Jale Özata Dirlikyapan'ın hazırladığı #İhlalinSınırları, Foucault’nun “sınır ile ihlal, varlıklarının yoğunluğunu birbirlerine borçludurlar” fikrinden hareketle, günümüz romanının toplumsal tabuları, resmi tarihi, beden ve kimlik sınırlarını nasıl zorladığını inceleyen bütüncül bir çerçeve çiziyor.
Tüm kitapçılarda!
🔗 https://t.co/U5O9BQ8wNl
Deniz Göktaş'ın gösterisi, tutuklanması ve devam eden savunma süreci boyunca aklım hep Vaklav Havel'in yazısına gitti: 'Gerçeğin içinde yaşama' isteğinin ısrarı böyle bir şey olsa gerek.
Beklenmedik şey burada başlar ve yıllar süren bekleyiş, hareketsizlik ve çeşitli direniş biçimlerine olan ilgisizlik sonrası "yorgun olmaktan bıkan" insanlarda yeni bir ruh hali ortaya çıkarır bu dava. İnsanlar özgürlüğün bölünmez olduğu, bu saldırının herkesi birbirine bağlayan
Jale Özata Dirlikyapan'ın hazırladığı #İhlalinSınırları, Foucault’nun “sınır ile ihlal, varlıklarının yoğunluğunu birbirlerine borçludurlar” fikrinden hareketle, günümüz romanının toplumsal tabuları, resmi tarihi, beden ve kimlik sınırlarını nasıl zorladığını inceleyen bütüncül bir çerçeve çiziyor.
Tüm kitapçılarda!
🔗 https://t.co/U5O9BQ8wNl
#İhlalinSınırları çıktı!
Jale Özata Dirlikyapan’ın hazırladığı bu kapsamlı çalışma, çağdaş romanda “ihlal” fikrinin izini sürüyor; edebiyatın kolektif hafızayla, kimlikle, mekânla ve toplumla kurduğu ilişkiye farklı açılardan bakıyor.
🔗 https://t.co/BVKFfntowu
Böyle bir çalışmanın içinde bulunmak, Jale Hoca'nın @nehirmavisi emeğiyle yazıyı şekillendirebilmek ve Metis'te @Metiskitap olmak çok büyük mutluluk. Bilge Karasu'nun adının olduğu bir eleştiri dizinin içerisinde bulunmanın mutluluğunun ise tarifi yok.
Metinde konuşanın kim olduğu, öteki ses'in metne nasıl sızdığı sorularıyla Ayhan Geçgin'in Dünyalararasında romanı ile Beckett'i ele aldığım yazının da bulunduğu İhlalin Sınırları yayınlandı. Çok kişiye ulaşır ve okuru bol olur umarım.
Edebiyat ne zaman dönüştürücü gücüne kavuşur?
Jale Özata Dirlikyapan’ın hazırladığı #İhlalinSınırları, günümüz romanının kolektif hafızadan parçalanmış öznelere, tekinsiz mekânlardan aşındırılan kimliklere uzanan sınır ihlallerini tek bir çatı kavram etrafında bir araya getiriyor: İhlal.
Edebiyatın sınırları nerede başlar, nerede aşılır? Roman, yerleşik olanı nasıl sarsar ve dönüştürür?
#İhlalinSınırları yayınevine ulaştı, bu cuma kitapçı raflarında.
🔗 https://t.co/U5O9BQ8wNl
📢 Yeni Yayın Duyurusu | #İhlalinSınırları 18 Eylül'de çıkıyor!
“Edebiyat, yerleşik olanın konforunu bozduğunda, yasaklanmış ya da unutulmuş olanın eşiğinden içeri girdiğinde dönüştürücü/yıkıcı gücüne kavuşur. Günümüz romanı son yıllarda kolektif hafızanın, bedensel bütünlüğün ve ontolojik kategorilerin sınırlarını zorlayan deneyimlere daha çok alan açıyor. Kapanmış gibi görünen meseleleri yeniden deşen, üzeri örtülen hafızanın bir dip dalgası gibi yüzeye vurduğu ve resmi tarihin monoloğunu çoksesli bir itirazla bölen bu metinler, okuru kısmen konforsuz bir sahaya davet ediyor. Bu derleme, günümüz romanının bu yönelimini, parçalanmış öznelerden tekinsiz mekânlara, tutulamayan yaslardan aşındırılan kimliklere uzanan geniş bir spektrumda, tek bir çatı kavram etrafında okumayı öneriyor: İhlal.”
––Jale Özata Dirlikyapan
Edebiyat ne zaman dönüştürücü gücüne kavuşur?
Jale Özata Dirlikyapan’ın hazırladığı #İhlalinSınırları, günümüz romanının kolektif hafızadan parçalanmış öznelere, tekinsiz mekânlardan aşındırılan kimliklere uzanan sınır ihlallerini tek bir çatı kavram etrafında bir araya getiriyor: İhlal.
Edebiyatın sınırları nerede başlar, nerede aşılır? Roman, yerleşik olanı nasıl sarsar ve dönüştürür?
#İhlalinSınırları yayınevine ulaştı, bu cuma kitapçı raflarında.
🔗 https://t.co/U5O9BQ8wNl
25 Mayıs Cumartesi günü, Karaköy Minerva Palas'ta #AyhanGeçgin edebiyatı üzerine gerçekleşecek ve değerli konuşmacıların katılacağı sempozyuma okurlarımızı bekliyoruz.
Programı da şöyle bırakayım, nefis görünüyor. Mimari, sosyoloji, edebiyat, felsefe, çay kahve, ne ararsanız var. Ben de Geçgin'in "Yıkımın Tarihi" öyküsü üzerine kısa bir konuşma yapacağım. Karaköy'e bekleriz herkesi. :)
Ayhan Geçgin romanlarında işitmenin ve konuşmanın yazınsal alana sirayet edişi, ses ve sessizliğin metinde varoluşunu Blanchot ve Beckett'le birlikte ele alacağım. Meraklısına duyurulur:)
📢 TLL dersi hocalarımızdan Dr. Öğretim Görevlisi Burcu Şahin’in düzenlediği Ayhan Geçgin Sempozyumuna davetlisiniz!✨
Etkinlik Türkçe olarak gerçekleştirilecektir ve herkesin katılımına açıktır.
Tarih: 25 Mayıs 2024
Yer: Karaköy Minerva Palas
#sufdd#sucore#sabanciuniversity
📢 TLL dersi hocalarımızdan Dr. Öğretim Görevlisi Burcu Şahin’in düzenlediği Ayhan Geçgin Sempozyumuna davetlisiniz!✨
Etkinlik Türkçe olarak gerçekleştirilecektir ve herkesin katılımına açıktır.
Tarih: 25 Mayıs 2024
Yer: Karaköy Minerva Palas
#sufdd#sucore#sabanciuniversity
Ve nihayetinde solcu sömürgecinin durumu "nihai olarak ideolojisi yüzünden kabul edilemez bir şeydir ve bu ideoloji zafer kazanırsa tam da onun var oluşunu sorgulayacaktır."
Albert Memmi, Sömürgecinin ve Sömürgeleştirilenin Portresi.
Memmi'nin portreleri her yerde, en çok da soyut evrensellik idealleriyle "iyiliksever sömürgeciler"... İronik bir alayla hiçleştirmeden verdiği "iyi niyetli sömürgeci"nin portresi, gündeme dair yorumlara bakarken yeniden hatırlanası.
"bir insanın devrimi beklerken hem devrimci hem sömürücü olabileceği bugün kesinlikle kabul edilen bir şeydir. Adamımız, adalet sömürgeleştirilenin yanında yer alırsa, [...], gösterdiği dayanışmanın son bulduğunu keşfeder; onlardan biri değildir ve olmaya da niyeti yoktur."