"ilginç" nazik bir inançsızlık belirtisi, içten pazarlıklı göstermelik bir başkaldırı,belki de korku 'ilginç' hiçbir şey denmese de olur'un yerine monte edilmiş yapışkanlı bir sözcük hatta.
Nedir yani "ilginç" olmak, "ilginç" konuşmak?
“Bir tek başarı tanıyorum: Kişinin yaşamını başarması. Bu şu demek: ‘Başka türlü de olabilirdi…’ diye bir düşüncenin aklın ucundan geçmemesi. ‘Eğer ben başka bir ortamda yaşasaydım…’ diye söze başlanmaması. ‘Ben onun yerinde olsaydım…’ denmemesi. Ve benzerleri”
Ferit Edgü
Harika bir gürcü şarkı...
“Dokuz kez çözdüm saçımın örgüsünü
Bir kez ören olmadı
Dokuz kez açık bıraktım kapının kilidini
Bir kez içeri giren olmadı.”
Şarkıcı: Lela Tataraidze
Şarkı: Cxrajer
https://t.co/0VHykSEHYa
"Bu toprağı kavradı, bu kök saldı, bu umutlandı." Bir de çiçekleri açmış menekşeyi eline alıp öpünce " Bu da inandı." derdi. Hiç anlamazdım onu. Sularsam büyür zannederdim. Çok sevmenin yetmeyip, güzel sevmenin iyileştirdiğini anladığım gün sudan da menekşeden de özür diledim.
Güfte Edebiyat "İz" temalı 29. sayısı ile sizlere "merhaba" diyor.
Tüm yazar, şair ve çizerlerimize çok teşekkür ederiz.
29. sayımız https://t.co/6ZjisqEl0I 'da ön satışta olacak.
@dergipo
#güfteedebiyat#dergipo#İz
Yönetmen Zeynep Günay’ın önceki başarılı çalışmalarının hatırına Masumiyet Müzesi dizisini izleyip bitirdim…Bu kadar kurgu sorunları olan bir senaryoyu ancak Zeynep Günay toparlardı. Çıtayı yine düşürmemiş.
Orhan Pamuk’a gelirsek meğer Bagatti Valsecchi Müzesi’nden ne çok etkilenmiş. Bu etkilenme de değil adeta kötü bir taklit ama gizli saklı da değil. Kamera arkası videoda söyleniyor. Bagatti, Milano’da bir ev müzesidir. Tarihi bir yapıdır. 19. yüzyılda iki kardeşin (bunlar baron) aile konutunu tüm eşyaları ile kap kacak dahil müzeye dönüştürme fikridir. Orhan Pamuk’a müthiş cazip gelmiş demek ki :) İzlerken bile belli ki bu ticari fikir için oturmuş bu amaçla evvelce roman yazmış diyorsunuz. Ancak Milano’daki ev müzesi rönesansın sanat eserleriyle aristokrat yaşam tarzına uygun eşyalarla doluyken ne var ki Kemal Basmacı’da bulunan obsesyon, kendi sınıfına dair gerilim hatta kadın düşmanlığı baronların evinde hiç yoktur. Bu esnada Çukurcuma’da bulunan Masumiyet Müzesinin mimarı rahmetli Prof. Dr. İhsan Bilgin’in hayal kırıklıklarıyla dolu naif konuşmasına denk geldim. İhsan Hoca diyor ki “ben zannettim ki inşaat sürecinde Orhan orada yatacak. Edebiyatçı hayatı gözleyendir ama hiç ilgilenmedi. Araçsal olarak bakıyordu.” Orhan Pamuk’u bir de onun gözünden dinlemek isteyenler için şuraya bırakayım :)
Bu ilanın hüzünlü bir başka yönü de, Sait Faik, Haldun Taner Öykü ödüllerini kazansanız bile bir gün kitaplarınızı yayımlayacak yayınevi bulamayabiliyorsunuz. Bütün kapılar kapanıyor yüzünüze.
Türk öykücülüğünün büyük ustası Necati Tosuner’i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
23 Şubat 2026'da kaybettiğimiz yazar Necati Tosuner'e Allah'tan rahmet, sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
#necatitosuner#öykü
Yazarken en çok keyif aldığım kitaplardan biriydi Ağrı Dağı Masalları. İki hayal dünyasının bir kalemin ucunda birleşmesi, yeri geldiğinde çatışması, nihayetinde orada hayat bulması güzel bir deneyimdi.
bıçak kemikte
anasın boynun bükük babasın kolun kırık
oğullar kan içinde
kaldır artık başını
«kalsın benim dâvam dîvana kalsın» demiş ozan
o dîvan sensin artık
bıçak kemikte.
HASAN Hüseyin Korkmazgil
eti geçti
duydun mu
bıçak kemikte
duymadınsa duy artık
behey allahın kulu
bıçak kemikte
duy da silkin n’olursun
bu ne biçim uyku bu
bıçak kemikte
verilmemiş alınmış hep
yük vurulmuş dağlar gibi – insanlık bu mu
çalıyor sömürünün imdat çanları
kımılda da kurtar şu onurunu
bıçak kemikte
topraksa paylaşılmış kıyılarsa yağmalanmış
umut hacizde
ya bu neyin puştluğu bu
sana yokluk sana yasak sana dam
insan değil – hâşâ – bir yağmacı soyu bu
bıçak kemikte
üretensin yaratansın yürütensin dağları
bakma öyle kilit kilit duvar duvar
yetsin artık bu susku