Haset, ötekilerin benim sahip olmak istediğime sahip olmamasıyla değil, benim ne istediğimi benden daha iyi bilenlerin beni kasıtlı olarak bunlardan mahrum bırakmalarıyla ilgilidir.
6 Şubat depremlerinin üzerinden iki yıl geçti ama etkileri hâlâ hayatımızda, acısı hâlâ içimizde.
Kimi sevdiklerine ulaşmak için enkaz başında donarken, kimi bir tas çorbayı bölüşerek hayatta kalmaya çalıştı. Yardımlaşmanın en saf hâline de, insanlığın en karanlık yüzüne de şahit olduk. Bir yanda hiç tanımadığı insanları kurtarmak için canını ortaya koyanlar, diğer yanda çadırları parayla satanlar, yardım tırlarından rant sağlayanlar vardı.
Deprem yalnızca bir doğal afet değil, aynı zamanda sistemin tüm eksikliklerini ve ihmallerini gözler önüne seren bir kırılma noktasıydı. Bugün hâlâ binlerce insan barınma, sağlık, eğitim ve istihdam gibi en temel haklarına erişmekte güçlük çekiyor. Hukuki süreçler yetersiz ve gecikmeli ilerliyor, sorumluların hesap vermesi gereken yerde adalet mekanizması ağır işliyor. Afet yönetimi ve yeniden inşa sürecinde şeffaflıktan uzak bir yaklaşım sergilenirken, bürokratik engeller mağdurların hak arayışlarını zorlaştırıyor.
Bu felaketten ders almak ve bir daha aynı acıları yaşamamak için sadece anmak yetmez; hukuki, siyasi ve idari sorumlulukları yerine getirmek zorundayız. Çünkü deprem öldürmez, ama ihmaller öldürür. Kaybettiklerimizi rahmetle anıyor, hayatta kalanlara sabır diliyorum. Unutmadık, unutmayacağız. #6Şubat2023
Bolu’daki otel yangını hepimize bir kez daha gösterdi ki, denetimsizlik sadece bir ihmal değil, aynı zamanda ölümcül sonuçlar doğuran bir sistem krizidir. Peki, bu olayda sorumluluk kimde? Yasalar ne diyor? Kim neyi yapmadı? Detayları birlikte inceleyelim.
Kadına yönelik şiddetle mücadele elbette hepimizin önceliği, bu konuda farkındalık yaratma çabalarınız kıymetlidir. Ancak, Bingöl’deki olayla ilgili gerçeğe aykırı bir iddianın yayılması, hem toplumun bir kesimini haksız yere zan altında bırakmış, hem de şehrin itibarına zarar vermiştir. Hukuki sorumluluklarınız gereği, sosyal medya paylaşımlarınızda, özellikle şiddet gibi hassas bir konuda, kamuoyunu yanlış yönlendirmemek adına daha özenli ve teyit edilmiş bilgiyle hareket etmeniz beklenir. Aksi halde, hem toplumsal barışı zedeleyen ayrımcı söylemler güç kazanmakta, hem de Türk Ceza Kanunu’nun TCK 216. maddesi uyarınca halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçunu oluşturabilecek bir durum ortaya çıkmaktadır. Gerçeklerin açığa çıkmış olduğu bu durumda, kamuoyunu yanlış yönlendirdiğinizi kabul ederek özür dilemeniz; toplumsal uzlaşı, hukuk ve etik değerler açısından yerinde olacaktır. @AsuKaya80TBMM
Arabayı park edip indikten sonra bir amca geldi bana doğru “seni tebrik ederim ben böyle dar bir alana park edemezdim” dedi. Bingöllü bir amcanın takdirini almak kolay değildir ahdahsh Bu tebrik bana araba kullanmayı öğreten canım @bedranali12’ye gelsin 🫶🏻