Bugün AGS sonucu açıklanan gençlerin gözyaşını gördükçe insanın içi acıyor.
Çünkü bu çocuklar başarısız değil.
Çalıştılar, emek verdiler, iyi sıralamalar yaptılar. Ama birkaç kişilik kontenjan yüzünden yine kapının dışında kaldılar.
Bir gence yıllarca “çalışırsan başarırsın” deyip, başardığında “sana yer yok” demek nasıl bir adalet?
Bu gençlerin umutlarıyla bu kadar kolay oynanamaz.
Her yıl sistemi değiştirip, kontenjanı daraltıp, sonra da gençlerden sabır bekleyemezsiniz.
Bugün ağlayan gençler başarısız oldukları için değil, emeklerinin karşılığını alamadıkları için ağlıyor.
Ve bunun sorumlusu onlar değil.
Bu plansız, adaletsiz ve vicdansız sistemdir.
Normallestirilen saygısızlık diye bir şey var. Öğretmenine saygısızlık yapıyor çocuk. Kimi veli geliyor. Çocuğun yanlışını sahip çıkıyor. Öğretmene hesap soruyor. Çocuk, arkadaşına zorbalık yapiyor. Aman canım çocuklar arasında olur, liderlik vasfı var, yok baskın karakter ondan öyle yapıyor diye kılıf uyduruyor veli. Aslında empatiden noksan bir zorba yetiştirdiğini asla kabul etmiyor.
Evde disiplin yoksa, evde başkasına saygı bir ders olarak okutulmuyorsa, okulda verilen hiçbir ders o çocuğu insan yapmaya yetmez. Okul tek başına çocuğa insan kalabilmeyi öğretemez. Bu mümkün değil. Veli de eğitim sürecinin bir parçasıdır. Fakat çoğu veli bunu kabul etmiyor. Bilinçli ebeveynlik olmadıktan sonra istersen her sınıfa bir pedagog, her sıraya bir anayasa kitapçığı koy. Sonuç kocaman bir sıfır.
maskeli depresyon çok yorucudur. çalışırsınız, şakalaşırsınız, ailenizle ilgilenirsiniz ancak zihinsel olarak çökkünsünüz, bi boşluk hissi vardır ve bunu pek kimse bilmez..