Dün,15 Haziran 2026,ailelerimiz için en mutlu günlerden biriydi. Büyük kızım Ayşe Hilal Menlioğlu Akçelik'in, İTÜ,Mimarlık Fakültesi, (Taşkışla) da mimari tasarım alanında savunduğu tezinin, jüri üyelerinin oy birliğiyle kabul etmesiyle, doktor ünvanını almasını kutladık.🏛🎓💐
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Bugün Felsefe mezuniyet töreninde bir arkadaşımız paraşüt akademisyenden diploma alırken fotoğraf çekilmek istemedi. Bunun üzerine paraşüt Yasin Ramazan Başaran arkadaşımızın diplomasını vermek istemedi ve fiziksel olarak müdahale etti!
Yasin Ramazan Başaran derhal bölümden uzaklaştırılmalıdır.
Arkadaşımızın yanındayız, öğrenciler size boyun eğmeyecek!
Dayanışma, mücadele ve yeşeren umutlar…
1 Mayıs’ın temsil ettiği değerlerin sac ayağını oluşturan kavramlar bunlar.
İşte bu kavramları notalarla perçinleyen, emeği melodilerle kaynatan onlarca şarkı ve marş yazıldı. Bazıları var ki zamana başkaldırıp, bugün bile meydanları inletiyor.
@ozguryilgur derledi: https://t.co/8A21hPJ5fc
yes, asian and african rivers produce 95% of ocean plastic but nobody asks where the plastic comes from.
plastic recycling is a scam. always has been.
the industry knew since 1974 it “cant be justified economically”
they funded the recycling campaigns anyway because the alternative was banning plastic.
only 5-6% of US plastic actually gets recycled and europe isnt better.
the EU exports 1.1 million tonnes of plastic waste per year, 3 million kg leaving every single day.
31% goes to turkey, 16% to malaysia, 13% to indonesia, all labeled “recyclable”
most plastics cant even be recycled to begin with (thousands of types, different chemical properties). and for the few that can, the output is lower quality and more toxic than virgin plastic.
you literally degrade the material each cycle until its worthless.
so what happens to the other 95%?
western countries ship it to southeast asia and africa under the label “recycling exports” with the receiving countries promising to recycle it in their stead for a price, but those countries dont have facilities either. so they burn it or dump it in rivers.
every 20 minutes, a 10-tonne truckload of plastic enters the ocean in indonesia alone.
it may look like indonesians pollute more but that’s because we ship them our garbage and they have no infrastructure to handle it.
china used to absorb it all. when they banned imports in 2018, the west just redirected to countries with weaker regulations. malaysia, vietnam, philippines. the map below shows the result.
you sort your trash so you feel like youre helping, the plastic goes on a boat, gets burned in a village without emissions controls, poisons their air and water, flows into their rivers, enters the ocean, and in your food and water.
you feel good about the plastic you recycled and never think about it again but you end up eating it anyway.
then we ban straws and plastic bags and call it environmentalism
Gündüz Apollon Gece Athena, annesinin hayaletini arayan Defne ve ona eşlik eden hayaletleriyle izleyeni hem gülümsetiyor hem üzüyor hem de bu coğrafyaya dair birçok şeyi sorgulatıyor.
Filmin yönetmeni Emine Yıldırım & yapımcısı Dilde Mahalli ile konuştuk https://t.co/i8iWoFyoG4
bu saldırı basitçe chp'ye değil en temel yurttaşlık hakkı olan seçme seçilme hakkına, yani doğrudan cumhuriyet fikrine yapılıyor. gün seçimsizleştirme siyasetine karşı cumhuriyet fikrine sahip çıkma günüdür.
son yirmi yılda ülkenin üzerinden buldozer geçti, sığır gibi izlediniz sakince, çocuğunun geleceği için GÖNÜLLÜLÜK esasıyla para toplayan kanserli bir kadın karşısında kaplan kesildiniz, hepiniz birer robespierre oldunuz maşallah.. ulan ne külyutmaz adamlarmışsınız ya, helal.
SoundCloud seems to claim the right to train on people's uploaded music in their terms. I think they have major questions to answer over this.
I checked the wayback machine - it seems to have been added to their terms on 12th Feb 2024. I'm a SoundCloud user and I can't see any emails from them alerting me to this. I certainly wouldn't have accepted.
My question to SoundCloud is: does this include generative AI models? If so, I'll remove my music and would encourage others to do the same.
Trying to give them the benefit of the doubt before removing my music. Hoping they address this asap.
Şu Murat Abbas meselesiyle ilgili alınacak en önemli ders örgütsüz, liberallik ciğerine işlemiş, bireycilik yaşam biçimi olmuş hiçkimseyi bundan sonra kapıdan sokmamak. Kültür sanat piyasasında köşe başlarını tutmuş isimlere bakın profiller hep aynı. Ben Moda’daki Cihangir’deki evimde plaklarım ve kedimle cigaramı içeyim varsın ülke yansın. Umarım gençlik kollarından ve sokak eylemlerinden gelen Özgür Özel bunu değiştirir. Ne işi var ya zaten bu adamın o görevde. Norveç miyiz biz
8 Temmuz 2011’de Bon Jovi’nin altında Redd olarak TT arenada çalacaktık, Pozitif’ten telefon geldi Doğan ile beni görüşmeye çağırmışlardı, konu o yıla kadar türlü bahanelerle çaldırılmadığımız Rock n Coke konserleriydi - Pozitif ve İKSV ile başlayan, pozitif’in devam ettiği konserlerde bir kimler çalmış bakarsanız resmin ne kadar saçma olduğunu anlayabilirsiniz. Toplantıda karşımızda Murat Abbas vardı, Rock n Coke’a çıkmamızı istiyordu tek bir şartı vardı. Bon Jovi konserine çıkmamamız…
İkisine de çıkalım Rock N’Coke dan alacağımız parayı da LGBT derneklerine bağışlayalım dedim, düşünelim dedi fakat tabii ki kabul görmedi. Orada derdi Redd’in çalması değildi, ilan edilmiş nir konsere çıkmayarak diğer organizatöre zarar vermekti kanımca.
Bon Jovi konserine çıktık, tutuklu olan Ahmet Şık için dünya basınında yer alacak bir eylem yapmıştık.
Zorlu PSM açılmış,2015 yılında da Mabbas genel müdür olmuştu. 2 yıl olmasına karşın Redd olarak konser teklifi almadığımız gibi, menajerlerin çabalarına karşın bir türlü konser verememiştik. 2017 yılıydı, Randevu istedim, Murat Abbas ile Zorlu’da bir kafede buluştuk. Beni Zorlu’nun hiç bir salonuna uygun olmadığımıza ikna etmeye çalıştı, daha az bilet kesen gruplar 3-4 kez farklı salonlarda çalmışken bizim neden çalamadığımızı anlamak adına sorular sordum, argümanları tükenince Garanti Jazz festivalinde mi çalsanız dedi, müziğimizi seviyordu sanki ama başka bir nedenle isteksizlik vardı, çaldık.
Sonraki konserlerde zorluklar yaşadık ama 2-3 konser daha yaptık o dönemde, biraz ikna olmuştu diye düşünmüştük ama pek öyle değildi…
İmamoğlu seçimi kazanmış, o sırada Zorlu ile yolları ayrılan Mabbas İBB’ye geçmişti, Kültür AŞ GMsi olarak. Bence ne Kültür AŞ’nin, ne PSM’nin GMsi olacak kapistesi vardı… Bazı arkadaşlar hapse girdiğinde işte Kültür Bakanımız dediler, güldüm, kültür nedir bilmeyen bir başka bakanımız daha diye.
Neyse, İBB süreci ile yine başa dönmüştük :) bu kez belediye ile konser, konser yeri, konser sıralaması konusunda sıkıntılar yaşadık. Maçka’da pandemiyi delen konser eylemimizin hoş karşılanmadığı kulağımıza çalındı. Akabinde kavuştaylar geçinim sıkıntısı olan onlarca küçük ölçekli grup ve müzisyen varken ünlü gruplara kapılarını açtı.
Bir süre önce mahallede kahvaltı yapıyor bişiler okuyorum, baktım karşı masada oturuyor, yanında biri var, çıkarken yanındaki selam veriyor, ondan tık yok. Tanıyanlar bunu önemsemeyeceğimi bilir, rahatlıkla ve espri ile söylüyorum; tuhaf geldi o hali “rock star” benim sen de bu sistemden beslenen birisin kardeş dedim içimden. Bilmiyorum belki başkaları başka türlü davranıyordur, selam ve konserleri hak etmek için.
İki ay kadar önce, 20. yıl için -ücreti karşılığı- Açık Hava’yı istedik, bu kentin grubu olan Redd’in bunu hakettiğini düşünüyorum, olumsuz dönüş yapıldı. Çalıyorlar ya işte diye -malum 5 Mayıs’ta senfoni var, ama yapmak istediğimiz kutlama konseptli, bol konuklu bir konserdi.
Söylenecek, anlatacak çok şey ve ayrıntı var ama yeri de zamanı da değil. unutmayın, türkiye koyunun olmadığı yerde keçinin abdurrahman çelebi olduğu bir memlekettir.
Sevenleri, cansiperane savunanları için üzgünüm ama konformizmi konusunda görünen köy gerçeğini epeyce ıskalamışsınız.
eren, polislerin işkencelerini paylaştığı için gözaltına alınıp 6 saat boyunca polisler tarafından işkenceye maruz kaldı.
yaşamayı geçtim, okurken bile zorlanıyorsunuz.