Şöhreti ilçe sınırlarımızı çoktan aştı, talebe yetişmekte zorlanıyoruz artık.
Gastronomi turizminin mükemmel bir örneği, Zeytinburnu’ndan bir ihya, sağlık ve lezzet hikâyesi.
Buyurun, Tarihî Merkezefendi Fırınımızı dolaşalım.
@tgrthabertv
Ülkemde ve dünyada sanat sepet tayfalarını kontrol eden siyonist sisteme rağmen 2 milyon barajını geçen “Göç” adlı şarkımıza gösterdiğiniz ilgi ve alakadan dolayı teşekkürler canlarım,Türkiye’m . 😎 🎸🤘🇹🇷
AB, Türkiye’ye azınlık hakları dersi verirken Batı Trakya’da Türk okulları birer birer kapatılıyor. Sekiz okul daha kapatıldı, Avrupa yine sessiz. İnsan hakları yalnızca aday ülkelere mi hatırlatılıyor? 👇
https://t.co/2R6Jy3FZUM
Cüneyt Özdemir’in Özgür Özel’in kuracağı Yeni Parti hakkındaki yorumları:
Özgür Özel CHP'den ayrılacak. Neyle ayrılacak? 80 milletvekili ile ayrılacak.
Özgür Özel'in ayrılacağı 80 milletvekilinin, 8 tanesinin adını biliyor musunuz? Ve o 8 tanesinden 4 tanesi sizde umut uyandırıyor mu?
Diyor musunuz, ‘Bunlar ekonomiyi şeye getirirler, bunlar gerçekten tarım sektöründe büyük yenilenme sağlarlar, Hürmüz Boğazı’nı bunlar çözer, yarın bir gün Ukrayna Savaşı’nda aktif olarak rol alır.’ Var mı?
Yılmaz Özdil:
"Deniz Baykal böylesine sistematik bir iftira silsilesiyle imha edilirken,
kahrından felç olurken,
ölürken,
Olcay Hanım her türlü çirkinliğe tek başına göğüs germek zorunda kalırken
Kılıçdaroğlu ne yapıyordu?
Gayet memnundu.
Özgür Özel ne yapıyordu?
O da gayet memnundu.
Deniz Baykal'ın koltuğuna kurulan Kılıçdaroğlu'nun sağ koluydu.
Deniz Baykal'ın kumpaslarla imha edilmesi,
bugün çelenk gönderen bu iki kişinin önünü açtı.
Deniz Baykal kumpaslarla imha edilmeseydi bu iki kişinin CHP genel başkanı olabilmesi imkansızdı.
Rüyalarında bile göremezlerdi."
Cüneyt Özdemir:
Karşımızda depremzedelerin paralarını yemiş adamlar var. Kumbarasını açıp vermiş çocuğun parasını kumarda yemişler.
Bunu bir de gözümüze soka soka yaptılar.
Dün bakıyorum “aslında bu Haluk Levent öyle bir insan değilmiş de AK Parti’nin bir oyunuymuş” Lan bi git.
Bu gerizekalılık üzerine artık bir sinkaflı bir şeyi çakmak geliyor içimden
15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yıl dönümünde;
Aziz milletimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve öncülüğünde; devletimizin bağımsızlığına, vatanımızın bölünmez bütünlüğüne, demokrasimize ve millî iradeye sahip çıkarak hain darbe girişimini eşsiz bir birlik, beraberlik ve kararlılıkla bertaraf etmiş, tüm dünyaya unutulmayacak bir demokrasi destanı yazmıştır.
Bu kutlu mücadelede canı pahasına vatanına sahip çıkan milletimizin her bir ferdini, güvenlik güçlerimizi ve devletimizin tüm kurumlarını saygı ve minnetle anıyoruz.
Hain terör örgütü, 3 Temmuz 2011 tarihinde Türk futbolunu ve Fenerbahçemizi hedef alan kumpasta olduğu gibi, 15 Temmuz’da da devletimizi, milletimizi ve millî iradeyi hedef almış; ancak aziz milletimizin dirayeti ve devletimizin kararlı duruşu karşısında emellerine ulaşamamıştır.
Fenerbahçe Spor Kulübü olarak; dün olduğu gibi bugün de Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine, devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, demokrasimize ve millî iradeye sahip çıkmaya; FETÖ ve benzeri tüm hain yapılanmalara karşı aynı inanç ve kararlılıkla durmaya devam edeceğiz.
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün 10. yıl dönümünde; vatanımız uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.
Fenerbahçe Spor Kulübü
Devlet Bey'in tarihi konuşmasının bir bölümünü tam şimdi buraya koyma zamanı...
👇
"Türk yönetim felsefesine göre, devlet millettir, millet devlettir, tarihin zor dönemlerinde bu ikisini ayırt etmek asla mümkün olmamıştır.
Devleti bir kenara itip,
"ahbap çavuş" ilişkileriyle yardım toplanması, bu kapsamda paralel bir hat kurulması devletin inandırıcılığını bir nevi gölgelemektir, bizim nazarımızda da itibar edilmemesi gereken bir yanlıştır.
Hatay’ın Antakya ilçesinde baraj patladığını iddia edip kurgulanmış yalanı sosyal medyadan servis ederek korkuya, paniğe ve can kayıplarına neden olanlar afet bölgesinde neyin peşindedir?
Devletin yapamadığı, yatıştıramadığı ve yetişemediği ne vardır da ahbapçılar va babalacılar akbaba gibi kanat çırpmaktadır?
...........
Türkiye Cumhuriyeti devleti güçlüdür, her müşkülatın, her mihnetin, her mikrobun üstesinden gelmesi mümkün ve mukadderdir.
Yardım ve desteklerin AFAD aracılığıyla yapılması en doğru, en sağlıklı yoldur, kaldı ki beklentimiz ve çağrımız da budur.
Felaket günlerimizi ballandıra ballandıra magazin gösterisine çevirenler bize göre kesinlikle iyi niyetten uzaktır...
Hele bir enkazımızı kaldıralım,
hele bir belimizi iyice doğrultalım,
sırtımıza yapışan kenelerle
işte o zaman
hesaplaşacağımız vakit de inşallah gelmiş olacaktır."
14 Şubat 2023
MUHSİN YAZICIOĞLU’NIN SIR ÖLÜMÜNDEKİ 9 ŞÜPHE
1- Helikopter düştükten birkaç saat sonra Kahramanmaraş Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Dursun Özmen, “Yazıcıoğlu’nu taşıyan helikopter bulundu. Sağ ve ayağı kırık. Diğer kişiler yaralı olarak Göksun Hastanesi’ne getiriliyor” diye bilgi notu geçti. Kamuoyuna Yazıcıoğlu’nun sağ olduğu açıklandı. Arama ve kurtarma çalışmaları durdu. Enkaz üç gün sonra belirtilen yerin 115 kilometre uzağında bulundu. Yazıcıoğlu’nun cesedi incelendi. Ayağı gerçekten kırıktı. İstihbarat Şube Müdürü’nün bu bilgiye nasıl ulaştığı anlaşılamadı.
2-Helikopterde bulunan gazeteci İsmail Güneş, yaralı olarak 112’yi aradı, dakikalarca konuştu. Üç gün sonra ölü olarak bulunduğunda çenesinin kırık olduğu görüldü. Telefonda dakikalarca konuşan gazetecinin çenesinin kırık olması cinayet şüphesini artırdı.
3- Otopsi raporunda Yazıcıoğlu’nun düşme anından sonra bir saat hayatta kaldığı belirtildi. Gazeteci İsmail Güneş’in 112 ile yaptığı telefon görüşmesinde sarf ettiği “Siyah giyimli adamlar, kim bunlar ya?” sözlerinin üzerinde durulmadı. Raporda Güneş’in kazanın şokuyla çevredeki ağaçları insan zannettiği bilgisine yer verildi.
4- Kaza sonrasında Yarbay Davut Uçum ve Astsubay Aydın Özsıcak’ın aralarında olduğu kaza kırım ekibi helikopterden bazı parçalar söktü. En önemli delil olan GPS cihazı söküldü ve yakıldı. Uçum ve Özsıcak, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast için Marmaris’e giden FETÖ timinde beraberdi. İkisi de FETÖ’den tutuklandı.
5- Yazıcıoğlu’nun avukatı suikastta rol oynayan altı kişilik ekibin başı olarak Ege Deniz Bölge Komutanı Tuğamiral Süleyman Manka’yı gösterdi. Savcılığa suç duyurusunda bulundu. Manka, 15 Temmuz’da FETÖ’den tutuklandı.
6- Helikopterin düşmesinden beş gün sonra FETÖ elebaşı “Alperenler ve Liyakat” başlıklı bir konuşma yayınladı. ”Bir ilahi tokatla dışarı atıldı. Perşembe günü vefat edip, cuma günü cenazesine ulaşıldı” diyerek suikastı adeta üstlendi.
7- Yazıcıoğlu’nun ölmeden önceki 17 saniyelik görüntüsünü izlediğini, görüntülerde Yazıcıoğlu’nun çömelmiş ve dua eden vaziyette göründüğünü ve arkasından üç kişinin kendisine yaklaştığını anlatan gazeteci Ahmet Akpak, 2010 yılında şüpheli bir şekilde şeker komasından hayatını kaybetti.
8- Yazıcıoğlu ailesine görüntüleri vereceğini söyleyen gazetecinin oğlu Alper Akpak da bir hafta sonra İstanbul’da bir sokak kavgasında öldürüldü.
9- Helikopterin düştüğü ilk anda verdikleri yanlış bilgi ve istihbarat paylaşımlarıyla arama çalışmalarını sabote eden üç polis FETÖ’den tutuklandı.
Merhum Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki heyetin 25 Mart 2009 tarihinde meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturma, milletimizin vicdanında derin yer edinmiş, yıllardır aydınlatılması beklenen dosyaların başında gelmektedir.
Bu dosyanın tüm yönleriyle aydınlatılması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve sorumluluğu bulunan herkesin hukuk önünde hesap vermesi için yargı makamlarımız ile kolluk kuvvetlerimiz, güçlü bir koordinasyon ve eşgüdüm içerisinde çalışmalarını sürdürmektedir.
12 Haziran 2026 tarihinde Kahramanmaraş’tan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devredilen soruşturma kapsamında; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinasyonunda, Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar neticesinde bu sabah harekete geçilmiştir.
Soruşturma kapsamında, silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak ile tasarlayarak kasten adam öldürme suçlarını işledikleri değerlendirilen 29 şüpheli tespit edilmiş; Ankara, İstanbul, İzmir, Balıkesir, Adana, Antalya, Çanakkale, Bursa, Isparta ve Afyonkarahisar’da bulunan 30 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmiştir.
Operasyon kapsamında 25 şüpheli yakalanmış; 2 şüphelinin cezaevinde, 2 şüphelinin yurt dışında bulunduğu belirlenmiş olup firari şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.
Soruşturmanın geldiği bu önemli aşamada titiz çalışmaları dolayısıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımıza, Ankara İl Emniyet Müdürlüğümüze ve operasyonda görev alan tüm emniyet mensuplarımıza teşekkür ediyorum.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın tevdi ettiği görev ve sorumluluk çerçevesinde, milletimizin adalet beklentisine yanıt vermek bizim için en büyük sorumluluktur. Aradan kaç yıl geçerse geçsin; hiçbir dosyanın karanlıkta kalmasına ve hiçbir şüphenin cevapsız bırakılmasına müsaade edilmeyecektir.
Başta merhum Muhsin Yazıcıoğlu olmak üzere, bu elim olayda hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor; ailelerinin ve aziz milletimizin yüreğinde yer eden bu acının tüm yönleriyle aydınlatılması için sürecin sonuna kadar kararlılıkla takip edileceğini kamuoyunun bilgisine sunuyorum.
İki Alman milletvekilinin (AfD), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ziyaret etme girişimleri ikinci kez engellendi. Bu sefer de Federal Meclis'in İnsan Hakları Komitesi tarafından.
Hiçbir hükümet, milletvekillerinin KKTC'ye seyahat etmesini engellememelidir.
Bir Turkcell kullanıcısının paylaşımı
Turkcell Faciası
Ön not:
Bu ülkeyi yönetenlerin de yönetilenlerin de gerçekten adil bir yargılama sistemi istediklerine artık inanmıyorum.
Mayıs ayında eşim Mine Hanım'a yeni bir telefon almak için Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisine birlikte gittik.
Eşimin kullandığı Samsung A71'in üst modeli olarak Samsung A07'yi önerdiler. Biz de güvenip fiyatını sorduk.
"Peşin 15.000 TL, 12 ay taksitle 18.000 TL." dediler.
Biz de taksitle almaya karar verdik.
Eski telefondaki bilgileri yeni telefona aktarmaya başladılar ve "2-3 saat sonra gelirsiniz." dediler. Akşam saat 19.00 civarında ben gidip telefonu teslim aldım.
Daha sonra telefonun piyasa fiyatının yaklaşık 9-10 bin TL olduğunu öğrendim.
Üç gün sonra tekrar bayiye gidip, "Peşin alırsam fiyat ne olur?" diye sordum.
"12.650 TL." dediler.
Birkaç gün sonra yeniden gittim. Bu kez "12.900 TL oldu." dediler.
"Olur." dedim.
Gerekli işlemler yapıldı ve ödemeyi gerçekleştirdim. Bana üzerinde "Mali değeri yoktur, irsaliye yerine geçmez." ibaresi bulunan 12.991,70 TL tutarında bir fiş verdiler. Ben de memnun bir şekilde ayrıldım.
Eşimin kullandığı telefon paketinin aylık ücreti 327 TL idi.
Bu ay fatura 746 TL gelince, telefonu aldığımız Setbaşı'ndaki bayiye tekrar gittik.
Bize telefonu satan Halil Köse'nin başka bir şubeye geçtiğini öğrendik.
Kendisini "Ben Kemal." diye tanıtan görevli,
"Size bir de şarj cihazı satılmış. Onun için de 12 ay boyunca aylık 280 TL, toplam 3.360 TL ödemeniz gerekiyor." dedi.
Biz böyle bir ürün almadığımızı söyleyince kamera kayıtlarını izledi.
Kayıtları izledikten sonra bize dönerek:
"Haklısınız, şarj cihazı bizde kalmış." dedi ve cihazı bana uzattı.
Ben de:
"Ben bunu almak istemiyorum." dedim.
Bunun üzerine:
"Parasını zaten alacağız, şarj cihazınızı da alın." cevabını verdi.
Ben de şu soruyu sordum:
"Eğer ilk yaptığım sözleşmeye göre her ay 1.500 TL ödeyip toplam 18.000 TL ödeseydim, bu şarj cihazı için ayrıca ücret isteyecek miydiniz?"
"Hayır." dedi.
"Toplam 18.000 TL'nin içindeydi."
Bunun üzerine şunu söyledim:
"O hâlde benim peşin ödediğim 12.991 TL'yi sadece hesap kapatmak için mi aldınız? Bu nasıl bir satış anlayışı, bu nasıl bir aldatmaca?
Farz edelim ki bugün buraya hiç gelmeseydim. Şu an bana uzattığınız şarj cihazını hiç teslim almamış olacaktım. Buna rağmen kullanmadığım, teslim almadığım bir ürün için 3.360 TL ödeme yapacaktım.
Sizde hiç vicdan yok mu?"
Görevlinin cevabı ise kısa oldu:
"İstediğiniz yere şikâyet edebilirsiniz."
Bayiden ayrıldıktan sonra Turkcell müşteri hizmetlerini aradım.
Konu hakkında özür dilediler ve bayiden savunma istediklerini söylediler.
Ancak daha sonra bana, bayinin savunmasını esas aldıklarını ifade ettiler.
Ardından Osmangazi Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti Bürosu'na gittim.
Görevli:
"Siz telefonu peşin ödeyerek almışsınız. Biz ancak şu şarj cihazıyla ilgili işlem yapabiliriz. Bunun için bayiden finansman sözleşmesini, taksitli satış sözleşmesini ve faturayı getirmeniz gerekiyor." dedi.
Bayiye gidip bu belgeleri istedim.
Vermediler.
Aslında bunu önceden tahmin ettiğim için hakem heyetindeki görevliye,
"Ya vermezlerse?"
diye sormuştum.
Aldığım cevap ise şu olmuştu:
"Bizim yapabileceğimiz bir şey yok."
Sonuç olarak anladım ki, vatandaş dolandırıldığını düşünse bile çoğu zaman hakkını arayacak etkili bir mekanizma bulamıyor.
İşin ilginç yanı, Tüketici Hakem Heyeti'ndeki iki görevli bana,
"Amca, başka gidecek yer mi bulamadın? Turkcell bayisine girilir mi?"
diyerek sitem etti.
Ben de gülümseyerek,
"Özür dilerim, bir daha olmayacak."
dedim.
İşin doğrusu, artık mahkemeye ya da hakem heyetine gitmeyi düşünmüyorum.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım da bir hukuki süreç başlatmak değil.
Tek amacım; haksız kazancı normal gören, müşteriyi mağdur eden Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisini ve bu süreçte bayisinin savunmasını esas alan Turkcell'in yaklaşımını eşe dosta duyurmak ve insanları benzer durumlara karşı uyarmaktır.
Hepsi bu.
Arif Kılıç
Radyo Sputnik’i dinleyenler binlerce lirasını geri alıyor!
🔸“SGK ile anlaşmalı özel hastaneye gittiğinizde mutlaka faturanızı alın. E-Devlet'teki ‘Tedavi Bilgileri Sorgulama’ bölümünde hastanenin SGK'ya bildirdiği tutarı kontrol edin. Aradaki fark için Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurarak paranızı geri alabilirsiniz.”
🔸“Bağcılar Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuran emekli bir vatandaş, hastaneye ödediği 9 bin 950 TL'nin SGK'ya 733 TL olarak bildirildiğini tespit etti. Hastane savunmasında ücretin ‘sehven alındığını’ belirtti ve 8 bin 433 TL iade yaptı.”
🎙️Gazeteci Fethi Yılmaz (@YlmazFethi), "Yazı-Yorum"programında, SGK ile anlaşmalı özel hastanelerde fazla tahsil edilen ücretlerin E-Devlet ve Tüketici Hakem Heyeti başvurusu yoluyla geri alınabileceğini anlattı.