Bir tane baromuz var; İstanbul Barosu'na, irademize ve İstanbul Barosu'nun geleneğine sahip çıkacağız. İstanbul Barosu her hâl ve şartta Anayasa'yı, demokrasiyi, hukuku, insan haklarını savunmaya devam edecek.
Sosyal Belediyecilik söyleşilerimiz devam ediyor.
Genel-İş Sendikası Toplu Sözleşmeler Daire Müdürü Engin Sezgin ile Yerel Yönetimlerin Çalışma Rejimi ve Belediye İşçilerinin Sendikal Hakları üzerine konuştuk.
👇
https://t.co/5So3JkNERa
Sosyal Belediyecilik söyleşilerimizin dördüncüsünde Dr. Gülcan Urhan ile Günümüz Yoksulluğu ve Yerel Yönetimlerin Sosyal Yardım Politikaları üzerine konuştuk.
👇
https://t.co/GIidMGccpM
Amasra katliamının duruşmasının görüldüğü gün Erzincan’dan bir katliam haberi geldi. Açılacak davada yapılacak savunmaları şu an dinliyoruz. Bu katliam Soma’nın, Ermenek’in, Şirvan’ın devamıdır. İşçilere mezar olan, doğayı katleden bu düzenle mücadele etmeye devam edeceğiz.
8 KASIM 2023
YARGITAY,
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASASINI
TASFİYE ETTİ !
BUGÜNÜ UNUTMA!
“Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” (Anayasa madde153).
Anayasa’nın 153. maddesinin gereğini yerine getirmeyerek görevi kötüye kullanma suçu işleyen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Başkan ve Üyeleri hakkında Baromuz tarafından suç duyurusunda bulunulacaktır.
Yargı Darbesine İzin Vermeyeceğiz !
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin bugün aldığı karar, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağını hiçbir tartışmaya mahal vermeyecek açıklıkta düzenleyen (m.153/6) hükümlerine aykırı olup, yargı darbesi niteliğindedir. Mevcut hukuk sistemini yargı darbesiyle değiştirme çabası niteliğinde olan ve Anayasa mahkemesi kararını yok sayan bu karar, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğunu hüküm altına alan 11. Maddesine de aykırıdır. İstanbul Barosu olarak, açık bir şekilde suç işleyen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı hakkında daha önce HSK’ ya suç duyurusunda bulunduğumuz gibi Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyeleri hakkında da gerekli ceza soruşturmasının başlatılması için Yargıtay Başkanlar Kuruluna suç duyurusunda bulunulacaktır. Yargının bizzat kendisinin Anayasanın emredici kurallarını tanımadığı, yok saydığı bir ortamda hukuk devletinden söz edilemeyeceği gibi hiç bir vatandaşımızın da kendisini güven içinde hissetmeyeceği şüphesizdir. İstanbul Barosu başta yargı makamları olmak üzere hukuk devletinin gereklerine uygun davranılması konusunda her türlü girişimde bulunacaktır. Bu kapsamda İstanbul Barosu olarak meslektaşlarımızı Yargıtay 3. Ceza Dairesi Üyeleri hakkında suç duyurusuna katılmak için 14.11.2023 saat 11:00’e kadar Baronet üzerinden imza vermeye (yarın aktif olacaktır); Hukuka saygı ve yapılacak suç duyurusunun basın açıklaması için 14.11.2023 Salı günü saat 12:00’de Çağlayan Adliyesine davet ediyoruz.
#hukukasaygı #hukukdevletinesaygı
https://t.co/CmEVyM2eHH
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Can Atalay kararı nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ni "Anayasa'nın maddelerini yorum farkıyla yok saymakla" suçladı. Bu açıklama, Can Atalay kararına ilişkin iktidarın resmi pozisyonunu göstermesi açısından önemli. Gözler Yargıtay'da.
Adalet Bakanı'nın açıklamasının tam metni şöyle:
"Şimdi yargının önündeki bir konuyla ilgili olarak Adalet Bakanı’nın yorum yapması tabi ki mümkün değil. Tabi ki yargı bağımsız, tarafsız, yargı en doğru kararı verecektir. Ancak şunu ifade edelim. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde herkes anayasa ve kanunlarla bağlıdır. Dolayısıyla bağlı olduğumuz Anayasa’dan almayan bir yetkiyi hiçbir kimse ya da hiçbir organ kullanamaz. O nedenle yorum farkıyla Anayasa’nın bazı maddelerinin yok sayılması da Anayasa’ya aykırıdır. Dolayısıyla hep beraber yargı sürecini bekleyeceğiz. Bu yargı süreci sonucunda verilecek karara da saygı duyacağız.
Anayasamızda yüksek mahkemeler vardır. Bu yüksek mahkemelerin yetkileri ve görevleri vardır. Yargıtay 154. Maddede adliye mahkemelerinde verilen kararların son inceleme mercidir. Kararları bu anlamda kesindir. Dolayısıyla kesin hükmün nasıl kaldırılacağına ilişkin hukuk sistemimizde değişik yorumlar yapılmaktadır. Yine, özellikle Anayasamızın dokunulmazlıkla ilgili 83. Maddesinin birçok fıkrası vardır. Bu fıkralardan yalnızca birini okuyup diğerlerini okumayarak kamuoyunu yanlış yönlendirmemek lazım.
Yıllarca uygulanan maddeler. Özellikle Anayasa’nın 14. Maddesinde belirlenen durumların kanunla düzenleneceği de Anayasa’nın kesin, açık hükmüdür. Dolayısıyla o belirlenen durumların neler olduğunu ve o durumlara aykırı yaptırımların nerede düzenlendiğini Anayasa Mahkememiz de biliyor Yargıtayımız da biliyor. Bütün hukukçularımız da biliyor. Dolayısıyla yıllarca uygulanan bu maddeleri yorum farkıyla yok sayarak bir hukuk sistemimizde bir yargı sistemimizde yüksek mahkemeler arasında bir çatışmayı ortaya koymanın ben doğru olmadığı kanaatindeyim.
Bu hukuk devletine zarar verir. Hukuk devletini korumak hepimizin vazifesidir. Yasamanın da yargının da yürütmenin de vazifesidir. Dolayısıyla hukuk devletini zedeleyecek herhangi bir yorumdan Anayasa’nın maddelerini ilga edecek herhangi bir yorumdan kaçınmak gerekir. Bu anayasa, Anayasa Mahkemesi’ni de bağlar, Yargıtay’ı da bağlar. Yargıtay’ın vereceği kararı hepimiz bekleyeceğiz. Eğer bu Anayasa yürürlükteyse, bu Anayasa’nın maddelerini o tarafa bu tarafa çekmeyelim. Bu anayasa yeni uygulanmıyor. 83. Maddesi yeni icat edilmedi. Hep beraber süreci bekleyeyim. Hukuk devletini koruyalım, Anayasa’ya uyalım."
Basına ve kamuoyuna,
1- 25 Ekim günlü Anayasa Mahkemesi kararının yerine getirilmediği her bir dakikanın bu ülkede yaşayan herkesin hak ve özgürlüğünü korumakla yükümlü devletin niteliklerine zarar verdiği açıktır. Ancak "ikili devlet" anlayışını kabul etmiyoruz. Buna alışmayacağız.
2- İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine neredeyse bir kılavuz açıklığında yazılan Anayasa Mahkemesi kararını, başka bir merciye "gereği için" göndermesinin açık hukuka aykırılığının HSK tarafından soruşturulmasını talep ediyorum.
3- Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmamasına ilişkin bir "irade" var ise bu iradenin 13. Ağır Ceza Mahkemesi başkanına ait olamayacağı açık olduğundan hukuka bağlı olmayan Devlet hayalinin sahipleri kimlerdir?
4- Üyesi olduğum TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nu yargı kararıyla oluşan hak ihlalinin giderilmesi için verilen karara uyulmayarak ihlalin devam ettirilmesinin araştırılması başlıklı gündemle toplantıya davet ediyorum.
5- TBMM'yi yargının yerine geçerek karar verenlerin kim olduğunu araştırmaya ve Anayasal düzeni askıya almaya teşebbüs edenleri tespit etmeye davet ediyorum.
Hatay Milletvekili
Şerafettin Can Atalay
Gezi davasındaki haksız, hukuksuz tutukluluklara son demek için; halkın iradesini yok sayan iradeyi protesto etmek için İstanbul Barosu önünde 28 Eylül Perşembe saat 19.30’da biraraya geliyoruz.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi Osman Kavala,Can Atalay,Tayfun Kahraman,Mine Özerden,Çiğdem Mater Utku'ya verilen cezaları onadı.Eşitlik, özgürlük ve adalet taleplerimizi, umudumuzu ve bu toprakların gördüğü en onurlu direnişi olan Gezi Direnişi'ni asla tutsak edemeyeceksiniz.
Can Atalay'ı, siyaseten baş edebildiğiniz bir "yan sanayi muhalif" olmadığı için eğip büktüğünüz hukuk marifetiyle tahliye etmiyor-ettirmiyorsunuz. #CanÇıkacak siz, hepiniz, hesap vereceksiniz.
“Tutuklu milletvekilliği” garabetine ilişkin olarak yaklaşık 30 yıllık yerleşik bir yargısal içtihadımız var.
Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu aynı görüşte:
“Anayasa 83’ün istisnası yoktur ve seçilmiş bir milletvekili cezaevinde tutulamaz.”
#CanAtalayaÖzgürlük
Hukuka aykırı, siyasi kararlarla cezaevinde olan yol arkadaşımız için henüz tahliye kararı vermeyen Yargıtay, geçen her dakika bu hukuksuzluğu katmerlemektedir.
Halkın iradesine daha fazla direnmeden Can Atalay için derhal tahliye kararı verilmelidir.
#CanAtalayaÖzgürlük
2015 Arjantin’de aynı gün meclis ve başkanlık seçimleri yapıldı. Macri ilk turda %3 puan geride 2. Tamamladı. Scoli 1. Sıradaydı ve Meclis çoğunluğunu da almıştı. 2. Turda %51,34 ile Macri seçildi.