🔴 İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, oğluna evleneceği kadın konusunda tavsiye verecek olsa “daha uzun etekli” ve daha az gösterişli birini önereceğini söyledi.
➖Muhalif vekiller, sözlere mini etekli fotoğraflarını paylaşarak tepki gösterdi.
Çocuğunu kendinden önce gömen annelerin kırgınlığıyla parçalamaya başlarken takıldığım yerleri, durdum. Kendi ciğerim elime geçse paramparça edecekmiş gibi bir babasızlıkla elimde en keskiniyle, en ağırıyla, kendi içimde dolaşırken, satırlarıma devam ediyorum.
@onlydramaX Efe Aydal, Türk internet aleminde yanılma payı en düşük olan adamlardan biridir. Tüm podcast ve içeriklerinin %90’ını tüketmiş 31 yaşında bir Türk genci olarak rahatlıkla şunu söyleyebilirim ki; düşman okunu takip edin.
Kırgınlıklarımda haksız sayılmam. Duvarlara kafa atarken de haksız sayılmam. Alkol alırken, sigara içerken de haksız sayılmam. Ben zaten sayılmam. Uyanıyorum, kendimi ayakta kalmak için hayal dünyasına dayatarak. Uyanıyorum, harf bile yok.
Neyse. Palavralar. Palavralardan sıkıldım. Hayat görüşlerinden sıkıldım. Kapüşonlarımla aranızdayım. Aynı kaldırımlarda sizlerle mutsuz. Seçkinliğini şirket logoları altında kazanan ben değilim hem. Edebiyatı dergilerden öğrenmem. Neyse, bunlardan hem sana ne?
Yanakları okşanan insan ağlamaklı olur ya, tam öyleyim, yetmeyen bir şefkat var yüzümde. Olmayan bir öpücük. Hakir bir ölüm. Yağmurun yağması öpücük sesleri gibi bazen. Ne güzelsin. Ölünün etrafında toplanmışız; elleri ne güzelmiş.
Yazdığım her cümlenin altında kalıyorum. Sorun yok alıştım buna. Ama ben bir şeylerden elimi kolumu çekmek ister gibiyim. Sanki eve çok geç kalmışım ama aslında o ev tarafından hiç aranmamışım.
Evinin etrafına 100 ağaç dikmekle iyi müzik yapmak eşdeğerdedir. Üretebileceğin şeyleri üret ve mesuliyetten kurtul. İyi hikâye anlatamıyordu ama çok ağaç dikti desinler. Bana da iyi retorik kuruyordu ama o ağaç dikmeyi seçti desinler.
Düşünce biçimi, söz üretimi, yazı yazma, gözlem yapma, sanat üretimi, bunların beynelmilel ölçekte tasnifi, kendi başına müstakil bir eylem değil, yazma arzusunun ileri aşamada bir dışavurumudur. Aslolan önce üretkenliğe geçmek.
Bambaşka bir kavramdan gelseydin dünyaya. Geldiğin yerde kavramların en kötüsü mutluluk olsaydı. Yaşayabilir miydin gene de bu dünyada? Yeter miydi, bi deniz kenarı, sarılmak, sevişmek, şarkılarımız. Gerçekleşen hayal kırılan kalp ile eşit mi bire-bir, ödeşiliyor mu hayatla öyle?