Sinemanın unutulmaz isimlerinden #Kadirİnanır’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim.
Sanatıyla olduğu kadar, yaşamı boyunca sergilediği onurlu duruşu, ilkelerinden ödün vermeyen kişiliği ve toplumsal duyarlılığıyla da hafızalarda silinmeyecek bir iz bıraktı.
Kadir İnanır’ın bıraktığı miras ve temsil ettiği değerler, kuşaklar boyunca yaşamaya devam edecektir.
Ailesine, sevenlerine ve sanat camiasına başsağlığı diliyorum.
Anısına saygıyla…
Büyük bir üzüntüyle öğrendiğimiz Kadir İnanır’ın vefatı, hem sinema dünyası, hem de eşitlik, barış, özgürlük ve demokrasi mücadelesindeki herkes için önemli bir kayıptır.
#Kadirİnanır, sanat yaşamı boyunca yarattığı unutulmaz eserlerin yanı sıra, emekten ve emekçiden yana tavrıyla, halkların kardeşliğini savunan duruşuyla, barıştan, adaletten ve ortak yaşamdan yana yükselttiği sesiyle de toplumun vicdanında özel bir yer edindi.
Onun sanatı, düşünceleri ve mücadeleci yaşamı örnek olmaya devam edecek; eşit, özgür, demokratik ve barış içinde bir ülke özlemini paylaşanlara ilham vermeyi sürdürecektir.
Ailesine, yakınlarına, sanat camiasına ve onu seven milyonlara başsağlığı diliyoruz.
Anısına saygıyla…
Doğanın Hakları: Avrupa'dan Örneklerle Bir Giriş
📅 Tarih: 30 Haziran 2026
🕗 Saat: 20:00 (Türkiye) / 19:00 (Orta Avrupa Yaz Saati - CEST)
📍 Yer: Online (Zoom)
🔗 Kayıt Linki:
https://t.co/K0Iebbolvx
Nehirler, ormanlar, dağlar, ekosistemler... mülk veya kaynak olarak değil de hak sahibi varlıklar olarak tanınsaydı çevre ve yaşam mücadelesinde ne değişirdi?
Bu webinar, COP31'e paralel olarak Türkiye'de gerçekleşecek Halkların İklim Zirvesi kapsamında yürütmeyi planladığımız, daha geniş bir Doğa Hakları tartışmaları sürecine hazırlık amacıyla düzenlenen uluslararası webinar serisinin ilk buluşmasıdır. Bu webinarlar aracılığıyla, Doğanın Hakları hareketinin sunduğu olanaklar, farklı deneyimler ve yaklaşımlar üzerine birlikte öğrenebileceğimiz, düşünebileceğimiz ve deneyim paylaşabileceğimiz bir alan açmayı umuyoruz.
Europe is red hot this week & we are seeing red.
People are being killed by our government’s inaction in the face of extreme weather.
It is preventable, but they refuse to what is necessary, ban fossil fuels & invest in renewables
The power to demand change is in our hands.
Bu haber doğru mu @TC_icisleri Bakanı @mustafaciftcitr ?
@AnkaraValiligi Valisi @YakupCanbolat, @EmmanuelMacron’un sabah sporu için Ankara’nın parklarını mı halka kapatacak?
Eğer Ankaralılarla aynı mekanda olmak istemiyorsa bu parkları kullanacak olan yurttaşların değil, Macron'un sorunudur!
Ankara'da yurttaşların nefes aldığı parkların, bir NATO liderinin sabah sporu yapacağı gerekçesiyle halka kapatılması kabul edilemez. Çünkü parkların asli sahibi NATO şefleri değil, onu kullanan yurttaşlardır.
Ankaralıların yürüyüş yapacağı, spor yapacağı, çocuklarını gezdireceği alanları NATO şeflerinin konforu uğruna boşaltılamazsınız.
Ankara Valiliği ve İçişleri Bakanlığı'nın görevi NATO liderlerinin gözüne girmek değil, bu ülkenin yurttaşlarının haklarını korumaktır.
Kamu alanlarını NATO şefleri için halka kapatanlar, yönettikleri topluma değil uluslararası güç merkezlerine karşı sorumlu davranan sömürge valilerini andırmaktadır.
Ankara parkları halkındır. Hiçbir NATO zirvesi ve hiçbir yabancı lider, yurttaşların kendi kentindeki haklarından daha değerli değildir.
NATO zirvesi uğruna Türkiye'de hukuk, özgürlükler ve insan onuru ayaklar altına alınıyor.
Bu halka hizmet etmekle görevli kurumlar, NATO şeflerinin gözüne girebilmek için yurttaşlara açıkça işkence yapıyor.
Yüzlerce kişinin gözaltına alınması yetmezmiş gibi, avukatların görevlerini yapmalarının engellendiği, gözaltındaki kişilere ve avukatlara yönelik darp edildiği bir tabloyla karşı karşıyayız.
İktidar, NATO liderlerine güvenlik ve konfor sağlamak adına yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini askıya almış durumdadır. Toplantı ve gösteri hakkı, ifade özgürlüğü, kişi özgürlüğü ve savunma hakkı, hiçbir diplomatik ziyaret, hiçbir uluslararası zirve ve hiçbir siyasi hesap uğruna çiğnenemez.
Ankara'yı olağanüstü hal rejimiyle yönetmeye çalışanlar bilmelidir ki bu ülkenin sahibi NATO şefleri değil, halktır. Devletin görevi uluslararası güç merkezlerinin beklentilerini karşılamak değil, yurttaşların haklarını korumaktır.
Hukukçularla ve gözaltındaki herkesle dayanışma içindeyiz. Savunma hakkını, temel hak ve özgürlükleri ve demokratik değerleri savunmaya devam edeceğiz.
Savaşa da baskıya da boyun eğmeyeceğiz!
@chdgenelmrkz1
ULUSLARARASI SAVAŞ ÖRGÜTÜ NATO'YA HAYIR!
...
Türkiye'deki tüm NATO üsleri kapatılmalı, ülke emperyalist savaş politikalarının askeri altyapısı olmaktan çıkarılmalıdır. Türkiye'nin NATO üyeliği derhal sonlandırılmalı, halkların iradesini hiçe sayan, işgalleri ve müdahaleleri meşrulaştıran bu savaş ittifakının dağıtılması uluslararası kamuoyunun ortak talebi haline gelmelidir.
Dünyayı yeni paylaşım savaşlarına sürükleyen silahlanma yarışı durdurulmalıdır. Eğitimden sağlığa, barınmadan sosyal güvenliğe kadar emekçi halkların en temel ihtiyaçlarından kesilerek silah şirketlerine aktarılan devasa kaynaklara son verilmeli, kamu kaynakları savaşa değil, toplumsal refaha ayrılmalıdır.
Bizler emperyalizme karşı mücadele eden işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve halklar olarak, dünyanın dört bir yanında savaşlara, işgallere ve katliamlara direnenlerle aynı saftayız. Savaş politikalarını dayatan sağcı, otoriter ve baskıcı iktidarlara karşı mücadele edenlerle, soykırımcı İsrail'e verilen desteğe karşı meydanları dolduran milyonlarla dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.
Savaşa hayır, NATO’ya hayır!
Sabahın karanlığında gerçekleştirilen ev baskınları, kitlesel gözaltılar ve temel hakları fiilen ortadan kaldıran yasaklar, korku ve baskı siyasetinin göstergesidir.
İktidar, savaş politikalarının mimarlarını ve askeri ittifakların zirvelerini koruma gerekçesiyle milyonlarca yurttaşın anayasal haklarını sınırlandıramaz. Bir avuç güç odağının güvenliği adına halkın özgürlüğünü hedef alan bu anlayış kabul edilemez.
Düşünceyi, örgütlenmeyi ve demokratik itirazı kriminalize eden bu uygulamalar derhal son bulmalıdır.
Gözaltılar durdurulmalı, baskınlardan ve hak ihlallerinden vazgeçilmeli; savaş siyasetinin değil hukukun, özgürlüğün ve toplumsal barışın gereklerine göre hareket edilmelidir!
Yenilenebilir enerjiye geçiş taahhütlerinizi ormanları, meraları, tarım arazilerini holdinglere talan ettirerek mi yerine getiriyorsunuz? @csbgovtr
GES,RES,BES projeleri ekosistemi tahrip etmeden, bölge halklarının yaşam alanlarını yok etmeden yapılmalıdır.
@turkiyecop31@UNFCCC
NATO zirvesi yaklaşırken düzenlenen şafak baskınları, kitlesel gözaltılar, eylem yasakları ve toplumun baskı altına alınması, darbe ve sıkıyönetim dönemlerindeki yönetim anlayışının yöntemleridir.
İktidar, NATO şeflerinin ve savaş siyasetinin güvenliğini gerekçe yaparak yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini askıya alıyor.
Halkın ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı ve barışçıl gösteri hakkı, uluslararası savaş örgütlerinin ve ABD’nin insanlık düşmanı başkanının konforuna feda ediliyor.
Demokratik hakların kullanılması suç değildir. Tam tersine suç olan, hukuku siyasal baskının aracı haline getirmektir.
Bugün ülkeyi yönetenler, savaş baronlarının ve Trump'ın gözüne girmek için kendi yurttaşlarına baskı uygulayan bu anlayıştan derhal vazgeçmelidir.
Gözaltılar derhal son bulmalı, barışçıl gösteri ve ifade özgürlüğünü fiilen ortadan kaldıran yasaklar kaldırılmalı, sıkıyönetim uygulamalarına son verilmelidir.
Savaşa karşı barışı, baskıya karşı özgürlüğü, korkuya karşı demokrasiyi savunmakta kararlıyız!
LONDRA’DA DEVAM EDEN COP31 HAZIRLIK TOPLANTISINDAYIZ
İklim krizinden en çok etkilenecek olanlar yoksul ülkelerdir.
Tüm ülkelerin yoksulları bu krizin sonuçlarını en ağır yaşayacak kesimleridir.
Krizin sorunlusu olanlar ise uluslararası sermaye ve onları temsil eden iktidarlardır.
https://t.co/ByGOwk7R2O
Eğitim emekçilerine copu, barikatı ve gözaltını reva gören bir iktidar, aslında demokratik değerlere, ülkenin geleceğine ve toplumsal barışa saldırmaktadır.
Emeğinin karşılığını, insanca çalışma koşullarını ve demokratik haklarını talep eden eğitim emekçilerine uygulanan polis şiddeti kabul edilemez.
Hak aramayı suç, itirazı tehdit, eleştiriyi düşmanlık olarak gören bu otoriter ve faşizan anlayış, hukuku, demokrasiyi ve toplumsal barışı her geçen gün daha çok aşındırmaktadır.
Öğretmenlerin onurlu mücadelesi yalnızca kendi haklarının değil, aynı zamanda çocuklarımızın, bilimsel-demokratik eğitimin ve toplumun ortak geleceğinin mücadelesidir.
Emeğin, özgürlüğün ve demokratik hakların yanında; polis şiddetinin, baskının ve korku siyasetinin karşısındayız.
Demokratik kamuoyunu, emekçilerin haklı ve meşru mücadelesini desteklemeye davet ediyoruz.
#ÖzelOkulÖğretmenleri #MülakatMağduruÖğretmenler
Adında "Doğa Koruma" bulunan bir kurum, yaban keçisi, kızıl geyik, dağ keçisi ve yaban koyunlarını öldürmek isteyenler için bu hayvanların yaşamını para karşılığında ihaleye çıkardı.
Spor adı altında hiç bir canlının yaşamına son verilemez.
Yaban hayvanlarının katledilmesini ihaleye çıkarmak, yaşama hakkına karşı işlenen bir suçtur.
Avcılık bir spor değil, zevk uğruna işlenen cinayettir. Av yasaklanmalı, cinayet ihalelerine son verilmelidir.
@TCTarim
“Kürdüm” dediği için Türkiye’de için linç edilen Deniz Undav’ın Türkiye’nin ilk elendiği turnuvada en skorer oyuncularından biri haline gelmesi de kaderin cilvesi.
🌈Onur Haftası, insanların kimliğinden, yöneliminden ya da varoluş biçimlerinden dolayı korkmadan yaşayabildiği bir ülke talebinin adıdır.
🌈Bugün iktidar, hayatın kendisini yasaklamaya çalışıyor. Meydanlar bariyerlerle kapatılıyor, yollar ablukaya alınıyor, kentlerdeki yaşam polis zoruyla durduruluyor.
🌈İnsanların nasıl yaşayacağına, kimi seveceğine, kimliğini nasıl ifade edeceğine devlet de iktidar da karar veremez. Kamusal otoritenin görevi, yaşam tarzlarını denetlemek değildir. Devletin görevi herkesin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına almaktır.
🌈Topluma zorla "makbul ahlak" elbisesi giydirmeye çalışan anlayış, farklı olanı hedef göstererek nefreti körüklüyor, ayrımcılığı meşrulaştırıyor ve şiddetin zeminini hazırlıyor. Ahlak söylemini baskının, yasakların ve nefret siyasetinin kılıfına dönüştüren bu zihniyet, yalnızca LGBTİ+’ları değil, herkesin özgürlüğünü ve var oluşunu hedef alıyor.
🌈İktidarın kentleri ve meydanları ablukaya alarak polis zoruyla uyguladığı yasakçı zihniyete, nefret siyasetine karşı eşitliği, özgürlüğü ve insan onurunu savunuyoruz.
#OnurHaftası
Doğasını korumak isteyene, emeğinin hakkını talep edene, dilini konuşana, hakkını arayana, seçme ve seçilme iradesine sahip çıkana karşı askeri, polisi ve devletin tüm zor aygıtlarını seferber eden bir iktidar, yönetme meşruiyetini yitirmiş bir iktidardır.
Böylesi bir düzen, demokratik meşruiyetini tüketmiş, iflas etmiş bir düzendir.
Eğitim emekçilerinin haklı taleplerine karşı uygulanan polis şiddeti ve zorbalık, baskıcı ve otoriter anlayışın yeni bir tezahürüdür.
Emeğinin hakkını isteyen eğitim emekçilerine yönelik polis şiddetini ve her türlü baskıyı en güçlü şekilde kınıyorum.
Hakkını arayan, emeğine ve onuruna sahip çıkan tüm emekçilerin yanındayım.
#ÖzelOkulÖğretmenleri #EğitimEmekçileri