Bir tarafta binlerce dolara sunulan ultra-lüks tatil beldesi
Diğer tarafta köle şartlarında çalışmaya zorlanan işçiler.
18 saat çalış, fazla mesai ücreti alma, hakkını arama, itaat et…
Patron Kamil Özavar işçisini sömürürken @TCKulturTurizm ne yapıyor?
#XumaBeach
“Turizm cenneti” işçilere yaşatılan cehennem koşulları üzerine kuruluyor!
Bodrum’da Xuma Beach işçilerinin yaşadığı hak gaspları, turizmde sermayenin büyüyen kârının işçinin emeği, düşük ücretleri ve gasp edilen hakları üzerine kurulmasının sonucudur.
Çalışanların fazla mesai ücretlerinin ödenmediği, fazla çalışma sürelerinin 18 saate kadar çıktığı belirtilmektedir.
İş durdurma eylemine katılan çalışanlar, polis zoruyla işyerinden çıkarılarak lojmanlara götürülmüştür.
Çalışanların halen lojmanlarda tutulduğu/görüldüğü, işten çıkarılma ve lojmandan çıkarılma yönünde tehditlerle karşı karşıya oldukları belirtilmektedir.
Lojmandan da çıkarılmaları halinde bazı çalışanların sokakta kalma riski bulunmaktadır.
Otelleri temizleyen, yemek hazırlayan, hizmet veren, gece gündüz çalışan işçilerdir. Ama işçi hakkını istediğinde karşısına patron, tehdit ve polis çıkarılıyor.
Hakkını arayan işçilerin işten çıkarılacağı ve lojmanı boşaltmaları gerektiği yönünde gelen bilgi karşısında buna meydan vermemeleri konusunda tüm yetkilileri ve sorumluları uyarıyorum.
@csgbakanligi Bakanlığına soruyoruz: 18 saate varan çalışma, ödenmeyen fazla mesailer ve iş sağlığı-güvenliği ihlalleri karşısında neden işçiler korunmuyor? Hakkını arayan işçiler işten çıkarılmakla tehdit edilirken sizler ne yapıyorsunuz?
@TCKulturTurizm Bakanlığına soruyoruz: Türkiye turizm gelirleriyle övünürken, bu geliri üreten işçilerin emeğinin ve barınma hakkının gasp edilmesine neden göz yumuluyor?
Xuma Beach sahiplerine çağrımızdır: İşçileri işten ve lojmandan atmakla tehdit etmeyi bırakın! Polis çağırarak emeğin hakkını gasp edemezsiniz.
Hakkını arayan işçilerinin yanındayız! İşçilerin ücret, çalışma, güvenlik ve barınma hakları ile iş güvencesi derhal güvence altına alınmalıdır.
#XumaBeach
🎙️"AİLEM GÜVENDE" DENİLEREK GERÇEKLEŞTİRİLEN NEFRET OPERSAYONLARI
İktidar, gerçekleştirilen ayrımcılık ve nefret içeren operasyonlarını "aile" kavramıyla örtmek istiyor.
Bu ayrımcı operasyonlar sonucunda tutuklanan üç kişiyle cezaevinde görüştüm. İnsanlar kendine ait fotoğraflar paylaştıkları için şafak operasyonlarıyla gözaltına alınıp tutuklanmış.
İktidar tüm toplumu belli bir yaşam tarzının içine hapsetmek istiyor.
LGBTİ'lerin de diğer tüm yurttaşlar gibi var olma ve yaşamlarını var oldukları gibi sürdürme hakları vardır. Biz bu hakkı savunmaya devam edeceğiz.
🎙️FON VURGUNU
Fon vurgunu bir lağımın patlaması gibi saçıldı ortaya. İktidar bunu örtmenin çabasında ama bu çaba işe yaramayacak.
Göz göre göre gelen ve olacağı en az bir yıl öncesinden beri bilinen bu vurgun birkaç kişinin "hatası" olarak görülemez. Bu, vurgun sisteminin bir sonucudur.
Sıkışan iktidar, toplum nezdinde zerre kadar itibarı kalmamış, adı siyasi onursuzlukla özdeşleşmiş kişileri transfer ederek ayakta kalmaya çalışıyor. Ama bu çaba da nafiledir.
KÖYLÜNÜN TOPRAĞINA DOKUNMA!
Bir şirket kazanacak diye topraklarımızdan vazgeçmeyeceğiz.
Şirketler lehine @MAPEGTC tarafından verilmiş "kamu yararı" kararı hükümsüzdür. Bu karara dayanarak yapılan acele kamulaştırmayı kabul etmemiz mümkün değil.
Biz topraklarımızı vermeyeceğiz. Adalet yerini bulmadan vazgeçmeyeceğiz. Acele kamulaştırma kararı @TC_Danistay'da iptal edilmeli ve geri çekilmelidir.
#Acelekamulaştırmaiptaledilsin
@RTErdogan@abakingurlek
Sen 1 milyon 292 bin İzmirlinin oyuyla seçilip, o koltuğa halkın iradesiyle oturdun @drcemiltugay !
Bugün çıkmış, "AK Parti kimsesizlerin kimsesidir" diyerek İzmir halkının aklıyla, onuruyla ve sandıktaki iradesiyle alay ediyorsun.
İzmirliler seni, bu iktidarın baskısına, talanına ve adaletsizliğine karşı bir barikat olasın diye seçti. O iradeyi kişisel ikbalin uğruna saray masalarına meze edesin diye değil!
1 milyon 292 bin insanın emeğini ve umudunu kendi şahsi ikbal hesaplarına kurban edemezsin!
Bu yaptığın, bir siyasi tercih veya çizgi değişikliğinin ötesinde aslında bir ahlak sorunudur!
İzmir halkı, iradesini ve geleceğini kişisel çıkarlarına satanları, kendi oyuna ve kentine ihanet edenleri asla unutmaz ve affetmez!
O koltuğu derhal terk etmelisin!
İktidara da sesleniyorum:
Bu yaptığınız oparasyonlarla “bana biat etmeyen halka hizmet götürmem, onları cezalandırırım” mesajı veriyorsunuz.
Rozet taktıklarınız bunu defalarca itiraf etti.
Yaptığınız irade gaspıyla, ahlaksızlığı meşrulaştırıyorsunuz.
Bugün her yerden pislik akıyor. Bugünkü toplumsal çürümenin tüm vebali bu zemini hazırlayan iktidardadır.
Yazıklar olsun!
@izmirbld
#İzmir
Yarın akşam saat 21.00’de,
14-18 Kasım’da Antalya’da gerçekleştirilecek olan Halkların İklim Zirvesinin detaylarını, HİZ Koordinatörü Halime Şaman ile X Space odamızda konuşacağız.
İklim krizini, mücadeleyi ve zirvenin gündemini birlikte konuşmak için tüm dostlarımızı bekliyoruz. 🌿✊
2 yıl öncesine gidelim, CHP Kongresindeki tutumu nedeniyle @tuncsoyer 'i cezalandırmak için Karşıyaka Belediye Başkanlığı sırasında iktidara yakın sermaye grubuyla ilişkisi olduğuna dair ciddi iddialar olan @drcemiltugay aday göstirildi.Buna yol açanlardan özeleştiri bekliyoruz.
“Çiğli ve Foça'dan sonra İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AKP'ye geçişinin yarın resmileşmesi beklenirken DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın'dan transferlere sert tepki geldi.”
🎙️FON VURGUNU: "LAĞIM PATLADI"
Fon krizi, birkaç kişinin hatası sonucu ortaya çıkan bireysel bir sorun değil; servet ve sermaye transferi üzerine kurulmuş bir vurgun sisteminin yaşanan sonucudur.
Fon vurgununda adı ifşa edilen eski bakan, görevde olduğu dönemde de kabul edilemez nitelikte işler yapmış. Bu bakan, görevde olduğu süre boyunca her ay iki özel kalem müdürü değiştirmiş. Ataması yapılmayan ve hakkını aramak için sesini duyurmak isteyenlere polis saldırısı yaşanırken bu eski bakan, bu yolla en az 60 kişiyi sınavsız şekilde devlet memurluğuna geçirme işinin faili olmuştur.
Fon krizi geçmişte yaşanan Susurluk skandalı benzeri bir durumdur. Bu kriz, adeta bu alanda birikmiş pisliğin dışa vurumu şeklinde yaşanan bir lağım patlamasıdır.
Fon vurgununda adı geçen ve şu an BTK yönetiminde bulunan bir bürokrat da fon konusunu konuşan ve yazan herkesi susturma ve sosyal medya üzerinde sansür uygulama seferberliğine girmiş durumda.
#FonKrizi #FonVurgunu #FonMagdurlarınıDuyun
Bundan yaklaşık iki ay önce buraya dökülen hafriyatı Defne Abla'yla yakalamış ve yayınlamıştım. Kimse bu suçu üstlenmedi ama muhakkak sorumlu bulunacak. Burada beklentimiz ehil insanların koordinasyonuyla alanı en olabilir haline getirilmesi ve buna sebep olanların en ağır cezayı alması. Bu işin peşini bırakmayacağım.
Deştin’den Halkların İklim Zirvesi’ne…
5. Deştin Çevre ve Doğal Yaşam Festivali’nden Antalya’ya…
“Çimento fabrikasına karşı fasülyemizi, göbek mantarımızı, bamyamızı, zeytinimizi koruduğumuz için 14-18 Kasım tarihlerinde Antalya’dayız..”
✨BU ÇİMENTO FABRİKASI GİDECEK, HEP BİRLİKTE BUNU BAŞARACAĞIZ✨
✍️Eş Sözcümüz @AhmetAsena yazdı:
LAĞIM PATLADI
"...İktidar, açılan soruşturmaları kendi temizliğinin kanıtı olarak sunmak istiyor. Oysa asıl soru, bu ilişkilerin nasıl kurulduğu ve yıllarca nasıl sürdürülebildiğidir. Birkaç kişinin teşhir edilmesi, onları zenginleştiren ve güçlendiren düzenin hesabının sorulduğu anlamına gelmez. Lağımın içinden çıkanları iğrenerek görüyoruz. Lağımı esas dolduran ekonomik ve siyasi ilişkiler ise henüz bütün boyutlarıyla ortaya konmuş değil."
5199 Sayılı Kanunu can dostlarımızın yaşam hakkını korumak yerine hedef alan bir ölüm fermanına dönüştüren anlayış hakimken 4 Ekim “Hayvanları Koruma Günü” kutlanacak değil yas tutulacak bir gündür, ancak.
Yasalar yaşatmak için yapılır; kenti, mahalleyi, sokağı paylaştığımız can dostlarımızı tecrit etmek, yok etmek için değil.
Yaşamı her zaman ve her canlı için savunmaya devam edeceğiz.🐾🌿
Artvin’de ormanı keserek mesire alanı yapacak olan Yapısoy Beton’a karşı çıkan köylülere planlayarak ateş açan Merttürk ailesi ve çalışan Muhammet Ustabaş çetesi tutuklanmalıdır.
Sadece tetiği çeken değil saldırıyı planlayan herkes suçludur
#ReşitKibar
Bu akşam konuğumuz DEM Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın İbrahim Akın.
Meclisin açılmasıyla birlikte barış sürecini ve #KHK’lıları ilgilendiren yönünü konuşacağız.
Sohbetimize bekleriz. 🌿
@ibrahimyesilsol
Hayatına son veren Ali Şekeroğlu gibi milyonlarca emekliyi sefalet ve umutsuzluğa sürükleyen düzen mutlaka yıkılacak.
Ülkeyi bir avuç hırsızın elinde uçuruma iten iktidar halka hesap verecek.
Çeyrek asırlık sömürü düzenini yıkacağız
#TBMMemeklininSesiniDuy
AİLEM GÜVENDE DEĞİL!
“Ailem Güvende” adı altında yürütülen LGBTİ+ operasyonlarını kabul etmiyoruz!
12 Eylül’den bu yana LGBTİ+’lara, hak savunucularına ve LGBTİ+ örgütlerine yönelik operasyonlar, gözaltılar, tutuklamalar, dernek baskınları ve erişim engelleri sürüyor. Resmî açıklamalarda “aile ve çocukların korunması” gerekçesi öne çıkarılıyor. Oysa bugün yaşananlar, aileyi korumaktan çok devlet eliyle makbul aile tanımının dayatılması ve farklı yaşamların kriminalize edilmesi sonucunu doğuruyor.
Biz Yeşil Sol Kadın Meclisi olarak soruyoruz:
Kimin ailesi güvende?
Çocuğunun cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliği nedeniyle korku yaşayan ailelerin mi?
Evladının gözaltına alınmasını, tutuklanmasını, hedef gösterilmesini istemeyen anne babaların mı?
Örgütlenme ve ifade özgürlüğünü kullandığı için baskıya uğrayan insanların mı?
Hayır!
Kutsadığınız ailelerde kadınlar ve çocuklar ne kadar güvende? Kadınların öldürüldüğü, çocukların aile içinde şiddete ve istismara maruz bırakıldığı bir gerçeklik ortadayken, aile ortamı kadınlar ve çocuklar için ne kadar güvenli? Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonunun yaptığı araştırmaya göre 2025 yılında gerçekleşen kadın cinayetlerinin %64,7’si kendi evlerinde gerçekleşmiş.
Çocuk istismarı vakalarında faillerin aile içinden (çekirdek aile, geniş aile ve yakın akrabalar) olma oranı yapılan araştırmalara göre %70 ila %85 arasında değişmektedir.
Ailede kadınlar ve çocuklar ne kadar güvende?
İnsanları gözaltına alarak, dernekleri basarak, sosyal medya hesaplarını erişime kapatarak, hak savunucularını tutuklayarak aile korunmaz. Aile, baskıyla değil; özgürlük, eşitlik, güvenlik ve dayanışmayla güçlenir.
LGBTİ+’ların varoluşu suç değildir.
Örgütlenmek, kendi kimliğiyle yaşamak, haklarını savunmak suç değildir.
Kadınların ve LGBTİ+’ların bedenleri, kimlikleri ve yaşamları üzerinde kurulmak istenen tahakkümün karşısında duruyoruz.
Çünkü biliyoruz ki “aileyi koruma” adı altında farklılıkları hedef alan politikalar yalnızca LGBTİ+’ları değil, toplumdaki bütün kadınları ve farklı yaşam biçimlerini baskı altına alma riskini taşır.
Kadına “nasıl yaşayacağını”, LGBTİ+’ya “kim olacağını”, çocuğa “nasıl büyüyeceğini” dayatan hiçbir düzen özgür değildir.
Bizler, kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamlarını devletin makbul gördüğü kalıplara sığdırmayı reddediyoruz.
Bedenlerimiz, kimliklerimiz, hayatlarımız ve ailelerimiz sizin siyasi mühendislik alanınız değildir!
“Ailem Güvende” diyerek yürütülen bu operasyonların derhal son bulmasını; gözaltı ve tutuklamaların sona ermesini; LGBTİ+ örgütlerine ve hak savunucularına yönelik baskılara son verilmesini istiyoruz.
Biz buradayız.
LGBTİ+’lar yalnız değildir.
Kadınlar yalnız değildir.
Hak savunucuları yalnız değildir.
Ve bir kez daha söylüyoruz:
Bizleri eşitlik, özgürlük ve dayanışma yaşatır.
Yeşil Sol Kadın Meclisi
https://t.co/dyDzwDLqtD