“I did a leg amputation on a 5-year-old girl, and the only anesthesia that we had was the anesthesia doctor singing to her… We were praying for her to faint. She stayed awake the whole amputation.”
Absolutely devastating testimony from doctors in Gaza.
Kurtuluş Parkında abluka altındayız. Kimseyle konuşmuyor, kimseyle görüşmüyor, bedenimizi betona yatırıyoruz.
Tüm Türkiye’yi bulunduğu yerlerde ses çıkarmaya çağırıyoruz. Bizimle beraber ablukanın içerisine gelerek açlık grevine gireceğini beyan eden milletvekillerini madenciyle dayanışmaya çağırıyoruz.
#MadencininEliniTut #HakkımıVerDorukMadencilik
İki maden işçisi kardeşimizin eşleri 1 dakika 50 saniyede hepimizin gerçeğini anlatıyor.
Açız, geçinemiyoruz, yoksuluz. Hakkımızı aramaya kalkınca da darp ediliyoruz, gözaltına alınıyoruz. Bunun adı yaşamak mı? #MadencininEliniTut
Sayın Milletvekilimiz @aefakibaba ile 14 Mart haftasında yüzyüze görüşme fırsatı bulmuş ve aile hekimliğindeki sorunlarımızı gündeme getirmiştik. Bu sorunlardan biri de aile hekimliğinde çalışan doktor ,ebe ve hemşire doğum iznine ayrıldığında maaşının %60 a yakının kesilmesiydi. Mecliste bizlere yapılan bu haksızlığı gündeme getirdiği için teşekkür ederiz.
Bugün üyesi olduğum
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda önemli bir adaletsizliği dile getirdik:
Kanun, kadın çalışanlar için doğum iznini 8 haftadan 16 haftaya çıkarıyor.
Bu elbette doğru ve desteklediğimiz bir düzenleme.
Ancak aynı hak, Aile Sağlığı Merkezlerinde görev yapan hekimlerimize ve sağlık çalışanlarımıza tanınmıyor.
ASM’de çalışan doktor, ebe ve hemşire arkadaşlarımız:
•Yerlerine vekil bulamadıklarında maaşlarının %50-60’ını kaybediyor.
•Bu süreç de yerlerine bakacak personel bulmaları neredeyse imkânsız.
•Bu durum hem ciddi bir mağduriyet oluşturuyor hem de motivasyonu düşürüyor.
Daha önemlisi, bu yaklaşım eşitlik ilkesine de açıkça aykırıdır.
Bizim talebimiz çok net:
Aile hekimlerimize ve aile sağlığı çalışanlarımıza da bu hakkı verin!
Aynı ülkenin sağlık çalışanları arasında ayrım yapılmamalı. @AHEF2008
Dünyada herkes susarken, bir lider çıktı ve Amerika’ya “İspanya’daki üsleri kullanamazsınız” dedi..
Bu liderin adı Pedro Sanchez
Ne baskıdan çekindi, ne Trump’ın tehditlerine eyvallah etti.
Bir zamanlar bu mecliste Şimon Peres konuştu. Bizim taleplerimiz üzerine Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’a konuşma yaptırıldı. İsmail Heniye’ye söz verilmedi.
Bugün Trump ve efendisi Netanyahu’nun katliamlarına karşı dik duran, ses çıkartan kim var?
İktidara sesleniyorum, Meclis başkanına sesleniyorum.Türkiye-İspanya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanına sesleniyorum.
Pedro Sanchez’i davet edin ve gelip TBMM’de konuşsun.
Nobel Barış ödülüne Pedro Sanchez’i aday gösterelim.
Sözle “Emperyalizme karşıyız” demek kolay.
İş pratiğe geldiğinde, mangalda kül bırakmayanlardan ses çıkmıyor.
İktidar olarak siz aynı duruşu, aynı kararlılığı gösterebiliyor musunuz?
Pedro Sanchez bir cümleyle bunu gösteriyor.
Koca devletlerin söyleyemediğini söylüyor.
Birçok Avrupa liderin çekindiği yerde açıkça tavır koyuyor.
İşte tam da bu yüzden mesele artık söz değil…
Mesele kimin gerçekten konuştuğu, kimin sadece konuşuyor gibi yaptığı.
Çünkü bu dünyada herkes konuşur ama çok az adam yeri geldiğinde dik durur.
Bakan var Bakan var.
Sayın Bakanım, hekimlerin fedakârlığını ve mesleğimizin ruhunu ifade eden bu anlamlı mesajınız için teşekkür ederiz.
Her koşulda hastasının yanında olan hekimlerin emeğinin, saygınlığının ve özlük haklarının da aynı hassasiyetle korunmasını temenni ediyoruz.
#14MartTıpBayramı
Ey Gaziantep Üniversitesi niversitesi Tıp Fakültesi ilgili birim hocaları; sizleri kınıyorum, yazıklar olsun size. Asistan doktor, hemşire veya başka bir çalışan, hiçkimse bu muameleye maruz bırakılamaz Yazıklar olsun size.
Burası Gaziantep Üniversitesi Hastanesi Dahiliye Yoğunbakım Doktor Odası‼️‼️
İddiaya göre sorumlu hoca, 24 saat nöbet tutan ve az da olsa dinlemek isteyen asistan doktor odasından çekyatları kaldırtmış ve odalarını elinden almış..
Hekimlerimiz yerde uyuyor..!!
@YuksekogretimK
Halkların Yaşam ve Sağlık Hakkının, Savaşa Karşı Yaşamın ve Barışın Savunucusuyuz
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırıları ve bölgesel gerilimi artıran politikaları, Ortadoğu’yu ağır bir yıkım ve insani kriz tehdidiyle karşı karşıya bırakmıştır. Bu saldırıları nefretle karşılıyor ve kınıyoruz.
Savaş, yalnızca sınırları veya devletleri değil, doğrudan halkların yaşamını hedef alır. Ölüm, yaralanma, sakatlık, zorunlu göç, yoksulluk, açlık, salgın hastalık riski ve derin ruhsal travmalar savaşın kaçınılmaz sonuçlarıdır. Sağlık altyapısının zarar görmesi veya hedef alınması ise etkileri kuşaklar boyunca sürecek bir halk sağlığı krizine yol açar.
Bugün yaşananlar, kapitalist-emperyalist sistemin kriz dönemlerinde savaşın yeniden paylaşım ve güç tahkim aracı olarak devreye sokulmasının bir sonucudur. Bu süreçlerin bedelini en çok; işçiler, yoksullar, göçmenler, kadınlar, çocuklar, ezilen halklar ve sağlık emekçileri ödemektedir.
İran halkı bir yandan ülkelerindeki baskıcı ve otoriter uygulamalar altında yaşam mücadelesi verirken, diğer yandan dış askeri müdahalelerin tehdidiyle karşı karşıyadır. Emperyalist saldırılar hiçbir halkı özgürleştirmez; tersine bağımlılık ilişkilerini derinleştirir, eşitsizlikleri büyütür ve bölgesel istikrarsızlığı kalıcı hâle getirir.
Ortadoğu halklarının kaderi bombardımanlarla, vekâlet savaşlarıyla veya güç mücadeleleriyle belirlenemez. Bölgenin ihtiyacı, yeni çatışmalar değil; demokratikleşme, eşitlik, laiklik ve barış içinde bir arada yaşamı güçlendirecek politikalardır.
Türk Tabipleri Birliği olarak:
· Halkların yaşam ve sağlık hakkının
· Savaşa karşı yaşamın ve barışın savunucusuyuz.
Uluslararası toplumu, saldırıları derhal durdurmaya ve diplomatik çözüm yollarını işletmeye; bölge ülkelerini ise gerilimi artıracak adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
ABD-İsrail şer cephesi İran’a karşı yeni bir savaş başlattı.
Dünyanın ve insanlığın geleceği için ABD Emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi durdurulmalıdır.
Emperyalizme ve Siyonizme karşı dünya çapında bir insanlık cephesi kurulmalıdır.
Aile hekimlerinin aylık gelirinin yaklaşık %65’i performansa dayalıdır; yalnızca %35’i sabit ve güvencelidir.
Trafik kazası geçirmiş, 1 ay heyet raporu almış ya da anne-babasını kaybetmiş bir aile hekimine ödenen maaş 66 bin liradır.
Soruyorum:
Bu insanlar hasta olmasın mı?
Yas tutmasın mı?
Doğum yapmasın mı?
Çözüm zor değil:
Performans payı %30’un altına indirilmeli, sabit ve güvenceli ücret artırılmalıdır.
Vatandaş gelmiyorsa bireysel sorumluluk mekanizması kurulmalı,
hekimin maaşına dokunulmamalıdır.
@drmemisoglu
İstanbul Özel İtalyan Lisesi’nde Türk öğretmenlere 60 bin TL, İtalyan öğretmenlere ise 360 bin TL maaş verilmesine tepki gösteren Türk öğretmenler greve başladı:
“Türk öğretmenlerin kendi vatanında sahipsiz olmadığını haykırmak için buradayız.”
Aile hekimlerini çok düşük temel maaş ile çalıştıran, ASM’ye başvurmayan kişiler yüzünden gelirinden kesinti yapan, grup elemanlarını iş güvencesiyle istihdam etmeyen ve hekimleri aşırı iş yüküyle tükenmişliğe yönelten bu sistemi değiştirmek zorundayız. @AHEF2008
VALİMİZ SAYIN ATİLLA TOROS’UN 3 OCAK MERSİN’İN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞUNUN 104. YIL DÖNÜMÜ KUTLAMA MESAJI
Vatanı uğruna canını hiçe sayan, düşmana geçit vermeyen kahraman ecdadımız 3 Ocak 1922 tarihinde bu mücadelesini zaferle taçlandırmıştır.
Mersin'imizi 104 yıl önce işgal eden düşmana karşı, Millî Mücadele ruhu etrafında birleşerek vatanını savunan hemşehrilerimizin verdiği kurtuluş mücadelesi aziz milletimizin boyunduruk altına alınamayacağının açık bir kanıtı olmuştur.
Bu anlamlı günde; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.
Mersin'imizin düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yılı kutlu olsun!