📣Faşizmin saldırı programına direnebilecek tek güç; örgütlü bir halk ve halkın bağımsız politik hareketidir
https://t.co/TDfQqqwBt9
📌Bir kez daha altını çizmek gerekir: Saray iktidarına karşı sonuç alıcı mücadele, halkın kendi bağımsız çıkarları doğrultusunda en geniş hareket kapasitesi hedeflenerek ve “hayatı durduran” yöntemlerle mümkündür. Halkevleri, kendi örgütsel varlığını böyle bir direniş hareketinin inşasına vakfedecek, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecektir. Bir halk örgütü olma özelliklerini geliştirmek, halkın hak mücadelelerini büyütmek, düzen siyasetinden hiçbir beklentisi ve çıkarı olmadan bağımsız bir hattın gerekliliğini vurgulayarak direniş çizgisini güçlendirmek, somut olarak atılması gereken adımlardır.
📌Şimdi tüm odağımız, Saray iktidarına karşı direniş kararlılığını büyütmek ve faşizme karşı harekete geçmiş halkın bağımsız bir siyasal özne ve hareket olarak kendini ortaya koymasını sağlamaktır. Bu halk, kendi kaderini eline alacak ve kurtuluşun yolunu açacaktır. Çünkü Halk, Saray’dan büyüktür!
Şunu iyi bilelim her hangi bir asliye hukuk mahkemesi bir siyasi partiye genel başkan tayin edemez. Kendisini seçim kurulları yerine koyarak karar alamaz. Bu çok ağır bir yetki gaspı ve anayasa ihlali olur. Kısaca butlan kararı yoklukla malüldür. Hiç doğamaz. Biz yoklukla malül bu kararı tanımayız seçim yargısının verdiği mazbatalar iptal edilemez. Biz de o mazbata kimdeyse onun yanında dururuz!
SİYASAL HAYATA SİYASALLAŞMIŞ YARGI MÜDAHALESİ KABUL EDİLEMEZ.
Cumhuriyet Halk Partisi hakkında bugün verilen “mutlak butlan” kararı, Türkiye’de siyasi partilere ve demokratik siyasal yaşama yönelik son derece ağır ve tehlikeli bir darbedir. Hukukun, adaletin ve yargı kurumlarının siyasal alanı dizayn etmenin aracı haline getirilmesi; bir siyasi partinin kurultay iradesine mahkeme eliyle müdahale edilmesi, yalnızca bir siyasi partiye ilişkin hukuki bir tasarruf olarak değerlendirilemez. Bu durum, doğrudan demokratik anayasal düzene yönelen açık bir müdahaledir.
Anayasa’nın 67, 68 ve 79. maddeleri; seçme ve seçilme hakkını, çoğulcu demokratik siyasal yaşamı ve seçimlerin yönetim ve denetiminin münhasıran Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisinde olduğunu güvence altına almaktadır. Siyasi partilerin kongre ve kurultay süreçleri de seçim hukuku rejiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle seçim kurullarının gözetim ve denetiminden geçerek oluşmuş siyasal iradenin, sonradan “mutlak butlan” kavramı genişletilmek suretiyle hükümsüz sayılması; hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı gibi seçme ve seçilme hakkının özüne yönelik açık bir müdahale niteliği taşımaktadır.
Bir siyasi partinin kurultayının yok hükmünde sayılması; milyonlarca yurttaşın siyasal tercihinin, temsil iradesinin ve demokratik katılım hakkının tartışmalı hale getirilmesi anlamına gelir. Bu yönüyle verilen karar, yalnızca bir siyasi partinin iç meselesi değil; Türkiye’de çok partili siyasal yaşamın, hukuk güvenliği ilkesinin ve anayasal demokrasinin geleceği bakımından son derece ağır sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyan bir gelişmedir.
Demokratik toplumlarda siyasal meşruiyetin temel kaynağı halk iradesidir. Yargının görevi siyasal alanı yeniden şekillendirmek değil; hukuku, temel hak ve özgürlükleri ve demokratik anayasal düzeni korumaktır. Aksi ülkemizde gerçekleşen gerek siyasi partilerin iç yönetim seçimleri ve gerekse Türkiye’de yapılmış tüm seçimlerin her zaman yıllar sonra yargının konusu yapılabilmesinin önünü açabilecek bir karar olduğu görülmektedir.
İstanbul Barosu olarak; hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı, seçme ve seçilme hakkını ve anayasal düzeni savunmaya devam edeceğimizi; yargının siyasal alanı dizayn etme aracına dönüştürülmesine karşı hukuk çerçevesinde mücadelemizi sürdüreceğimizi ve sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz.
https://t.co/Nz48rDhUTv
JALE YEŞİLNİL
1 MAYIS 1977 - TAKSİM
" Neden diretiyorsunuz 1 MAYIS'ta Taksim diyenlere...
Jale Yeşilnil kimdir biliyor musunuz?...
1 Mayıs 1977'de Taksimde panzerin altında ezilerek yaşamını yitiren bir liseli..! "
Jale Yeşilnil
17 yaşındaydı.
Şimdiki adı 50. Yıl Tahran Lisesi olan, Göztepe Aryamehr Lisesi
3. Sınıf öğrencisi, Dev-Lis’li bir Kurtuluş sempatizanı idi.
1 Mayıs 1977 günü Taksim Meydanı’nda devlet denetiminde görev yapan Kontrgerilla güçlerinin gerçekleştirdiği katliamda polis panzeri altında kalarak öldü.
Jale ortaokulu birincilikle bitirmişti, çok zeki, çok parlak ve disiplinli bir öğrenciydi.
Lise 1-2’de aynı başarıyı sürdüren bir insandı.
Çok narin, tutkulu bir insandı. Karıncayı bile incitmekten korkardı. Çok yardımseverdi.
Ahmet Nesin:
“Ölenlerden birisi Jale’ydi.
Ben Jale’ye İngiltere’den geldikten
1 gün sonra evimizin kapısını açmıştım. Göztepe’deki İran Aryamehr lise 3 öğrencisiydi.
Edebiyat öğretmeni, Aziz Nesin’le söyleşi yapmasını ödev olarak vermiş ve eve geldi. Babamın odasına götürdüm, onları baş başa bıraktım.
Şimdi evdeyim, televizyonda
6 gün önce kendisine kapıyı açtığım Jale’nin ölüsü, panzer ezmiş ve ağlayamıyorum, kilitlendim, dondum, babamla tek satır bile konuşmadık, sırrımız gibi sakladık kendi içimizde Jale olayını.
Jale benden küçüktü ama benim için yaşıtlarımdan kaybettiğim ilk devrimciydi.
Bir de panzer altında kalarak can veren ilk devrimciydi.
Sonraki anma toplantısında konuşmacıydım ve en zor konuşmamdı.”
Alıntı
#Yaşasın1Mayıs
✌️✌️✌️✌️
⚫️L’Ordre des avocats de Paris a appris avec effroi la mort violente de notre consœur turque Hatice Kocaefe à Bursa le mardi 28 avril, en lien avec une affaire dans laquelle elle intervenait.
Cette immense tragédie souligne le haut degré d’exposition des avocats à des risques de représailles en raison de leurs activités, et l’urgence d’une meilleure protection de la profession, partout dans le monde.
Le barreau de Paris exprime toute sa compassion aux proches de Mme Kocaefe et sa solidarité avec nos consœurs et confrères turcs, ainsi qu’à l’ensemble des barreaux du pays, dans ce moment douloureux.
Le #barreaudeParis appelle par ailleurs les autorités turques à diligenter une enquête indépendante et impartiale afin de faire toute la lumière sur ce crime, et à en poursuivre ses auteurs.
İSTANBUL BAROSUNA YENİ EK HİZMET BİNASI
İstanbul Barosu, Meşrutiyet Caddesi'nde yer alan ek hizmet binasına kavuştu. İç mimari proje, yapım ve düzenleme çalışmalarına başlanan ek hizmet binası; eğitim, araştırma ve uygulama merkezi olacak. Kütüphanenin yanı sıra kafeterya ve lokanta gibi sosyal tesislerin de yer alacağı binaya ilişkin İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu açıklamalarda bulundu.
Övünülesi bir anektod olmasa gerek.
İÜ Hukuk Fakültesi’ndeki hocalık yıllarımda, aynen böyle not tutup onu fotokopicilere satıp bir de parlak kalın kâğıda, hocanın adını içeren kapak yaptırıp pazarlayan öğrenci tipler ve işbirlikçi işletmeler vardı. Dekanlık hukuki işlem başlatmıştı.
Bu hikâyelerin bir de fikri haklar bakımından ve içeriğin ne kadar doğru olduğuyla ilgili hem hukuki hem de akademik tarafları var.
Görüldüğü kadarıyla böyle bir sorumluluk ve duyarlılıktan eser yok. Ne gam!
Av. Ali Aydın Son Yolculuğuna Uğurlandı
Vahşi bir cinayete kurban giden İzmir Barosu mensubu meslektaşımız Av. Ali Aydın, düzenlenen törenlerin ardından sonsuzluğa uğurlandı.
Av. Ali Aydın için ilk tören ve basın açıklaması Karşıyaka Adliyesi önünde gerçekleştirildi. Anma ve basın açıklamasına çok sayıda meslektaşımızın yanı sıra siyasi parti ve kurum temsilcileri ile yurttaşlar katıldı.
Törende konuşan İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz, Av. Ali Aydın’ın yalnızca bir avukat değil; aynı zamanda bir öğretmen, iyi bir baba, iyi bir eş ve iyi bir insan olduğunu vurguladı. “Hak savunucusuydu, özgürlük savunucusuydu. Her koşulda barış isterdi” diyen Yılmaz konuşmasında, cinayetin ilk andan itibaren İzmir Barosu tarafından yakından takip edildiğini belirterek, soruşturmanın tüm yönleriyle ve titizlikle yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Av. Sefa Yılmaz, şüphelinin tutuklandığını ancak soruşturma sürecinde halen yanıtlanması gereken pek çok soru işareti bulunduğunu dile getirdi. Olayın sadece adli bir vaka olarak ele alınmaması gerektiğini, geçmişte işlenen benzer cinayetlerle örtüşen yönlerin bulunduğunu belirten Yılmaz, soruşturmanın kapsamlı biçimde sürdürülmesi yönündeki taleplerini Cumhuriyet Başsavcılığına ilettiklerini açıkladı.
Konuşmasında, bu tür cinayetlerin ve baskıların hak, özgürlük ve barış mücadelesini asla durduramayacağını vurgulayan Yılmaz, “Ali’nin de inandığı, bizim de inandığımız yoldan asla geri adım atmayacağız” ifadelerini kullandı.
Av. Ali Aydın için Evka 2 Cemevi’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından meslektaşımız, Yeni Çiğli Mezarlığı’nda toprağa verildi.
İstanbul Barosu KHM ve GAM olarak birlikte düzenlediğimiz film gösterimi ve ardından yürütme kurulu üyemizin katılacağı söyleşide; kadınların yaşam hakkını, meşru savunmayı ve adaleti birlikte konuşuyoruz. Tüm meslektaşlarımızı bekliyoruz
22 Ocak 2026 19.30
📍 İstanbul Barosu
İnsan haklarını, hukuku ve adaleti savunmak suç değildir!
Bugün Baro Başkanımız ve YK üyelerimiz hakkındaki tüm suçlamalardan beraat etmiştir.
Bu karar savunma hakkının, hukuk devletinin ve insan onurunun kazanımıdır.
Savunma yargılanamaz. Savunma susmaz!
Karar öncesi son sözü sorulan avukatlar “İstanbul Barosu’nun son sözü yoktur” diyerek mesleki onura ve elbette ki politik vicdana dair kocaman bir girişle sözlerini bitirdiler.
Onur duyuyoruz.
#SavunmaSilivride#SavunmaSusturulamaz
AVUKATLAR SÖZÜNÜ SÖYLEDİ: ŞİMDİ KARAR ZAMANI!
İstanbul Barosunun yargılandığı tarihi duruşmada avukatlar sözünü söyledi. Cuma günü açıklanacak karar; Baromuzu, başkan ve yöneticilerini değil, yargının kendisini nerede konumlandırdığı hakkında bir sonuç doğuracaktır.
8 OCAK PERŞEMBE GÜNÜ DURUŞMA YAPILMAYACAK OLUP, CUMA GÜNKÜ OTURUMDA SON SÖZLERİN SÖYLENMESİNİN ARDINDAN KARAR AÇIKLANACAKTIR.
Karar oturumuna tüm meslektaşlarımızı bekliyoruz.
Tarih: 9 Ocak Cuma
Saat: 10:30
Yer: Silivri İnfaz Kampüsü Duruşma Salonu
Not: Duruşmaya otobüs kaldırılacak olup, otobüs hareket noktaları ve saatleri için lütfen linke tıklayınız.
Otobüs kayıt ve iletişim için:
Hüseyin Güleryüz - 0536 381 93 38
https://t.co/UwgXGjshkE
KARAR İÇİN SİLİVRİDEYİZ!
İstanbul Barosu davasında verilecek karar, sadece Baromuz hakkında değil, hukuk devleti ve toplumun geleceği açısından da bir sonuç doğuracaktır. Silivride hep birlikte tarihe tanıklık edelim!
Tarih: 9 Ocak Cuma
Saat: 10:30
Yer: Silivri İnfaz Kampüsü Duruşma Salonu
#SavunmaSilivride
Tüm müdafiiler esasa ilişkin savunmasını tamamladı. Perşembe günü duruşma yapılmayacak.
Duruşmaya 9 Ocak Cuma saat 10:30 da Silivri’de devam edilerek son sözlerin sorulmasının ardından KARAR verilecek.
AB Türkiye Delegasyonu bugün, İstanbul Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri aleyhine açılan davayı Silivri - Marmara Cezaevi Adliyesinde izleyecek.
@eu_eeas@eu_enlargement_
SAVUNMA “SANIK” SANDALYESİNDE OLAMAZ!
İstanbul Barosu cevaplıyor…
⁉️Neden yargılanıyorlar, hedef ne⁉️
#SavunmaSusmadıSusmayacak
5-9 Ocak #SavunmaHaftası ’nda Silivri’deyiz.
📍 Marmara (Silivri) Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu
🗓 5–9 Ocak 2026
⏰ 10.00
🔗 Ulaşım bilgileri:
https://t.co/UwgXGjrJv6