Suruç Katliamı'nın 11. yılında, düşlerini Kobanê'nin yeniden inşasına taşıyan 33 düş yolcusunu saygı, özlem ve mücadele kararlılığıyla anıyoruz.
Suruç'ta katledilen, dayanışmanın, eşitliğin, özgürlüğün ve halkların kardeşliğinin umuduydu.
Aradan geçen yıllara rağmen adalet talebi hâlâ karşılık bulmadı. Gerçek adaletin ve yüzleşmenin gerçekleşmesi için mücadelemiz devam edecek.
33'leri unutmadık, unutturmayacağız.
Onların yarım kalan düşü, sömürüsüz, savaşsız, eşit ve özgür bir ülke mücadelesinde yaşamaya devam ediyor.
Suruç için adalet, herkes için adalet!
#SuruçKatliamı #Suruç11Yıl
Deniz Göktaş 15 gündür özgürlüğünden mahrum ediliyor!
Bir sanatçının sözlerini suç, mizahı tehdit, eleştiriyi ise cezalandırılması gereken bir eylem olarak gören anlayış, hukuku adalet için değil, korku üretmek için kullandığını göstermektedir.
İktidar, farklı düşünen herkese yargı sopasını göstererek toplumu susturmak istiyor.
Hukukun görevi iktidarı korumak değil, yurttaşın hak ve özgürlüklerini güvence altına almaktır.
Mesele yalnızca Deniz Göktaş değil, ifade özgürlüğü, hukuk devleti ve herkesin temel haklarıdır.
Adalet, eleştiriyi cezalandıran değil, özgürlüğü koruyan bir düzenle mümkündür.
Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalıdır!
Darbeye de, Darbe Düzenine de Hayır!
Nereden gelirse gelsin, hangi gerekçeyle meşrulaştırılmaya çalışılırsa çalışılsın, sivil veya askeri her türlü darbeye karşıyız.
15 Temmuz'un ardından yaşananlar, Türkiye'nin yakın tarihinin en ağır demokrasi ve hukuk kırılmalarından biri olmuştur.
Darbe girişimi, iktidar tarafından otoriter bir rejim inşasının gerekçesi ve rejim değişikliğinin anahtarı olarak kullanılmış, OHAL ve KHK düzeniyle temel hak ve özgürlükler sistematik biçimde budanmıştır.
15 Temmuz'dan önce yıllarca darbe girişiminin asli failleriyle siyasal ortaklık kuran, devletin kritik kurumlarını birlikte şekillendiren iktidar, darbenin siyasi ayağını açığa çıkarmak konusunda hiçbir gerçek irade ortaya koymamıştır. Buna karşın 150 bini aşkın insan KHK'larla kamu görevinden ihraç edilmiş, milyonlarca insanı etkileyen ağır hak ihlalleri ve mağduriyetler yaratılmış, demokratik siyaset zemini ortadan kaldırılmış, halkın iradesi sistematik olarak gasp edilmiştir.
Yeşil Sol Parti olarak darbeye de darbeciliğe de karşıyız. Silahlı bürokrasinin siyaseti dizayn etmesi de, yargının siyasi iktidarın aracı haline getirilerek siyasal alanı şekillendirmesi de birer darbe pratiğidir.
Bugün Türkiye, hukuk, yargı ve devlet gücü üzerinden süreklileştirilmiş bir darbe düzeni ile karşı karşıyadır. Türkiye'nin ihtiyacı süreklileştirilmiş bir OHAL rejimi değil, demokratik hukuk devleti, çoğulculuk, adalet ve toplumsal barıştır.
#15Temmuz
İliç’te göz göre gelen katliamın 8. duruşmasında adalet bir kez daha göçük altında kaldı!
13 Şubat 2024’te Anagold’un Çöpler Altın Madeni’nde 9 maden emekçisini yitirdiğimiz, Fırat’ı ve toprağımızı zehirleyen bu felaketin davasında tutuklu sanık kalmadı.
Mahkeme heyeti, son 2 tutuklu sanığı da ev hapsiyle serbest bıraktı. Türkiye’nin en büyük çevre suçlarından birinde artık cezaevinde kimse yok!
Kâr hırsıyla doğayı ve emeği talan eden bu düzen mutlaka değişecek!
Yitirdiğimiz canların, zehirlenen havanın, suyun, toprağın hesabı verilmeden adalet sağlanmış olmaz.
#İliç
19 yaşında yaşamdan koparılan Ali İsmail Korkmaz’ı, katledilişinin 13. yılında özlemle anıyoruz.
Ali İsmail’i hedef alan karanlık; muhalif olanı kriminalize eden, toplumsal linçi bir yönetim biçimi haline getiren, adalet mekanizmalarını susturarak yerine korku rejimini koyan ceberut iktidar pratiğinin doğrudan sonucudur.
Gezi Direnişi’nde filizlenen halk iradesini, ekolojik yıkıma karşı gelişen yaşam savunusunu ve eşitlik talebini, Ali İsmail, “düşlerimde özgür dünya” sözüyle en anlamlı şekilde özetlemişti.
Bugün de linç kültürüne karşı örgütlü dayanışmayı büyütmek, doğanın talanına karşı yaşamı savunmak, baskıcı ve otoriter yönetim anlayışına karşı demokrasi ve özgürlük mücadelesini yükseltmek hem Ali İsmail’e, hem demokrasi mücadelesinde yitirdiklerimize, hem de düşlerinde özgür dünyayı bekleyen kuşaklara karşı sorumluluğumuzdur.
Ali İsmail Korkmaz’ın anısına saygıyla...
#AliİsmailKorkmaz
İktidarın ablukasına, adı konulmamış sıkıyönetime, baskılara, gözaltılara ve tutuklamalara karşı İstanbul’da NATO karşıtı eylemdeyiz.
#NATOyaHayır#NATO
Diktatörlüğün bu sabahki hedefi Filistin aktivistleri oldu.
Filistin soykırımının ortaklarına şirin görünmek ve onları rahat ettirmek için iktidarın kendi halkına uyguladığı zulüm devam ediyor.
#NATO şeflerinin “güvenliği” gerekçesiyle İstanbul, Ankara, Adana, Kastamonu ve Kocaeli'nde düzenlenen şafak baskınlarıyla çok sayıda #Filistin aktivisti gözaltına alındı.
#NATOyaHayır
Diktatörlükte bugün: Komedyen Deniz Göktaş tutuklandı.
Bugün Türkiye'deki yargının tek referans noktası demokrasi ve hukuk değil, iktidarın kurmak istediği otoriter rejime biat ve tam sadakattir.
En küçük eleştiride dahi sanatçılar, aydınlar, gazeteciler, siyasetçiler önce hedef gösteriliyor; ardından malum çevrelerin verdiği işaretle iktidarın yargı aparatı devreye giriyor ve otoriter rejimin çarkları halkı ve halkın çocuklarını susturmak için seferber oluyor.
Rejime kötü bir haberimiz var: Ne yapılırsa yapılsın;
Susmadık, susmuyoruz, susmayacağız.
#DenizGöktaşaÖzgürlük
🔴 En Düşük Emekli Aylığı Gerçeği!
📈 2019'da 800 bin kişi olan en düşük emekli aylığı kapsamı 5,1 milyona yükseldi.
📈 2019'da emeklilerin yüzde 7'si en düşük emekli aylığı alırken, bu oran 2026'da yüzde 31'e yükseldi.
⁉️ Her üç emekliden biri en düşük emekli aylığı alıyor.
AKP, 2008'de kaldırdığı en düşük emekli aylığı uygulamasına, emekli aylıklarının çok düşmesi nedeniyle 2019'da geri döndü.
⁉️ Ancak bu uygulamayı belirli bir sisteme veya kurala bağlamadı; artışlar her defasında özel bir yasal düzenlemeyle yapılıyor.
‼️ En düşük emekli aylığı, uygulanma biçimi nedeniyle emeklileri dipte eşitliyor.
✂️ Kök emekli aylıkları giderek düştüğü için en düşük emekli aylığı kapsamı genişliyor.
✂️ En düşük aylıkla ortalama aylık arasındaki makas hızla kapanıyor.
📌 Temmuz 2026'da en düşük emekli aylığı 23 bin 552 TL, ortalama emekli aylığı ise bunun yalnızca yüzde 17 fazlasıyla yaklaşık 27 bin 700 lira olacak.
Diktatörlükte Bu Sabah:
“4 Temmuz ABD Bağımsızlık Günü” için İstanbul’daki FSM Köprüsünü Amerikan bayrağı renkleriyle ışıklandıran "yerli ve milli iktidar", ilan ettiği “NATO Sıkıyönetimi” kapsamında, uluslararası savaş örgütünün ve dünya silah pazarının liderlerini bu ülkenin hukukçularından, üniversite öğrencilerinden, siyasi parti ve sivil toplum örgütü üyelerinden, yani bu ülkenin halkından “korumak” için;
İstanbul, Ankara, Adana, Hatay, İzmir, Urfa, Kocaeli ve Çanakkale'de gerçekleştirdiği şafak baskınlarıyla içinde Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), İstanbul Şube Başkanı Avukat Ezgi Önalan'ın da bulunduğu çok sayıda avukatı, Hukuk Fakültesi Öğrencilerini, siyasi parti ve dernek üyeleri ile NATO karşıtı faaliyetlerde bulunan çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.
#NATO #NATOyaHayır #NatoyaKurbanAranıyor
Bir komedyeni gözaltına almak, toplumsal eleştiri hakkını hedef almaktır. Mizahı kriminalize eden, düşünceyi yargılayan tutum, baskıcı, otoriter ve faşizan bir yönetim anlayışının ürünüdür.
Baskıyı hukuk, korkuyu düzen olarak gören bu anlayış, her geçen gün Türkiye'yi özgürlüklerden, demokrasiden ve adaletten biraz daha uzaklaştırıyor. İfade özgürlüğü polis ve savcılık eliyle kuşatılıyor.
Deniz Göktaş'a yöneltilen soruşturma ve yapılan gözaltı, farklı düşünen, konuşan, üreten herkese verilmek istenen bir gözdağıdır. Türkiye halkları bu tehdit siyasetine boyun eğmeyecek.
İktidar, eleştiriye katlanmayı öğrenmelidir.
#DenizGöktaş derhal serbest bırakılmalı; düşünce ve ifade özgürlüğünü hedef alan uygulamalara son verilmelidir.
Halkevleri 29. Olağan Genel Kurulu’nda Konuşan Ankara İl Eş Sözcümüzden Birleşik Mücadele Vurgusu
Ankara İl Eş Sözcümüz Aydın Şimşek, Halkevleri'nin 29. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye'de giderek derinleşen otoriterleşme sürecine dikkat çekerek, mevcut rejimin otoriter niteliğinin her geçen gün daha görünür hale geldiğini belirtti.
“Bir tehlikeyi önceden görmek tek başına yeterli değildir; onu durdurabilecek ortak mücadele araçlarını yaratabilmek gerekir” diyen Ankara İl Eş Sözcümüz Şimşek, bugün de otoriterleşmeye karşı demokrasi güçlerinin, emekçilerin, gençlerin, kadınların ve tüm ezilen kesimlerin ortak mücadele zeminlerinde buluşmasının tarihsel bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
Ankara İl Eş Sözcümüz, Türkiye'nin demokratik geleceğinin ancak solun, emek ve demokrasi güçlerinin ortak mücadelesiyle kurulabileceğini belirtti.
Demokrasi, özgürlük ve adalet için birleşik mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.
Ya hep beraber, ya hiçbirimiz!
Özel okul öğretmenlerinin insanca çalışma koşulları, güvenceli istihdam ve emeğinin karşılığını talep etmek için gerçekleştirdiği demokratik ve meşru eyleme yönelik polis saldırısını ve uygulanan şiddeti en güçlü biçimde kınıyoruz.
Hak arayan öğretmenlere copla, bariyerle ve gözaltı tehdidiyle karşılık veren iktidar, emekçinin karşısında ve sermayeden yana olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Öğretmenlerin sesini bastırmaya çalışan bu müdahale, bir polis şiddeti örneği olduğu kadar aynı zamanda ülkeyi kuşatan otoriter yönetim anlayışının da açık bir tezahürüdür.
Eğitim emekçilerinin yanındayız. Hak arama özgürlüğünü hedef alan bu hukuksuz müdahaleyi reddediyor, sorumlular hakkında derhal işlem yapılmasını talep ediyoruz.
@ogretmensendika
Yine madencilere copla saldırıldı, bir kardeşimiz gözaltına alındı.
Aylardır maaşını alamayan madencilerin önünü kesen Vali'ye ve jandarmaya sesleniyoruz: Çıkın biz holdinglere, patronlara çalışıyoruz diyin, bizi de köle ilan edin!
#KiremitçiyeHuzurYok