiyet cellatlarını saymayın.
- Kalemini namus bilen herkes halkın sesi, kulağı, gözü olur.
- Gazetecilik yapmaya devam edeceğim. Şimdi kalemimi Metris Cezaevi’nin duvarlarına sürtüyorum, daha da keskinleşiyor.
"Siyasal İdeolojiler" on bir geleneği ortak bir mimari içinde ele almaktadır. Her bölüm ideolojinin çekirdek kavramını belirlemekte, ardından teşhisini, ideal toplum tahayyülünü, stratejisini ve tarihsel yörüngesini aynı sırayla izlemektedir. Kitabı ayırt eden şey yöntemini satır aralarına bırakmamasıdır. İdeolojiler burada siyasal kavramların belirli bir düzenlenişi olarak ele alınmakta, bu düzenlenişi doğuran maddî koşullar ise maddeci tarih görüşünün perspektifinden izlenmektedir.
Son sayfaya ulaşan okur elinde doğru konumların kataloğunu tutmayacak; siyasal ideolojiler üzerine düşünmenin, bu kitabın sınırlarının ötesinde de işe yarayan bir yolunu edinmiş olacak.
https://t.co/i6mLG3N9D0
#libersol tayfa yoluna amigo olduğunuz rejimden bilmem utanıyoruz musunuz?
*"cahil", "vesayetçi", "cahil halk" tayfa olarak, üstelik sizler gibi "profesyonel" araç olmasak da utanıyoruz...😔
Çıkarın artık şu “Gazetecilik Yasaklanmıştır”kararnamesini!
Mış gibi yapmayın!
Eline ulaşan belgeyi inceleyen,iddiaları muhataplarına soran, yani işini yapan gazeteci şafak baskınıyla gözaltına alınıyor.
Haberin peşine düşenin peşine düşülen bir düzen.
Kurdun, kuzuyu yemeye niyetinden başka bir şey değil yaşadığımız…
Murat’ın nezarethanede ikinci günü.
Akçeli işlerinde birbirlerini suçlayan iki tarafın hesaplaşmasına Murat’ı da dahil etmeye çalışıyorlar.
Yaptığı tek şey gazetecilik. Eline gelen belgeleri araştırmaya çalışması.
Gökçek haberi nedeniyle “Murat Ağırel Alman gizli istihbaratına çalışıyor” imasıyla AKP’lilerle görüşen Mustafa Sarıgül’ün de haberini yapacağını ve dosyayı araştırdığını canlı yayında söylemişti Murat. Üstelik nasıl bir örgüt üyesi ki, Ömer Sarıgül’ün yasa dışı bahis işlerini de dosya yapıp Onlar TV’de anlattı.
Derdin ne olduğunu, neye niyet edildiğini biliyoruz. Tüm yalanlara karşı hakikat için kısa bir zamanınızı ayırıp bu yayını lütfen izleyin, izletin…
Önceki hesabım ‘milli güvenlik’ iddiasıyla kapatıldı. Bu yeni hesap.
Sesimizi, sözümüzü ve mücadelemizi; soL’un haberlerini her yerden duyurmaya devam edeceğiz.
Yordam Kitap 20 yaşında!
Ekim 2006’da "Dünyayı Sarsan On Gün"le başlayan yayın yolculuğumuzda, yaşadığımız dünyayı tarihsel ve toplumsal ilişkileri içinde anlamaya çalışan kitapları okurlarla buluşturduk. Marksist kuramdan tarihe ve felsefeye, siyasetten edebiyata uzanan yayınlarımızla farklı düşünsel ve sanatsal birikimlere yer açtık.
Bu kitaplığın oluşmasında yazarlarımızın, çevirmenlerimizin, editörlerimizin, çalışma arkadaşlarımızın ve okurlarımızın emeği var. Yirmi yıldır kitaplarımızı okuyan, tartışan ve bizimle paylaşan herkese teşekkür ederiz.
Bu hafta, Yordam’ın yirmi yıllık yolculuğundan bazı durakları ve okurlarımızın görüşlerini paylaşacağız.
Siyasal İdeolojiler çıktı.
Videoda on bir bölümün açılış sayfası var. Hepsi aynı dokuz durağı izliyor: Açılış, Çekirdek, Teşhis, İdeal Toplum, Strateji, Değerler ve Semboller, Yörünge, Bugün, Kapanış.
İstediğiniz başlığı on bir gelenekte karşılaştırabilirsiniz.
@eczozgurozel e
bir soru sorabiliyor olsak;!!!
@izmirbld başkanı
@tuncsoyer olsa böyle bir transfer olur muydu?
ve neden adaylar belirlenirken, İzmir'i anahtar teslim AKP'ye veren bu adam üzerinde ısrar edildi...🤷♀️
Bugün Türkiye’nin üçüncü büyük kentinin Belediye Başkanı’nın ana muhalefet saflarından iktidar saflarına geçişi, “bireysel tercih”le açıklanamaz. Cemil Tugay, Cemil Tugay olduğu için değil, CHP adayı olduğu için seçildi.
Ortalıkta pop star, şişirilmiş çok siyasetçi var. Ama Tugay onlardan değil, ne yapılsa ve ne yapsa star olamaz. Aldığı oylarda kişisel katkısı eksidir!
CHP’nin aday belirleme kriterlerini tartışmıyorum. Kendi tercihleri.
CHP’nin her kafadan bir ses çıkan parti kültürünü tartışmıyorum. Kendi tercihleri.
CHP’nin programsız-ilkesiz, kişilere dayanan siyaset tarzını tartışmıyorum kendi tercihleri.
Biz zaten A’dan Z’ye bütün düzen partilerine egemen olan bu siyaset kültürünü eleştiriyor, karşımıza alıyoruz.
Ancak bir yurttaş olarak, hem de İzmirli bir yurttaş olarak, Cemil Tugay’ın, yaşamım boyunca oy vermediğim CHP’ye oy verenlerin iradesini ayaklar altına almasını protesto etmek zorundayım.
Bu hamle türlü gerekçelerle ya da bundan sonra yaşanacaklarla meşrulaştırılmamalıdır. Bugüne kadar İzmirlilere zarardan başka bir şey vermeyen Cemil Tugay bundan sonra yerel yönetim harikaları yaratsa dahi meşrulaştırılmamalıdır.
Yurttaşlarımızın yeterince ses çıkarmadığı her kirlilik ve çürüme, bu toplumun genlerine işlemeye başlıyor.
“Belediye başkanı ya da milletvekili, seçildiği partiden ayrılıyorsa o makamı bırakmalıdır” demiştik yıllar önce. Tersi istikamette transferler oluyordu zamanında ve “bu kirliliktir” diyorduk. Şimdi iktidar partisi, kimsenin yarışamayacağı bir düzeye çıkardı bu tuhaflığı.
Halkımız nerede frene basarsa iyidir.
İzmir’i çok sevdiğini söyleyen Cemil Tugay’ı İzmir istifaya mecbur bırakmalıdır.
Seçilmiş 5 belediye başkanının haksız, hukuksuz, delilsiz tutuklandığı gün, halktan 2.2 milyar TL çalan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi ifadeleri bile alınmadan kurtarıldı. Onları kurtarmak için iki haftadır plan yapılmış. Aslında mal varlıklarına el konmamış. SPK suç duyurusunda bulunmamış, şüpheli bile olmamışlar. Parayı geri ödeyip yırtmalarının yolu bulunmuş. ‘Sonuna kadar gidilecek’, ‘ucu kime dokunursa dokunsun…’ diyenler ülke tarihinin en büyük skandalını böyle örtmek istiyor.
OY VURGUNU. Ataşehir’de 6 CHP’li üyeyi AKP’ye transfer ettiler. Özgür Özel Ataşehir Belediye Başkanvekilinin istifa için tehdit edildiğini açıkladı. İstifa etmedi, gözaltına alındı. Ataşehir’i ele geçirecekler. Bu kadar aleni bir gasp. Sadece fon vurgunu değil oy vurgunu da yapıyorlar.
İoanna Kuçuradi’nin adını ilk duyduğumda, 25 yıl önceydi.
2015’te biyografisini yazmak istedim.
Kabul etmedi.
Daha zamanı vardı.
Geçen yıl “Tamam yapalım” dedi ve başladık.
Biyografiyi 90 yaşına kadar “tamamlamayı” istedim.
Planı gösterince
“90’a kadar yaşayacağımı nereden biliyorsun?” dedi.
İki gün vardı 90. yaşına.
Giremedi.
Günlerce, saatlerce, defalarca…
Akla gelen her şeyi konuştuk.
Çok özel sorularda
Beni “fazla meraklı” buldu ama kırmadı.
Yazmamak kaydıyla, cevapladı.
Kitap taslağı tamamdı.
Dört profesör dostu/öğrencisi “Okusun” istedi
Okuyorlardı.
O da Zoe Karelli’nin “Kassandra” şiirinin çevirisini bitirmeye çalışıyordu kitap için.
Yıllarca bu şiiri çevirme konusunda kendini borçlu gördüğünü söylemişti.
Veda etmeden bu borcu ödemek,
sözünü tutmak istiyordu.
Bir gün önce hastane odasında, yanındaydım.
Aklında yine Kassandra vardı.
Kulağıma “Şiiri getir, bir de kalem” diye fısıldayınca…
“Artık Kassandra’yı çevirmeyi düşünmeyin” dedim.
“Benim borcum, ölmezsem, ben çevireceğim” dedi.
Bir süre sessiz kaldık.
Sonra şeftali istedi ve afiyetle yedi.
O hali, yanından ayrılırken,
bana huzur verdi.
İyi olacağına inandım.
Meğer o an son sahnemizmiş.
Şimdi çok eksiğiz:
“İnsan” için çok çabalayan “iyi insanı” kaybettik.
Artık onu izleri yaşatacak.
Her birini kendi çocuğu gibi sevdiği, onu hiç yalnız bırakmayan öğrencileri / dostları…
Ondan kalan izlerin, dünyamıza ışık tutması dileğiyle… #ioannakucuradi #sevgiyle #saygıyla