Harbiye'de sergilediği 'Ölü Deniz' adlı gösterisinde Müslümanların kutsallarını aşağılayarak alay konusu haline getiren ahlaksız komedyen Deniz Göktaş hakkında soruşturma başlatılmış.
Deniz Göktaş kendi köhnemiş düşüncelerinden başka hiçbir düşünceye yaşam hakkı tanımayan tek parti döneminden kalma baskıcı, dayatmacı, önce idam edelim sonra yargılarız diyen İslam düşmanı acımasız zihniyetin temsilcilerinden biri.
Bu halkın büyük çoğunluğunun inandığı Allah’a, Rasulullah’a (S:A:V), İslam’a ve Kur’an’ı Kerim’e saygısızlık etmek, hakaret etmek, alay etmek onların çifte standartlı anlayışlarının bir ürünü.
Şimdi bu konuyu mizah ya da düşünceyi ifade etme özgürlüğü olarak savunmaya çalışacaklar ancak kendi hassas oldukları ideolojik değerlerine, dogmalarına ya da figürlerine en ufak bir eleştiri yapıldığında anında tutuklama, sansür ve linç kampanyaları başlatabilen ikiyüzlü bir tutum sergileyende yine kendileri.
Kendi dogmalarını dokunulmaz kılarak İslam’ı ve Müslümanları düşmanlaştırıp sürekli aşağılayan karakter yoksunu davranışlarda bulunmada bir sakınca görmeyenlerde yine kendileri.
Saygısızlık yapamayacaklarını, hakaret edemeyeceklerini, aşağılayamayacaklarını ve alay edemeyeceklerini onlara öğretmek bütün Müslümanların görevidir.
Şu açıktır ki, bu ülkede başta laiklik olmak üzere sömürgeci Batı’nın toplumu çürüten, ahlaksızlaştıran, ötekileştiren ve kutuplaştıran değerlerine tutsak olmuş, Batı düşüncesinin esareti altında yaşayan bu ve benzeri zihniyetlerle topyekun mücadele ederek İslam’ımızı hayata hakim kılmadıkça Müslümanlar asla huzura kavuşamayacak, özlemini duydukları şerefli ve seçkin hayata ulaşamayacaklardır.
Heybet-i Saltanat
Osmanlı saray diplomasi geleneğinde, yabancı elçiler karşılandığında onlara siyasi ve stratejik hamleler yapılır ve onlar üzerinde psikolojik üstünlük mesajı verilirdi.
Başka bir ifadeyle devlet; düşmana karşı güçlü olduğunu ve caydırıcı güce sahip olduğunu göstermek isterdi.
İslam tarihi literatüründe devletin büyüklüğünü ve caydırıcılığını göstermesine "Heybet-i Saltanat" denmektedir.
1530 yılında İstanbul'a gelen Roma-Germen İmparatoru I. Ferdinand’ın elçileri Nikolaus Jurischitsch ve Joseph von Lamberg, Topkapı Sarayı’nın Divan Meydanı’na girdiklerinde karşılaştıkları manzarayı şu sözlerle ifade etmişlerdir:
"...Saray avlusuna girdiğimizde, her biri kalın zincirlerle bağlanmış aslanların elçilerin geçiş yoluna dizildiğini gördük. Bu hayvanların çıkardığı korkunç kükremeler ve bakıcılarının onları elçileri korkutmak için kışkırtması, sarayın heybetini ve üzerimizdeki baskıyı en üst noktaya çıkardı." [Curipeschitz, Yolculuk Günlüğü 1530]
Yine elçilerin geçiş güzergahlarında; binlerce Osmanlı asker pahalı askeri kıyafetler giydirilerek görevlendirilir, gövde gösterisi yapılırdı.
İşte bu uygulama Hilafet Devleti’nin düşman devletlere verdiği açık bir mesajdı; “sakın bize saldırmaya ve bizi menfaatlerinize ilzam etmeye kalkmayın. Bizim irademiz de ordumuz da güçlü” demekti.
Bugün de NATO zirvesi öncesinde yaklaşık sahada 60 bine yakın silahlı güvenlik görevlisi görev alacak.
Geçiş güzergahında binlerce kolluk kuvveti vazife başında olacak.
Peki dün olduğu gibi bugün de devasa bir sayıya ulaşan silahlı güvenlik görevlisi devletin iradesini ve gücünü kafirlere karşı yansıtabiliyor mu?
Sizce bu önlem ve tedbirler bizi Batı'ya güçlü mü yoksa onları bize değerli mi göstermektedir?
Tarihte 'Heybet-i Saltanat', sadece yollara dizilen asker sayısı veya zincirli aslanların kükremesinden ibaret değildi. Bilakis o zincirleri gerektiğinde salıverecek, o orduyu küffarın üzerine yürütecek bağımsız bir İslam iradesiydi.
Yüzyıllar önce elçilerin yüreğini ağzına getiren o zincirli aslanlar, arkasındaki devletin yeryüzündeki hiçbir şer odağına boyun eğmeyeceğinin nişanesiydi.
Bugün ise o aslanların yerini, NATO'nun menfaatlerine bekçilik etmek üzere Ankara caddelerini dolduran binlerce güvenlik görevlisi almıştır.
Ne acıdır ki; dün kafire korku salmak için yapılan o büyük gövde gösterileri, bugün Haçlı İttifakı'nın güvenliğini sağlamak ve onun sömürü ajandasına boyun eğildiğini tescillemek için bir hizmet yarışına dönüşmüştür.
#NATO
Hani Tüm Zulümlere Karşı Bir Olacaktık!
🖋️“Mazlumun kim olduğuna değil, zalimin kim olduğuna bakılır oldu.”
🖋️“Korkularla şekillenen tutumlar, kardeşliği zayıflatıyor.”
🖋️“Gerçek güç, Müslümanların birbirine sahip çıkmasındadır.”
#NatoyaKurbanAranıyor
https://t.co/KODznc74YW
Şeyh Said’in iade-i itibarı; uğrunda kıyam ettiği dini mubin ve Hilâfet davasını diri tutarak, onu darağacına gönderen zihniyetle, zihniyetin bir parçası olmadan mücadele etmekle olur.
Aksi halde Şeyh Said’in davasına halel gelmiş, mirasına da ihanet edilmiş olur.
Bu İslâm'dan nasibini almamış müptezel için kelam etmeye gerek yok. Zaten ahalimiz her zaman olduğu gibi fiili değil faili konuşmaya devam ediyor.
Hadi bu şarlatan para için insanları güldürmek adına her türlü sınırı aşmış. Peki orada Allah Azze ve Celle ile alay edilirken buna kahkahalar ile gülenler kimler?
Bu memleketin aydınlık geleceği mi?
Cumhuriyetin emanet edildiği yılmaz bekçiler mi?
10 yılda oluşturulan 15 milyon gencin torunları mı?
Laik neslin tâ kendisi mi?
Hani AK Parti sözcüsü Ömer Çelik'in biz asla taviz vermeden koruyucusuyuz dediği laikliğin eserleri değil mi bunlar?
Hem sebebi koruyor ve savunuyor hem de böyle tezahürleri ile mücadele edeceğinizi mi zannediyorsunuz?
#pazartesi
Maymunların her yaptığına göz yuman ve bunu çapsız bir politika güderek reel politiğin ardına sığınarak yapan çapsız bir yönetim var!
Daha vehim olan şey bunların arkasında duran koca koca adamlar var!
Hâlâ mı yavaş yavaş...
#Altın
Durum öyle bir durumdayız ki uygulanmayan ve belki de bu konuda çalışanların bir daha uygulanmayacağını düşündüğü bir hukuk var ortada!
Metodolojik sorunun asıl kaynağı hukukun yeryüzünde uygulayıcısının olmaması!
Asırlar boyunca hukuku, siyaseti ve kamusal ahlakı kuran fıkıh, modern dünyanın epistemolojik ve kurumsal meydan okumaları karşısında nasıl bir dönüşüm geçirdi? Bugün hâlâ devam eden metodolojik krizlerin ve fıkhî arayışların kökeninde hangi kırılmalar bulunuyor?
Prof. Dr. Murteza Bedir, son iki asırlık fıkıh düşüncesinin ana istikametini, modernleşmenin doğurduğu metodolojik sorunları ve bu sorunlara verilen başlıca cevapları nasıl ele alıyor? Flooda buyrun👇🏻
Ceddin arzında kadim bâtıl sistem de idame ettiriliyor kıymetli hocam.
Rabbim inşaallah ilminizi İslam'ın yeryüzüne hakim kılmanmasından daha önde tuttuğunuz için hesaba çekmez!
(Yorumum zahire yöneliktir. Umarım görmediğimiz kısımda bir alime yaraşır şekilde hakkı söylüyorsunuzdur)
Topraklarımızdaki NATO üslerini kapatmayanlar, işgalci NATO ülkelerinin Türkiye'de ağırlamasına Hayır dedikleri için Müslümanların hesaplarını erişime kapattılar.
Buna ancak ABD ve Batılı liderler ile birlikte NATO seviciler sevinirdi, öyle de olmuş.
NATO'ya Sadakat, İslami Camiaya Barikat
📌Birçok dernek ve hocanın hesabına erişim engeli
📌Kapitalist Batı'nın askeri gücü NATO Zirvesi öncesi Ankara altüst
📌Uğurlu: "Yapılan zulümdür. Zulmün karşısındayız"
https://t.co/hTF3IQpEeC @KokluDegisim aracılığıyla
Dün İstanbul Üsküdar'da kardeşlerimizle bir araya geldik ve İslam'ın yönetim anlayışının nasıl olması gerektiği konuları üzerinde çok verimli bir hasbihal gerçekleştirdik.
Katılım sağlayan ve emeği geçen herkesten Allah razı olsun...
Müslümanlara uygulanan bu sansür ve engelleme ilk olmadığı gibi son da olmayacaktır.
Birilerinin istediği şekilde, onların çizdiği sınırlar içerisinde ve sisteme entegre bir Müslümanlığı kabul etmeyenler her daim bu zulümlere maruz kalacaklardır.
Zulme karşı yaşasın Müslümanların kardeşliği..
Güran Ailesinin istediği şey YENİDEN YARGILAMA
Medyanın ön yargıyla aileyi tümden mahkum etiği bir dosyada,
Kovuşturma süreçleri ihmal ve ihlaller ile dolu bir dosyada,
Zorlama, baskı ve hatta işkence ile ifadelerin alındığı iddia edilen bir dosyada,
Kovuşturma süreçlerinde eli olan bir çok yetkilinin görevden uzaklaştırıldığı bir dosyada,
Bazı partilerin siyasi hesaplar ile sürece ön yargılı şekilde dahil olup yargılamayı etkiledikleri bir dosyada,
İstinaf mahkemesinin yaptığı 9 ayrı muhalefet şerhinin yargılamada hiç dikkate alınmadığı bir dosyada yeniden yargılama şarttır.
8 yaşında cinayete kurban olan Narin Güran dosyasında gerçekte kimin suçlu kimin masum olduğunun tespiti ancak yeniden yargılama yolunun başlatılması ile sağlanabilir. Yaşanan tüm ihlal ve ihmallerin ortaya çıkması, medya ve kamuoyunda oluşan algı ve yargının hakikate kavuşması için Adalet Bakanlığı ve yargı makamlarının bu süreci bir an önce başlatması gerekir.
İmtiyaz değil hakikatin ortaya çıkmasını isteyen ve bunun için çabalayan aileyi dinledik.
İddia edilen hususların gözden geçirilmesi ve yeniden yargılamanın yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Kamuoyunun bu dosyayı yeniden gündemine alması, avukat ve hukukçuların da sürece müdahil olmasının önem arz ettiğini hatırlatıyoruz.
Nuh Suresi:
26. Ayet: Nûh şöyle dedi: "Rabbim! Yeryüzünde inkârcılardan hiç kimseyi sağ bırakma!"
27. Ayet: "Çünkü onları bırakırsan kullarını saptırırlar ve sadece günahkâr, nankör nesiller yetiştirirler."
28. Ayet: "Rabbim! Beni, annemi, babamı, iman ederek evime girenleri, mümin erkekleri ve mümin kadınları bağışla. Zalimleri ise ancak helâk et!"
#BartınBelediyesi Hayırlı Cumalar
Mekke'den Medine'ye Kutlu Yürüyüş...
Hicret, İslam Devleti'ne giden yolda atılan ilk adımdır.
Hicret, Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in adım adım ördüğü devlet kurma stratejisinin en kritik hamlesidir.
#HicrettenDevlete#Hicri1448