DURUŞMAYA ÇAĞRI
Önceki dönem Eş Başkanımız, Ege Bölge Temsilcimiz ve Merkez Yönetim Kurulu üyemiz; insan hakları savunucusu ve yol arkadaşımız Av. Ali Aydın’ın katledilmesine ilişkin davanın ilk duruşmasında adalet talebimizi birlikte yükselteceğiz.
🗓️ 2 Eylül 2026 Çarşamba
🕤 09.30
📍 Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Bu cinayetin sıradanlaştırılmasına, hakikatin karartılmasına ve cezasızlığa izin vermeyeceğiz. Tüm sorumlular açığa çıkarılıp hesap verene kadar davanın takipçisi olacağız.
Adaletten yana herkesi Ali Aydın’ın ailesi ve mücadele arkadaşlarıyla dayanışmaya, duruşmaya katılmaya çağırıyoruz.
Ali Aydın’ın anısı mücadelemizde yaşayacak!
BASIN AÇIKLAMASI
İHD Üzerindeki İdari ve Yargısal Baskılara Son Verilmelidir
İnsan Hakları Derneği (İHD), son bir ay içerisinde 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi uyarınca verilen mahkeme kararlarına dayanılarak üç ayrı erişim engelleme ve içerik kaldırma tedbiriyle karşı karşıya bırakılmıştır.
Son olarak, İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararı uyarınca, X platformunda LGBTİ+ haklarına ilişkin bir paylaşımımıza Türkiye’den erişim engeli uygulanmıştır. Bugün ise Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Isparta 2. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararına dayanarak, İzmir Şubemiz tarafından hazırlanan ve internet sitemizde yayımlanan 2020 Yılı Ege Bölgesi Kadın Hakları Raporu ile Merkez Kadın Komisyonumuz tarafından hazırlanan 2021 Yılı Kadın Hakları İhlalleri Raporunun internet sitemizden kaldırılmasını talep etmiştir.
2020 ve 2021 yıllarında kamuoyu ile paylaşılan raporların, yıllar sonra erişime engellenmesinin hangi hukuki gerekliliğe, hangi kamu yararına ve hangi toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği sorusunu kamuoyunun takdirine sunuyoruz.
İnsan Hakları Derneği; Anayasa’nın 26. ve 34. maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. ve 11. maddeleri ile Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 19. ve 22. maddeleri kapsamında güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğünün, evrensel insan hakları normlarına uygun biçimde kullanılmasını savunmaktadır. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerinden doğan yükümlülükler, tüm kamu kurumları ve yargı mercileri bakımından bağlayıcıdır. Kamu kurumlarını ve yargı organlarını, ulusal ve uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerine uygun davranmaya bir kez daha çağırıyoruz.
Belirtmek isteriz ki İHD tarafından hazırlanan hak ihlali raporları; mağdurların beyanlarına, tanıklıklara, yerinde yapılan inceleme ve gözlemlere, doğrulanabilir bilgi ve belgelere dayanmaktadır. Raporlarımızın temel amacı, insan hakları ihlallerini görünür kılmak, kayıt altına almak ve benzer ihlallerin tekrarının önlenmesine katkı sunmaktır.
BTK tarafından kaldırılması talep edilen raporlarımız da Derneğimizin uzun yıllardır sürdürdüğü izleme, belgeleme ve raporlama faaliyetlerinin bir parçasıdır. Bu çalışmalar, kadınlara yönelik hak ihlallerinin görünür kılınmasını, belgelenmesini ve önlenmesini amaçlayan insan hakları savunuculuğu faaliyetleridir.
İHD olarak, söz konusu hukuka aykırı müdahalelere karşı ilgili mahkemeler nezdinde gerekli itiraz ve başvuruları yapacağımızı, bunun yanında uluslararası insan hakları koruma mekanizmaları nezdinde de gerekli girişimlerde bulunacağımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz.
İnsan Hakları Derneği, kırk yıllık insan hakları mücadelesinde olduğu gibi; ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkına yönelik açık müdahale niteliği taşıyan idari ve yargısal baskılara rağmen hak ihlallerini izleme, belgeleme ve raporlama faaliyetlerini, insan hakları savunuculuğunu, barış ve demokrasi mücadelesini kesintisiz biçimde sürdürmeye devam edecektir.
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
Hakikatin Peşindeyiz, Barışta Israrlıyız!
#İHD40Yaşında
Kırk yıl önce, insan haklarının ağır biçimde ihlal edildiği, korkunun ve suskunluğun egemen kılınmaya çalışıldığı bir dönemde bir söz söylendi:
İnsan onuru, hiçbir koşulda vazgeçilemeyecek bir değerdir.
İnsan Hakları Derneği (İHD), bu sözün etrafında kuruldu.
12 Eylül askeri darbesinin yarattığı baskı ortamında; hukukun askıya alındığı, işkencenin sistematik bir uygulama olarak sürdüğü, ifade özgürlüğünün yok sayıldığı ve cezaevlerinin ağır hak ihlallerinin yaşandığı mekânlara dönüştüğü bir dönemde 98 cesur kadın ve erkek insan hakları savunucusu bir araya geldi.
Mahpus yakınları, aydınlar, yazarlar, gazeteciler, akademisyenler, avukatlar, hekimler, mimar ve mühendisler ile öğretmenlerden oluşan bu insanlar, 17 Temmuz 1986 tarihinde İnsan Hakları Derneği'ni kurdu.
Bu yalnızca bir derneğin kuruluşu değildi. Aynı zamanda korkuya karşı cesaretin, inkâra karşı hakikatin, cuntaya karşı demokratik hukuk devletinin, tekçiliğe karşı çoğulculuğun ve şiddete karşı barışın örgütlü bir ifadesiydi.
İHD, kuruluşundan itibaren insan haklarını bütünlükçü bir perspektifle ele almış; işkence görenlerin, cezaevlerinde hakları ihlal edilenlerin, yakınları kaybedilenlerin, düşünceleri nedeniyle baskıya uğrayanların ve sesi duyulmayanların yanında durmuştur.
Çünkü insan hakları mücadelesi yalnızca belirli dönemlerin veya belirli kesimlerin meselesi değildir. İnsan hakları mücadelesi; herkes için adalet, özgürlük ve eşitlik arayışıdır.
Açıklamanın tamamı: https://t.co/YK6Rn4ZkOe
İHD'yi darbenin karanlığında kurdunuz; işkencenin, gözaltında kaybetmelerin, inkârın ve baskının karşısında insan onurunu savundunuz. Devletin dayattığı korkuya boyun eğmediniz, hakikatten ve adaletten vazgeçmediniz.
Bugün yürüttüğümüz her mücadelede cesaretiniz, direnciniz ve kararlılığınız yolumuzu aydınlatıyor. Sizden devraldığımız miras, yalnızca bir insan hakları mücadelesi değil; eşitliğin, özgürlüğün, barışın ve hakikatin ısrarlı savunusudur.
İHD'yi kuran ve bugün aramızda olmayan tüm kadınlara sözümüzdür: Mücadelenizi unutturmayacağız. Baskıya, inkâra ve cezasızlığa karşı; barışın, adaletin ve insan haklarının yanında durmaya devam edeceğiz.
İHD MERKEZİ KADIN KOMİSYONU
Raporumuz, Eş Genel Başkanlarımız Oya Ersoy ve Cihan Aydın ile Diyarbakır Şube Eşbaşkanı ve MYK üyemiz Ercan Yılmaz tarafından Diyarbakır'da açıklandı.
Dr. Cuma Çiçek tarafından hazırlanan bu raporun, Türkiye'de çatışmanın tüm taraflarının ve toplumun ortak sorumluluğuna katkı sunmasını; barış hakkının insan haklarının ayrılmaz bir parçası olduğu bilinciyle yürütülecek demokratik çözüm arayışlarına ışık tutmasını diliyoruz.
Raporun tamamı: https://t.co/j78kK5uPc7
İnsan Hakları Derneği tarafından hazırlanan “Türkiye - PKK Barış Süreci İzleme Raporu: 1 Ekim 2024 - 1 Temmuz 2026” yayımlandı.
Raporda; sürecin siyasal ve hukuki gelişimi, TBMM çalışmaları, toplumsal beklentiler, insan hakları alanındaki kazanımlar ve sorunlar ile kalıcı ve demokratik barışın önündeki fırsat ve riskler ele alınıyor.
Barışın yalnızca silahların susmasıyla değil; demokratikleşme, hukuk devleti, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkün olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.
Raporun tamamı:
https://t.co/QndrIFHOaw
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Eş Genel Başkanımız Eren Keskin’e yönelik sosyal medya üzerinden yapılan hakaret içerikli paylaşım hakkında yürütülen soruşturma sonucunda “kovuşturmaya yer olmadığına” karar vermiştir.
Bir kez daha belirtmek isteriz ki ifade özgürlüğü; hakaret etme, onur kırma, kimliği hedef alma özgürlüğü değildir.
Eş Genel Başkanımız Eren Keskin’i hedef gösteren, cinsiyetçi ve hakaret içerikli paylaşımlar için verilen bu takipsizlik kararı, yalnızca kendisine dönük değildir. Bu karar, tüm kadınlara ve insan hakları savunucularına yönelik saldırıları cezasızlıkla koruyan, meşrulaştıran bir yaklaşımın ifadesidir.
Kadın kimliği üzerinden yapılan cinsiyetçi söylemleri “genel” diyerek “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirmek; bu saldırıların önünü açmak ve normalleştirmek anlamına gelmektedir.
Kabul etmiyoruz.
İHD MERKEZİ KADIN KOMİSYONU
Dünyanın birçok bölgesinden insan hakları savunucularının, #Gazze’ye insani yardım ulaştırmak için yola çıkan küresel SUMUD filosu İsrail devlet güçlerinin saldırısına uğradı.
Gemide bulunan hak savunucuları anonslarla tehdit edilerek gözaltına alınmaya başladı.
Gözaltına alınan tüm kişilerin can güvenli��inden, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere İsrail’e açık ya da örtük destek sunan tüm devletler sorumludur.
Bu nedenle, İsrail’in derhal gözaltı süreçlerinde insan haklarına ve uluslararası hukuk kurallarına uyması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler ilkeleri doğrultusunda davranması ve gözaltına alınan tüm hak savunucularını şartsız olarak serbest bırakması gerekmektedir.
Gazze’de yaşanan insanlık dramı artık kabul edilemez boyutlardadır. İsrail’in fütursuz saldırganlığı uluslararası toplumun sessizliğiyle büyümektedir. Bizler insan hakları savunucuları olarak, tüm dünyayı küresel #SUMUD filosuyla Gazze’ye insani yardım götüren hak savunucularının yanında olmaya, ses çıkarmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz.
Dr. Bengi Başer, yaygın olarak Kürtleri hedef almak için kullanılan ırkçı görseli ve hakaret ifadesini paylaşarak, Kürtleri insandışılaştıran ırkçı söylemi dolaşıma sokmuştur. Yarın Türk Tabipler Birliği'ne başvurup meslek etiğine aykırılık ve ırkçılık gerekçesiyle hakkında+
İnsan Hakları Derneği, 39 yıldır kişisel, siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel haklar ile dayanışma haklarını bir bütün olarak benimsiyor ve savunuyor..
İnsan Haklarıyla İnsandır
#İHD39Yıl
39 yıldır insan hakları için varız.
Din, dil, ırk, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, siyasi görüş ayr��mı yapmadan, insan onurunu savunuyoruz.
İnsan Hakları Derneği 39 yaşında.
#İHD39Yıl
Hasta Tutsak Devrim AYIK ağır derecede Crohn hastası ve %76 oranında engeli bulunmaktadır. Hasta tutsak Devrim AYIK derhal serbest bırakılmalı ve sağlık hakkına erişimi sağlanmalıdır.
#HastaMahpusDevrimAYIKaÖzgürlük
İnsan Hakları Savunucusu Orhan Doğan’ı Saygıyla Anıyoruz
İHD Şırnak Şubemizin kurucularından, Merkez Yürütme Kurulu üyemiz, hukukçu, siyasetçi ve yaşamını insan hakları mücadelesine ve barışa adamış değerli arkadaşımız Orhan Doğan’ı genç yaşta yitirmemizin üzerinden 18 yıl geçti.
Coğrafyamızda barış umudunun yeniden filizlendiği bu günlerde, Orhan Doğan’ın hâlâ aramızda olmasını, adını taşıdığı barış sürecine katkı sunmasını içtenlikle dilerdik. Ne yazık ki bu dilek, acı bir gerçekliğin gölgesinde bir temenniden öteye gidemiyor.
Orhan Doğan, hayatı boyunca suikast girişimleriyle, evine yönelik bombalı saldırılarla karşılaştı; ancak hiçbir zaman geri adım atmadı. 90’lı yıllarda yaşanan ağır insan hakları ihlallerini dünya kamuoyuna duyurdu. Adalet ve barış uğruna verdiği mücadeleden, gördüğü tüm baskılara rağmen asla vazgeçmedi. Hayatının en verimli on yılını cezaevinde geçirmesine rağmen, inancından ve direncinden ödün vermedi.
#OrhanDoğan, sadece bir insan hakları savunucusu değil, aynı zamanda kimliği yok sayılmak istenen Kürt halkının gönlünde unutulmaz bir yer edinen biriydi. Kürt halkı, onu yaşatmak için adını çocuklarına, caddelere, sokaklara ve parklara verdi.
Bizler, Orhan Doğan’ın yol arkadaşları ve mücadele arkadaşları olarak; onun ömrünü adadığı barış ve hak mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğimizi, bizlere bıraktığı “her koşulda barışı savunma” mirasına kararlılıkla sahip çıkacağımızı kamuoyuna bir kez daha ilan ediyor; anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
Onur Haftası dolayısıyla İzmir’de yapılacak eylem etkinliklerde tüm hak ihlalleri için aşağıda bildirdiğimiz iletişim numaralarından derneğimize ulaşabilirsiniz.
“Hasta Mahpuslara Özgürlük, Barış ve Adalet için İnsan Hakları” şiarı ile gerçekleştireceğimiz derneğimizin 20. Olağan Genel Kurulumuza davetlisiniz..
📅 14 Haziran 2025 Cumartesi
⏰ 11:00 -15:00
📍Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi
Bugün oynanan Elazığspor – Vanspor maçı öncesinde, sosyal medyada bazı hesaplar üzerinden Vanspor’a yönelik ırkçı ve saldırgan içerikler paylaşıldı. Bu tehditler zamanla daha da büyüdü. Ne yazık ki, bugün gördük ki ne Türkiye Futbol Federasyonu Vansporlu oyuncuları korumak adına+
Barışın İnşası İçin Herkesi Göreve Davet Ediyoruz.
Kürt Meselesinde devletin ret ve inkar politikaları nedeniyle 40 yılı aşkın bir süredir devam eden çatışmalı süreç çok ciddi toplumsal sorunlara yol açmıştır. 12 Mayıs 2025 tarihinde açıklandığı üzere PKK’nin almış olduğu kendini fesih ile silahsızlanma kararına, yaşam hakkı ihlallerini sona erdirecek olması ve meselenin demokratik yollardan çözümüne olanak vermesi bakımından değer atfettiğimizi belirtmek isteriz.
Kürt Meselesinin demokratik ve barışçıl yollardan çözümü için 40 yıllık savaş ve çatışmaların yarattığı sorunlarla yüzleşilmesi ve güçlü bir siyasi iradenin varlığı hayati önemdedir.
İnsan hakları savunucuları olarak Kürt meselesinin çözümü için her şart ve koşulda diyalog ve müzakere yöntemlerinin esas alınması gerektiğini savaşın en yoğun olarak yaşandığı süreçlerde dahi güçlü bir şekilde savunduk.
Barışın coğrafyamızda yaşayan tüm canlılara kazandıracağını biliyoruz. Bugün silah bırakma kararı ile ortaya çıkan negatif barış halinin insan haklarının tesis edileceği demokratik ortamda pozitif barış haline evrilmesi için devlet ve hükümet tarafından ivedilikle atılması gereken adımlar olduğu tüm kamuoyunun malumudur.
Her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti, altına imza attığı uluslararası sözleşmelerle garanti altına alınan ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engelleri kaldırmalıdır.
Hasta mahpuslar başta olmak üzere derhal tüm siyasi mahpuslar serbest bırakılmalı ve terörle mücadele yasası kaldırılmalıdır. İstanbul sözleşmesi yeniden imzalanmalıdır.
Kadına yönelik şiddet ve LGBTİ+ haklarının önündeki en büyük engel olan nefret söylemine son verilmeli ve bu konuda uluslararası sözleşmelerin garanti altına aldığı tüm açılımlar yapılmalıdır.
İnsan hakları savunucuları olarak gerçek bir heyecan yaşıyoruz. Bu heyecan barışa ulaşabilme ihtimalinin verdiği heyecandır, bu nedenle bir kez daha barış iyidir diyoruz.
Böyle bir süreçte insan hakları savunucuları olarak kalıcı ve onurlu barışın tesisi için güçlü bir siyasal irade beklediğimizi, aynı zamanda üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye hazır olduğumuzu hatırlatıyoruz.
‘Kayıplar Bulunsun Failleri Yargılansın!’ şiarıyla gerçekleştireceğimiz basın açıklamamıza tüm demokratik kamuoyunu davet ediyoruz.
📍Konak Eski Sümerbank Önü
📆10 Mayıs 2025 Cumartesi
⏰13:00
İnsan hakları savunucuları olarak Sırrı Süreyya Önder’i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
Coğrafyamızda yaşanan tüm hak ihlallerine karşı mücadele ve akıl yürütmüş, yine coğrafyanın belki de çözülmesi en zor ve uzun mücadelesini inatla savunmuş, elini taşın altına koymuş, hatta bu yüzden sağlığını bile önemsememiş bir insandı Sırrı Süreyya.
#SırrıSüreyyaÖnder bu zor meseleyi dahi öylesine naif bir dile anlatmaya çalıştı, barış isteğini öylesine naif duygularla dile getirmeye çalıştı ki coğrafyada barışa karşı olan birçok kesimi bile barışa inanır hale getirmeyi başardı.
Sırrı Süreyya, kendisine yapılan tüm haksızlıklara, fikirleri nedeniyle cezaevine konulmasına, barış mücadelesinin engellerle karşılaşmasına rağmen barışa dair umudunu hiçbir zaman yitirmedi ve maalesef ki yaşamını da barış mücadelesi yolunda verdi.
Hastaydı, hasta olduğunu biliyordu, anevrizmasından söz etmişti canlı yayınlarda, “Kalbimiz elimizde barış için mücadele ediyoruz” demişti.. O, barış mücadelesini, yüreğini elinde tutarak verdi.
İnsan hakları savunucuları olarak yaşamın tüm alanlarına yayılan hak ihlallerinde yanı başımızdaydı. Barış mücadelemizde, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinde, Cumartesi Annelerinde her an yanı başımızda görmek mümkündü.
Çok yakın bir dostumuzu ve can yoldaşımızı kaybettik. Sırrı Süreyya önder her zaman bizimle birlikte yaşamaya devam edecek.