YANLIŞ…
Yine aynı hastalığa düştük😔
Birilerinin kurduğu cümlelerin peşine takılıp “biz böyle değiliz” savunması içerisindeyiz😩
İsrail’in vahşiliğini anlatmaya, Filistinlileri savunmaya ihtiyaç yok, o kitleye de hiçbir zaman anlatamazsınız zaten🤬
Biz, özgürlüğü, kendi ülkesini savunmayı, adaleti, metaneti, merhameti anlatmamız yeterli.
Bırakın, kim ne derse desin,
Hak gelecek Batıl zail olacak👍
Dezenformasyonla suçluyorduk ama sorun artık bu boyutu çoktan aştı. Sadece 2 ay içinde 1 Milyar Dolar'lık zarara neden olan Zafer Partisi'nin milli güvenlik meselesi olarak MGK'da ele alınması gerekiyor! Ayrıca sivil toplum olarak acil eyleme geçmeliyiz. Memleketimizi bu sorundan kurtarmak adına yoğun çaba sarf ediyoruz ve her türlü işbirliğine açığız.
Suriyeli tacizci olarak nitelendirilen ve sokakta darp edilen Mustafa Ahmet, gerçekte Irak'ta 2 yıl boyunca Mehmetçik'le birlikte görev yapmış bir Türkmen olduğu ortaya çıktı.
Gün içinde çevremizden birçok yabancı yatırımcının yatırımını sonlandırmak zorunda kaldığını ve yatırımlarını başka ülkelere taşıdıklarını duyuyoruz. Yabancılar ülkeye ilk adım attıklarında havalimanında ilk karşılaştıkları memurdan tutun sokaktaki insanların bile yabancılara karşı nefret beslemesine ve bu nefretin şiddet olaylarına dönüşmesine neden olan Zafer Partisi ve bu partinin propagandalarıdır.
Geçen hafta Türkiye Gazetesi'nde yer alan habere göre, sadece 2 ayda 1 Milyar Dolar zarara yol açan bu parti Milli Güvenlik Kurulu'nda tartışılmalı ve ülke ekonomisine zarar veren bu sorun milli güvenlik tehdidi olarak ele alınması gerekmektedir. Yakında bu sorunun faturasını ağır bir şekilde ödeyecek olan turizm sektörünün temsilcisi @tursaborgtr, acilen harekete geçmeli ve sesini duyurmalı. Sivil toplum kuruluşları da artık inisiyatif almalı ve buna karşı tavır koymalı. Biz ülkemizin menfaatleri için bu sorunla mücadele ediyoruz ve her türlü işbirliğine hazırız.
1- Bir defa özel ambulans çağırıp gitmişsiniz, 112 ile gitseydiniz ücretsizdi
2- Özel hastaneye kendi isteğinizle gitmişsiniz çünkü özel ambulans siz nereyi isterseniz oraya götürür.
3- Özel hastane fiyatları serbest rekabet esasına göre işler bilerek gidip ağlamayacaksınız
4- Suriyeliler yalanı ise tam bir fecaat. Kastettiğin Suriyeliler o kapıdan içeri giremez zaten. Ancak Zengin olanları da zaten medicanaya gitmez.
5- Sonuç: Suriyeli algısı için kullanmayacağınız hiç bir mahreminiz yok.
Mersin'in AK Partili Akdeniz Belediyesi işyerlerinin üzerinde bulunan Arapça tabelaları kaldırma kararı almış ve işe de hızlıca koyulmuş.
Yani tıpkı birçok faşist CHP'li belediyelerin yaptığı gibi.
Dünyanın en eski ve en yaygın dillerinden biri olan Arapça’yı kaldıran ancak İngilizce tabelalara hiç mi hiç dokunmayan Akdeniz Belediyesi’ni kınıyorum.
Geçici koruma statüsünde olan bir Suriyeli, bir huzursuzluk çıkardığında bir polis memurunun inisiyatifine bağlı olarak "kamu düzenini bozma" gerekçesiyle geri gönderme merkezine teslim edilebilir ve herhangi bir mahkeme kararı olmadan ailesinden ayrılarak Suriye'ye gönderilebiliyorken, kamu düzenini ve toplum ahlakını bozan ve çatışma ortamı yaratmaya çalışan Zafer Partisi yöneticileri ve Özdağcılar hakkında herhangi bir işlem yapılmıyor olması endişe vericidir.
Milletimin her bir ferdine sesleniyorum: Sensiz Olmaz!
Yarın, Büyük Türkiye Zaferi için hep beraber sandığa gidelim. 14 Mayıs'ta Meclis'te tecelli eden iradeyi bu kez çok daha güçlü bir şekilde Cumhurbaşkanlığına yansıtalım.
Oylarımızla Türkiye Yüzyılı'nı başlatalım.
İBB adaylığımızdan beri imtiyazlarını kaybetmek istemeyen çevrelerin kara propagandalarının hedefi olduk.
Göreve gelirsek kadınların haklarını kısıtlayacağımızı, kazanımlarını ellerinden alacağımızı, hayat tarzlarına müdahale edeceğimizi söylediler.
Peki, biz ne yaptık?
Bırakın geri plana itmeyi, kadınlara yönelik pek çok yenilikçi projeyi hayata geçirdik.
Kadınların özgürlük, çalışma, istihdam ve temsil alanlarını genişlettik, hiç kimsenin yaşam biçimiyle ilgilenmedik.
Kadınlar lehine pozitif ayrımcılık yapılmasını anayasa kuralı haline getirdik.
ŞÖNİM, kadın konukevi, KADES, elektronik kelepçe gibi uygulamalarla ihtiyaç duydukları her an kadınların yanında olduk.
İstihdamdaki kadın sayısını 6 milyondan 10,5 milyona yaklaştırdık.
Siyasette kadın temsil oranını her yıl sürekli artırdık.
28’inci dönemde 50 milletvekiliyle en fazla kadın milletvekili olan partiyiz.
Bize kadın hakları konusunda nutuk çekenler ise ikna odalarından iş hayatına kadar kadınlara her türlü zulmü, baskıyı yaptılar.
“Bir metrelik bez parçası” diyerek hakaret ettikleri başörtüsüne yönelik yasaklar sürsün diye mahkeme kapılarında nöbet tuttular.
Ne bölücü terör örgütünün dağa kaçırdığı kız çocuklarıyla ilgili ne de alçakça katlettiği kadınlarla ilgili tek kelime bile etmediler.
Aynı nobran tavırlarına bugün de devam ediyorlar ama yine başarılı olamayacaklar.
Bu korku ve baskı siyaseti, kadınların iradesine zincir vuramayacak...
These campaign posters dot highways across Istanbul. It reads ‘Syrians will go’ alongside opposition candidate Kemal Kiliçdaroğlu. A Syrian, living here 7yrs, told me, “my children can read those signs it’s impossible for me to hide them.” She says her son is bullied at school.
Şimdiye kadar CHP Genel Başkanı’yla masaya oturup da istediğinden daha fazlasını almadan kalkan hiç kimse olmadı.
“Belki bize de bir şey düşer” diye gelen herkes cebinde mebzul miktarda milletvekilliğiyle, cumhurbaşkanı yardımcılığıyla, üçer beşer bakanlık sözüyle çıktı.
Elinde boş senetle CHP’nin kapısına dayanan herkes CHP Genel Başkanı’ndan imzayı kopardı, üzerine rakamı da bizzat kendisi yazdı.
CHP Genel Başkanı sırf koltuğunu korumak için son 4 ay içinde tarihte eşi benzeri görülmemiş tutarsızlıklara imza attı.
Kendi tutarsızlıklarını ve ilkesizliklerini örtmek için yalana sarılanların derdinin ne olduğunu biliyoruz.
Ne yaparsanız yapın; terör örgütleriyle iş birliğinizi unutturamayacaksınız.
Ne yaparsanız yapın; şahsi ikbaliniz için partinizin milletvekilliklerini pazara çıkardığınızı, önünüze gelene makam ve mevki sözü verdiğinizi unutturamayacaksınız.
Ne yaparsanız yapın; bu ülkenin çıkarlarını uluslararası arenada pazarlık meselesi haline getirdiğinizi unutturamayacaksınız.
Milletimiz, 28 Mayıs’ta bunların hesabını sizden sandıkta soracak.
"Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik... 'Zaman bendedir ve mekân bana emanettir' şuurunda bir gençlik"
Eserleri ve fikirleriyle hafızalarımızda derin izler bırakmış, fikir adamı, mütefekkir ve şair üstad #NecipFazılKısakürek’i ebediyete intikalinin 40. yılında saygı ve rahmetle anıyoruz…
Ülkemizin içinde bulunduğu seçim süreci sayısız hakikatin anlaşılmasına vesile oldu.
14 Mayıs’ta sandıkta Türk demokrasisinin gücünü görmekle kalmadık, aynı zamanda “algı balonlarının” sönmesine de şahitlik ettik.
Peki, neydi bunlar?
Türkiye’ye atılan “diktatörlük” iftiralarıydı.
Kendi ülkelerinde seçmenin yarısını bile sandığa götüremeyenler tarafından yürütülen karalama kampanyalarıydı.
Bizlerle ilgili uluslararası basında yapılan sinsi psikolojik harekâtlardı.
Muhalefetin meydan meydan tekrarladığı yalanlar ve bühtanlardı.
CHP Genel Başkanı ve şürekâsının körüklediği korku siyasetiydi.
İşte 14 Mayıs gecesi sandıkta tecelli eden iradeyle tüm bunları boşa çıkardık.
Diktatörlük iddialarının tamamen safsatadan ibaret olduğunu gösterdik.
Milletimize dergi kapaklarından ayar verilemeyeceğini gösterdik.
Türk Milletinin iradesine zincir vurulamayacağını gösterdik.
Yalan, iftira ve korku siyasetiyle seçim kazanılamayacağını gösterdik.
Nefret söylemleriyle milletin gönlüne girilemeyeceğini gösterdik.
Siyasi ikbal uğruna bölücüler ve FETÖ’cülerle yol yürünemeyeceğini gösterdik.
Daha pek çok gerçeğin yanı sıra demokrasimizin son 21 yılda ulaştığı olgunluk seviyesini ve milletimizin ferasetini tüm dünyaya bir kez daha gösterdik.
Bunu da hangi siyasi partiye oy verirse versin 85 milyon hep beraber başardık.
İnşallah 28 Mayıs'tan sonra ülkemizin tüm bu kazanımlarını el birliğiyle çok daha ileriye taşıyacağız.