Fark ettiniz mi bilmiyorum, insan layık olmadığı şeyi üzerinde taşıyamıyor. Bilgi fazla gelirse kibirleniyor, zenginlik fazla gelirse görgüsüzleşiyor, güç fazla gelirse başkalarını aşağılıyor. Yani özne ile edim arasında bozulan o orantıyı saklayamıyor, mutlaka sızdırıyor dışarı.
çok garip, sonunun bizi kırıp dökeceğini bile bile bazı şeylerin peşinden gitmekten kendimizi alamıyoruz. mantık dur derken, adımlarımız çoktan yola çıkmış oluyor. insanın bile isteye kendine yenilmesi ne derin bir çaresizlik.
Sorunlu insanlarla muhatap olmamak bir kibir değil, bir öz bakım pratiğidir. Size doğru üslup, saygılı iletişim ve kendinizi güvende hissettiğiniz açık bir etkileşim ortamı sunmayan kimse, sizin varoluşunuza erişememelidir.
Bütün bir toplumu şerefsizliğe teşvik eden, laubali ve yılışık ortamlarda insani değerleri çürütüp kokuşturan böylesi rezillikleri görmezden gelmek ödlekçe bir intihar olur ancak.
Niye susalım?
Çürüme ve konuşma daha derin ve kronik bir hal alsın diye mi?
Dilsiz şeytan olamayız.
Çok Güzel Hareketler Bunlar skecinde papaz esprisi yapıldı diye günlerce Hristiyanlar'dan özür dilendi, yetmedi ilgili bölüm yayından kaldırıldı. Muhalifler o vakit tek kelime etmediler.
Mevzu İslâm olunca atış serbest mi??
Samimi değilsiniz. Sizin derdiniz başka.
Öyle görüyorum ki bu hayatta ne kadar az korkarsanız, ne kadar az kendinizi açıklarsanız, ne kadar kısa keserseniz o kadar saygı görüyorsunuz. İnsanlar sizin uzun anlatılarınızın arkasında onların onaylarına olan ihtiyacınızı çok iyi seziyorlar.
İlber Ortaylı, hocası Halil İnalcık, Fatih Sultan Mehmet ve Gazi Osman Paşa gibi tarihimizin şanlı isimlerinin de kabrinin bulunduğu Fatih Camisi Haziresi’ne defnedilecek.
Fatih Camisi Haziresi’nde yatanlar:
- Fatih Sultan Mehmet – İstanbul’un fatihinin türbesi caminin kıble tarafındadır.
- Gazi Osman Paşa – Plevne kahramanı.
- Abdülhak Hamid Tarhan – Tanzimat dönemi büyük şairlerinden.
- Keçecizade Fuat Paşa – Osmanlı sadrazamı ve devlet adamı.
- Ali Emiri Efendi – Divan-ı Lügati’t-Türk’ü bulan ünlü tarihçi ve kitap koleksiyoncusu.
- Ahmed Cevdet Paşa – Mecelle’nin hazırlayıcılarından, büyük tarihçi.
- Zembilli Ali Efendi – Kanuni döneminin meşhur şeyhülislamı (yakınındaki türbede).
Haziredeki türbeler
Fatih Sultan Mehmed Han Türbesi
Gülbahar Hatun (Hatuniyye) Türbesi
Gazi Osman Paşa ve Türbesi
Dino-zâde Âbidin Paşa Türbesi
Nakşidil Valide Sultan Türbesi
Gülustû Sultan Türbesi
Haziredeki kabirler
Abdurrahman Nureddin Paşa (1833-1912)
Ahmed Amiş Efendi (1808-1920)
Ahmed Cevdet Paşa (1822-1895)
Ali Emîrî Efendi (1857-1924)
Sâmi Efendi (1838-1912)
Mehmed Es’âd Yesârî Efendi (?-1798)
Mustafa Hâkî Tokâdî Efendi (? -1920)
Mustafa İzzet Efendi (1770?-1849)
Mustafa Nâilî Paşa (1798-1871)
Ömer Hilmi Efendi (1843-1889)
Seyyîd Mardinî Yusuf Sıdkî Efendi (1816-1903)
Şikayet rızkı daraltır. Buradaki rızkı sadece mal mülk para olarak algılamayın. Evet bunlar da dahildir, fakat sevmek sevilmek, iç huzuru, iyi insanlarla karşılaşmak, kalbî feraha ermek de rızıktır.
İnsan uzun süre yorgun, kırgın ya da baskı altında yaşadığında beyin “önce güvenlik” der, “zevk sonra.” Bu yüzden eski neşenizi aradıkça bulamazsınız; çünkü neşe zorla çağrılan bir duygu değildir. Güven ve dinlenme geri geldiğinde kendiliğinden ortaya çıkar. Yapmanız gereken neşeyi kovalamak değil, sizi bu kadar yoran şeyi fark etmek. Neşe çoğu zaman bir sonuçtur, sebep değil.
Ruhum daralıyor dünden beri, hiçbir şeye karşı enerjim kalmadı. Kabe'nin örtüsüyle büyü yapmışlar. Gazze'yi bile şeytani ayinlerinin bir parçası olarak bombalamışlar. Bu zamana kadar yapilan bütün tarihi, siyasi, sosyolojik analizler çöpe gitti. Tek bir gerçek, bütün olayların tek bir açıklaması varmış. Şeytan ve Adem ordusu arasında yaşanan bir savaş yeri dünya. Bu kadar. Şeytanı ben usul usul vesvese üfleyen, euzu besmele çekince gücü alınan bir varlık olarak tahayyül etmişim hep. Bazı insanımsı varlıkların ona tapacağını, ayinler düzenleyip insan eti yiyeceğini ve şeytanlaşacağını asla aklıma getirmemiştim. Yaşadığım dehşet ve acıyı anlatmam mümkün değil. Sadece Ramazan'ın rahmetine ve şu ayetin müjdesine sığınabiliyorum.
"İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise bâtıl dava uğrunda savaşırlar. Şu halde şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphe yok ki şeytanın planı (tuzağı) daima zayıftır." | Nisa 76
İnsan eti yemişler, çocuklara tecavüz etmişler, kadın erkek farketmeksizin çarpık ilişkilerde bulunmuşlar. Ve bunların hepsi saygın, zengin, yüksek mertebeli insanlar! İşte birilerinin aşık olduğu modern dünyanın kurucuları ve sahipleri bunlar. Modern ahlâk anlayışını, hukuku, kavramları ve iktisadını inşa edenler bu sapıklar.
Bugün bir söz okudum: “Birisi boğuluyorsa, o an ona yüzmeyi öğretmenin zamanı değildir.”
Bu cümle gün boyu aklımda kaldı. Çünkü bir insan zorlanırken, dağılırken, içi karışmışken etraf bir anda tavsiye verenlerle doluyor. Herkes ne yapması gerektiğini, nasıl düşünmesi gerektiğini, nasıl güçlü olması gerektiğini anlatıyor. Ama insan boğulurken bunları duyamaz.
İçeride fırtına varken dışarıdan gelen her yönlendirme gürültü gibi hissedilir.
Herkesin sizi doğru anlayacağını sanmak yaşamdaki büyük yanılgılardan biri. İnsan muhatabını niyeti kadar anlar. Anlamaya gönlü olmayana saatlerce yapacağınız açıklamalar ve uzun yazdığınız yazılar sadece sizi tüketir. Peygamberlerin ve Allah’ın salih kullarının dahi herkes tarafından doğru anlaşılmadığı şu dünyada kendini doğru anlatmak için çırpınmak, boşa çekilen kürek gibidir.
Meşguliyetten iyi tedavi yok. Bir hedefe yönelik sistematik şekilde çalışınca zihninizdeki olumsuz fikir, endişe ve düşünceler azalarak bitiyor. Bir yazarın dediği gibi: “sıkılmıyorum, çünkü sıkılmaya vakit bulamıyorum.” Eyleme geçince iyi hissetmek bonus paket olarak geliyor.
Hayat; başarmak, kazanmak ve hep mutlu olmak için yaratılmış bir döngü değildir. Onu böyle tasvir edenler bizi kandırdılar. Hayat; derdiyle tasasıyla, kavuşmalarla, hasretle, yenilgilerle bir bütündür. Hüzünde bile asil bir lezzet var. İnsanı insan yapan da bunlardır.
Dilerim Rabbim herkese, zamanını keyif aldığı meşgalelerle tüketme bahtiyarlığı versin. Zaman nasıl olsa tükenecek, tükensin. Fakat ardında pişmanlık, yılgınlık veya yorgunluk bırakmasın.