Yapay zeka şirketleri sahafları boşaltıyor: Milyonlarca kitabı alıp, tarayıp, imha ettiler
◾️Hollanda’da bir sahaf gece 03.00’te 3 bin kitaplık sipariş aldı.
◾️Birbiriyle alakası olmayan kitaplar arasında jeomekanik üzerine teknik incelemeler de vardı, İrlanda folkloruna dair akademik çalışmalar da…
◾️Kitaplar ISBN numaralarıyla birlikte titizlikle sıralanmıştı.
◾️Avrupa’nın dört bir yanındaki sahaflar aynı şeyi yaşıyordu. Biri, raflardaki tozlu kitapları sistemli bir şekilde süpürüyordu.
◾️Alıcı firma "normal bir ticaret yapıyoruz" dese de depolarından sızan görüntüler, bunun bir tasfiye süreci olduğunu kanıtlar nitelikteydi.
◾️Yapay zeka şirketlerinin telif hakkı engelini aşmak için buldukları bu yöntem kültürel bir tasfiyeye dönüşmüş durumda.
Detaylar soL’un haberinde 👇
https://t.co/Mlq02CFQOe
Türkiye İzcilik Federasyonu Başkanı Sn. Hasan Dinçer Subaşı ve beraberindeki kıymetli heyeti misafir etmekten büyük memnuniyet duyduk.
Nazik ziyaretleri ve verimli istişareleri için kendilerine teşekkür ediyor izcilik faaliyetleriyle gençlerimizin kişisel gelişimine, sorumluluk bilincine ve toplumsal dayanışmaya sundukları katkıları takdirle karşılıyoruz.
Bu anlamlı çalışmaların artarak devam etmesini temenni ediyor, kendilerine başarılar diliyoruz.
@MahinurOzdemir@tcailesosyal@basizci@izcifederasyonu
📍İstanbul
Türkiye İzcilik Federasyonu İstanbul Beykoz İzcilik Kamp ve Eğitim Merkezini ziyaret ederek yürütülen faaliyetler hakkında bilgi aldık.
Bakanlığımız ile olan mevcut işbirlikleri ve yapabileceğimiz projeler hakkında istişarelerde bulunduk. Nazik ev sahiplikleri için Federasyon başkanı Sn. Hasan Dinçer Subaşı (@basizci) ve ekibine teşekkür ediyoruz.
@MahinurOzdemir@tcailesosyal@izcifederasyonu
Dışarıyı cennet gibi anlatan çok oldu.
Türkiye’yi küçümseyen çok oldu.
Burada hayat yok deyip gidenler.
Gördük Londra’yı, Dubai’yi.
Doktoru, mühendisi, yazılımcısı.
Gittiklerinde gördüğü gerçekler acı :)
Yalnızlık. Yabancılık.
2. sınıf insan muamelesi.
Dünyanın hiçbir yeri masal değil.
İlber hoca yıllarca söyledi.
Kimse seni beklemiyor dışarda, beklenen mülteci değilsin :)
Başka bir ülkede Para kazanırsın.
Yaşarsın. Ama çoğu zaman yabancısın. İkinci sınıf insan muamelesi görürsün :)
Londra’da göçmen korkusu.
Almanya’da yalnızlık ve bürokrasi.
Hollanda’da yüksek vergi ve izolasyon.
ABDde silah ve sağlık sistemi stresi.
Dubai’de savaş ve güvenlik endişesi.
Hiçbir ülke kusursuz değil.
Bu topraklarda tarih var.
Babamızın memleketi burası.
Eksikler var mı? Var.
Ama kaçmak yerine düzeltmek bizim işimiz.
Başkasının ülkesinde ikinci sınıf yaşamaktansa burda başı dik yaşamak mevzu bahis.
Kaçmak kolay olan.
Bu vatan cennet. Güzelleştirmek bizim elimizde :)
Lise 2'deyken İlber Hoca'nın cep telefonunu internette bulmuş, bir söyleşiye çağırmıştım. Hiçbir detay sormadan kabul etmişti. Heyecandan iki cümleyi bir araya getirmekte zorlanan bir çocuk sesini ciddiye almasına inanamamıştım.
Dört sene sonra üniversitede hocam oldu.
Hiç unutmuyorum, ilk derste "Hz İsa'nın konuştuğu dil neydi?" diye sordu, doğru cevaplamam üzerine beni lisede düzenlediğimiz o söyleşiden hatırladığını söylemişti. İkinci şoku da o zaman yaşamıştım.
Sonra yakından gözlemledikçe, tanıdıkça bu şoku yavaş yavaş atlattım.
İlber Hoca herkesle konuşuyor, herkesin telefonunu açıyor, kimseyi unutmuyor, içinde bulunduğu anı doruğuna kadar yaşıyordu. Birikimi, makamı, şöhreti; onu hayattan koparmamış, aksine çok daha sıkıca tutundurmuştu. Daha önce böyle çok az kişi gördüm.
İlber Hoca'nın kitapları, makaleleri, söyleşileri, tavsiyeleri, dersleri, bildiği dil sayısı, kütüphanesi etkileyiciydi, zihin açıcıydı. Ama farklı görüşten, kimlikten herkesin bir noktada kulak verdiği bir isim olmasının tek sebebi akademik derinliği değildi.
İlber Hoca, bilgiyi insanlara aktarmayı bilen ve seven yaşayan ve hayatın içinde bir entellektüeldi.
Her dönem gençlere seslenmeyi bilen, zamanın ruhunu inanılmaz iyi yakalayan; her ne kadar üstten anlatıyormuş gibi gözükse de aslında göz hizasına geçerek bildiklerini aktaran, popüler kültürü belki küçümse de bilgiyi popülerleştiren biriydi.
Hangi ülkede bir tarih profesörü gençler arasında popüler bir figüre dönüşebilir, sözleri, şakaları sosyal medyada trend olabilirdi ki? Abuk subuk kişilerin gündeme geldiği bir dönemde bunun yaşanması bile acayip ve İlber Hoca'ya özgü bir şeydi bence.
Hoca'nın çalan telefonunu her yerde, her yayında açmasının da sebebi buydu; herkesle konuşan, herkesle angaje olan, herkesi dinleyen ve herkesle paylaşan biriydi. "Ulaşılamayan" "telefonlara çıkmayan" insanların dünyasında, çok rahatlıkla kendisini kapatabileceği "fil dişi kulesine" çıkmayı reddetmişti bence.
Bu yüzden farklı kesimlerle temas kurdu, herkesle konuştu, her yerde konuştu.
Bulunduğu ortamdan, akan hayattan kopuk değildi.
Kitaplarını ortaokulda okumaya başladım, kendisini lisede tanıdım, derslerini üniversitede dinledim. Ama ondan öğrendiğim en büyük şey asla sadece kendisinden ders alma şansına resmen erişmiş küçük bir sınıfın "hocası" olmaması, herkesin hocası olmasıydı.
Büyük ihtimalle bu denli hayatla iç içe, kamusal alanın akışından kopmayan, herkesle diyalog halinde bir aydın, hocayla karşılaşmamız zor olacak.
Çok şey öğrendik, ama benim nezdimde aldığım en büyük ders buydu: Bilginin, makamların ışıltısına kapılıp hayattan azade fildişi kulelerine kapanmamak. Akıştan vazgeçmemek.
Mekanın cennet olsun İlber Hocam.
Allah rahmet eylesin.
🇮🇱İsrailli Haham:
💢Tüm müslümanları istisnasız öldürmeliyiz.
👇İşte buna dayanak olarak inandığı fıkıh kitabı olan ve içeriği tartışmasız tüm Yahudiler tarafından kabul gören Talmud kitabının emirleri
💢“Talmud’u inceleyen her goy [Yahudi olmayanlar], ve buna yardım eden her Yahudi ölmeli.” (Sanhedrin 59a, Aboda Zara 8-6, Szagiga 13)
💢“Mesih geldiğinde her Yahudi’nin 2800 kölesi olacak.” (Simeon Haddarsen, fol. 56-D)
💢“Yahudiler insan varlıklardır; dünyadaki diğer insanlar insan değildir, hayvanlardır.” (Baba Mezia 114, 6)
💢“Goyim’i [yahudi olmayanları] öldürmek, vahşi bir hayvanı öldürmek gibidir.” (Sanhedrin 59a)
💢“yahudi olmayanların en iyisi bile öldürülmelidir.” (Abodah Zara 26b)
💢“Yahudi’nin hizmetkâr olarak hayvanlara sahip olmaması için Yehova, Yahudi olmayan kişiyi insan şeklinde yarattı. Dolayısıyla Yahudi olmayan, insan şeklinde bir hayvandır ve gece gündüz Yahudi’ye hizmet etmek üzere lanetlenmiştir.” (Midrasch Talpioth, s. 225-L)
💢“Yahudiler, (Yahudi olmayanlar tarafından) hizmet edilmek üzere yaratıldı.” (Berachoth)
💢“Yahudiler yaratıldı ki (Yahudi olmayanlar tarafından) hizmet edilsin.” (Berachoth)
💢“Bir Yahudi, Yahudi olmayan bir kızı tecavüz edebilir ama onunla evlenemez.” (Gad. Shas. 2:2)
💢“Üç yaşında bir Yahudi olmayan kız bir Yahudi tarafından tecavüze uğrayabilir.” (Aboda Zara 37a)
💢“[Dokuz yaşından küçük bir çocuk … sodomi nesnesi olamaz, hatta sodomize edilmiş olsa bile]” (BT Sanhedrin 54b)
💢“Eğer bir goy bir goy’u ya da bir Yahudi’yi öldürürse sorumludur; ama bir Yahudi bir goy’u öldürürse sorumlu değildir.” (Tosefta, Aboda Zara B, 5)
💢“Yahudiler Yahudi olmayanları kandırabilir ve aldatabilir.” (Yore Deah 157:2)
💢“Bir Yahudi tecavüz edebilir, aldatabilir, hile yapabilir ve yeminini bozabilir; ancak İsrail’in zarar görmemesi için yakalanmamaya dikkat etmelidir.” (Choshen Ha’mishpat 348)
💢“Komşuna zarar verme [İncil], ama goy’a zarar verme denmedi.” (Baba Mezia 61a)
💢“Hristiyanların yok edilmesi, dini ilişkilerimiz için gerekli bir fedakârlıktır.” (Zohar II 43a)
💢“Dini ilişkilerimiz hakkında bir goy’a herhangi bir şey iletmek, tüm Yahudilerin öldürülmesine eşdeğerdir; çünkü eğer goyim’ler bizim onlar hakkında ne öğrettiğimizi bilseydi, bizi açıkça öldürürlerdi.” (Libbre David 37)
Bir adam Bülbülü Öldürmek’ten sonra Sarah Jio isterse sahafın eli titrer doğal olarak. Incognito okuduktan sonra Bilinçaltının Gücü okumaman gerekir. Onbinlerce okur gördükten sonra bazen birini okurluğunun tersi yönüne giderken görünce o kitaptan keyif almayacağını bilirsin.
Popüler kitapların %80’i okurluğun ilk adımını sağlamaya yarar. Uzun süre onlar içinde dolaşmak gerekir. Bir üst seviyeye bazen on yıllar içinde geçilir. O seviyeye ulaştıktan sonra ise okunacak kitap bulmakta zorlanılan ama her kitabın muazzam keyif verdiği aşamaya geçilmiş olur. Bu aşamaya geçemeyen bir ömür vites boşta iken gaza basmış olur.
Köpek düşmanı trol Şevko öldü ve bir sokak köpeği olarak yeniden dünyaya geldi. Onun hikâyesini okumak isterseniz, buyurun.
Şevko koltuğuna oturmuş, çayını yudumlarken "Evine al besle" diye yazıyordu. Tam o sırada kalp krizi geçirip yere yığıldı.
Gözlerini açtığında bir şeyler ters gidiyordu. Dünya çok alçaktaydı. Elleri yoktu. Ayakları dört taneydi.
"Ne oluyor?" demek istedi ama ağzından sadece "Hav" çıktı.
Etrafına bakındı, bir çöplükte olduğunu fark etti. Gözleri kırık bir ayna parçasına takıldığında ciyaklayarak zıpladı; "Ben köpek olmuşum!"
Evet... Şevko, nefret ettiği sokak köpeklerinden biri olarak yeniden doğmuştu. Buna reenkarnasyon deniyor.
İlk gün, karnı acıktı. Bir çöp konteynerinin yanında durdu. İnsanlar önünden geçiyordu. Çam yarması gibi bir adam yerden kocaman bir taş alırken "Hoşt" diye bağırdı.
Şevko korkmuştu... "Ama ben kimseye bir şey yapmadım ki" diyerek kaçtı.
Akşam oldu. Şevko üşüdü. Patileri sızlıyordu. Bir apartmanın önüne kıvrıldı. Kapıdan çıkan bir adam karnına tekme attı. Şevko acıyla inledi.
Ertesi gün, yaşlı bir kadın geldi. Elinde bir poşet vardı. Karnı aç olan Şevko kaçmadı, kuyruğunu sallayarak ona baktı. Yaşlı kadın çömelerek başını okşadı ve önüne bir kap mama koydu.
Şevko işte o an "vicdan" ile tanıştı.
Sonraki günlerde, sokaklarda yaşam mücadelesi vermeye devam etti. Bazen kovalanıp dövülüyor; bazen de bir el, iyilikle ona uzanıyordu.
Başka köpeklerle karşılaştı. Onların hayatta kalabilmek için katlandıkları zorlukları artık biliyordu. Bazılarıyla arkadaş oldu. Sonra bir sürüye katıldı. Yalnız olmak kolay değildi.
Bir gün caddedeki reklâm panosunda Cenk Eren konserinin afişini gördü. Önceki hayatında hakaretler ettiği bu adama teşekkür edercesine baktı.
Zaman geçti, Şevko sokaklarda sürüsüyle birlikte yiyecek aramaya devam etti. En sonunda onları toplayıp barınağa koydular.
Eskiden olsaydı, Şevko kısırlaştırılır ve kulağına bir küpe takılarak sokağa bırakılırdı. Ama bu işler artık farklı şekilde yürüyor. Esaretten kurtuluş yok, sonu ölüm.
Şevko, barınağa gelen insanlara, tel örgülerin ardından, hüzün ve umudun birbirine karıştığı duygularla bakmaya başladı; "Ne olur beni sahiplenin."
Bazen de içinden geçiriyordu; "Bari cins bir köpek olsaymışım."
Artık direnci kalmamış, kaderine razı olmuştu. Uzun bir esaretin sonunda ne olacağını biliyor ve bu eziyetten kurtulmak için onun olmasını istiyordu.
Hav... Hav...
Dışarıdan gelen havlama sesleriyle Şevko yataktan fırladı. Tüm vücudu ter içindeydi. Kötü bir rüya görmüştü. Ama gene de emin olmak için banyoya gidip aynaya baktı. Hâlâ bir insandı.
Biraz su içip sakinleştikten sonra telefonu eline aldı ve sosyal medya hesaplarının tümünü kapattı.
O günden sonra Şevko trollük yapmadı. Kendine düzgün bir iş buldu, namusuyla çalışarak para kazanmaya başladı. Sokakta karşılaştığı köpeklere pek fazla yaklaşmasa bile, gülümseyerek baktı.
Hikâyemiz burada bitiyor. Şevko için kötü bir son yazabilirdim ama mutlu sonu tercih ettim. Çünkü hâlâ insanların vicdanına seslenmeye çalışıyorum, bir yerlerdeki merhameti arıyorum.
Matmazel'in hatırasına...
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
Sinsi bir manipülasyon türünden bahsedeceğim.
Bazı insanlar kendinize olan güveninizi sarsmak için sürekli insani eksiklik ve kusurlarınızı öne çıkarırlar. Size iyi yönlerinizi ve başarılarınızı unutturur; böylece sizi kendi gözünüzde değersizleştirip “içten çökertmeye” çalışırlar.
Belirtileri şunlardır:
- Düşünün ki bazı insanlar iyi yönlerinizi hiç gündeme getirmiyor.
- Çaba ve çalışmalarınızın öneminden asla söz etmiyor.
- İnsani anlamda kişiliğinizin artılarını, yaptığınız projelerin olumlu yönlerini asla aktarmıyor.
Ama bozuk plak gibi tek kusurunuzu ve eksiğinizi ele alıyor ve sürekli olarak sizi kendi gözünüzde ve insanlar gözünde “kötü karakter” olarak resmetmeye çalışıyor.
İşte bu bir “kimlik tacizi” biçimidir.
İnsanlar olarak çok boyutluyuz. Kimse yüzde yüz harika ya da yüzde yüz kötü bir insan değil.
Katil, tecavüzcü, şiddet faili ya da kasıtlı olarak mobbingci falan değilseniz, bütünüyle kötü biri olarak resmedilemezsiniz.
Yaşamınızdaki sorunlarınızın çoğu, büyümenin bir parçasıdır. Bunları görüyor ve geliştiriyorsanız, yerilmeyi bırakın; topluma faydalı bir birey haline geldiğiniz için takdir edilmelisiniz.
Bu yüzden hayatınızda biri sistemli olarak “sadece” eksik yönlerinizi ele alıyorsa haklarınızı ihlal ediyordur. Amacı adaleti tesis etmek, doğruyu çıkarmak veya sizin bir eksikliğinizi çözmek değil,
Sizi kendi gözünüzde değersiz biri haline getirmektir. Bu da gaslight türü bir manipülasyon biçimidir.
Bu insanlara “acaba haklılar mı?” dediğiniz an kaybedersiniz.
Haklı değiller, öyle olsaydı karanlığınızda debelenmek yerine, ışığınıza da işaret eder ve sizi gerçek bir adalet terazisiyle değerlendirirlerdi.
Böyle bir terazisi olmayan bir kişinin özgür iradenize müdahale etmesine ve zihninizde kendinize dair gerçek resmin pikselini azaltmasına izin vermeyin.
Yazılarımdan da memnunsanız, oyun türlerinden daha kapsamlı bahsetmemi istiyorsanız belirtin, bunu bir seri haline getirmekten memnuniyet duyarım.
Soykırımcı İsrail, Gazze'ye 200 bin tondan fazla bomba attı.
Bu bombaların gücü, İkinci Dünya Savaşı'nda Hiroşima'ya atılan bombanın neredeyse 14 katı.
#BitmeyenSoykırımGazze#EndlessGenocideGaza
@migros@Migros_Turkiye@MSanalMarket
Yetkililer #migros lar hamam böceği kaynıyor. Yönetici ile konuşuyorum, “haberimiz var ilaçlamaya gelecekler” diyor. Her gün nasıl hızla çoğalacaklarından haberi yok. Acil diyorum, basıp eziyor.
Sanaldan alınan malzemelerle eve taşınacaklar.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Çanakkale’de “Dedeciğim Ben Geldim” sloganıyla düzenlenen “57. Alay Milli Bilinç Kampı”nı ziyaret ederek, izci gençlerle bir araya geldi.
https://t.co/jKB86xUcQ5