Binalardan çıktık, milletle yürüyoruz.
Bu hikaye birbirini çok seven Türkiye Cumhuriyeti’ndeki herkesin hikayesidir.
Milletin hikayesidir.
Başladığımız hiçbir işi yarım bırakmadık, bu yürüyüşü de yarım bırakmayacağız!
Sinsi, yalancı, darbeci kayyum, kaybettiği hiçbir seçim, kaybettiği kurultay kadar kendisine koymamış ve üzülmemiş. Asla seçim kazanacağını da inanmamış. Neden mi? Okuyun anlayacaksınız.
Saray işbirlikçisi kayyum, karar çıkmadan mutlak butlanı kabul edeceğini ve genel başkan olacağını cezaevinde ziyaret ettiği gazeteci İsmail Arı'ya açıklamış.
Sinsi kayyum, olan ve oluşacak tepkilerin umurunda olmayacağını, çünkü eleştirileri okumadığını, sosyal medyaya bakmadığını, bakmadığı için de eleştirileri görmediğini, görmediği için de bilmediğini söylemiş.
Sürekli söylüyorum. Sinsi ve yalancı kayyum, mutlak butlan sürecinin başlatılmasını saraydan istememişse ve CHP'li itirafçıların bir kısmını da kendi ayarlamamışsa hiçbir şey bilmiyorum..
Yine bu sinsi, hain, işbirlikçi kayyum asla o koltuğu bırakmaz. Bırakmamak içinde herşeyi yapar..
Birlik olalım, kurultay yapacam sözlerinin tamamı da yalan. Süreci zamana yaymak istiyor. Böylelikle insanların yargı darbesine, kayyumculara alışacağını ve unutacağını düşünüyor.
https://t.co/o4Ejr8CHy6
💢 Şahsi fikrimi söyleyeyim,
🔺Beyaz et piyasasına fahiş fiyatlar nedeniyle değil aksine düşük fiyatlı piyasa olduğu için müdahale edildi.
🔺Halk kırmızı et yiyemiyor, tavuk, protein kaynağı olarak et ve balıktan ucuz ve fazla tüketiliyor.
🔺Et piyasası zaten yandaşın elinde. Bire ithal edip üçe-dörde satıyorlar.
🔺Becerebilirlerse sektörü yandaşlara peşkeş çekecekler.
🔺Dünya çapında olan ve ihracat yapan sektöre çökmek istiyorlar.
🔺Bu iktidar bir şey yapıyorsa, emin olun ucunda mutlaka bir yandaşa servet transferi vardır.
🔺Millet mi? Kimin umrunda.
Onlar tavuğu yakında 2 katı fiyatlarla yiyip, reislerine şükredecekler.
Bu twitteki temel yanlışlar, rezilliklerden rezillik seçin:
1. burası askeri bir havalanı idi ve lojistik olarak kullanılıyordu.
2. Ama şimdi şahsının havalanı oluyor, zaten VİP havalanı olacak.
3. Bunu saklamak için adına Ankara ismi verildi.
4. Trump'ın uçağı insin diye pist uzatıldı.
5. Uzatma gerekçesi ile Şeker fabrikasına çöktüler.
6. Böylece bir taşla 3-5 kuşu öldürdüler.
7. Devlet konuk evi filan yapıldı ve kaçak saray tarafına kapı yapıldı.
8. Ego burası için çok sayıda toplu taşıma hattını yok etti, yolunu değiştirdi.
9. Her protokol uçuşu ile Barıkent ve Eryaman halkı jet motoru sesi ile zıplayacak.
10. dahası var ama kimse konuşmuyor. Ankara siyasetinin konuşmaması AOÇ'Ye çökülürkenki sessizliği benziyor.
11. bu böyle devam eder ama insanların çok bilmiyor, bakanın sözlerinin aslında ne anlama geldiğini duyurmak lazım.
Tahmini söyleyim size; Şirketler varlık fonuna devredilecek. Hepsinin toplamı beyaz et sektörünün %80'i.
Sonra burada şirketler komaya sokulacak. Ve yok pahasına tekrar satılacaklar.
Bu bir servet transferine dönüşecek
Şu an yediğimiz tavuğu çok daha pahalıya yiyor olacağız.
Hadi bunu geçtim. Yatırımcı güveni dibi bulacak. Yeni yatırımcı gelmeyecek, mevcut yatırımcılar da yurtdışına kaçacaklar.
"Bir ülke ekonomisi nasıl yok edilir"i bir film gibi izletiyorlar bize
LGS’de kimsenin konuşmadığı veya fark etmediği bir gerçek var.
Çocuklar bir yıl boyunca MEB’in yayımladığı örnek sorularla hazırlanıyor.
Öğretmenler derslerini buna göre anlatıyor.
Yayınevleri denemelerini buna göre hazırlıyor.
Kurslar programlarını buna göre yapıyor.
MEB’in denemeleri çözülüyor.
Milyonlarca öğrencinin hazırlık süreci aynı referans üzerinden ilerliyor.
Sonra sınav geliyor.
Ve binlerce öğrencinin ağzından aynı cümle çıkıyor:
“Bu sorular örnek sorulara ve MEB denemelerine benzemiyordu.”
Peki neden?
Çünkü örnek soruları hazırlayan ekip başka.
Sınav sorularını hazırlayan ekip başka.
Öğrenciye yıl boyunca yön veren ekip başka.
Öğrenciyi sınav günü değerlendiren ekip başka.
Sorun sınavın zor olması değil.
Sorun, öğrencinin bir yıl boyunca hazırlandığı anlayış ile sınavda karşılaştığı anlayışın aynı olmaması.
Bir tarafta rehber var.
Diğer tarafta sınav var.
Ama ikisi her zaman aynı dili konuşmuyor.
Aradaki farkın bedelini ise 13-14 yaşındaki çocuklar ödüyor.
Eğer örnek sorular gerçekten rehber olacaksa, o rehberi hazırlayan ekip ile sınavı hazırlayan ekip arasında tam bir uyum olmak zorundadır.
Aksi halde her yıl sınavdan sonra aynı tartışmayı yaşamaya devam ederiz. #LGS2026
Son kale Cumhuriyet’e inananların yüreğidir.
Yol zor.
Yük ağır.
Ama hiçbir karanlık mücadelemizden büyük değildir.
Tarihin doğru tarafında duran canım Trakyalılara, Lüleburgazlılara yürekten teşekkürler.
📌 Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı, kümes kayyımından bir gün önce bir televizyon kanalında şunları söylemiş:
📌 - Beyaz et kırmızı et fiyatı oranı 1’e 3’tür normalde.
Şimdi 1’e 6 oldu.
Beyaz et çok ucuz kalınca millet kırmızı et almıyor.
📌 Kırmızı et ithal etme imtiyazı verilen şirketlerin sahiplerine bakarsak, bu işi biraz daha kolay anlamlandırabiliriz.
📌 Üç beş kişi para kazansın diye yapıldıysa bu operasyonlar, bu ülkeye hiç acımıyorsunuz.
📌 Yazık, çok yazık..!
Yetkisiz bir mahkemenin hukuksuz kararı ve polis marifetiyle oturtulduğunuz koltukta “GENEL BAŞKAN” sıfatını kullanacaksınız,
Kaybettiğiniz ve süresi içinde itiraz etmediğiniz 3 yıl önceki kurultayda delegelerin satın alınarak ahlaksızlık yapıldığını tek bir somut delil sunmadan söyleyip 1300 delegeye ve binlerce partiliye hakaret edeceksiniz,
Oylarını sattıklarını iddia ettiğiniz delegelerin 900’ünün verdiği kurultay imzalarını yok sayacaksınız,
Tüzük gereği düşmüş PM’yi toplayıp kararlar (!) alacaksınız,
Hukuken oluşmamış, oluştuysa da düşmüş MYK’nın tüzüğe aykırı kararı ile milletvekillerini ihraç etmeye kalkacaksınız,
Yanınızdaki bazılarının cemaziyüevvellerine bakmadan 15 aydır zindanda tutulan henüz ifadeleri bile alınmamış 13 yıl beraber yürüdüğünüz insanları yargısız infaz edip “arınılması gereken kir” olarak yaftalayacaksınız,
Seçilmiş Meclis Grup Başkan Vekillerini görevden alıp yerlerine tüzüğe aykırı olarak atama yapmaya yelteneceksiniz,
111’i kurultay istemiş 138 kişilik meclis grubunun toplantısına başkanlık etmeye hevesleneceksiniz,
Partiyi mahkemeye düşürenlerden (!) hesap sormaktan söz edip istifa eden PM üyelerine mahkemeyi adres göstereceksiniz,
Zaten iktidara yürüyen partiye çelme taktığınızın, sözlerinizle emperyal planlara ortak olduğunuzun, her yaptığınızla iktidarın değirmenine su taşıdığınızın görülmediği zannıyla herkesi kör alemi sersem sanarak “Arınıp iktidara yürüyeceğiz” diyeceksiniz,
Partinin binasını, parasını, sosyal medya hesaplarını, araçlarını, çalışanlarını, iletişim olanaklarını kullanacaksınız…
Ama;
Belediye Başkanınız göz altına alındığında kılınızı kıpırdatmayacaksınız,
Ağız dolusu laf saydıran iktidar partisi liderine tek söz etmeyeceksiniz,
Sokağa çıkmayacak,
meydanlarda olmayacaksınız…
Sonra da “SARAYIN ADAMI” denildiğinde üzüleceksiniz!!!
Hadi canım…
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@ozgurozeliletsm@CAOIletisim1
T24’de değerli basın emekçilerinin konuğu olarak gündeme ilişkin soruları yanıtlamaya, tutumumuzu ifade etmeye çalıştım. Karşı karşıya olduğumuz medya ambargosu koşullarında bu imkanı veren gazeteci dostlara teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle, röportajda düşüncelerimi tam olarak aktaramamış olduğum bir kısmı da düzeltmek isterim.
Anadil konusundaki hassasiyeti kamuoyunca malum bir devrimci olarak şöyle başlayayım:
“Birîndar birîna xwe dizane.”
Belki sözümün maksadını yeterince anlatamamışımdır, bu nedenle varsa incinen Kürt emekçi kardeşlerime üzüntümü ifade etmek isterim. Ancak bu memlekette herkesin şahidi olduğu; birlikte yaşam, barış ve özgürlük mücadelesindeki ısrar ve kararlılığımızı uzun uzun anlatmayı da zul sayıyorum. O nedenle kastımı açmakla yetineceğim.
DEM Parti ile alakalı soruya verdiğim cevapta söylemek istediğim şudur: Kürt hareketi, önümüzdeki seçimlerde özel olarak kendi özgün siyasal perspektifini ve programını temsil eden bir aday çıkarma tercihinde bulunabilir. Bu az veya çok bir olasılıktır ve elbette meşrudur.
Bununla birlikte; pek çok başlıkta dayanışma içinde olduğumuz DEM Parti’den siyasal program ve hedefler yönüyle farklı bir konumda bulunan partimizin de gerekli gördüğünde kendi perspektifiyle daha uyumlu bir seçeneği araması veya yaratması da en az o kadar meşrudur.
Sözlerimin kastı bundan ibarettir.
Ülkemizin sorunlarına bütünlüklü yaklaşan, tüm yurttaşlarımızı kucaklayan ortak bir adayın inancının, etnik kökeninin veya anadilinin partimiz açısından en ufak bir önemi yoktur, olamaz.
Bu söyleşiyi vesile olarak görüp, Türk ve Kürt emekçilerinin mücadele birliğini bozmaya çalışanlara ise söyleyecek tek sözüm var:
Denizler’in “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi” dediği yerdeyiz, bir milim sapmayız.
İşbirlikçi kayyum ve çetesi beni YDK'ya sevk etmiş. Ben, atanmış kayyumun sözde YDK'sına savunma vermem. Gelinen noktada, siyasi cunta işgali bitinceye kadar CHP üyeliğinden istifa ediyorum.
Faik Öztrak son 19 yıldır milletvekilliği yapıyor. Babası Orhan Öztrak ise 8 yıl milletvekilliği yaptı. Faik Öztrak’ın dedesinin adı da Faik’ti. Dede Faik Öztrak, 30 yıl milletvekilliği yaptı ve Cumhuriyet’in ilk dönemlerinin İçişleri Bakanlarından biri olarak görev aldı. Yani Öztrak ailesi, üç nesildir toplam 58 yıl milletvekilliği yapmış durumda. Koltuğa yapışan biri aranıyorsa, o da Öztrak ailesidir.
@alitarakcii Aynı fikirdeyim ama hatırladığım benzer bir olayı size de yorumlamanız için hatırlatayım. 2002 yılı temmuz-ağustos ayları. Halk 3'lü koalisyondan ve ekonomik krizden yorulmuş. Kemal Derviş'in programının sonuçları alınmadan erken seçim kararı verilmiş, yine Bahçeli başrolde tabi.
@alitarakcii Hasta Ecevit'in yerine DSP'den ayrılacak olan sağ kolu H. Özkan, İ.Cem ve K.Derviş Yeni Türkiye adıyla partileşip %40'lara yakın oy potansiyeli ile seçime girecekti. Tam her şey yolunda giderken bibaktık K.Derviş çark edip CHP'ye yöneldi. Büyük umutla kurulan parti %1,5 oy aldı
🔴 Özgür Özel, “Çoban Ateşi” adını verdiği halk buluşmalarına bugün itibarıyla start verdi.
• Bir gün içinde Trabzon, Gümüşhane, Tokat ve Amasya’da vatandaşlarla bir araya gelen Özel, gittiği her şehirde yoğun ilgiyle karşılandı.
• Özgür Özel’in köy köy, kasaba kasaba memleketin dört bir yanında vatandaşlarla buluşmaya ve yaktığı “Çoban Ateşi”ni Anadolu’nun dört bir yanına taşımaya devam edeceği bildirildi.
Trabzon’dan Gümüşhane’ye, Tokat’tan Amasya’ya…
Köy köy, belde belde yaktığımız çoban ateşinin Anadolu’nun dört bir yanında gür bir aleve dönüştüğünü görüyoruz.
Mücadelemizin parolası yürüyüştür.
Pusulası millettir.
Hedefi 86 milyona doğrudur.
Bu yürüyüşü millet başlattı, millet tamamlayacak.
Kendimizi millete emanet ediyoruz.
CHP'nin tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye başkanı Muhittin Böcek, bu defa CHP Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı rahmetli Ferdi Zeyrek'e rüşvet (Özgür Özel'in talimatıyla 950 bin Euro) verdiğini iddia etmiş.
Daha bir kaç ay evvel, "CHP'ye adaylık için tek kuruş rüşvet verdiysem şerefsizim" diyen Böcek, bir süredir -oğlu ve geliniyle koordineli şekilde- "aşamalı ifadelerle" Özgür Özel ve Veli Ağbaba'nın dokunulmazlığının kaldırılması ve tutuklanmaları sürecinde rol alıyor.
Sürecin bu halkasında, Özel ve Ağbaba'ya yönelik fezlekeler -ve hazırlığı yapılan tasfiyeler- aracılığıyla aslında CHP'yi yeniden dizayn etmek var.
Diğer halkada ise, mahkeme kararıyla CHP'nin genel başkanı olarak atanmış -ve bir zamanlar adalet yürüyüşü yapmış- Kemal Kılıçdaroğlu var.
Kemal bey, Saray, Antalya, İstanbul ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılıkları ile koordineli çalışıyor.
(Kılıçdaroğlu, Saray'dan planlanan bu tasfiyeleri gizlemek için, "partiyi arındırma" söylemini kullanıyor)
Kamplaşma özetle böyle.
Kılıçdaroğlu'yla beraber hareket eden herkes -niyet ve iradesinden bağımsız olarak- Saray'ın safındadır.