Çocukken bir keresinde babama galatasaray’ın kadrosu çok iyi dedim diye sofradan kovmuştu. Allah bize de evlat nasip ederse en ufak imada evden kovarız.
Hastalanacaksın, geçmiş olsun diyemeyeceğim. Doğduğun gün gelip geçecek, iyi ki doğdun diyemeyeceğim. Birlikte bir pasta kesip de yiyemeyeceğiz. Uyuyakalacaksın, üstünü örtmeyeceğim. Ayrı ayrı yaşayacağız bu hayatı. Öleceksin belki benden önce, mezarına gelemeyeceğim..
Sevdiğiniz birisine kırıldığınızda ve o kırgınlık telafi edilmediğinde aranızda derin bir duygusal mesafe oluşur. Ve zamanla artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. O yüzden size karşı sevgi ile bağlı olan insanları kaybetmeyin.
Koşun gidin, sizi kim Fenerbahçeli yaptıysa elini öpün, bu dünyadan göçtüyse minnetle anın onu.
Malum takımlı olsaydınız bambaşka bir insan olacaktınız. O takımı savunmak zorunda kalmak inanın karakterinizi de adilikle, alçaklıkla, üçkâğıtçılıkla yoğuracaktı çocukluktan itibaren. Richard Sennett'in "karakter aşınması" dediği hadisenin bir versiyonu.