İnsan gördüğüne inanmaz; inanmak istediğini görür. Gerçek, saklı olduğu için değil, bakışın eğrildiği için kaybolur ve bazen körlük, cehalet değil; seçimdir."
— Platon
Hayatın ironisi şudur: Bir şeyi aşırı istemekten vazgeçtiğinizde, çoğunlukla kendiliğinden size gelir. Bir yere kadar gayret edip sonrasında akışa bırakmak iyidir.
"Kötü insanlarla karşılaşmak şanssızlıktır ama onların hayatında kalmasına izin vermek seçimdir. İnsanlara verdiğin değer kadar değil, koyduğun sınırlar kadar saygı görürsün. Sınır çizmek kibir değil, kendini koruma refleksidir."
"Modern ilişkilerin en büyük yanılgısı: 'Beni olduğum gibi kabul et' tembelliği. Kimse senin ham, işlenmemiş ve çocuksu karakterini çekmek zorunda değil. İnsanlar bir vizyona, emeğe ve gelişime aşık olur; durağan bir heykele değil."
"İhmal" kelimesi, Arapçada "bir deveyi bağlamadan, yularsız ve başıboş bir şekilde otlamaya terk etmek" anlamına gelen (h-m-l) kökünden gelir. Birini veya bir şeyi ihmal etmek, sadece ona vakit ayırmamak veya unutmak değildir. Etimolojik olarak; aradaki o koruyucu bağı kasten çözmek, o insanı hayatın o tekinsiz ve kaskatı çölünde tamamen "başıboş" bırakarak kaybolmaya terk etmektir. İhmal, sıradan bir dikkatsizlik değil; muhatabını o güvendiği bağdan koparıp uçuruma salma eylemidir.
Hayat bir denklem değildir. İrrasyoneldir; karmaşıktır, taşar. Onu kusursuz planlarla yönetmeye çalıştığınız an, yaşamayı unutursunuz. Bazen en büyük kaos, aşırı düzen kurma arzusundan doğar.
İç sıkıntısı, kaçırılmış bir hayatın ağırlığıdır. Başka bir yaşamın mümkün olduğunun farkındayken, saçma bir hayatın içinde sıkışmanın sessiz çığlığıdır.
Evden ne kadar uzaktasınızdır bilinmez; bu bazen bir yaraya dönüşebilir…