Öncelikle, güç delisi bir adamla zayıf, genç bir kızın ilişkisi çok çarpık. Böyle bir durumda hayır diyebilmek mümkün müdür ? Ona hayır diyen bir kadın var. Kesire. Ona ne yaptığını biliyoruz. O genç ve küçük kızlara ne yaptı acaba ? Kendisi metinde Epstein’den bahsediyor. Peki kendi ne yaptığının farkında değil mi?
Öcalan’ın Bekâret Anekdotu
Bu anekdot, Öcalan’ın kadın özgürlüğü iddiasının en iğrenç ve en aşağılayıcı noktasıdır. Ölü bir kadın gerillanın cesedi üzerinde bekâret kontrolü yaptırılıyor. Düşman binbaşı “bakire, bunlar başarmış” diyor. Öcalan bunu gururla anlatıyor ve “gerçek bağlılık budur” diye sunuyor.
Yani o kadının yıllarca dağda verdiği emeğin, çektiği acının, gösterdiği iradenin hiçbir değeri yok.
Önemli olan tek şey, ölüyken bile cinsel organının durumu.
Ölü bir kadının bedenini kendi ideolojik zaferinin reklamına alet etmek. “Biz başardık” diyebilmek için bir kadının cesedini teşhir etmek.
Bu, özgürlük değildir.
Bu, en aşağılık şiddettir.
Apo, kendini “kadını yeniden yaratan”, “kadın davasının en büyük savaşçısı”, “tanrıçanın oğlu” olarak konumlandıran bir adam ama kadınlar için yazacağı kitabın adı “Fahişeyi öldürmek”.
Söz bu kadar.
Kürt atasözü: “Çil çîrokên hirçê hene, her çil jî li ser hingiv in.”
“Ayının kırk hikâyesi var, kırkı da bal üstüne.”
“Çil teoriyên Apo hene, her çil jî li ser jinê ne.”
Apo’nun kırk teorisi var, kırkı da dönüp dolaşıp kadın meselesine çıkıyor.
Öcalan ile Kandil heyetinin görüşme notları: İKİNCİ BÖLÜM
🔶 1-2 Şubat’ta yapıldığı öne sürülen görüşme notlarının ikinci bölümünü yayımlıyoruz.
Kandil heyetinde Helin Ümit, Duran Kalkan ve Sabri Ok’un da yer aldığı iddia ediliyor.
İŞTE 2. BÖLÜM👇
https://t.co/F1P4jVI3Ge
Yalnız insan, Apoculuğun en verimli toprağıdır. Aidiyet arayan, kimlik boşluğu yaşayan, “ben kimim, nerede duruyorum?” sorusuna net cevap bulamayan kişiye Apoizm hazır bir paket sunar: “Sen yalnız değilsin. Bir halkın, bir davanın, bir önderin parçasısin.” Bu cümle, duygusal yalnızlığı anında kapatır gibi görünür. Ama kapatmaz. Sadece maskeler. Maskenin altında yalnızlık kaybolmaz; dönüşür. Artık “kimse yok” yalnızlığı değil, “ben yalnızca bu yapı sayesinde varım” yalnızlığıdır. Daha sessiz, daha yapışkan ve daha tehlikeli bir yalnızlık.
Bugün Şemdinli/Şemzînan’da DEM Parti ve DBP ilçe örgütlerimizin önc��lüğünde, yönetici ve çalışmalarda aktif yer alan arkadaşlarımız ile birlikte Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin geldiği aşamayı ve bundan sonra yapılacakları konuştuk.
@DemSemdinli @DEMPartiHakkari
Selahattin Demirtaş bu sürecin en tipik, en çarpıcı ve en iğrenç örneğidir. On yıl boyunca haksız yere içeride çürüyeceksin… Sonra kalkıp kendine “terörist” diyeceksin.
İnsan kendi geçmişini, ödediği bedeli ve dün savunduğu kimliği bu kadar hastalıklı ihanet edebilir mi? İnsan varlığını bu denli çürütüp inkâr etme patolojisi yaşar mı?
Canlı yayında "Demirtaş'ın durumu belirsiz" değerlendirmesi yapıldı, Feti Yıldız yayına not gönderdi: “Selahattin Demirtaş yasa kapsamında”
https://t.co/4VUPQznm6i
İnsan bazen o kadar sessizdir ki, herkes onun huzurlu olduğunu sanır.
Oysa içinde başka bir evren yaşar…
Yıldızlara dönüşen umutlar, girdaplara dönüşen düşünceler ve dinmek bilmeyen fırtınalar.
1889 yılında Vincent van Gogh, The Starry Night‘ı Saint-Rémy’deki akıl hastanesinde kaldığı sırada resmetti. Penceresinden gördüğü geceyi olduğu gibi çizmedi; onu zihninden ve ruhundan geçirerek yeniden yarattı.
Bu yüzden tabloda hiçbir şey yalnızca göründüğü gibi değildir.
Dönen gökyüzü, durmaksızın çalışan zihni…
Parlayan yıldızlar, karanlığa rağmen sönmeyen umudu…
Göğe uzanan servi ağacı, yaşam ile sonsuzluk arasındaki ince bağı…
Sessizce uyuyan köy ise, dışarıdan sakin görünen hayatı simgeler.
İşte bu yüzden The Starry Night, gecenin değil; görünmeyen duyguların portresidir.
Belki de hepimiz, dışarıdan bir köy kadar sakin; içeride ise bir gökyüzü kadar sonsuzuz
@Hemawend Ne yazık ki afişini bulamadım. Şivan Perwer sahne almayınca afişi kaldırdılar. Aşağıdaki gibi bir afişti. En önde gösterilen sanatçı ise Brader’di. Tanıtım videosunun ekledim. Bütün bu sanatçılar Şivan Perwer neden sahne almadı biliyor. Hatta organizasyon sorumlusu Delil Delinar.
@danyarcanda Başur’da sanat çalışmaları adı altında para topluyor. Duhok’ta da ona sanat evi olsun diye ev veriyorlar. Evi satıyor, parayı da kendi cebine indiriyor. Sanat evi ortada yok, sanat da yok. Kendisi gibi insanları destekleyecektir elbette.
Bir Kürdistan milliyetçisi olarak talebimdir:
Bakur, Başûr, Rojhilat, Rojava ve diasporadaki milyonlarca Kürdü ortak bir dijital çatı altında buluşturacak bir Kürdistan Birliği Platformunun kurulmasını talep ediyorum.
En temel ve vazgeçilmez ilkesi ise açık olmalıdır:
Bağımsız Kürdistan idealini savunmak ve Kürt halkının ulusal haklarını ortak bir bilinçle sahiplenmek.
Bugün Kürtler dünyanın dört bir yanında varlık mücadelesi verirken; dijital çağda hâlâ ortak, güçlü ve kurumsal bir ulusal platforma sahip olmamak büyük bir eksikliktir.
Ben de bu amaç uğruna elimden gelen her türlü desteği vermeyi ve bu oluşumun büyümesi için sorumluluk almayı taahhüt ediyorum.