"Tarım ilaçları yasaklansın!"
Kastamonu'nun Tosya ilçesinde akrabalarının bahçesinde, ağaçtan kiraz koparıp yedikten sonra rahatsızlanan Ahmet Derin’in (63) ve eşi Rahime Derin (60) hayatını kaybetti.
DHA'nın haberine göre olayla ilgili inceleme sürerken, kiraz ağacında tarım ilacı olduğu iddiaları araştırılıyor.
Tarımda kullanılan ve "tarım ilacı" olarak bilinen pestisitler, uzmanlara göre başta insan sağlığı olmak üzere tüm canlılara ve doğaya zarar veriyor.
Zeynep Öncü, pestisitlerin yasaklanması ve uymayanlara ceza verilmesi için kampanya başlattı.
Destekliyorsan imzala, paylaş: https://t.co/26ewDwcTWM
Şimdi taşlar yerine oturdu.
Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanlığı ile anlaşarak oraya Deniz Göktaş'ı kurtarma tiyatrosuna gitmiş.
Sulh cezaya girmeden önce zorla görüşme yaptırılmış ki bunu ancak savcı isterse sağlayabilir. Savcının izin vermediği biri Göktaş ile görüşemez o arada.
Göktaş orada Kılıçdaroğlu'nu tersleyince "Adliyeden el ele kol kola çıkma" mizanseni yapılamayacağı anlaşılıyor ve Deniz Göktaş'ın tutuklanması artık mukadder oluyor.
Karşı karşıya olduğumuz "mekanizma" tahminimizden daha girift ve daha fazla müttefiki var.
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan da Çorlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde.
Mahkemedeki beyanında ‘kuyu tipi hapishane’yi şöyle anlatmıştı:
“‘Kuyu tipi hapishane' deniyor ya hiç duydunuz mu kuyu tipi hapishaneyi Sayın Başkan? Beş metrekare avlusunu 13 metre çevreleyen yükseklikte duvarlar var. Yani güneş en dik zamanda, temmuz ayında bile avluda zemine düşmüyor, sadece duvara yaslanıyor. Etrafındaki o uzun duvarlar nedeniyle kendinizi hep kuyunun dibinde hissediyorsunuz. Akşam olduğunda da o kuyunun kapağı kapatılmış gibi hissediyorsunuz. Yani güneşten yararlanma imkanınız, güneşin en çok ve en dik açıyla geldiği yerde bile yalnızca duvardan nasiplenerek günde sadece bir saat Sayın Başkan. O etki size kuyu hissiyatı verdiği için oraya da kuyu tipi hapishane deniyor. Ben orada kalıyorum. Bu salonda orada kalan, kuyu tipi hapishanede kalan dört tutukluyuz, ben, Murat Ongun, Elçin Karaloğlu ve Hüseyin Köksal. Ben öyle bir yerden geliyorum”
Şimdi Deniz Göktaş da orada!
#DenizGöktaşYalnızDeğildir
#MizahıHapsedemezsiniz
Gözaltına alınan bazı kişilerin emniyet binası içinde arkadan kelepçeli şekilde yürürken çekilen bu tür videoları gazeteciler değil aslında polis telefonla çekiyor ve ardından bu videolar polis bağlantılı bazı gazeteciler üzerinden yayılıyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü bina içi kameralara bakarsa bu videonun hangi polis tarafından çekildiğini kolayca bulur. Suçlu olduğuna mahkeme tarafından karar verilmemiş bir kişiyi hiç gerek olmadığı halde kelepçe takıp ardından videoya çekerek ülkeye teşhir etmek artık yeni moda bir cezaya dönüştü. Hapis cezası ve para cezasına ek olarak kanunda yer almayan fiili bir "kelepçeli teşhir cezası" uygulanıyor adeta. Üstelik bu ceza yargılama yapılmadan hatta kişinin savunması alınmadan veriliyor.
Utanç verici!
Bugün diplomamı iptal eden zihniyet, yarın sizin malınıza, mülkünüze, paranıza, işinize el koyar demiştim.
Asırlardır şehr-i emanete, İBB’ye ait olan; İBB Miras’ın olağanüstü restorasyonu ile 16 milyon’a ait Yerebatan Sarnıcı’na da göz koydular, el koydular.
İşte gelinen nokta budur.
Yazıklar olsun!
Fotoğrafta gördüğünüz kişi abim Samet Özgül.
Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olarak çalışan abim Samet, Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip canice boğazından bıçaklanarak katledildi.
Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi bu davadan serbest bırakıldı, 19 yaşındaki katilin ise 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi.
Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!
@adalet_bakanlik@TCYargitay
#SametÖzgülİçinAdalet
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
14 Eylül 2018 Günü Saat 12:30 dan itibaren müge anlı ekibi Gizem ve kameraman Murat'ın olayın içinde adı geçen otoyıkamacıyla olan ropörtaj kaydını bakanlığın inceleme ekibine teslim etsin.
Delil gizlemek suçundan yargılansın müge anlı
Maden istilası İzmir’den Kars’a tüm ülke doğasını kapladı
2024 başından bugüne ihalelerle maden tekellerine satılan alanlar:
▪️ Türkiye yüzölçümünün %1,3’üne ulaştı
▪️ Türkiye’nin en büyük 29. ili olan Tokat’ın yüzölçümünü geride bıraktı
Ülkenin tüm ekolojik eşikleri birer birer yıkılıyor.
Bu madencilik değil.
Bu, benzeri görülmemiş bir doğa kırımı.
https://t.co/RuqMJtLoul
Gıda enflasyonunda utanç tablosu...
Utanan var mı? Yok...
Güney Sudan ve İran'dan sonra Türkiye dünyada 3'üncü sırada...
Bir ülkede tarım ancak bu kadar kötü yönetilebilir..
⚠️ Türk vatandaşlığı vaadiyle dolandırıldığını iddia eden Kongolu iş insanı Lusamba Kasanda, AKP’li milletvekili Seyithan İzsiz’i suçladı.
• Ülkesinde elmas madenleri işleten ve inşaat şirketi sahibi olan Kasanda 2022 yazında Türkiye’ye geldi.
• İfadesine göre, Türkiye’ye yerleşmek istiyordu ve yatırım yapmaya karar vermişti.
• Elasan Gayrimenkul Danışmanlık şirketi ile irtibat kurarak danışmanlık hizmeti almak istedi. Şirket yetkilileri 400 bin dolarlık konut alırsa Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olacağını söylediler.
• Kasanda’ya İstanbul Esenyurt’ta inşaatına yeni başlanan Delta Dubai Comfort Waterpark adlı projeden iki daire sattılar.
• Kasanda’ya gösterilen örnek daireler 2 artı 1, ebeveyn banyolu ve konforluydu.
• Şirket yetkilileri daireleri teslim aldığında beğenmemesi halinde yüzde 25 kâr ile geri alacaklarını bile söylemişti.
• Kasanda, iki daire için 420 bin dolar gönderdi. Ayrıca ekspertiz raporu ve harç için 18 bin 230 doları şirket ortağı AKP milletvekili Seyithan İzsiz’e gönderdi.
• Kasanda’ya ayrıca bir daire daha sattılar.
• Türkçe ve İngilizce bilmeyen, Fransızca konuşan Kasanda’ya sözleşmeler, Türkçe ve İngilizce hazırlandı.
• 2022 yılında Türkiye’den ayrılırken kârlı yatırımlar yaptığını ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olacağını düşünüyordu.
• 2023 yaz aylarında tekrar Türkiye’ye geldi. Şirket yetkilileri ile Kadıköy Tapu Dairesi’ne gittiler ve Kasanda’ya dairelerin tapusu verildi. Tüm süreç normal görünüyordu.
• Ancak kısa bir süre sonra Kasanda’ya Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olamayacağı söylendi.
• Aslında tapuyu alması da imkansızdı. Türkiye 183 ülkenin vatandaşlarına konut alma hakkı verirken Demokratik Kongo Cumhuriyeti vatandaşlarına gayrimenkul satılamıyordu.
• Üstelik 2 artı 1 lüks satılan konutlar, 1 artı 0, net 30 metrekare stüdyo dairelerdi. En fazla 90 bin dolar değerindeydi. Katbekat fazla fiyata Demokratik Kongolu adama satılmıştı.
• Şubat 2024’te GABİM’den alınan raporda; Demir Grup’tan alınan Büyükçekmece’deki dairenin 230 bin dolar değil 132 bin dolar değerinde olduğu belirtildi.
• 5 Şubat 2026’da sonuçlanan davada Esenyurt’taki iki dairenin Delta Gayrimenkul Şirketi adına tesciline karar verildi.
• Ödeme dolar üzerinden yapılmıştı ama genel uygulamaların tam tersine dairelerin satıldığı dönemdeki Türk Lirası karşılığı esas alındı. O dönemde dolar 17 TL’ydi ve Kasanda’nın ödediği 438 bin dolar yaklaşık 7,5 milyon TL’ydi.
• Dava açılıp yeni GABİM raporu düzenlendiğinde dolar 34 TL’ydi ve 438 bin doların karşılığı yaklaşık 15 milyon TL’ydi. Kasanda’nın avukatları 438 bin doların faiziyle geri ödenmesini talep ediyordu. Ama mahkeme Kasanda’ya 8 milyon 450 bin TL verilmesine hükmetti.
• Yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin de Kasanda’dan alınması yönünde karar verildi.
• Kasanda’nın avukatları nitelikli dolandırıcılık iddiasıyla da suç duyurusunda bulundu. AKP’li ismin sahibi olduğu Delta Gayrimenkul’den de şikayetçi oldular. Ancak İstanbul Başsavcılığı 17 Ekim 2024 tarihinde takipsizlik kararı verdi.
• Dosyanın kapatıldığı günlerde Seyithan İzsiz’in AKP’ye geçtiğine de dikkat çekildi. (Timur Soykan)
Kreşte darb iddiası üzerine koşarak aileyi ziyaret eden, "çocuklarımıza nasıl kıyarsınız" diye bas bas bağıran bakan Mahinur Hanım, sesini duyurmak için adliye kapısında oturan anneyi bir kez ziyaret etti mi? Tarikatın adını ağzına aldı mı? Ölünce bile tek sorumlu anne, öyle mi!
Çok öfkeliyim
Fatmanur Çelik ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler'in Zeytinburnu sahilinde cansız bedenleri bulundu. Fatmanur hanım ile 2023 yılında bir kafede görüştük, yaklaşık iki saat yaşadıklarını belgeleriyle anlattı.
Birçok haber yaptık ama seslerini duyan olmadı süreci belgeleriyle anlatıyorum. Çünkü Fatmanur Çelik, "Başıma bir şey gelirse intihar demeyin" demişti.
Sorumlunun kimler, hangi "makamlar" olduğuna siz karar verin +
❌ Temu yok
❌ Uber yok
❌ PayPal yok
❌ Booking yok
❌ Discord yok
❌ Airbnb yok
❌ Roblox yok
❌ Starlink yok
❌ Wattpad yok
❌ Threads yok
❌ Amazon Global yok
❌ Apple Pay yok
❌ Google Pay yok
❌ Samsung Wallet yok
❌ Pringles yok
❌ Yangın uçağı yok
❌ Vize randevusu yok
❌ Yeterli et tüketimi yok
❌ Alım gücü yok
❌ Kaliteli operatör yok
❌ Özgür yurt dışı alışverişi yok
❌ Hastane randevusu yok
❌ Deprem planı yok
❌ Yapı denetimi yok
❌ Tarafsız medya yok
❌ Gıda denetimi yok
❌ Vergide adalet yok
❌ Gençlik festivali yok
❌ Yönetimde şeffaflık yok
❌ Torpilsiz mülakat yok
❌ Vizesiz Avrupa yok
❌ Yeterli demiryolu hattı yok
❌ Kamuda tasarruf yok
❌ Yeşil alan yok
❌ Ekonomik özgürlük yok
❌ Temiz çevre yok
❌ Bisiklet yolu yok
❌ Teknoloji üretimi yok
❌ Kira denetimi yok
❌ Sansürsüz TV - sanat yok
❌ Paranın değeri yok
❌ Bağımsız üniversite yok
❌ Adalet yok
❌ Eşit yurttaşlık hakkı yok
❌ Halk iradesi yok
❌ Sandık güvenliği yok
❌ Yaz saati uygulaması yok
❌ Eğitimde kalite yok
❌ Tarım yok
❌ Şehir planlaması yok
❌ Diplomanın anlamı yok
❌ Uygun tatil imkanı yok
❌ Öğrenciye ev yok
❌ Liyakat yok
❌ Muhalif CB Adayı yok
❌ Girişimciye destek yok
❌ Hızlı internet altyapısı yok
❌ Basın özgürlüğü yok
❌ Veri güvenliği yok
❌ Öğretmene kadro yok
❌ Siyasi etik yok
❌ Musluktan içilebilir su yok
❌ İfade özgürlüğü yok
❌ Yeterli öğrenci yurdu yok
❌ LGBT hakları yok
❌ Ucuz ulaşım yok
❌ Bağımsız yargı yok
❌ Emeğin karşılığı yok
❌ Sokakta can güvenliği yok
❌ Mal güvenliği yok
❌ Gençlerin umudu yok
❌ Emeklinin geçimi yok
❌ Çalışanın güvencesi yok
Ampul var, yersen.
269 kişiye mezar olan Rönesans Rezidans duruşması sonrası, yakınlarını kaybeden avukat ağlayarak isyan etti!
🟥"Polisler de buradaydı. İnsanlar buradaydı. Bir tek milletvekilleri yoktu. O kadar çağırdım. 'Gelin, bakın, izleyin; bize çok kötü davranıyorlar, dinlemiyorlar' dedim.
🟥'Erteledikçe erteliyor. 'Olası kast' kararını gerekçesiz, hiçbir şey söylemeden erteleyince bütün salonun gözleri doldu. Ben 'Nasıl böyle bir şey olabilir' dediğimde, 'Bunları dışarı atın' dedi.
🟥Polisler böyle kaldılar. 'Nerede polis?' diye bağırıyor hakim. Kimse elini bize kaldırmadı. Polisler bizimle ağladılar.
🟥Herkes enkaz altında kaldı, parçalandılar. Yeter artık, insaf ve vicdan be. "
https://t.co/4eUxoPWhzk