ben lise 1’deyken imamoğlu beylikdüzü chp ilçe başkanıydı. eylem yaptığım için okuldan atılmış, babamla beraber kapı önünde direniyorduk. imamoğlu ile görüştük, kararı iptal ettirdi. okula döndüm. üniversiteye başladığımda beylikdüzü belediye başkanıydı, burs başvurusu yaptım.
Yazmayayım, ailelerin moralini bozmayayım diyorum ama yazacağım, olmaz çünkü böyle:
1- Metris’te vezne kapalı. Maddi destek ağımız var ama çocuklara para gönderemiyoruz. Tatil sonrası açılacak diyorlar.
Çocuklar günde 1 öğün kahvaltıyla -1 yumurta 1 ekmek- duruyorlar (o da gece veriliyor).
2- Hem Silivri’de hem Metris’te kantinlerin kapalı olması sorunu var. Sağolsun Chp’li vekillerimiz uğraşıyor ama sorun devam ediyor özellikle Silivri’de. Vekiller cezaevini ziyarete geldiğinde açıyorlar veya ara ara kısa süreli açıyorlar fakat açtıklarından kimsenin haberi olmuyor. Kimi zaman da kantin açılıyor ama personel olmuyor.
Dolayısıyla çocukların suyu bile azalmış durumda şu anda. Cezaevi tarafından verilen yemekle yetiniyorlar. İç çamaşırı vs alamıyorlar. Günlerdir aynı kıyafetlerle duruyorlar. Hijyen sorunu had safhada.
3- 5 arkadaşımız cinayet hükümlüleriyle aynı koğuşta kalıyor. Koğuşta 57 kişiler. Mahkumlar baskı uyguluyor. Gece başımıza bir şey gelir diye tuvalete gidemiyoruz, diyorlar. Arkadaşlarının olduğu koğuşta yerde yatmaya bile razılar.
4- Sınavları var, en çok ona endişe ediyorlar. Bir yandan meslektaşlarım çocuklara sınav notu toplamaya çalışıyor.
Kitap bile almıyorlar içeri, kitapları yok.
Bu çocukları haksız yere bayram vakti oraya hapsettiniz, bari insanca yaşam koşulları sunun. Bütün bunlar “kötü muamele” kapsamına girer. Sizler şeker yiyip bayramlaşırken -kabul etmeseniz de- bu pırıl pırıl gençler aç susuz, korku ve endişe içinde, dört duvar arasında nefes almaya çalışıyor.
Hukuk kuralları dururken vebal, günah, vicdan gibi kavramlardan bahsetmeyi hep zul saydım. Ama artık bu kavramlarla konuşuyoruz. Ayıptır, günahtır! Vebali büyüktür!
"Cezaevinde kötü bir muamele görmezler di mi?" - Cumartesi alâlade gözaltına alınan pek çok üniversite öğrencisi bugün tutuklandı. @MSTanrikulu konuşurken de bir baba bunu soruyordu
Özellike sol, sosyalist harekete mensup gençler ve gazeteciler gözaltına alındı, tutuklandı.
İktidar bu gösterileri sırtlayıp örgütlü mücadeleyi büyütecek solcuları görmek istemiyor.
Meslektaşlarımız Yasin Akgül, Zeynep Kuray, Hayri Tunç, Kurtuluş Arı ve Gökhan Kam ne yazık ki tutuklandı. Tutuklanmalarının gerekçesi ise “gösteri yürüyüşü kanununa muhalefet”!
Toplumsal bir olayı takip etmek ve yaşananları kamuoyuna aktarmak için sahada bulunan gazeteci arkadaşlarımız, sadece mesleki görevlerini yerine getiriyorlardı. Gazeteciliğin doğası gereği, haberin olduğu yerde olmak, bilgiye doğrudan ulaşmak ve halkı doğru şekilde bilgilendirmek en tabii gazetecilik görevidir. İşini yaptığı için gazeteci arkadaşlarımız nasıl cezalandırılır.
Bu hukuk değil,adalet değil!
Gazetecilik suç değildir!
Tutuklu gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır.
Şişli CHP İlçe Başkanı Tamer Özcanlı: "Kent lokantamız en son pazar akşamına kadar açıktı iftar verdik. Tedariğinin de kayyum tarafında yapılması gerekirken, kent lokantası personeli belediyeye çağrılıp, bundan sonra hizmet verilmeyeceğinin sözlü olarak bildirildiğini biliyoruz"
Benim gündemim kimi çocuk yaşta Vatan’da gözaltında olan gençlerimizdir.
Benim gündemim Silivri zindanındaki dostlarımdır, yol arkadaşlarımdır.
Benim gündemim demokrasi mücadelemizdir.
Benim gündemim onurlu direnişimizdir.
Benim gündemim Ekrem İmamoğlu’dur.
Anamızın ak sütü gibi helal İstanbul Kongremizi lekelemeye çalışanlar şimdilik beklesin.
Gezici Kent Lokantamız çalışıyor olsaydı Şişli Cami önünde hizmet verecekti, bugünse belediyemizin garajına çekilmiş durumda. Sabit Kent Lokantalarımızın kapıları ise kapalı durumda. Bugün Kent Lokantalarının kapatılmasını sözlü talimat verenler ve sonrasında yalanlayanlar tek bir sorunun cevabını versin: Bu fotoğraflarda görüldüğü üzere Kent Lokantaları neden kapalı?
Bu kavga gözü doymayanlarla karnı doymayanlar arasındadır!
Mücadelemiz de hizmetlerimiz de devam edecek.
HUKUK DEVLETİNDE POLİSİN İNTİKAM DUYGUSUYLA HAREKET ETMESİ KABUL EDİLEMEZ!
Anayasa’nın 2. maddesinde tanımı yapılan hukuk devleti, keyfi güce değil hukuka dayanır. Polis, ceza vermek ya da intikam almak için değil; toplumsal barışı ve kamu düzenini sağlamak için görev yapar. Hiçbir kolluk gücü, insanları sokak ortasında dövemez, aşağılayamaz, kin ve öfkeyle hareket edemez. Bu tür eylemler, doğrudan doğruya Türk Ceza Kanunu’na, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’na, Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırıdır.
Bizler hukuk fakültelerinde polisin rolünü şöyle öğreniriz:
Polis; özgürlüklerin teminatı, güvenliğin güvencesi, hukuk düzeninin bekçisidir.
Ancak görüyoruz ki bazı emniyet mensupları bu anlayışı ayaklar altına alarak, devleti temsil etmek yerine bir siyasi partinin militanı gibi davranıyor.
Bu şiddet eylemlerini gerçekleştiren kişiler arasında özellikle bazı siyasi kadrolardan (AKP ve MHP gençlik yapılanmalarından) gelen kişilerin yer aldığı iddiası ise ayrıca endişe vericidir. Bu yapılar devletin kolluk gücünü, bir intikam aracı olarak kullanmaya çalışmaktadır. Bu, doğrudan doğruya vesayet zihniyetidir.
Buradan İçişleri Bakanlığı’na, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne açık çağrımızdır:
•Bu eylemlere karışan memurlar hakkında derhal adli ve idari soruşturma başlatılmalıdır.
•İntikam duygusuyla hareket eden, şiddeti meşrulaştıran, hukuk dışına çıkan bu “çürük elmalar” kurumlardan ayıklanmadan, ne halkın devlete güveni sağlanabilir ne de kamu düzeni tesis edilebilir.
•Polis teşkilatımız bu kirli ellerin gölgesinden kurtarılmalı, yeniden asli misyonuna dönmelidir.
Emniyet Teşkilatı, halkın göz bebeğidir. Ancak hukuk dışına çıkan hiçbir güç, hangi üniformayı giyerse giysin meşru olamaz!