"Zulüm" kelimesi, Arapçada zifiri karanlık anlamının yanı sıra, asıl ve en temel lügat anlamı olarak "bir şeyi kendi yeri dışında başka bir yere koymak" anlamına gelen (z-l-m) kökünden gelir. Bir insana zulmetmek veya zalim olmak, ona sadece şiddet uygulamak veya canını yakmak demek değildir. Etimolojik olarak; bir hakkı, bir insanı veya bir duyguyu ait olduğu doğru ve onurlu yerden söküp alarak, hak etmediği "yanlış ve karanlık yere" zorla yerleştirmek, varlığın ahengini bozmaktır. Zulüm, salt bir işkence değil; hak olanı ait olduğu yerden edip karanlığa mahkûm etme eylemidir.
Irmak Ayşe Koparan….
Bir okul düşünün… Aynı koridorda yürüyen insanlar var, aynı öğretmenler odasında oturuyorlar ama bir genç öğretmen baskı altında ezilirken kimsenin sesi çıkmıyor. Gerçekten insanın aklı almıyor.
O okulda bir kişi bile mi “Bu kadarı fazla” demedi? Bir kişi bile mi yaşanan mobbinge karşı duramadı? Herkes mi koltuğundan, düzeninden, müdürün iki dudağı arasındaki sistemden korktu?
İşte en büyük çürüme tam da burada başlıyor. Çünkü bu ülkede artık haksızlık yapan kadar, susup izleyenler de güç aldırıyor bu düzene. Herkes susuyor, herkes görmezden geliyor, sonra bir genç öğretmenin ölüm haberini paylaşıp üzülüyormuş gibi yapılıyor.
Bir insanı bazen sadece zalim değil, etrafındaki korkak sessizlik de öldürür.
Fakat orta zekaya sahip normal bir insansanız evrensel ahlak gereği bir canlıya zarar vermemeyi biliyor olmanız gerekir. Yani insan olmanın gereği olarak bile düzgün bir birey olmaya çalışamanız gerekir.
Yaşanan olayları din kaynaklı maneviyat eksikliğine bağlayanlar olaya eksik bakıyor bence. Örneğin Müslüman,Hristiyan,Deist olabilirsiniz ya da tüm inanç sistemlerini reddedip inançsızlığı da seçebilirsiniz ++
🔻Gülistan Doku’nun yıllar sonra beliren katili: Bir Vali'nin oğlu.
🔻Ege’de palalı bir zorba: Arkasında bir Savcı babanın gölgesi.
🔻Dün okula saldıran saldırgan: Arkasında bir Emniyet Müdürü zırhı.
🔻Bu failler, sanıldığı gibi toplumun dışına itilmiş marjinal profilleri değiller. Aksine, sistemin tam kalbinde beslenen, güç zehirlenmesinin yansıması olarak karşımızdalar.
🔻Adaleti sağlamakla görevli olanların, adaletten muaf tuttuğu bir "imtiyazlılar nesli" yetişti. Yasalar halk için birer prangaya dönüşürken; onlar için babadan miras, kurşun geçirmez birer zırh oldu.
🔻Bu, sadece bir asayiş sorunu değil; liyakatin yerini kan bağına, hukukun yerini ise "kimin oğlu" olduğuna bıraktığı bir sistemin iflası.
🔻 Tepedeki egemen gücün sarhoşluğu, bir alt basamakta halkın canına kasteden bu şımarık izdüşümleri yaratıyor.
Kahramanmaraş’taki saldırıda hayatını kaybeden Furkan Sancak Balal hakkında dershanedeki öğretmeni: "Öyle bir çocuk ki ben ödevini verdiğim zaman ödevini yapmadan evine gitmezdi.
Memlekette “belirli bir kesimin hayatı hariç” iyi giden, mutlu eden, yüz güldüren hiçbir şey yok.
Her gün kan, gözyaşı, keder, öfke, ölüm. En ilkel toplumlarda bile göremezsiniz şu kadarını.
Denk geldiğimiz döneme lanet olsun…
Bu ülkede sabah beslenme çantasını hazırlayıp çocuğunu okula gönderen 3 anne evlatsız kaldı bu öyle 3 tane öğrencimiz vefat etti diyerek geçiştirebileceğiniz kadar kolay bi olay değil haberiniz olsun
8. Sınıfa giden bir çocuğun silaha bu kadar kolay ulaşabiliyor olması nasıl açıklanacak bu nasıl bir şey gerçekten korkunç. Eğitimde, sağlıkta sokakta hayatın her anında şiddet... Denetim yok sorumluluk alıp istifa eden yok şansa yaşıyoruz
Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer:
"8. sınıf öğrencisi, sırt çantasında silahlarla okulda rastgele ateş açmıştır.
Saldırgan, 5 silah ve 7 şarjör kullanmıştır.
İlk belirlemelere göre 4 kişi hayatını kaybetti. 20 ağır yaralımız var.
Saldırgan, kendisine ateş ederek intihar etti.
Hayatını kaybedenlerden 1 kişi öğretmen, diğer 3 kişi öğrencidir."
@pusholder Birkaç gün sonra süslü cümlelerle yaşam hakkı tanımadıkları kadınların gününü kutlayacaklar. Katillere bu cüreti veren nasıl olsa birkaç sene yatar çıkarım düşüncesini veren sistemin her parçası bu cinayetlerin sorumlusudur
Yeniden hoş geldin Yaren
Günlerdir Adem Amca ile birlikte “Acaba görür müyüz?” diye güneye uzun uzun bakarken meğer o da bize çatıdan bakıyormuş; biz tanıyamamışız. İlk iki gün çatıda ve bahçede uzak ve çekingen durunca geleni eşi sandık. Hava şartları nedeniyle göle de açılamamıştık. Dün Adem Amca’nın kapısının önünde beklemeye başlayınca içimize bir şüphe düştü. Bu sabah buz gibi havaya rağmen şansımızı yeniden denedik…
Ve anladık ki gelen Yaren’miş! 🤍
Merak edenlere, soranlara, bir kuşla baharı bekleyenlere müjdeler olsun.
Buluşma 15. yılda da gerçekleşti.
Açık hava tımarhanesinde şansa yaşıyoruz. Üfürükten birkaç yıl ceza verirler sonra ceza indirimi vs. Bundan dolayı öldürmekten çekinmiyorlar. İnsana hayvana doğaya eziyet edilen korkunç bir çağ.
@omerkabais Ülkede normal yollarla hak aramak gittikçe zorlaşıyor. Ya sosyal medyada gündem olacak ya da sokakta protesto olacak. Bir şekilde kamuoyu oluşması gerekiyor #RojinİçinAdalet Adli tıp ise vücutta bulunan erkek dna'sını yeni açıklıyor. Kurumlara nasıl güveneceğiz