3 yıl önce bir harabe, bir çöküntü, işgal altında bir kayıptı.
Çok zor koşullarında çalıştık, didindik, İstanbul’un yok olmak üzere olan işgal altındaki Karaköy Kuyumcular Hanı’nı restore ederek tekrar halka kazandırdık.
Gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz…
Yarın açılışta tüm İstanbullularla bu güzelliği paylaşmak dileğiyle ❤️ #İBBMiras #KentAraştırmalarıMerkezi #kuyumcularhanı
TSK'dan ihraç edilen teğmen Ebru Eroğlu'nun gazi babası Cemil Eroğlu, 35 yıldır çalıştığı iş yerinden çıkarıldı.
• İşten çıkarma gerekçesi "küçülme" olarak gösterildi. Ancak aynı iş yerinde yalnızca Cemil Eroğlu'nun işine son verildiği öğrenildi. (Sözcü - İlknur Yağumli)
Fotoğrafı yakınlaştırınca "Ekonomi Koordinasyon Kurulu" değil, devletin zirvesinde Finansal Rehabilitasyon ve Telafi Eğitimi görüyorsunuz.
Sol sırada borsa ve fon oyunlarında terste kalıp "mağduruz" diye sızlananlar... Sağ tarafta Tera’da 40 milyon 240 milyona katlanırken çekirdek çitleyip tribünden izleyen Mehmet Şimşek ve ekibi...
Masadaki tek mantıklı isim Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin! Belli ki "Bakanım, 40’ı nasıl 240 yaptılar, biz bu işte nasıl mağdur olduk?" sorusunu Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’yle çözsün, kabineye dört işlemi baştan öğretsin diye çağırmışlar.
Soygunu seyredenle "kandırıldım" diyenin hala aynı masada görevde olduğu bu düzende; gerçekten mağdur olan tek bir kesim var, o da bu fotoğrafın faturasını ödeyen millet!
KAMUOYUNUN DİKKATİNE
Cuma akşamı Sözcü TV yayınındayken +63 ile başlayan bir telefon numarasından arandım. Yayında olduğum için telefonu açamadım. Daha sonra bana bir mesaj gönderildi. Mesajda, Daltonlar örgütünün yöneticisi olduğu iddia edilen bir kişinin adı verilerek yayını terk etmem istendi.
Numarayı engelledim. Daha sonra +62 ile başlayan başka bir numaradan arandım. Arayan kişi, kendisini tanıtarak Daltonlar örgütünün liderinden izin aldığını söyledi. Bana 5 milyon lira ceza kestiğini, bu parayı vermezsem beni öldüreceğini belirtti.
Konuyla ilgili elimizdeki belgelerle birlikte suç duyurusunda bulundum ve koruma talep ettim. Bir emniyet mensubu tanıdığım aracılığıyla İstanbul Emniyetine de ulaştım ve onlarla istişare etmek istedim. Bugün için bana randevu verildi. Ancak daha sonra aranarak, konuyu bir karakola anlatmam gerektiği söylendi ve randevum iptal edildi.
Bu aşamada, yaşadıklarıma ilişkin somut bilgileri en ufak bir yorum katmadan sizlerle paylaştım. Konuyla ilgili henüz siyasi veya şahsi bir yorum da yapmayacağım, yaşadığım yalın gerçek budur;
“Ülkenin en tehlikeli suç örgütlerinden birinin adı kullanılarak tehdit edildim. Televizyon yayınını terk etmem, istenen 5 milyon lirayı ödemezsem öldürüleceğim söylendi.”
Şu an itibarıyla hayatım tehdit altında. Devletten başka beni koruyacak bir merci, halktan başka da bir dayanağım yok.
20.10.2026
Av. Afşin Hatipoğlu