Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Aslan ile konuştum. İki özel bilgi paylaştı…
Bir: Deniz tutuklama sonrası avukatlarına “neşemizi çalamayacaklar” demiş.
İki: Kendisiyle görüşen Kılıçdaroğlu’na “CHP’yi salın” demiş.
Ben, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum andan itibaren, şehri yönetirken, kanala, yalana, talana ve aynı zamanda ranta ve millet aleyhine olan her hususa karşı durduğum için bugün buradayım.
Bugünkü mahkemede yaptığım savunmamı milletim okusun;
https://t.co/S5ZXocmA69
AK Parti ve MHP’ye oy veren vicdanlı kardeşlerime sesleniyorum. Her fırsatta dinden ve vicdandan bahsedenler, mübarek Ramazan’ın bir İftar vaktinde 31 yıllık diplomamı iptal edip, aynı günün gecesinde bir sahur vaktinde gözaltına aldılar.
Göreve geldikten sonra İBB’ye 1200 müfettiş geldi, her işlemimiz didik didik edildi. Attığımız her adım, aldığımız her nefes yakından takip edildi. Yıllardır gelmeyen bütün müfettişler İBB’de kamp kurdu, İBB Meclisi bizi devamlı denetledi, bir grup medya her gün açık aradı. İhaleler dahil bütün iş ve işlemler anında basına yansıtıldı ve tüm detaylarıyla paylaşıldı.
Allah’a hamd olsun ki hepsinden tertemiz çıktık, hiçbir usulsüzlük bulunmadı.
Millet her şeyi gördü, bildi ve 3. kez 1 milyon oy farkıyla bizi seçti.
Her şey ondan sonra başladı.
Belediyeden iş alamamış bir grup ve onlarca suç kaydı olan bazı insanların şikayeti ile harekete geçildi. Bunlara gizli tanık iftiraları eklendi ve buradan aklın almayacağı bir suçlama oluşturuldu. Bir torba uydurdular içine akıllarına gelen her şeyi attılar.
Şimdi “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali hakkımızda yalan haber bombardımanıyla üste çıkmaya çalışıyorlar. Ciddi herhangi bir suç bulunamayınca insanları arayarak “gizli tanık”, “yalancı şahit” olmaya zorluyorlar. Yazık çok yazık.
Bizim Allah’a şükür veremeyeceğimiz bir hesabımız yok. Kumpas aklıyla hareket edenler eninde sonunda kaybeder ama bu arada olan güzel ülkemize oluyor.
Diplomam bir günde iptal ediliyor, kaç kuşaktır alın teriyle emekle biriktirdiğimiz tüm mal varlığımıza apar topar el konuluyor, haysiyet çiğneniyor.
Bir gün herkesin kapısını çalabilecek bu hukuksuzluğa evlatlarımız ve geleceğimiz için dur demeliyiz. Kendine ait olmayan koltuğu korumak adına her yolu mübah gören anlayışa dur demeliyiz. Ahlakı, hak ve hukuku korumanın partisi olmaz.
Ben bu ülkenin her görüşten insanının sa��duyusuna güveniyorum. Herkesin milli iradeden yana olduğuna hiç şüphem yok. Haktan ve hukuktan nasibini almamış bir avuç insanın bu ülkeye yaşattığı zulmü artık durdurmamız gerekiyor. Seçimler gelir geçer, o parti gelir, bu parti gider ama kalıcı olan hakka ve hukuka olan güvenimizdir.
Herkes için, her zaman adalet.
Birlikte oynadığım en yetenekli, disiplinli ve kaliteli insanlardan biri olan Cem Yiğit Üzümoğlu bu ülkenin aydınlık yüzüdür, elbette yalnız değildir...i,
3 sezondur keyifle rol aldığım Teşkilat dizisinden rol arkadaşıma yapılan haksızlık nedeniyle an itibariyle kendi isteğim ve arzumla ayrıldığımı kamuoyunun bilgisine sunarım #AybükePusat
Az önce Halk tv'de Hataylı bir kadın, "Hatay, Türkiye Cumhuriyeti devletinden ilk defa bir şey istedi. Ama yoktular yanımızda." dedi
Maraş'ta oğlunu, gelinini, torununu kaybeden Nurgül abla da hemen hemen aynı cümleleri kurmuş!
Utan�� vesikası! #6Şubat2023
Dinlemeye cesaretiniz var mı ?
Deprem Bölgesinden hiç ayrılmayan,
9 gün sonra ilk banyosunu yapabilen
CHP Hatay Eski Vekili Suzan Şahin, Akp'lilerin yüzüne tükürdü, Akp'lilerin çıtı bile çıkamadı
“Bugüne kadar utanmadınız,
Şimdi utanıyor musunuz?”
#UnutmakMıAsla#6subat2023
31 Ekim 2024, Silivri, 42. açık görüş:
Tayfun'un herkese çok selamlarıyla:
Vera bugün okul yerine açık görüş için Silivri Cezaevi’ne geldi. Görüş bittiğinde anne babamdan ayrılmak istemiyorum diyerek ağladı. Tam 920 gün sonra Silivri’den yanımda Vera ile sesleniyorum!
Bıçak kemiğe dayanmış, “Demokrasi ve Hukuk Devleti” adına “endişelenme” safhası çoktan geçmiştir!
Tayfun Kahraman 15 yıllık devlet memurudur.
Devlet üniversitesinde Doktor Öğretim Üyesi’dir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı yapmıştır.
Onlarca makalesi, kitapları, ödülleri, araştırma projesi, danışmanlığını yaptığı tezleri olan, katıldığı sayısız ulusal-uluslararası bilimsel konferansın ve kongenin davetli konuşmacısı, ülkemizdeki İmar Hukuku konusunda belki de en donanımlı ismidir.
TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanlığı yapmıştır.
Gezi Olaylarına dahli, oda başkanlığı görevi gereğidir. Olayların öncesinde, esnasında ve sonrasında hukuki ve barışçıl yöntemlerin dışına çıkmamış, çıkılmasına müsaade etmemiş, olayların yatışması için hükümet ile görüşen heyetler içinde yer almış, şiddete karşı net tavrını ortaya koymuştur.
Tayfun Kahraman olayların üzerinden 10 yıl geçtikten sonra, soyut ve afaki suçlamalar ile hükümeti devirmeye yardım suçlamasıyla tutuklandı.
Ortada somut delil yok. 13. Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi karalarında Tayfun Kahraman’ın ne suç işlediği, hangi gerekçeyle ceza aldığı YAZMIYOR.
Göz göre göre eziyet görüyoruz. 30 aydır haykırıyoruz. 30 aydır kızımız Vera’yı yalnız büyütüyorum.
Hak ihlali için yaptığımız başvuru Anayasa Mahkemesi’nin önünde bekliyor, bekletiliyor.
Biz bu ülkenin vatandaşıyız!
Biz artık kimsenin demokrasi ve hukuk için endişeleniyoruz sözlerini duymak istemiyoruz!
Artık endişelenmeyin, artık harekete geçin!
6 Eylül 2024, Silivri, 40. açık görüş: Tayfun'un hepinize selamı var.
Uzatmayacağım: Eşim Tayfun Kahraman kara para aklamadı, yasa dışı bahis oynatmadı, kaynağı belirsiz paralarla lüks villa ve araba koleksiyonu almadı, MASAK raporlarında başrol oynamadı, kul hakkı yemedi.
Onuruyla, namusuyla yaşadı. Hayatı boyunca dürüst oldu. Anayasa ve yasalara tam olarak uydu, görevi neyse onu yaptı.
Alpay Özalan gibi vasıfsız birinin mecliste olup,
Can Atalay gibi bir insanın hapiste olmasını bu ülkenin bir yurttaşı olarak kabul etmiyorum!
#CanAtalayMeclise