Manisa Alaşehir'de evi ve camisi Yunan askeri tarafından yakılan imam, ağacın kovuğunda yaşıyor.
Bu imam bugün yaşasa #Atatürküsevmiyorum diyenlerin yüzüne tükürürdü.
Hastaneler dolu, vatandaşın işi torpile kaldı.
Dayısı olmadan muayene olup işini görebilen kalmadı.
Bu düzen değişecek.
Devlet herkesin dayısı olacak..
Bolu’dayız…
Köroğlu diyarı Bolu’da hemşehrilerimizle buluştuk.
Genel Başkan Yardımcılarımız, MYK üyelerimiz, Bolu İl Başkanımız Sayın Hasan Yücel ve teşkilat mensuplarımızla gerçekleştirdiğimiz halk buluşmasında, ülkemizin yarınları için hazırladığımız planlarımızı paylaştık.
Bolu’nun güzel insanlarının samimiyeti, ilgisi ve umudu; güçlü bir Türkiye kurma yolundaki inancımızı daha da kuvvetlendirdi.
🇹🇷 19 Eylül #GazilerGünü'nde ülkemizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü rahmet ve minnetle anıyor, vatanı için canını ortaya koyup edip Gazilik mertebesine ulaşan tüm kahramanlarımızı saygıyla hatırlıyoruz.
Ev yapacaktınız.
Millete yuva vaat ettiniz.
Şimdi öcalan'ın yaşam şartlarını konuşuyorsunuz.
Bu milletin anneleri ise 40 yıldır mezar başlarında evlatlarını bekliyor.
Sizin villa dediğiniz yerde, bizim evlatlarımızın mezarları var.
Hiç utanmıyor musunuz?
Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığının 2026 Türkiye Uyuşturucu Raporu, artık görmezden gelinemeyecek bir tabloyu ortaya koyuyor.
2025 yılında uyuşturucu madde bağlantılı 557 kişi hayatını kaybetti.
Bir yılda ölümler yüzde 30,4 arttı.
Ölenlerin yaş ortalaması 35,9.
Ölümlerin;
Yüzde 30,5’i 30 yaş altında,
Yüzde 35,2’si 30-39 yaş arasında,
Yüzde 34,1’i 40 yaş üzerinde.
Ceza infaz kurumlarında uyuşturucu madde bağlantılı suçlardan bulunan hükümlü ve tutukluların oranı da 2024’te yüzde 38,92 iken 2025’te yüzde 44,7’ye yükseldi.
2025 itibarıyla bu suçlarla bağlantılı 179 bin 978 hükümlü ve tutuklu bulunuyor.
Bunlar yalnızca rakam değil.
Bunlar kaybettiğimiz insanlar, dağılan aileler ve geleceği kararan gençlerdir.
Uyuşturucuyla mücadele yalnızca operasyon ve yakalama rakamları üzerinden yürütülemez.
Çocuklarımızı ve gençlerimizi uyuşturucudan koruyacak; arzı engelleyen, bağımlılığı önleyen, tedavi ve rehabilitasyonu güçlendiren bütüncül bir mücadeleye ihtiyacımız var.
Türkiye'nin geleceğini zehirleyen bu tehdide karşı daha erken, daha güçlü ve daha kararlı hareket etmek zorundayız.
24 yıldır iktidardasınız.
Yolsuzlukta, hukukun üstünlüğünde geriledik.
Zenginle fakir arasındaki makas her geçen gün daha da açıldı.
Fakirler kayboldu siz hâlâ zenginlerin üzerinden memleket konuşuyorsunuz.
Bu toprakların her karışında gazilerimizin izi, fedakârlıklarının hatırası vardır…
Vatan uğruna canını ortaya koyan, istiklalimiz ve istikbalimiz için mücadele eden kahraman gazilerimiz; milletimizin başının tacı, devletimizin emanetidir.
Gazilik, ömür boyu taşınan şerefli bir nişandır. Gazilerimize sahip çıkmak, haklarını korumak ve hak ettikleri değeri vermek ise milletçe taşıdığımız büyük bir vefadır.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu vatan uğruna mücadele etmiş bütün gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; hayatta olan kahraman gazilerimizin de Gaziler Günü’nü kutluyorum.
Bir zamanlar 100 lirayla 41 litre mazot alınıyordu.
Şimdi 100 lirayla 1 litre…
1 kilo buğdayla 1 litre mazot alınan günlerden, 7 kilo buğdayla 1 litre mazot alınan günlere geldik.
24 yıllık iktidara 41 kere maşallah!
AVRUPA’DA MAZOT 150 LİRA, BİZDE 100 LİRA ÖYLE Mİ?
Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek diyor ki:
“Avrupa’nın birçok ülkesinde mazot 150 liranın altında değil. Bizde 100 lira civarında.”
Doğru Sayın Bakan…
Ama bir de o mazotu kimin, hangi maaşla aldığını konuşalım.
Danimarkalı, kişi başına geliriyle yaklaşık 29 bin 700 litre motorin alabiliyor.
Alman 24 bin 300 litre…
Fransız yaklaşık 20 bin litre…
Türkiye’de vatandaşımız ise 9 bin 700 litre!
Madem Avrupa’yla mukayese edeceğiz, yalnızca pompadaki rakamı değil, o pompanın karşısındaki vatandaşın cebini de mukayese edelim.
Avrupa’nın mazot fiyatını söylüyorsunuz da Avrupa’nın gelirini niye söylemiyorsunuz?
Hadi bir adım daha atalım.
Yeni iPhone Duo…
Almanya’da 2 bin 299 avro. Bugünkü kurla yaklaşık 129 bin lira.
Türkiye’de 229 bin 999 lira!
Aynı telefon, bizim vatandaşımıza yaklaşık yüzde 79 daha pahalı.
Bir Volkswagen Golf…
Almanya’da 32 bin 80 avro; yaklaşık 1 milyon 800 bin lira.
Türkiye’de 2 milyon 994 bin lira!
Yaklaşık yüzde 67 daha pahalı.
Şimdi soruyorum:
Mazotta Avrupa’yı örnek veriyorsanız, telefonda niye vermiyorsunuz?
Otomobilde niye vermiyorsunuz?
Maaşta, gelirde, alım gücünde niye vermiyorsunuz?
Mukayese yapacaksak tamamını yapalım.
Milletimizin derdi mazotun Avrupa’dan 50 lira ucuz olması değil; 100 liralık mazotu alırken cebinden çıkan paranın ağırlığıdır.
Ekonominin gerçek karnesi yalnızca istatistik tablolarında yazmaz.
Deponun ibresinde yazar.
Market arabasında yazar.
Kredi kartı ekstresinde yazar.
Ayın sonunu getirmeye çalışan vatandaşın cebinde yazar.
Bu millet vergileri koymadı.
Bu millet bütçeyi yapmadı.
Bu millet ekonomi politikalarını belirlemedi.
Ama bütün bunların bedelini millet ödüyor.
Onun için Avrupa’yı örnek gösterecekseniz, yalnızca fiyatını değil; maaşını da, alım gücünü de, vatandaşına yüklediği vergi yükünü de beraber konuşacağız.
Millet deposundan eksileni de bilir, sofrasından eksileni de bilir, maaşından eksileni de bilir.
Ve emin olun;
Millet cebinden eksileni unutmaz.
@AltaylEnver Kıymetli abim, bazı şeyleri uzaktan görmek bile insanın yüreğine dokunuyor. Yıllardır taşıdığın bu yükün artık son bulmasını gönülden diliyorum. Allah sana sabır ve güç versin, inşallah güzel günler gelecek. Allah yardımcın olsun, dualarımız seninle.
Bir deli bir kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış.
Memleketin delileri sayesinde benim kuyu ağzına kadar doldu. Artık taş çıkarmakla uğraşmıyorum.
1,3 TRİLYON TL ERİDİ: BORSADA GÜVEN KRİZİNE SEYİRCİ KALINAMAZ!
Bugün Borsa İstanbul’da yaşananlar sıradan bir günlük dalgalanma olarak geçiştirilemez.
BIST 100’de kayıp yüzde 6’yı aştı, devre kesici çalıştı. Bankacılık ve sanayi hisselerinde satışlar derinleşti.
19 fondan yaklaşık 132,8 milyar liralık çıkış yaşandığı iddiaları kamuoyunda konuşuluyor.
Ortada böylesine ciddi iddialar varken yapılması gereken bellidir:
Milletin karşısına çıkıp ne olduğunu açıkça anlatmak.
Hangi fonda ne kadar likidite var?
Yatırımcının parası nerede?
Ödemeler ne zaman ve hangi şartlarda yapılacak?
Bu satış dalgasının arkasında ne var?
Sermaye piyasalarında güven, açıklamayla değil şeffaflıkla sağlanır. Denetimle sağlanır. Kuralların herkese eşit uygulanmasıyla sağlanır.
Borsa birkaç büyük yatırımcının oyun alanı değildir.
Orada küçük yatırımcının birikimi var. Emeklinin, çalışanın, çocuğunun geleceği için üç kuruş kenara koyan vatandaşın alın teri var.
Devletin görevi böyle bir günde piyasayı seyretmek değil; yatırımcının hakkını, piyasanın güvenilirliğini ve kurumların itibarını korumaktır.
İktidara ve ilgili kurumlara çağrımız açıktır:
Ne yaşandığını bütün açıklığıyla ortaya koyun. İddiaları araştırın. Denetimi yapın. Sorumluluğu olan varsa gereğini yerine getirin. Küçük yatırımcıyı sahipsiz bırakmayın.
Ekonominin en kıymetli sermayesi paradır zannediliyor.
Değildir.
En kıymetli sermaye, güvendir.
Güveni kaybederseniz yatırımcıyı kaybedersiniz.
Yatırımı kaybederseniz üretimi, istihdamı ve nihayetinde milletin refahını kaybedersiniz.
Bu milletin alın terini sahipsiz bırakamazsınız.
Biz kocaman bir aileyiz.
86.5 milyonun ortak adı Türk milletidir.
Anayasa konuşulurken tavrımız net:
Resmî dilin yanına başka bir dil, bayrağın yanına başka bir bayrak ve başkentin yanına başka bir başkent olmaz.
Millî bünyemizden feragat etmeyeceğiz…
Akçakoca’da yağmur altında ısınan gönüller…
Zonguldak programımızın ardından Düzce’nin Akçakoca ilçesinde hemşehrilerimizle buluştuk.
Geç saate ve yağmura rağmen sahil boyunca bizimle yürüyen, selamını ve sevgisini esirgemeyen güzel insanlarla gönül gönüle geldik.
Her adımda biraz daha büyüyen bir heyecan, her sohbette memleketimizin yarınlarına dair biraz daha güçlenen bir umut gördük.
Bu güzel buluşmada bizimle yürüyen Düzce İl Başkanlığımıza, Akçakoca İlçe Teşkilatımıza ve gönüldaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.
TÜRKİYE YENİ DÜNYA EKONOMİSİNDE NEREDE DURMALI?
Dünya yeniden kuruluyor.
Dolar merkezli ekonomik düzenin yanında Çin, yuan ve CIPS üzerinden kendi finansal alanını genişletiyor. Ülkeler artık ticaretlerini, rezervlerini ve geleceklerini tek bir para birimine, tek bir finans sistemine bağlamak istemiyor.
Türkiye bu yeni dünyayı kenardan seyredemez.
Bizim önümüze de yıllardır aynı yanlış soru konuluyor:
“Batı mı, Doğu mu?”
Bizim cevabımız bellidir:
Türkiye.
Avrupa ile ticaretimizi büyüteceğiz. Çin ve Asya ile ekonomik ilişkilerimizi geliştireceğiz. Körfez'in sermaye gücüyle daha kuvvetli bağlar kuracağız. Türk dünyasıyla ticaretten enerjiye, ulaştırmadan finansa kadar gerçek bir ekonomik bütünleşmenin yollarını açacağız.
Bunu dolardan kaçmak veya yuanı doların yerine koymak için yapmayacağız.
Bir bağımlılıktan kurtulup başka bir bağımlılığın altına girmeye ekonomik bağımsızlık denmez.
Biz Türkiye'nin; tek bir ülkeye, tek bir para birimine, tek bir pazara ve tek bir finans sistemine mahkûm olmadığı bir ekonomik düzen istiyoruz.
Türk lirasının bölgesel ticarette daha fazla kullanıldığı, İstanbul'un Avrupa ile Asya arasındaki sermaye ve ticaret akışında gerçek bir finans merkezi olduğu, Türkiye'nin Avrupa, Asya ve Körfez arasındaki üretim ve ticaret zincirlerinin merkezinde bulunduğu bir ülke hedefliyoruz.
Bunların hiçbiri yalnızca dış politika tercihleriyle olmaz.
Önce kendi evimizin içini düzene koyacağız.
Enflasyonu düşüreceğiz.
Üretimi güçlendireceğiz.
Teknolojiyi ve yüksek katma değerli ihracatı büyüteceğiz.
Mali disiplini sağlayacağız.
Ekonomi yönetimine güveni yeniden tesis edeceğiz.
Ekonomik bağımsızlık dünyaya sırtını dönmek değildir.
Ekonomik bağımsızlık; dünyayla ticaret yapan ama kimseye mahkûm olmayan, üreten, ihraç eden, teknoloji geliştiren ve kendi kararını kendi verebilen güçlü bir Türkiye demektir.
Bizim istikametimiz ne Batı'nın peşine takılmak ne de Doğu'nun gölgesine sığınmaktır.
Bizim istikametimiz Türkiye'dir.
Hedefimiz; borçla ayakta duran değil üreterek büyüyen, başkasının kararını bekleyen değil kendi kararını verebilen, ekonomik olarak güçlü ve bağımsız bir Türkiye'dir.
Zonguldak programımızın ardından, Düzce’nin güzel ilçesi Akçakoca’da hemşehrilerimizle kucaklaştık…
Günün geç saatlerine ve yağmura rağmen sahil boyunca yürüyüşümüze eşlik eden, samimiyetleriyle ve heyecanlarıyla bize güç veren hemşehrilerimize gönülden teşekkür ediyorum.
Bu güzel karşılamada emeği olan Düzce İl Başkanlığımıza ve Akçakoca İlçe Teşkilatımıza; beraber çıktığımız bu yolculuğun her adımında bizimle yürüyen teşkilatımıza ve gönüllülerimize şükranlarımı sunuyorum.
Alkışları, samimiyetleri ve inançlarıyla kararlılığımıza güç katan esnafımıza ve Akçakocalı hemşehrilerimize de teşekkür ediyorum.
Milletimiz umut ufkunda sabırlı olsun… Anahtar Parti, 86 milyonluk koca memleketimiz için geliyor.