Girne açıklarında sadece gemi batmadı:
-Kaptan gemiyi ilk terk eden olmuş. Güven battı!
-Gemi kaza üstüne kaza geçirip sürekli sefer yapmış. Denetim battı!
-Ne Türkiye’den ne KKTC’den sorumluluk alan yok. Yönetim battı!
Sanki bu cinayet kimseye batmayacak! https://t.co/JO64VHXx1m
“Dua et babam uyuyor, yoksa silahını çekip hepinizi vururdu”
Eski Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın Bodrum’daki villasındaki doğum günü partisinde komşularla yaşadığı tartışma savcılığa taşındı. Komşular, Erkan’ın kendilerini bu sözlerle tehdit ettiğini öne sürdü.
https://t.co/8pnBeOZdj2
Canım yavrum..bugün senin doğum günün…6 Şubat karanlığına karışıp gidişinin 4.yılı olacak…acın yüreğimi kanatan kanlı bir hançer.. artık hep yanıbaşındayım…gelip ellerini tutuyor,saçlarına dokunuyorum…üstün-başın çiçeklerle dolu,kuşlar sana şarkılar söylüyor…dün sana şiirler okudum duydun mu kiraz çiçeğim..
#eylemşafakaydınyetiş
🔴 Binali Yıldırım'ın çocukları ile akrabalarına ait olan denizcilik şirketlerinin, tek bir şirket altında toplanarak Yıldırım'ın eşi Semiha Yıldırım'a devredildiği ortaya çıktı.
(Can Bursalı)
İktidar ve savunucularının gerçeği tam budur: Ekranlarda, açık alanlarda ne diyorlarsa arka planda tam tersini yaparlar.
Almanya bizi kıskanıyor derler ama Almanya vatandaşlığı için kıvranırlar.
Tipik örnek... Hiç şaşmadım
Yerli-milli söylemlerinin arkasından tüm garantilerini dolar & euro veriler gibi.
Özgür Özel: "Muhatabım o Adalet Bakanı değil. Onu Atayan Erdoğan'a söylüyorum. Hodri meydan canlı yayınlayın mahkemeyi. Sözünden dönen namerttir.
Hem savunma yapmasına izin vermiyorlar hem kitabı toplatıyorlar bir de çıkmış oradan diyor ki 'acaba hala canlı yayın istiyor mu'
İstemeyen namert! Buna engel olan da namerttir, namerttir, namerttir."
Melih Gökçek’in ailesinin Almanya’daki şirketiyle ilgili dikkat çeken iddialar!
“Şirketin herhangi bir faaliyeti, çalışanı yok. Köln’de 3 milyon 857 bin euroya bir bina alınıyor.”
🗣️@onerguncavdi
PADİŞAH VAHDETTİN, BÜYÜK TAARRUZ'DAN 19 GÜN ÖNCE İNGİLİZLERLE GÖRÜŞÜP, MUSTAFA KEMAL'İ, SİLAH ARKADAŞLARINI VE MİLLİYETÇİLERİ ETKİSİZ HALE GETİRMELERİ İÇİN YALVARIP YAKARMIŞTI.
İşte SON İHANETİN ayrıntıları:
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, vatanı, milleti kurtarmak için Büyük Taarruz’un hazırlıklarını yaparken Padişah Vahdettin de saltanatını kurtarmanın yollarını arıyordu.
7 Ağustos 1922’de İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold, Padişah Vahdettin’le bir saat süren bir görüşme yaptı. İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold, Vahdettin’le görüşmesinin ayrıntılarını şöyle anlatıyor:
“Sultan… milliyetçi liderlere karşı ağır hakaretlere başladı: Millici liderler bir hükümet değildir, isyancılar ve ihtilalciler topluluğudur. Onlar İttihat Terakki’nin canlandırıcılarıdır. Çeşitli adlar altında ve bu arada ‘milliyetçilik’ adıyla kişisel çıkarları için bu memlekete hükmetmeye çalışan İttihatçılardır. Masum halkın vatanperverliğini ve iyi niyetini sömürdüler. İnançları ve politikaları bakımından onlar Bolşevikten başka bir şey değildirler. Ben ve hükümetim barış yapmaya ve bu yolda özverilerde bulunmaya hazırdır. Millicilerin gücü abartılıyor: Onların gücü, Yunanın Türk arazisini işgal altında tutmasından ve merkezi hükümetin sözünü geçirme olanaklarından yoksun bırakılmasından ileri gelmektedir. Yunanın geri çekilmesi ve boşalan arazinin kısım kısım meşru hükümete (yani saray hükümetine) teslim edilmesi millicileri güçsüz bırakacaktır. Bunun için müttefiklerin meşru hükümete (saray hükümetine) yardım etmeleri gerekir. Asileri (Mustafa Kemal ve Türk ordusunu) bastırma çabasında hükümet desteklenmelidir.”
Bunun üzerine Rumbold, “Ne gibi bir destek istediklerini” sorunca Padişah Vahdettin, işgal altındaki toprakların kendi hükümetine devredilmesi yanında, asileri (Mustafa Kemal’in önderliğinde vatan için savaşanları) bastıracak silahlı kuvvetlerin teçhizi için kolaylık gösterilmesinden, silah yardımı ve mali yardım yapılmasından ve deniz harekâtından söz ediyor. Böylece Kemalistlerin etkisiz hale getirileceğini söylüyor. Padişah Vahdettin daha sonra, Mustafa Kemal’in Mehmet Ali Paşa gibi isyan ettiğini belirtiyor. Fakat o zaman sultan olan dedesinin tek bir şahsın karşısında bulunduğunu, ama şimdi kendi karşısındaki milliyetçilerin bir grup olduğunu söylüyor. “İngiltere o zaman ayaklanmayı durdurmuş ve güçlük giderilmişti. İngiltere şimdi de durdurursa aynı sonuç alınacaktı…” diyor. (10)
Padişah Vahdettin, 7 Ağustos 1922’de, İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold’la bu görüşmeyi yaptığında, 26 Ağustos 1922’deki Büyük Taarruz’un başlamasına sadece 19 gün vardı. Mustafa Kemal Paşa Anadolu’yu düşmandan temizleyip vatanı, milleti kurtarmanın hesaplarını yaparken Padişah Vahdettin, İngilizlerden yardım alarak “isyancı” diye adlandırdığı milliyetçileri, Kemalistleri temizleyip kendini kurtarmanın hesaplarını yapıyordu. Bu sırada vatanı ve milleti ateşe atıyordu.
Gerçek şu ki Büyük Zafer, sarayın, sultanın desteğiyle değil, sarayın sultanın ihanetine rağmen kazanıldı.
Ayrıntılar için bkz.👇
Sinan Meydan yazdı : Büyük Taarruz öncesinde Padişah Vahdettin | Cumhuriyet
https://t.co/A5SVIoWq8x
Sözcü TV programcısı Murat Ağırel, Ankara Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Melih Gökçek ve ailesinin Avrupa'ya uzanan servetini araştırmak için Almanya'ya gitti.
Oğul Ahmet Gökçek ve eşi Hülya Gökçek'in Düsseldorf'ta kurdukları şirket üzerinden 4,5 milyon euro bedelle 18 daireli bir binayı satın aldığı, 8 milyon 500 bin euro karşılığında ise bir AVM satın almak için anlaşma imzaladığı öğrenildi.
Sıfır çalışanı ve cirosu olan şirkete Türkiye'den gönderilen paranın kaynağı ise henüz bilinmiyor.
https://t.co/yA2iXiLybA
Cem Küçük soruşturması kapsamında hakkında yakalama kararı çıkarıldığı açıklanan Özyurt Silah Sanayi Şirketi’nin sahibi Serdar Özyurt’un fotoğraf albümü şöyle👇
Büyük Zaferlerin Büyük Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Vakit tamam. İnşallah Zafer bizimdir." diyerek taarruz emrini verdiği ve Türk Milleti'nin kaderinin sonsuza dek değiştiği Büyük Taarruz'un 104. yıl dönümü kutlu olsun!