@melisascioglu@trt2filmleri Ne alaka abi bu nasıl bir yorum. Bunun nesi bencillik. Asıl kadının yaptıgı bencillik. Adam yorgun argın işe gidip gelecek. Kadın tatil yapacak hem de hayat arkadaşı olmadan? İyi günde kötü günde beraber sözü vermek bu mu? Baba evinde görmediğiniz herşeyi istemek…..
"Paranın sana saglayacağı en büyük güç, ihtişamlı bir lüks değil; çıkarlarına ters düşen her masadan hiç tereddüt etmeden kalkıp gidebilme özgürlüğüdür."
— Niccolo Machiavelli
Evdekalacağını anlayan karı 17 yıl önceki sevgilisine msj atıyor, lavukta hayaller kurduğu kadını nikah masasında bırakıp tüm hayatini zehir ediyor. Bu iki oevladi iyi bir olay gibi anlatıp 500 oevladi da alkış tutup helal olsun diyor.
Sizin ahlak ve segi anlayışınızı sikeyim
get a haircut every 2 weeks to stay sharp, wait 5 secs before answering the phone to control the rhythm, always arrive 15 mins early, stay away from free lunches, never talk about people who aren't in the room and when anger rises, wait 10 mins before reacting. these habits may look rigid but they're the hidden discipline of the elite.
Bir gün birçok kadın, Erkek için sıcak bir akşam yemeğinin, samimi bir sohbetin, içten bir tebessümün ve huzurlu bir yuvanın duvarları süsleyen onlarca diplomadan çok daha kıymetli olduğunu anlayacaktır.
Bir erkeğin 30 yaşında evleri arabalari ve güzel bir maaşı olabileceği gibi hiç bir şeyi de olmayabilir. Veya sahip olduklarını kaybetmişte olabilir. Dünyada verilmiş olanın alınması 30 saniyelik sallantiya bakar. 1 saat yaşayacağınıza senedinizin olmadığı dünyada böyle şeylere fazla takılmayın, miskin adamla da evlenin demiyorum, gidin elinden geleni yapan yiğitle evlenin. Öylesinin bir şeyi yoksa bile Mevla öyle kimselerin yok ve bahtlarini açıyor buna onlarca kez şahit oldum. Bir arkadaşım vardı çok düzgün çocuktu asgari ücretle yıllarca bir salonda çalıştı 21. Mülakatında kazandı iyi bir gelire sahip oldu evlendi gitti. Azmetti, sebat etti Allah'ta onun gönlüne göre verdi. Niceleri 3 sene evvel ki depremde bir gecede evlerini arabalarını işlerini kaybedip gittiler. Suyun akışı çok hızlı değişir, zira bura dunyadir. Yol arkadaşınızı keyfinize göre değil yolda yasanacak her şeyi düşünerek seçin.
Sopranos bir mafya dizisi değil. Sopranos erkeğin ev, is aile, çocuklar, ebeveynler arasında yani hayatın ta kendisinde yaşadığı ikilemleri, zorlukları, arada kalmışlıkları anlatıyor. Sopranos erkeğin dramını anlatıyor. 120kiloyla dünyan en karizmatik adamı iyi ki geçtin dünyadan
Vücutlarını sergilemeyi özgürlük olarak gören kadınlar, erkeklerin muhafazakar kıyafetleri sevdiklerini farkettikten sonra modayı kendi istekleriyle reddettiler.
Kadınların hayatı erkeklerin eksenindedir. Kendi değerlerini bilen bir erkek, kadının hayatını şekillendirir.
Kadınların ilişki içinde bir türlü mutlu ve tatmin olamamasının en büyük sebebi; kendi hayatlarını sürekli başkalarının sahte vitriniyle kıyaslamalarıdır. Bu, hipergaminin en leş yüzüdür.
Kendi sevgililerini çevrelerindeki en ezik ve kılıbık adamlarla kıyaslayıp "bana değer vermiyor" masalı okurlar. Ama iş kendi eksiklerine gelince, en vasıfsız kadınlarla kıyas yapıp kendilerini kusursuz sanarlar.
Hayatınızdaki kadını o toksik rekabetin, gösterişin ve bitmek bilmeyen kıyaslamaların döndüğü ortamlara sokarsanız; size olan bakışının ve saygısının bile anında değiştiğini görürsünüz.
Çünkü o zehirli ortamlarda sevgi veya sadakat değil; kimin erkeğini daha çok sömürdüğü, kimin daha fazla şov yaptığı ve kimin daha çok taviz kopardığı yarışır.
Eskilerin "gözü dışarıda olmasın" derken anlatmak istediği asıl tehlike tam olarak buydu. Dışarıdaki o hastalıklı kıyas kültürüne zihnini kaptıran bir kadının, yanındaki adamı harcayıp o huzuru yerle bir etmesi an meselesidir.
Hata yaptıysan sorun değil.
Düştüysen sorun değil.
Yanlış yaptıysan sorun değil.
Ama:
– Yalanı savunuyorsan,
– Vicdanını susturduysan,
– Çıkar için sevgiyi kullandıysan,
– Güç için doğrularından vazgeçtiysen,
– Menfaat uğruna kendini sattıysan,
– Bildiğin yanlışı savunmaya devam ediyorsan,
– Devlet isimli kirli, çamur, pis bir yapıya bulaştıysan, işte sorun orada başlar.
Çünkü insanı kirleten yaptığı hata değil; hatasını karakter haline getirmesidir.