@bekirgur "Bölge" ve "etnik kimlik" değişkenleri de analize dahil edilseymiş keşke. Sınıfsal hareketliliğin önündeki yapısal ve kültürel (ana dili, bölgesel iş piyasası vs.) engelleri sadece ebeveyn eğitimi veya mesleği üzerinden okumak yetersiz kalıyor.
@BBuyukokutan Belirli bir dünya görüşünden istifade ettiği kaynakları olduğu gibi almasını beklemek ne kadar doğru? İnsanlar okuduğu ya da karşılaştığı düşünceyi kendi meşrebine, menfaatine uygun şekilde seçerek temellük etmeye yatkın zaten.
Gunter Grass’ın İsrail'i eleştiren Söylenmesi Gerekenler başlıklı şiiri üzerine “Bizim kuşağın bu meseleler hakkında konuşmaması gerekiyor.” demişti. 7 Ekim’den sonra da Alman hükümetin İsrail’i desteklemesi gerektiğini belirten bir metne imza attı.
İyi bilmezdik!
Filistinlilerin esir tutulduğu bir kampın kapısının patlatılmasına benzer.
İsrail online toplama kampları kurdu- tüm Gazzelilerin verisi bu merkezlerde; yapay zeka ile soyut metriklerle hedef seçip ona göre vuruyordu.
Detayları yazmıştım- https://t.co/cjy8Uqk1TG
Tonight, we reached an agreement with the Department of War to deploy our models in their classified network.
In all of our interactions, the DoW displayed a deep respect for safety and a desire to partner to achieve the best possible outcome.
AI safety and wide distribution of benefits are the core of our mission. Two of our most important safety principles are prohibitions on domestic mass surveillance and human responsibility for the use of force, including for autonomous weapon systems. The DoW agrees with these principles, reflects them in law and policy, and we put them into our agreement.
We also will build technical safeguards to ensure our models behave as they should, which the DoW also wanted. We will deploy FDEs to help with our models and to ensure their safety, we will deploy on cloud networks only.
We are asking the DoW to offer these same terms to all AI companies, which in our opinion we think everyone should be willing to accept. We have expressed our strong desire to see things de-escalate away from legal and governmental actions and towards reasonable agreements.
We remain committed to serve all of humanity as best we can. The world is a complicated, messy, and sometimes dangerous place.
👉 Türk çocuklarının zihnini Yahudi olan bu adam yönetiyor
Sefarad Yahudi’si Melih Abuaf’ın Youtube’da milyon takipçiyi aşmış birçok çocuk kanalının sahibi olduğu ortaya çıktı.
İçerikleri milyarlarca izlenen Abuaf’ın akrabalarının büyük bir kısmının hala İsrail’de yaşadığı görüldü. Özellikle babasının, Netanyahu destekçisi ve İsrail ordusunda görev almış kişilerle de olmak üzere yakından etkileşimi dikkat çekti.
📌Sefarad Yahudileri Ortaçağ sonlarında dönemin Katolik Krallarınca İspanya ve Portekiz'den sürülerek Osmanlı topraklarına sığınan topluluktur.
Çok üzücü.
Antropolog Marc Auge, son yıllarda oluşan bu yeni yoksul sınıfın hikâyesini, kirasını ödeyemediği için eşyalarını satarak arabasında yaşamaya başlayan adamın hikâyesi üzerinden anlatmıştı.
#SONDAKİKA Kirasını ödeyemediği için otomobilde yaşamaya başlayan 66 yaşındaki Cemal Ertürk’ün, araç içinde önce karbondioksitten zehirlenerek bayıldığı, ardından çıkan yangında hayatını kaybettiği öğrenildi.
Zohran Mamdani kendi partisinden dahi gelen tüm engelleri aşarak New York’un yeni belediye başkanı oldu.
Son on yılda kentler ve ulusal iktidarlar arasındaki ayrışma birçok ülkede derinleşti. Üç temel dinamik bunu açıklıyor.
Birincisi, ekonomik ve ideolojik ayrışma. Küresel metropoller bilgi ekonomisinin, göçün ve kültürel çeşitliliğin merkezleri haline geldi. Bu, kentleri daha kozmopolit ve progresif hale getirdi. Buna karşılık kırsal ve küçük şehirlerdeki seçmenler, ekonomik güvensizlik ve kimlik endişeleri nedeniyle popülist merkez sağ veya aşırı sağ partilere yöneldi. Bu durumu ABD’de New York–Washington ile Orta Amerika arasındaki farkta, İngiltere’de Londra–İngiltere taşrası arasındaki Brexit oylamasında, Türkiye’de İstanbul–Anadolu kentleri arasındaki oy farklılaşmasında görebilirsiniz.
İkincisi, yönetişim gerilimi. Yerel yönetimler artık iklim, barınma, göç, ulaşım gibi küresel sorunların birinci elden yükünü taşıyor. Ancak bu alanlarda karar yetkisi genellikle merkezi hükümetlerde. Sonuç, kaynak ve yetki çatışması. İstanbul, Madrid, Budapeşte, Varşova gibi kentlerde muhalif belediyeler, iktidardaki hükümetlerle doğrudan karşı karşıya geliyor.
Üçüncüsü, meşruiyet farkı. Kent yönetimleri daha doğrudan katılım ve hizmet performansıyla meşruiyet üretirken, merkezî siyaset giderek ideolojik kutuplaşma ve medya kontrolüne dayalı hale geliyor. Bu da “şehir yurttaşlığı” ile “ulusal kimlik siyaseti” arasındaki gerilimi artırıyor.
Bugün kentler bir tür demokrasi laboratuvarına dönüştü. Paris’in iklim politikaları, Barselona’nın katılımcı bütçesi, İstanbul’un sosyal belediyecilik girişimleri, ulusal siyasetin tıkandığı alanlarda yeni modeller yaratıyor. Siyasal meşruiyetin eksenini yerelden kuruyorlar .
Mücahit Bilici yazdı: Akademi hakikatin peşinde midir?
Akademik üretimin % 90’ı zayiattır. Kimine göre dolgu malzemesidir, diğer kısım kırılmasın diye. Akademide amaca yabancılaşma korkunç boyutlardadır. Ama ağlayanı yoktur.
@mucahitbilici
https://t.co/56k3UY8PsF