Çok Önemli! Lütfen Herkese Duyuralım!
⚖️AİHM tarafından verilen ihlal kararlarına rağmen, bazı mahkemelerin yeniden yargılama taleplerini reddettiği ve sistematik hukuksuzluğu sürdürerek eski cezayı verdikleri görülmektedir. Hukuka aykırı bu kararlara karşı, kanun yolları ve bireysel başvuru hakları sonuna kadar kullanılmalıdır.
💥Bu noktada yapılması gereken bir diğer ve önemli husus, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Kararların İcra Dairesine bildirimde bulunmaktır. Nitekim bugüne dek, hakkında hukuksuz karar verilen 16 kişi bu bildirimde bulunmuştur (görsel 1).
⚖️Bakanlar Komitesi usulleri gereğince Komite bu bildirimi Hükümete iletmektedir (görsel 2 ve 3) ve Hükümet de kısa bir sürede bu bildirime cevap vermek zorundadır. Bu nedenle, Bakanlar Komitesi’ne bildirim yapılmasında zaruret vardır. Aşağıda linki ve metni bulunan bildirimin ilgili kişiye göre uyarlandıktan sonra, ilgili kararlar da eklenerek ve İngilizceye çevrilerek, Bakanlar Komitesi Kararların İcra Dairesi’nin mail adresine ([email protected]) gönderilmesi gerekmektedir.
📍 Bu bildirimler, hükümetin "AİHM kararlarını uyguluyoruz" şeklindeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ortaya koymak adına en etkili yoldur. Sadece bir e-posta gönderme kolaylığındaki bu bildirimin mutlaka yapılması gerekmektedir. Konuyla ilgili destek ve bilgi almak isteyenler, doğrudan mesaj (DM) yoluyla iletişime geçebilirler.
🖊️Yeniden Yargılama Talebinin Reddi Bildirim Metni İçin Link: https://t.co/WaRABibse3
📌Bildirim Metni (İngilizceye çevrilerekBakanlar Komitesine gönderilecek metin) 👇
Avrupa Konseyi
Bakanlar Komitesi
Kararların İcrası Dairesi’ne
Konu: AİHM kararlarının icrası kapsamında bireysel önlemlerin alınmaması – yeniden yargılama talebinin gerekçesiz reddi/önceki cezanın tekrar verilmesi (Rule 9(1)) – AİHM Başvuru no:….. ve karar tarihi. Sayın Yetkili, İşbu yazı, Bakanlar Komitesi’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının ve dostane çözüm şartlarının icrasının denetimine ilişkin Kuralları’nın 9(1). maddesi uyarınca, yararlanan tarafın (başvurucunun) vekili sıfatıyla, bireysel önlemlerin alınmamasına ilişkin bir gelişmeyi Komite’nin dikkatine sunmak amacıyla kaleme alınmıştır.
Başvurucu, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarihli kararıyla, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan … yıl … ayhapis cezası ile cezalandırılmıştır. Mahkûmiyet, esas itibarıyla ByLock kullanımı, Bank Asya hesap hareketleri, KHK ile kapatılan dernek/sendikalara üyelik, kapatılan kurumlarda çalışma, bağış faaliyetleri, tanık/itirafçı beyanları ve benzeri yasal ve görünürde meşru faaliyetlere dayandırılmış ve suçun maddi ve manevi unsurları yönünden somut ve bireyselleştirilmiş bir değerlendirme yapılmamıştır.
Söz konusu mahkûmiyet kararı, sırasıyla istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek kesinleşmiş; ardından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru, … tarihli kabul edilemezlik kararıyla sonuçlanmıştır.
İç hukuk yollarının tüketilmesi üzerine yapılan bireysel başvuru neticesinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, … ve Diğerleri/Türkiye kararında, başvurucunun da dâhil olduğu dosyalar bakımından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. ve/veya 7. maddelerinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
AİHM, söz konusu kararda; mahkumiyetlerin otomatik ve kategorik bir yaklaşımla, yasal ve dolaylı olgulara dayanılarak kurulduğunu; ulusal mahkemelerin suçun özellikle manevi unsurunu kişi bazında ortaya koymadıklarını, ayrıca ByLock verileri gibi belirleyici dijital delillerin elde edilme yöntemi ve güvenilirliğinin savunma tarafından etkin biçimde tartışılamadığını tespit etmiştir.
AİHM, ayrıca Yüksel Yalçınkaya/Türkiye (BD) ve Demirhan ve Diğerleri/Türkiye kararlarına atıfla, başvurucuların Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkına sahip olduklarını ve ihlalin giderilmesi bakımından yargılamanın yeniden başlatılmasının en uygun bireysel önlem olduğunu açıkça belirtmiştir.
Bu doğrultuda, AİHM’in başvurucuya ilişkin ihlal kararına dayanılarak, …. tarihi itibarıyla [Mahkemenin ismi yazılmalı] Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuştur. Ancak söz konusu talep, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinin 1(f) paragrafındaki açık düzenlemeye rağmen, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiştir. (Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi reddedildiyse bu paragraf yazılmalıdır. Mahkeme aynı cezayı verdiyse bu paragraf çıkarılmalıdır. Aynı cezanın verilmesi halinde bildirime yazılacak metin aşağıdaki paragraflarda belirtilmiştir).
Bu karara karşı yapılan itiraz da [itirazı inceleyen mahkeme adı yazılmalı] tarafından, yalnızca kararın “yasaya uygun olduğu” belirtilerek, yine kanunun açık hükmüne aykırı olarak ve gerekçesiz biçimde reddedilmiştir (Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi reddedildiyse bu paragraf yazılmalıdır. Mahkeme aynı cezayı verdiyse bu paragraf çıkarılmalıdır. Aynı cezanın verilmesi halinde bildirime yazılacak metin aşağıdaki paragraflarda belirtilmiştir).
Mahkeme yeniden yargılama talebini reddederken aynı zamanda yine gerekçesiz biçimde infazın durdurulması talebini de reddetmiştir. [Kişi halen infazen cezaevinde ise bu paragraf da yazılmalı] (Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi reddedildiyse bu paragraf yazılmalıdır. Mahkeme aynı cezayı verdiyse bu paragraf çıkarılmalıdır. Aynı cezanın verilmesi halinde bildirime yazılacak metin aşağıdaki paragraflarda belirtilmiştir).
Bu doğrultuda, AİHM’in başvurucuya ilişkin ihlal kararına dayanılarak, …. tarihi itibarıyla [Mahkemenin ismi yazılmalı]Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuştur. Talep kabul edilerek yargılama yeniden başlamış, ancak mahkeme AİHM'in ihlal kararına neden olan önceki kararı onaylamış ve aynı cezayı tekrar vermiştir. ( Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilip, aynı cezanın verilmesine karar verildiyse bu paragraf yazılmalı ve yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin yukarıdaki paragraflar metinden çıkarılmalıdır).
Bu suretle, başvurucunun dosyasında AİHM kararlarının gerektirdiği bireysel önlemler alınmamış; Mahkeme tarafından tespit edilen ihlal iç hukukta giderilmemiş ve AİHM kararının icrası fiilen engellenmiştir. Başvurucu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. ve 7. maddelerine aykırı biçimde [Kişi halen infazen cezaevinde ise bu cümlenin devamındaki hususlar yazılmalı]cezaevinde özgürlüğünden yoksun bırakılmaya devam edilmekte; adli sicil kaydında hükümlü statüsü sürmekte ve söz konusu mahkûmiyetin yol açtığı ilave ve sürekli olumsuz sonuçlara katlanmak zorunda bırakılmaktadır (Hem yargılamanın yenilenmesi ve hem de aynı cezanın verilmesi halinde yazılacak metinde bu paragraf kalmalıdır).
İşbu iletişim, yukarıda anılan AİHM kararlarının icrasının Denetimi kapsamında, tespit edilen ihlallerin giderilmesi amacıyla başvurucu yönünden bireysel önlemlerin, özellikle yargılamanın yenilenmesi yoluyla alınmasının sağlanmasına yönelik olarak, Rule 9(1) çerçevesinde Bakanlar Komitesi’nin bilgisine ve değerlendirmesine saygıyla sunulmaktadır (Hem yargılamanın yenilenmesi ve hem de aynı cezanın verilmesi halinde yazılacak metinde bu paragraf kalmalıdır).
Saygılarımla,
İMZA [Ad – Soyad]
Başvurucu Vekili [Baro / Sicil No – isteğe bağlı]
[Şehir / Ülke]
[İletişim bilgileri]
EK: İletişime konu mahkeme karar/ları (Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi için hem ret, hem de bu ret kararına karşı yapılan itirazın reddi kararı eklenmeli. Aynı cezanın verilmesi halinde de verilen bu karar eklenmeli).
Yeni Dilekçe Örnekleri! Büyük Daire'nin Yasak/Türkiye kararına istinaden, her bir soruşturma ve kovuşturması aşaması dikkate alınarak hazırlanan 8 farklı dilekçe örneğine ve kararın özetine aşağıdaki linkten ulaşabilirisiniz. @SJusticeSquare
https://t.co/ipkcEGSpNl
📝AİHM YASAK/TÜRKİYE KARARI SONRASI YENİDEN YARGILAMA DİLEKÇE TASLAĞI
⚖️AİHM Büyük Dairesi’nin 05.05.2026 tarihli Yasak/Türkiye kararı, TCK 314/2 kapsamındaki mahkûmiyetler için dönüm noktası niteliğindedir. Bu karar; şahsi kusur ve suç kastı (mens rea) somut olarak ispatlanmadan verilen hükümlerin m. 7 ihlali olduğunu tescil etmiştir.
❓ Hangi Aşamada Kullanılır?
‼️‼️YEREL MAHKEMEDEN YENİ CEZA ALMIŞ VE İSTİNAF SÜRESİ İÇİNDE OLANLAR‼️
‼️‼️DOSYASI HALİHAZIRDA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ(BAM) İLGİLİ CEZA DAİRESİNDE BEKLEYENLER (EK BEYAN OLARAK)‼️‼️
🏛️ Nereye Sunulur?
Kararı veren Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla, ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi’ne hitaben sunulur.
👇ÖRNEK ŞABLON DİLEKÇE:
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ’NE SUNULMAK ÜZERE
İSTİNAF / EK İSTİNAF DİLEKÇESİ TASLAĞI
… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ … CEZA DAİRESİ’NE
Gönderilmek Üzere
… AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE
DOSYA NO: …/… E., …/… K.
SANIK: …
MÜDAFİİ:
KONU: AİHM Büyük Dairesi’nin Yasak/Türkiye kararı doğrultusunda, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması, müvekkil hakkında beraat kararı verilmesi; aksi kanaatte olunması halinde eksik inceleme ve yetersiz gerekçe nedeniyle yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi talebimize ilişkin istinaf/ek istinaf dilekçesidir.
AÇIKLAMALAR
Sayın Daire,istinaf
İlk derece mahkemesince müvekkil hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü, ceza yargılamasının en temel ilkeleri olan suçta ve cezada kanunilik, şahsi kusur, masumiyet karinesi, şüpheden sanık yararlanır ilkesi, gerekçeli karar hakkı ve delillerin hukuka uygun biçimde tartışılması yükümlülüğü bakımından ağır hukuka aykırılıklar içermektedir.
Bu dilekçede özellikle AİHM Büyük Dairesi’nin 05.05.2026 tarihli Yasak/Türkiye kararı ışığında dosyanın yeniden değerlendirilmesi talep edilmektedir. Zira anılan karar, 15 Temmuz sonrası yürütülen TCK m. 314/2 kapsamındaki davalarda mahkûmiyet kurulabilmesi için, sanığın yalnızca belli kişilerle irtibatının, belli kurumlarla ilişkisinin, belli tanık anlatımlarında adının geçmesinin, geçmiş sosyal veya eğitimsel faaliyetlerinin ya da mali/iletişimsel kayıtlarının bulunmasının yeterli olmadığını; suçun manevi unsurunun yani bilerek ve isteyerek örgüt üyeliği kastının bireyselleştirilmiş şekilde ortaya konulması gerektiğini kabul etmiştir.
AİHM, Yasak kararında Sözleşme’nin 7. maddesinin yalnızca kanunilik ilkesini değil, şahsi kusur ilkesini de koruduğunu belirtmiş; ceza sorumluluğunun kolektif suçluluk veya ilişki yoluyla suçluluk şeklinde kurulamayacağını açıkça ifade etmiştir. Mahkeme’ye göre kişisel ceza sorumluluğu, yalnızca maddi fiillerin ortaya konulmasını değil, aynı zamanda bu fiillerle fail arasında manevi bir bağın, yani mens rea unsurunun gösterilmesini de zorunlu kılar.
İlk derece mahkemesi kararında ise bu zorunluluk yerine getirilmemiştir. Karar, büyük ölçüde genel yapı anlatımı, soyut kabuller ve müvekkile isnat edilen bazı delillerin arka arkaya sıralanmasından ibarettir. Ancak mahkeme, bu delillerin müvekkilin suç kastını nasıl ortaya koyduğunu, müvekkilin iddia edilen yapının silahlı veya şiddet içeren amaçlarını ne zaman ve nasıl öğrendiğini, buna rağmen hangi somut davranışlarla üyelik iradesini sürdürdüğünü açıklamamıştır.
Bu haliyle gerekçeli karar, mahkûmiyet hükmüne dayanak oluşturabilecek nitelikte değildir. Çünkü bir ceza mahkemesi, yalnızca “sanığın irtibatı vardır”, “tanıklar sanığın adını vermiştir”, “kayıtlar mevcuttur”, “faaliyetlerde bulunmuştur” gibi ifadelerle mahkûmiyet kuramaz. Mahkeme, her delilin suçun hangi unsurunu nasıl ispatladığını göstermek zorundadır. Özellikle TCK m. 314/2 gibi ağır sonuçlar doğuran bir suçta, suçun manevi unsurunun gerekçede açıkça tartışılması zorunludur.
AİHM Büyük Dairesi, Yasak kararında bu eksikliği doğrudan Sözleşme’nin 7. maddesi ihlali olarak değerlendirmiştir. Mahkeme, iç hukuk mahkemelerinin başvurucunun mens rea unsuruna ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmamasını, bireyselleştirilmiş ceza sorumluluğu ilkesine aykırı bulmuştur.
Somut dosyamızda da aynı sorun bulunmaktadır. Müvekkil hakkında kurulan mahkûmiyet, suçun unsurlarını tek tek tartışan, fiil ile kast arasındaki bağı kuran, müvekkilin bireysel sorumluluğunu açıklayan bir gerekçeye dayanmamaktadır. Mahkeme, müvekkilin üzerine atılı suçu hangi bilinç ve iradeyle işlediğini göstermemiştir. Oysa örgüt üyeliği suçunda yalnızca dış dünyaya yansıyan bazı temas veya ilişkiler değil, bu temas ve ilişkilerin suç kastıyla yürütüldüğü hususu da ispatlanmalıdır.
Burada özellikle vurgulanması gereken husus şudur: Bir yapının sonradan terör örgütü olarak nitelendirilmesi, geçmişte bu yapıyla herhangi bir şekilde temas etmiş olan herkesi otomatik olarak suçlu hale getirmez. Ceza hukuku, geriye dönük kolektif sorumluluk üretme aracı değildir. Bir kişinin geçmişte hukuken suç olarak tanımlanmayan sosyal, mesleki, eğitimsel veya dini faaliyetleri, sonradan yapılan genel nitelendirmeler üzerinden ağır ceza sorumluluğuna dönüştürülemez.
AİHM Büyük Dairesi de Yasak kararında, dini/sosyal görünümde var olan bir yapının daha sonra terör örgütü olarak nitelendirilen bir yapıya dönüştüğünün ileri sürüldüğü hallerde, başvurucunun bu dönüşümün farkında olduğunun, buna rağmen bilinçli şekilde bağını sürdürdüğünün ve bunu suç kastıyla yaptığının gösterilmesi gerektiğini belirtmiştir.
İlk derece mahkemesi kararı bu değerlendirmeyi yapmamıştır. Müvekkilin iddia edilen fiillerinin tarihleri, bu tarihlerdeki hukuki ve fiili bağlam, müvekkilin bilgi düzeyi, iddia edilen yapının niteliği hakkındaki farkındalığı, şiddet amacını bilip bilmediği, buna katılıp katılmadığı ve örgüt hiyerarşisine bilinçli şekilde dahil olup olmadığı denetlenebilir bir gerekçeyle ortaya konulmamıştır.
Bu eksiklik, yalnızca şekli bir gerekçe eksikliği değildir; doğrudan mahkûmiyetin esasına etki eden bir hukuka aykırılıktır. Çünkü suçun manevi unsuru ispatlanmadan mahkûmiyet kurulamaz. Ceza hukukunda failin kusuru, mahkûmiyetin asli unsurudur. Kusur yoksa ceza olmaz. Bilme ve isteme yoksa TCK m. 314/2 kapsamında örgüt üyeliği oluşmaz.
Mahkeme kararında yer verilen tanık beyanları da bu sonucu değiştirmemektedir. Zira tanık beyanlarının mahkûmiyete esas alınabilmesi için, bu beyanların somut, tutarlı, denetlenebilir, çelişkiden uzak ve başka delillerle desteklenmiş olması gerekir. Özellikle etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen veya kendisi de soruşturma/kovuşturma baskısı altında bulunan kişilerin beyanları bakımından mahkemelerin daha titiz davranması gerekir. Tanığın bir kişiyi belirli bir unvanla anması, o kişinin silahlı terör örgütü üyeliği kastıyla hareket ettiğini kendiliğinden ispatlamaz.
Aynı şekilde HTS kayıtları, banka işlemleri, sosyal güvenlik kayıtları, dernek/sendika/kurum ilişkileri veya benzeri veriler de tek başına suçun manevi unsurunu ispatlamaya elverişli değildir. Bu deliller, ancak somut bağlam içinde, kişinin suç kastını gösteren açık ve kesin diğer delillerle birlikte anlam kazanabilir. Aksi halde masum sosyal, mesleki veya ekonomik davranışlar, ceza hukuku alanında geriye dönük olarak kriminalize edilmiş olur.
Bu durum, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkesi bakımından kabul edilemez. Kişi, işlendiği tarihte suç oluşturmayan veya suç kastını göstermeyen davranışlarından dolayı, sonradan yapılan yorumlarla cezalandırılamaz. Ceza kanunlarının genişletici ve öngörülemez yorumu, Anayasa m. 38’e ve AİHS m. 7’ye açıkça aykırıdır.
İstinaf incelemesinin görevi, yalnızca ilk derece mahkemesi kararını şeklen onamak değildir. Bölge Adliye Mahkemesi, maddi vakıa ve hukuki nitelendirme yönünden dosyayı yeniden değerlendirmekle yükümlüdür. Bu kapsamda, müvekkil hakkında verilen mahkûmiyet kararının, AİHM Büyük Dairesi’nin Yasak kararında ortaya koyduğu ölçütler ışığında denetlenmesi zorunludur.
Dosyada müvekkilin iddia edilen yapının silahlı/şiddet içeren amaçlarını bildiği, bu amaçları benimsediği, buna bilerek ve isteyerek katıldığı, örgüt hiyerarşisine organik bağla dahil olduğu, emir-talimat aldığı veya verdiği, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden örgütsel faaliyet yürüttüğü her türlü şüpheden uzak şekilde ortaya konulamamıştır. Bu nedenle mahkûmiyet hükmünün kaldırılması ve müvekkil hakkında beraat kararı verilmesi gerekir.
Aksi kanaatte olunması halinde dahi, mevcut kararın gerekçe bakımından yeterli olmadığı, suçun manevi unsurunu tartışmadığı, deliller ile mahkûmiyet sonucu arasındaki bağlantıyı kurmadığı, savunmanın temel itirazlarını karşılamadığı ve Yasak kararında ortaya konulan standartlara uygun olmadığı açıktır. Bu durumda hükmün kaldırılarak dosyanın yeniden değerlendirilmesi zorunludur.
SONUÇ VE İSTEM
Açıklanan nedenlerle;
AİHM Büyük Dairesi’nin 05.05.2026 tarihli Yasak/Türkiye kararı, AİHS m. 7, Anayasa m. 38, TCK m. 314/2, CMK m. 217 ve 230 hükümleri birlikte değerlendirilerek;
ilk derece mahkemesince müvekkil hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün KALDIRILMASINA,
müvekkilin üzerine atılı suçun maddi ve manevi unsurları her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığından BERAATİNE,
aksi kanaatte olunması halinde, suçun manevi unsurunun tartışılmamış olması, gerekçenin yetersizliği, delillerin bireyselleştirilmiş biçimde değerlendirilmemesi ve savunma hakkını etkileyen eksiklikler nedeniyle hükmün kaldırılarak dosyanın yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine,
müvekkil tutuklu/hükümlü ise, gelinen aşama, AİHM Büyük Dairesi içtihadı, mahkûmiyetin hukuki dayanağının ciddi şekilde tartışmalı hale gelmesi, kaçma ve delil karartma ihtimalinin bulunmaması dikkate alınarak derhal TAHLİYESİNE,
karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.
Sanık Müdafii
ELDEN ELE DOSTLAR!
AİHM Yasak kararı ve Dilekçe Örnekleri.
AİHM'in Yasak/Türkiye kararına istinaden, soruşturma ve kovuşturma aşamaları için hazırlanan dilekçe örnekleri ve kararın özeti aşağıdaki linktedir. Dilekçelerden kendi durumunuza uygun olanı seçiniz, uyarlayınız ve karar özetini ekleyip ilgili mahkemeye veriniz.
Teşekkürler @justicesquareNL
🔗https://t.co/X0ONKaYB6I…
Yeni Dilekçe Örnekleri!
Büyük Daire'nin Yasak/Türkiye kararına istinaden, her bir soruşturma ve kovuşturması aşaması dikkate alınarak hazırlanan 8 farklı dilekçe örneğine ve kararın özetine aşağıdaki linkten ulaşabilirisiniz. Dilekçe ekine kararın tamamı yerine bu özeti ekleyebilirsiniz. @SJusticeSquare
🔗https://t.co/LSywjDzo5o
Değerli dostlar, iki gün önce paylaştığımız dilekçe örneklerine ek olarak hazırladığımız yargılamanın yenilenmesi, karar düzeltme ve Anayasa Mahkemesi önüdeki derdest başvurulara sunulmak üzere hazırlanan dilekçe örneklerini en kısa sürede paylaşacağız. Ayrıca, Yasak/Türkiye kararının uzun olması nedeniyle, dilekçe eklerinde sunulmak üzere, bu kararın kısa bir özetini de hazırladık ve aşağıda sizlerin istifadesine sunuyoruz. Karar özetini de word belgesi halinde dilekçe örnekleriyle birlikte paylaşacağız.
Herkese Duyuralım!
Büyük Dairenin Yasak/Türkiye kararının Türkçe çevirisini ve bu karara istinaden her bir soruşturma ve kovuşturması aşaması dikkate alınarak hazırlanan dilekçe örneklerini aşağıdaki linkte bulabilsiniz. Teşekkürler
@SJusticeSquare
https://t.co/ipkcEGSpNl
Elden ele dostlar! Ersan $en'in, Büyük Daire'nin Yasak/Türkiye kararının etkisini kırmak ve kararı çarpıtmak için kaleme aldığı yazıya ilişkin verdiğimiz cevabı okuyalım ve herkese okutalım! 👇
Herkese Duyuralım!
Büyük Dairenin Yasak/Türkiye kararının Türkçe çevirisini ve bu karara istinaden her bir soruşturma ve kovuşturması aşaması dikkate alınarak hazırlanan dilekçe örneklerini aşağıdaki linkte bulabilsiniz. Teşekkürler @SJusticeSquare
🔗 https://t.co/LSywjDzo5o
🔊 AİHM BÜYÜK DAİRE KARARI SONRASI BAŞARILI BAŞVURU YOL HARİTASI
✅ Dilekçeni yazılı ve gerekçeli olarak hazırla.
✅ AİHM kararlarından ilgili bölümleri ekle.
✅ Dosyandaki tüm delilleri AİHM standartları ile kıyasla .
✅ Anayasa Madde 90'ı mutlaka vurgula.
✅ Tüm taleplerini net ve açık şekilde belirt.
▪️Zaman kaybetme karar yeni(5 Mayıs) mahkemeler kendi iç duyurularını yapmadan dikkat çeker.
▪️Anayasa madde 90: "Uluslararası sözleşmeler kanunların üstündedir." ilkesini her dilekçede belirt.
Yargılaması devam edenler ile dosyası Yargıtay’da olanlar
için çok önemli dilekçe
örnekleri…
Delilleri toplamadan,
TESPİTİ yapmadan
karar vermek:
“Bunları kabul etmek beraat ve bozma gerektirir. Yapamam” demektir. Kayıtlara girmesi yeterlidir...Onlar düşünsün..
Çok Önemli! Lütfen Herkese Duyuralım!
⚖️AİHM tarafından verilen ihlal kararlarına rağmen, bazı mahkemelerin yeniden yargılama taleplerini reddettiği ve sistematik hukuksuzluğu sürdürerek eski cezayı verdikleri görülmektedir. Hukuka aykırı bu kararlara karşı, kanun yolları ve bireysel başvuru hakları sonuna kadar kullanılmalıdır.
💥💥Bu noktada yapılması gereken bir diğer ve önemli husus, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Kararların İcra Dairesine bildirimde bulunmaktır. Nitekim bugüne dek, hakkında hukuksuz karar verilen dokuz kişi bu bildirimde bulunmuştur (görsel).
⚖️Bakanlar Komitesi usulleri gereğince Komite bu bildirimi Hükümete iletmektedir ve Hükümet de kısa bir sürede bu bildirime cevap vermek zorundadır. Bu nedenle, Bakanlar Komitesi’ne bildirim yapılmasında zaruret vardır. Aşağıda linki ve metni bulunan bildirimin ilgili kişiye göre uyarlandıktan sonra, ilgili kararlar da eklenerek ve İngilizceye çevrilerek, Bakanlar Komitesi Kararların İcra Dairesi’nin mail adresine ([email protected]) gönderilmesi gerekmektedir.
📍 Bu bildirimler, hükümetin "AİHM kararlarını uyguluyoruz" şeklindeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ortaya koymak adına en etkili yoldur. Sadece bir e-posta gönderme kolaylığındaki bu bildirimin mutlaka yapılması gerekmektedir. Konuyla ilgili destek ve bilgi almak isteyenler, doğrudan mesaj (DM) yoluyla iletişime geçebilirler.
🖊️Yeniden Yargılama Talebinin Reddi Bildirim Metni İçin Link: https://t.co/5LORmaumI4
📌Bildirim Metni (İngilizceye çevrilerekBakanlar Komitesine gönderilecek metin)👇👇👇
Avrupa Konseyi
Bakanlar Komitesi
Kararların İcrası Dairesi’ne
Konu: AİHM kararlarının icrası kapsamında bireysel önlemlerin alınmaması – yeniden yargılama talebinin gerekçesiz reddi/önceki cezanın tekrar verilmesi (Rule 9(1)) – AİHM Başvuru no:….. ve karar tarihi.
Sayın Yetkili,
İşbu yazı, Bakanlar Komitesi’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının ve dostane çözüm şartlarının icrasının denetimine ilişkin Kuralları’nın 9(1). maddesi uyarınca, yararlanan tarafın (başvurucunun) vekili sıfatıyla, bireysel önlemlerin alınmamasına ilişkin bir gelişmeyi Komite’nin dikkatine sunmak amacıyla kaleme alınmıştır.
Başvurucu, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarihli kararıyla, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan … yıl … ayhapis cezası ile cezalandırılmıştır. Mahkûmiyet, esas itibarıyla ByLock kullanımı, Bank Asya hesap hareketleri, KHK ile kapatılan dernek/sendikalara üyelik, kapatılan kurumlarda çalışma, bağış faaliyetleri, tanık/itirafçı beyanları ve benzeri yasal ve görünürde meşru faaliyetlere dayandırılmış ve suçun maddi ve manevi unsurları yönünden somut ve bireyselleştirilmiş bir değerlendirme yapılmamıştır.
Söz konusu mahkûmiyet kararı, sırasıyla istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek kesinleşmiş; ardından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru, … tarihli kabul edilemezlik kararıyla sonuçlanmıştır.
İç hukuk yollarının tüketilmesi üzerine yapılan bireysel başvuru neticesinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, … ve Diğerleri/Türkiye kararında, başvurucunun da dâhil olduğu dosyalar bakımından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. ve/veya 7. maddelerinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
AİHM, söz konusu kararda; mahkumiyetlerin otomatik ve kategorik bir yaklaşımla, yasal ve dolaylı olgulara dayanılarak kurulduğunu; ulusal mahkemelerin suçun özellikle manevi unsurunu kişi bazında ortaya koymadıklarını, ayrıca ByLock verileri gibi belirleyici dijital delillerin elde edilme yöntemi ve güvenilirliğinin savunma tarafından etkin biçimde tartışılamadığını tespit etmiştir.
AİHM, ayrıca Yüksel Yalçınkaya/Türkiye (BD) ve Demirhan ve Diğerleri/Türkiye kararlarına atıfla, başvurucuların Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkına sahip olduklarını ve ihlalin giderilmesi bakımından yargılamanın yeniden başlatılmasının en uygun bireysel önlem olduğunu açıkça belirtmiştir.
Bu doğrultuda, AİHM’in başvurucuya ilişkin ihlal kararına dayanılarak, …. tarihi itibarıyla [Mahkemenin ismi yazılmalı]Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuştur. Ancak söz konusu talep, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinin 1(f) paragrafındaki açık düzenlemeye rağmen, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiştir. (Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi reddedildiyse bu paragraf yazılmalıdır. Mahkeme aynı cezayı verdiyse bu paragraf çıkarılmalıdır. Aynı cezanın verilmesi halinde bildirime yazılacak metin aşağıdaki paragraflarda belirtilmiştir).
Bu karara karşı yapılan itiraz da [itirazı inceleyen mahkeme adı yazılmalı] tarafından, yalnızca kararın “yasaya uygun olduğu” belirtilerek, yine kanunun açık hükmüne aykırı olarak ve gerekçesiz biçimde reddedilmiştir (Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi reddedildiyse bu paragraf yazılmalıdır. Mahkeme aynı cezayı verdiyse bu paragraf çıkarılmalıdır. Aynı cezanın verilmesi halinde bildirime yazılacak metin aşağıdaki paragraflarda belirtilmiştir).
Mahkeme yeniden yargılama talebini reddederken aynı zamanda yine gerekçesiz biçimde infazın durdurulması talebini de reddetmiştir. [Kişi halen infazen cezaevinde ise bu paragraf da yazılmalı] (Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi reddedildiyse bu paragraf yazılmalıdır. Mahkeme aynı cezayı verdiyse bu paragraf çıkarılmalıdır. Aynı cezanın verilmesi halinde bildirime yazılacak metin aşağıdaki paragraflarda belirtilmiştir).
Bu doğrultuda, AİHM’in başvurucuya ilişkin ihlal kararına dayanılarak, …. tarihi itibarıyla [Mahkemenin ismi yazılmalı]Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuştur. Talep kabul edilerek yargılama yeniden başlamış, ancak mahkeme AİHM'in ihlal kararına neden olan önceki kararı onaylamış ve aynı cezayı tekrar vermiştir. ( Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilip, aynı cezanın verilmesine karar verildiyse bu paragraf yazılmalı ve yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin yukarıdaki paragraflar metinden çıkarılmalıdır).
Bu suretle, başvurucunun dosyasında AİHM kararlarının gerektirdiği bireysel önlemler alınmamış; Mahkeme tarafından tespit edilen ihlal iç hukukta giderilmemiş ve AİHM kararının icrası fiilen engellenmiştir. Başvurucu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. ve 7. maddelerine aykırı biçimde [Kişi halen infazen cezaevinde ise bu cümlenin devamındaki hususlar yazılmalı]cezaevinde özgürlüğünden yoksun bırakılmaya devam edilmekte; adli sicil kaydında hükümlü statüsü sürmekte ve söz konusu mahkûmiyetin yol açtığı ilave ve sürekli olumsuz sonuçlara katlanmak zorunda bırakılmaktadır (Hem yargılamanın yenilenmesi ve hem de aynı cezanın verilmesi halinde yazılacak metinde bu paragraf kalmalıdır).
İşbu iletişim, yukarıda anılan AİHM kararlarının icrasının Denetimi kapsamında, tespit edilen ihlallerin giderilmesi amacıyla başvurucu yönünden bireysel önlemlerin, özellikle yargılamanın yenilenmesi yoluyla alınmasının sağlanmasına yönelik olarak, Rule 9(1) çerçevesinde Bakanlar Komitesi’nin bilgisine ve değerlendirmesine saygıyla sunulmaktadır (Hem yargılamanın yenilenmesi ve hem de aynı cezanın verilmesi halinde yazılacak metinde bu paragraf kalmalıdır).
Saygılarımla,
İMZA
[Ad – Soyad]
Başvurucu Vekili
[Baro / Sicil No – isteğe bağlı]
[Şehir / Ülke]
[İletişim bilgileri]
EK: İletişime konu mahkeme karar/ları (Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi için hem ret, hem de bu ret kararına karşı yapılan itirazın reddi kararı eklenmeli. Aynı cezanın verilmesi halinde de verilen bu karar eklenmeli).
BYLOCK (USER ID, ŞİFRE, KULLANICI ADI) İDDİASI İLE İLGİLİ ANAYASA MAHKEMESİ'NDEN ÖNEMLİ GÜNCEL HAK İHLALİ KARARI
Anayasa Mahkemesi, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçundan başvurucu hakkında verilen mahkumiyet kararı sonucu başvurucunun GEREKÇELİ KARAR HAKKININ İHLAL EDİLDİĞİNE karar vermiştir.
Başvurucunun mahkumiyetine esas teşkil eden deliller ;
* ByLock,
* Bank Asya'ya para yatırma,
* Örgüt ile iltisaklı Aktif Eğitimciler Sendika'sına üye olma,
* Çocuklarını örgüte müzahir okula gönderme.
DOSYA KAPSAMINDA BAŞVURUCUYA AİT OLDUĞU İDDİA EDİLEN BYLOCK TESPİT VE DEĞERLENDİRME TUTANAĞI (KULLANICI ADI, USER ID VE ŞİFRE) YER ALMAKTADIR.
Anayasa Mahkemesinin İhlal Kararı Sonrası İzlenilecek Hukuki Yollar ;
Haklarında BYLOCK iddiasıyla örgüte üye olma suçundan verilen hapis cezaları Yargıtay'ca ONANIP KESİNLEŞENLER,
* CMK’nın 311/1. maddesinin e bendi uyarınca hükmü veren mahkemeden yeniden yargılanma talebinde,
* Yargıtay Onama ilamının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na itirazda (karar düzeltme) bulunabileceklerdir.
Haklarında BYLOCK iddiasıyla örgüte üye olma suçundan dosyaları Ağır Ceza Mahkemeleri / Bölge Adliye Mahkemeleri / Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde olanlar dosyalarına ek beyanda bulunabileceklerdir.
Hukuki destek konusunda yardımcı olurum.
25/09/2025 tarihli karardan.
Lütfen Duyuralım!
Anayasa Mahkemesi'nin gerek ceza mahkumiyetleri ve gerekse de KHK ile ihraç kararlarına ilişkin başvurularda etkili bir hukuk yolu olmadığını bizzat mahkemenin kendi kararları üzerinden anlattığımız yazılara; ayrıca neden AYM ile eş zamanlı olarak AİHM’e de başvuru yapılması gerektiğine ve bu konuda dikkat edilmesi gereken hususlara aşağıdaki twit serisinden ulaşabilirsiniz.
86 yaşındaki yatalak felçli Mustafa Sait Türk evinden sedye ile cezaevine gönderildi 😔😔😔😔😔😔😔😔😔😔
SON SÖZÜM!!!
ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM
😡😡😡😡😡😡😡😡😡😡😡😡😡😡
Elazığ cezaevindeki babasını ziyarete giderken trafik kazasında ölen 13 yaşındaki Sinem Akbulak bugün toprağa verildi.
Mezar tahtasında "20-11-2010" diyor, 13 yılın çoğu babası ve ailesine yaşatılan sıkıntı ve zulümlerle dolu!
Babası Cenazeye geldi, kızını toprağa verdi.
7 YILLIK AZAMİ SÜRENİN DOLMASI NEDENİYLE
YURT DIŞI ÇIKIŞ YASAĞININ KALDIRILMASINA İLİŞKİN DİLEKÇE ÖRNEĞİ
Yargılamaları ister yerel mahkemede devam ediyor olsun isterse İstinaf veya Yargıtay aşamasında bulunsun haklarında yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilipte 7 yıllık azami tedbir süresi dolanlar yerel mahkemeden tedbirin kaldırılmasını talep edebilirler.
Not: Dilekçedeki sarı boyalı kısımları kendinize uygun şekilde değiştirmeniz gerekmektedir.
Talep Dilekçesi Örneği
https://t.co/ckWWetsvlI
Ek-1
https://t.co/7kUapJj6K9
RT ederek ihtiyaç sahiplerine ulaştırabilirsiniz.
Faydalı olması dileğiyle...