İBB muhalefete geçince Hamidiye suyu kamu kurumlarına yasakladılar. Hastane kantinlerini Beltur'un elinden aldılar.
ABB muhalefete geçince meclise Ankara Halk Ekmek'ten ekmek almayı bıraktılar.
Yıllarca görüşlerini beğenmedikleri sanatçılara TRT ambargosu uyguladılar.
Pırıl pırıl gençleri kendi eşine dostuna yer açmak için mülakatlarla elediler.
Konserleri, festivalleri üç beş tarikatçı öyle istiyor diye yasakladılar. Gençleri eğlencesinden, sektör çalışanlarını ekmeğinden ettiler.
Yıllardır kamu gücüyle milleti boykot ediyorlar.
Şimdi insanlar kendi iradeleriyle boykot yapıyor diye 'hain, milli ekonomiye darbe, işçiye zarar' lafları havada uçuşuyor. Soruşturmalar açılıyor, açıklama üzerine açıklama yapılıyor.
İkiyüzlülük ötesi bir durum.
İmamoğlu'nun tutuklanmasına hala 'bağımsız yargı işini yapıyor' diyenler, siz alemi embesil mi sanıyorsunuz?
Bu adam İBB'yi ilk kazandığında uydurma itirazlarla mazbatasını aldınız, seçim tekrarlattınız. Tüm gerekçeler uyduruk çıktı. Bağımsız yargı mıydı?
İBB'ye AKP döneminde 100 teftiş yapılırken İmamoğlu döneminde 1030 teftiş yapıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Pandemi dönemi İBB'nin zor durumdakiler için topladığı bağış kampanyasına yasak geldi, banka hesabına bloke koyuldu. Bağımsız yargı mıydı?
Galata Kulesi, Gülhane Parkı'nın arka bahçesi, Gezi parkı, daha bir sürü yer İBB'den alınıp bakanlıklara ve vakıflara verildi. Bağımsız yargı mıydı?
Her şeyi hazır metro projeleri senelerce imzada bekletildi. Bağımsız yargı mıydı?
Tüm kamu kurumları Hamidiye Su alırken, İBB muhalefete geçince ambargo uygulandı. Bağımsız yargı mıydı?
İmamoğlu ikinci kez aday olduğunda 17 bakan işini gücünü tamamen bırakıp İstanbul'da yatmaya başladı. Tüm kamu kaynakları rakibinin kampanyasına kullanıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Kent lokantasını beğendi diye gurmeye bile inceleme başlatıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Sahillerdeki kaçak kafeler yıkılırken kolluk kuvvetleri önüne siper edildi. Bağımsız yargı mıydı?
Bir 'ahmak' lafı yüzünden siyasi yasak istendi. Bağımsız yargı mıydı?
İmamoğlu'nun 35 yıl önce aldığı, daha önce de şikayet edilen ve üniversiteden 'usule uygundur' kararı çıkmış diploması baskıyla iptal edildi. Bağımsız yargı mıydı?
Yıllardır hiç akıllara gelmeyen 'SGK borçları' belediyelerin neredeyse hepsini muhalefet alınca akla geldi. Bağımsız yargı mıydı?
İmamoğlu'na açılan her soruşturmada 8 bin bilirkişi arasından ne hikmetse hep aynı ismin atandığı ortaya çıktı. İmamoğlu bunu söyledi diye bir dava daha açıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Gelin "İmamoğlu oy oranı sürekli arttığı için, kimle ittifak yaparsak yapalım yenmemiz zor göründüğü için, iktidarımızın devamına büyük tehdit olarak gördüğümüz için tutuklandı" deyin. Bağımsız yargı masalı anlatarak komik duruma düşmekten de her gün ne uydursak diye düşünmekten de kurtulun. Yaptığınız darbeye sahip çıkın.
Ekrem İmamoğlu’na ilişkin emniyette alınan iki ifade tutanağını okudum. Biri 121 sayfa (örgüt, yolsuzluk vs.), diğeri 18 sayfa (terör).
24 yıllık avukatım. Terör, uyuşturucu, örgüt, dolandırıcılık, bilişim suçları gibi ağır ceza dosyalarında müdafi olarak onlarca ifadeye ve sorguya katıldım. Meslektaşlarımla sayısız dosya tartıştık, kararlar inceledik. Bu kadar zorlama, bu kadar acemice kurgulanmış bir soruşturma ve sorgulama görmedim.
•Terör soruşturmasına dair tutanakta, ifadeye geçilmeden önce şüpheliye neyle suçlandığı bile anlatılmamış. CMK m.147/1-b’ye aykırılığı bir yana, standart ifade formlarında bile bulunan bölüm düpedüz atlanmış. Basit bir şey değil, bu durum ifade tutanağını geçersiz hale getiriyor.
•Terör soruşturmasındaki sorular zorlama, bağlantılar yapay. Bunun “terör” başlığı altına sokulması tesadüf değil; İBB’ye kayyum atamak için kurgulanmış siyasi bir zemin oluşturulmaya çalışılıyor.
•Tutanaklarda yer alan sorular o kadar özensiz ki, soruşturmayı yürütenlerin ve ifadeyi alanların bile bu iddialara ne kadar inandığı ciddi şekilde tartışmalı.
•Her adımı izlenen bir belediye başkanına, belediyedeki teknik işleyişe dair detaylar soruluyor. Oysa onlarca müdür, encümen, meclis var. Sayıştay ve bakanlık denetimleri zaten yapılıyor. Bu kadar ayrıntıya bir belediye başkanının birebir hâkim olması beklenemez. Bırakın belediyeyi, orta ölçekli bir şirketin yönetim kurulu başkanı bile şirketindeki tüm detaylara hâkim olamaz.
•Ve yine karşımızda bir gizli tanık vakası var. Önce “X Muhbir” denirdi, şimdi “Gizli Tanık” deniliyor. Aslında ortada, bir yerlerde yazılmış senaryonun oyunculukla sahnelenmesinden başka bir şey yok. Gizli tanıklık kurumu, Türkiye’de hukuku araçsallaştırmanın başlıca aracı haline geldi. Bütün siyasi saikli davalarda standart bir uygulama.
•Yargı, Türk Milleti adına karar verir. Savcıların soruşturma amacı budur, mahkeme kararlarının en başında bu yazar. Ama artık çok net görüyoruz ki, yargının bir kısmı Türk Milleti adına değil, majesteleri adına karar vermeye fazlasıyla meyilli.
•Sandıkta yenemediklerini yargı sopasıyla saf dışı bırakma çabası olduğu çok açık. Ve bu girişimin bedelini hukuk sistemi, ekonomi, kamu vicdanı ve toplumsal adalet duygusu ödüyor.
6 yıl önce bugün, ağır yaralıyken evinin önüne bırakıldı. Konuşamıyordu. Ona ne olduğunu anlatamadı. Son kez babasının elini sıktı ve 11 yaşında hayata veda etti.
Sizden ricam, bugün, bir kez daha #RabiaNazaNeOldu diye soralım.
Çünkü Rabia Naz'a ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz.
Onu unutmadığımızı ve bu ölümün aydınlatılmasını istemekten vazgeçmeyeceğimizi gösterelim.
Polis ve savcı işini yapmadı. Önce intihar süsü verildi, sonra soruşturma dosyası kapatıldı. Kimse yargılanmadı.
Babası bir dedektif gibi çalışarak intihar olmadığını kanıtladı ama failleri araştırmak yerine düzmece bir belgeyle ve alelacele bir mahkemeyle babasını akıl hastanesine yatırmaya çalıştılar.
Dosyayı örtbas eden güç her aşamada tüm aydınlatma çabalarını bastırmayı başardı.
Bugün 6 yıl oldu. Rabia Naz hâlâ adalet arıyor.
Erdoğan neden kazandı biliyor musunuz? Bodrum'da oturduğum apartmanda 8 komşum var. Sorsanız hepsi demokrasiden ve hukukun üstünlüğünden yana. "Ben eski solculardanım" diyen komşum manzarasını kesiyor diye güzelim ağacı kökünden kestirdi. Herkesin kapısına kamera taktırdı bir ben mahkemeye verdim. Atatürkçü doktor olan komşum aynı sebepten site dışında kamuya ait olan zeytin ağacını kestirirken zabıtayı çağırıp engel oldum. Geçen yaz bir kiracı karısını tekme tokat döverken jandarmayı çağırdım, sonra benim de üzerime yürüdü, alt komşum (erkek) camı kapatıp perdeyi çekip aradan izledi. Diğer komşumu öz oğlu sinkaflı küfürler ve ölümle tehdit edince evime sığındı, günlerce misafir ettim, sonra oğluyla barıştı şimdi hepsi bir olup beni apartmandan atmaya çalışıyor:) Yapamazlar elbette onlar giderken ben geliyordum, onun için yazmadım. Bu ülkede şikayet ettiğiniz ne varsa bir parçası sizsiniz. Çoğunuz içinizde küçük Tayyipler taşıyorsunuz. Karınızı aşağılıyorsunuz, talanı eleştirip imar aflarıyla evinize kat çıkıyorsunuz, çalışanlarınıza haklarını vermiyorsunuz, başkalarının düşüncelerine saygı duymuyorsunuz, hayvanlara bir kap su vermiyorsunuz örnekler çoğaltılabilir. Ezcümle eleştirdiğiniz zihniyeti taşıdığınızın farkında bile değilsiniz. Benim en çok midemi bulandıran da bu ikiyüzlülük. Ve elbette sustuklarınız ve korktuklarınız. Siz değişmezseniz Erdoğan yine kazanır. İsmi değişir belki ama siz değişmezseniz Türkiye kazanamaz.
Korna sesleri falan duyuyorum. 10 milyon mültecinin daha gelecek olmasını, körfezin zengin araplarının daha fazla ucuz arsa kapatacak olmasını, beşli çetenin kamu ihaleleriyle daha da zenginleşecek olmasını, doların 40, peynirin 500 liraya çıkacak olmasını kutluyorlar galiba.
Kılıçdaroğlu'nun fark etmeden kilime bastığı bi fotoğraf buluyorlar. Bir anda iktidar trolleri 'kutsal seccadeye bastı' diye yaygara koparıyor. Ertesi gün miting meydanına seccadeyle çıkıp şov yapıyorlar. O sırada ülkenin en büyük banknotuyla 1 kilo kıyma alınamıyor. Tam sefalet.
Menzil Cemaati ile ilgili 1 haftadır bilgi topluyorum. Durumun farkındalar... Bu yüzden mesajlar atıp tehdit ediyorlar, küfür ediyorlar.
Depremzede 1.100 çocuk Menzil'in köyünde ve dahası da var... Bir milim geri atmayacağız. İstedikleri kadar hedef göstersinler, yazacağız❗️
Gezi'de çapulcu. Soma'da provokatör. Yangında vatan haini. Depremde ahlaksız, adi, namussuz... Yetişkin hayatımın yarısından fazlası hakaret işitmekle geçti ve tuhaftır ki bu sözler beni zerre üzmedi. Hakaretin caydırıcı, susturucu, sindirici bir yanı yok, not edin lütfen.
Bu şekilde Twitter başında delirmeyi de yakıştıramıyorum ben artık kendimize. Ağlayıp bağış yapıp işlerimize gidip faturalarımızı ödeyip yine ağlayıp uyuyoruz. Kurtulamadık evin parasını yiyip yiyip akşam bize tehditler savuran dayakçı babamızdan. Yazıp duruyoruz işte
Büyük bir tehlike bizi bekliyor! Araştırma alanım doğa ve ekoloji olduğu için aktarmam gerekiyor. Yaşanan büyük deprem sonucu devasa bir enkaz ve moloz ortaya çıktı. Bu hafriyatlar uygun bertaraf edilmezse yaşadığımız binlerce kayıptan fazlasını verebiliriz. Nasıl mı? +
Yaratan, yarattığına neden depremle kıyınlasın ki? (cezalandırsın ki). Halkın ne suçu var?
Deprem takdiri ilahi değil, takdiri siyasidir.
Lütfen bari depremi dine bağlamayın. İyice bağnazlaşıyoruz.
Harf inkılabıyla bir gecede cahil kalındığını söylüyor. Çanakkale'de sarıklı evliyaların gökten inip savaştığına inanıyor. Dünyanın bizi kıskandığını düşünüyor. Ve dezenformasyon yasası istiyor. Abi hayatınızda enformasyona yer yok ki zaten, dezenformasyon sizde bir yaşam biçimi.