Ağrı’da 24 yaşındaki öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın evinde ölü bulunması, bir kadının ve eğitimcinin maruz kaldığı ağır baskıları ve yalnızlaştırılmayı gözler önüne serdi.
İstiklal Kadınları Hareketi olarak, ilk bulguların intihara işaret ettiği bu acı olayın arkasındaki ihmaller zincirini yakından takip ediyoruz.
Irmak öğretmen, daha önce görev yaptığı okuldaki müdürün fiziksel ve psikolojik şiddetine maruz kalmış, ancak sistem şiddet uygulayan kişiyi cezalandırmak yerine mağdur olan Irmak öğretmenin görev yerini değiştirmiştir.
İlçe merkezine 50 kilometre uzaklıktaki bir köy okuluna gönderilen genç kadına kalacak bir lojman sağlanmamış, her gün bu zorlu yolu kendi imkanlarıyla aşmak zorunda bırakılmıştır. Bu durum onun üzerinde hem çok büyük bir ekonomik yük hem de ciddi bir güvenlik kaygısı ve psikolojik baskı yaratmıştır.
En acısı da Irmak öğretmenin yaşadığı bu mobbingi, barınma ve ulaşım sorunlarını defalarca resmi kurumlara dilekçelerle bildirmiş olmasına rağmen yetkililerin bu çığlığa sessiz kalması ve hiçbir çözüm üretmemesidir.
Genç bir kadını, bir öğretmeni çaresizliğe ve yalnızlığa mahkum eden bu düzene karşı sessiz kalmayacağız. Şiddete uğrayanın sürgün edildiği değil, şiddet gösterenin ve bu duruma göz yumanların hesap verdiği bir sistemi kurana kadar mücadelemiz sürecek.
İstiklal Kadınları Hareketi olarak, Irmak öğretmeni bu noktaya sürükleyen tüm sorumluların açığa çıkarılması için sürecin sonuna kadar takipçisiyiz.
Irmak Öğretmen'i tanıyan birinden mesaj aldım:
"Bu öğretmenle normalde aynı yere atanmıştık. Köy uzak, bir erkek ve kadının kalması uygun olmadığı için Karkazan diye bir okula verdiler. Bundan 2 ay kadar önce okuldaki müdür ile bir tartışma yaşıyor ve ceza olarak tabiri caizse benim okuluma gönderiliyor. Benim okuluma gönderildiği zaman askerdeydim. Mayıs'ın 13'ünde terhis aldım. Öğretmenimiz mağdur olmasın ve eski okuluna geri gitsin diye zaman kaybetmeden okuldaki görevime başladım. Fakat gelmem hiçbir fayda etmedi. İlçe Millî Eğitim Müdürü ve kaymakam, öğretmene resmen mobbing uyguladı. Herkesi araya sokup konuşturduk ama nafile. Irmak öğretmenimiz birçok kere dilekçe verdi ama sürekli geçiştirildi. Bu arada bu öğretmen her gün taksi ile gelip gidiyodu lojmanda kalamadığı için ve 1500, 2000 lira gibi bir para veriyordu. Aynı zamanda okula geldiğinde keyfi hiç yerinde olmuyor, enerjisi düşük ve ağlıyordu. Bütün bunların MEB'e iletilmesi fayda etmedi. Öğretmenimizin dün hayatını kaybettiğini öğrendim."
@tcmeb ilgili kişiler hakkında gerekli işlemleri yapmanızı ve kamuoyunu aydınlatmanızı bekliyoruz.
Ailesiyle birlikte Antalya’nın Serik ilçesindeki The Land of Legends parkına giden bir vatandaş, taksicilerin etrafını sarmasıyla başlayan olaylar silsilesini anlattı.
"Taksi lazım değil dememe rağmen nereye gideceksin diye sordular. Gel seni şu kadara götürelim dediler."
🌊 Sadece deniz kenarında kamp sandalyesini kurup manzaranın tadını çıkarmak isteyen bir vatandaş, beach yetkililerinin uyarısıyla karşı karşıya kaldı.
"Herkes sandalyesini alıp oturursa burada para veren insanlar ne yapar?"
Cumhuriyet Halk Partisi’ni kimin yöneteceğine, Ak Parti Yargı Kolları değil, Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar bu binadayım, hiçbir yere gitmiyorum.
Majestelerinin muhalefeti olmayı reddediyoruz.
Teslim olmayacağız!
Ortada resmi hiçbir mahkeme kararı yokken, ana akım medyada bir kanalın Ankara Temsilcisi çıkıp “'Mutlak Butlan’ kararı çıkacak, Cuma günü UYAP'a yüklenecek” diyerek bu iddiayı kesin bir bilgi gibi piyasaların ortasına bomba gibi bırakıyor. Sonuç? Borsa sarsılıyor, yatırımcı panikliyor, tahtalar altüst oluyor!
Buradan yetkililere soruyorum:
1- Bir mahkemenin vereceği/verdiği iddia edilen karar, bir gazeteciye UYAP'tan önce nasıl "kesin duyum" olarak ulaşıyor? Bu bir bilgi sızıntısı mıdır, yoksa açık bir manipülasyon mu?
2- Sırf reyting veya farklı ajandalar uğruna koca bir ülkenin para piyasalarını tehlikeye atan, milyonlarca yatırımcının psikolojisini bozup zarar etmesine neden olan bu şahıslara Dezenformasyon Yasası neden işlemiyor?
3- SPK ve ilgili otoriteler, piyasa bozucu bu eylemler karşısında neden hala sessiz kalıyor?
Sermaye piyasaları kimsenin dedikodu masası ya da deneme tahtası değildir!
Ekonominin ve makro dengelerin zaten ağır hasarlı olduğu bir dönemde, teyitsiz söylemlerle yatırımcının cebine el uzatan bu sorumsuzluğa acilen DUR denilmelidir.
Bu manipülasyonun bedelini yine küçük yatırımcı ödememeli! Hukuk ve kurallar herkese eşit işlemelidir. Yeter artık!
@spkgovtr@iletisim@adalet_bakanlik
#Borsa #BIST100 #SPK #ManipülasyonHayır
"Sayın Sedat Peker,
Ben kanserin pençesinde, bedeni günden güne eriyen ama ruhu sadece 9 yaşındaki kızı için titreyen bir anneyim. Bu hayatta kimsemiz yok, birbirimizden başka sığınacak limanımız yok. Hastalıkla boğuşurken bir yandan da yoksulluğun soğuk yüzüyle savaşıyorum.
Size yalvarıyorum; ne olur kızımı bu dünyada annesiz bırakmayın. Ben kendi canımın derdinde değilim, ben gidersem yavrumun boynu bükük, gözü yaşlı kalacak olmasının derdindeyim. Bir annenin en büyük acısı, evladını çaresizce arkada bırakma korkusudur. Benim son nefesimde gözümün arkada kalmaması, kızımın karanlığa mahkum olmaması için bize elinizi uzatın. Kimsesizlerin kimsesi olduğunuzu biliyorum, bu çaresiz annenin son feryadını duyun. Ne olur, kızımı annesizliğin o ağır yüküyle baş başa bırakmayın." #Kanser #sedat_peker @sedat_peker
Sadece deniz kenarında kamp sandalyesini kurup manzaranın tadını çıkarmak isteyen bir kadın, beach yetkililerinin skandal uyarısıyla karşı karşıya kaldı.
"Herkes sandalyesini alıp oturursa burada para veren insanlar ne yapar?"
Yer Kocaeli Üniversitesi...
Engelli öğrenci: "Fakültemizde 2 engelli öğrenci olmasına rağmen engelli tuvaleti yok"
Rektör: "Bağış bulursan eğer engelli tuvaleti yaparız"
Öğrenci: "Merdivenleri bile çıkamıyorum. Benim mi maddi kaynak bulmam lazım?"