Hukuku çiğneyerek hiçbir delil olmadan 4 yıldır Bakırköy Cezaevi'nde hapsettikleri Çiğdem Mater ve Mine Özerden'i İzmir Şakran Cezaevi'ne sürgün ediyorlar. Ailelerine ve onlara eziyeti büyütüyorlar.
Müvekkilini savunamasın diye avukatını tutsak ettiler. Kendisini savunacağı duruşmada ise savunma hakkını bir kez daha kısıtlayıp "susma hakkını kullandı" dediler, halbuki böyle bir şey hiç olmadı.
Ekrem İmamoğlu'na çok ağır bir hukuksuzluk ve zulüm yaşatılıyor. Buna sessiz kalan, bu yaşananların normalleşmesine de ortak olur. Bu da böyle biline.
Duyurun, anlatın, içeridekilerin sesi olun.
Oy verdiğim ilçe belediyesi olan Beşiktaş'ın, büyükşehir belediyesi olan İBB'nin, bu yıl taşındığım Çankaya belediyesinin, parti genel başkanım Özgür Özel'in ve cumhurbaşkanı adayım Ekrem İmamoğlu'nun tümü görevinden alınmış oldu. Sıfır siyasi iradeyle hayatıma devam ediyorum...
📍Eşinin sesini duyurmak için adeta tüm cihana haykıran vefalı eş Dilek İmamoğlu’nun kısılan sesini duyuralım:
“— Ekrem İmaloğlu’nun belirli bir süre içinde savunmasını bitirmesi istendi. İmamoğlu da bu sürede savunmamı yetiştiremem dedi.
— Ekrem İmamoğlu'nun savunması kısıtlanmak istendi! Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı!
— Altını çizerek söylüyorum, Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı!..”
Lütfen görüp geçmeyelim, ulaşabildiğimiz her yere bu sesi ulaştıralım.
Hiçbir darbe döneminde, "dediğim kadar konuş, yada susma hakkını kullandı sayarım" denilmedi. Demirtaş'ın savunması 14 gün, Öcalan'ın savunması bir aya yakın sürdü. İmamoğlu'na hemen hemen 5 saat verdiler.. Canlı yayınlanacaktı da halk gerçeği görecekti, böyle başlattılar davayı, ilk gün savunma yapmak istedi, son yap denildi, sona gelinince de savunma da yapmayıver... Davada delil yok, "itirafçı" ifadeleri vardı, onların da çoğu "savcı bunları tehditle söyletti" vb. açıklamalarla ifadelerini geri çekti...
TRT’de canlı yayınlansın noktasından geldiğimiz yer Ekrem Başkan’ın savunma hakkının elinden alınması oldu.
Bugün Aykut’a diyorum ki arada; o lanet ettiğimiz Yassıada’da Menderes’i konuşturdular, 80’de askeri mahkemelerde konuşturdular, yahu Antik Yunan’da Socrates bile savunma yaptı! Gel gör ki Ekrem İmamoğlu’nu konuşturmadılar..
Hani dalga geçiyorduk ya ellerinden gelse doğum belgesini de iptal edecekler diye, işte bugün böyle bir şey oldu, “sen yoksun savunma hakkın da yok” dediler.
Ölümüne korkanların yaptıkları şeyler bunlar, ölümüne..
Ben artık mahkeme başkanının yüzünü okuyabiliyorum mesela. Tahammül edemediği bir konuşma yapılırken konuşanın yüzüne bakmıyor, kıpır kıpır kıpırdanıyor koltuğunda. Bacaklarını sallıyor sürekli. Kaşları bir aşağı bir yukarı iniyor. Gözlerini devirip duruyor. En son dilini yanağına “lan ben senin” der gibi dayayıp yuvarladığında, “tamam” diyorum, şimdi mikrofonu açıp kesecek. Ve öyle oluyor.
Hani biliriz ya, hakimler kürsüde mimiksiz öylece put gibi oturur. En ufak mimiklerinin bile ihsas-ı rey olarak algılanmasından çekinirler. Normalde. Yani eski Türkiye’de. Öylesine dikkat gerektirir tarafsızlık ve bağımsızlık çünkü. İşte bizim mahkeme heyetini görmeniz lazım, hepimizden ama özellikle Ekrem Başkan’dan nefret ettiklerini o kadar belli ediyorlar ve bundan çekinmiyorlar ki ben duruşmanın her saniyesinde ne yaşadığımızı sorguluyorum. Örneğin, dizlerini sallayıp bir kaşını havaya kaldırıp gözlerini devirip ağzını yayarak, kısmi Orta Anadolu şivesiyle “Savunma yap dedig yapmadı” diyebiliyor.
Silivri’de bu ülkede hiç yaşanmamış şeyler yaşanıyor. Ankara’da NATO zirvesi, İstanbul’da “Adaletsizlik Zirvesi” gerçekleşiyor. 100 yıl sonra Kurtuluş Savaşı’nın merkezi İstanbul’a kaydı. Sultan makamı da Ankara’da.
Yargılama yapılmıyor; 100 yıllık intikam alınıyor.
Bu arada Aykut Erdoğdu’yu yine bırakmadılar. Artık sebebi iyice netleştiği için açıklama bile yapmıyorum. Zaten artık kimse de sormuyor.
İyiyiz ama. İnadına.
Bugün Ekrem İmamoğlu'nun savunmasını yarım güne sıkıştırması isteniyor.
Hakkında 142 ayrı suçlama var. 2.352 yıl hapis istemiyle yargılanıyor. 4000 sayfalık bir iddianameye yarım günde cevap vermesi bekleniyor.
Hermann Göring Nuremberg yargılamalarında insanlığa karşı suçlardan yargılandı. En azından 8 gün söz hakkı verdiler.
Müttefik devletlerin Nazi bir savaş suçlusuna verdiği hak bugün 15,5 milyon insanın Cumhurbaşkanı adayına çok görülüyor.
Yargının durumu bu.
imamoğlu'nun avukatı fikret ilkiz'den heyete: yazdıklarınızın tümü olana aykırı. siz o segbis çözümüne söylediklerinizi yazarsanız söylediklerimi geri alırım. heyet 3 kişi karışmayınız. imamoğlu 'savunma vereceğim' dedi.
mahkeme başkanı: çarpıtmayın, kaydı izledim. olmayan bir şeyi tutanağı yazmadım.
fikret ilkiz: susma hakkımı kullanmıyorum dedi. sorgudan önce olması gereken itirazlarım var bunları anlatacağım dedi. hiçbir savunmadan kaçmıyoruz. ekrem imamoğlu hiçbir savunmadan kaçmıyor.
İmamoğlu’nun avukatları kürsüdeki kişiyi rezil ediyor şu anda.
Tora Pekin:
“Savunma yapmaktan kaçıyorsunuz dediğiniz müvekkil 9 Mart’ta ilk duruşmada buraya geldi, ifade vereyim dedi.
İlk ben konuşayım dedi. Siz kabul etmediniz. Sen son sırada konuşacaksın dediniz.
Aylar geçti şimdi son sıradayız, şimdi de aynı müvekkile ya yarım günde konuşup susacaksın ya da susma hakkını kullanmış sayarım diyorsunuz.
Susma hakkınızı mı kullanıyorsunuz dediniz, HAYIR DEDİ.
Şimdi ne okuyorsunuz?
Tutanağınız hakikat dışı.
İşlemleriniz hakikat dışı!”
Tam da meslektaşımın dediği gibi yaşanan her şey gerçek bir kepazelik!
Ekrem İmamoğlu ''susma hakkını'' kullanmadı.
Konuşmak istedi.
Savunmasını yapmak istedi.
Hakkındaki iddialara tek tek cevap vermek istedi.
Ama susturuldu.
Savunma hakkının engellendiği yerde adaletten söz edilemez.
#SavunmaHakkıEngellenemez
2400 yılla yargıladıkları Ekrem İmamoğlu'na sadece 1.5 günlük bir savunma süresi veriliyor. Buna itiraz edilince de İmamoğlu salondan çıkartılıyor.. Adaletiniz batsın!
Heyet geldi sözde duruşma tekrar başladı.
Kürsüdeki kişi İmamoğlu’nun susma hakkını kullandığı “tespit ettiğini” söyledi.
İmamoğlu’na “ya savunmanı benim istediğim sürede yani yarım günde yaparsın ya susma hakkını kullanmış sayarım” tehdidini geçirdiği zaptı okuyor.
Sıkıyönetim mahkemelerinde bile görülmemiş bir rezalet yaşanıyor şu an Silivri’de.