"Ben ise sadece kitaplarla başbaşa kalacağım, gezintiler yapacağım, hayaller kuracağım, rahatsız edilmeden uzun uzun uyuyacağım bir dinlenceyi yaşamak istiyordum."
#AyIşığıSokağı#StefanZweig
Anasına yaslanmış, yüzünde muzip bir gülümseme, önünde koca bir hayat. Yastığa başını koyduğunda ne hayaller, ne düşler. Belli ki her çocuk gibi kendisini annesinin yanında güvende hissediyor ama aslında yılanlı bir kuyuya düşmüş. İşkence ve ölüm yakında. Belki anası bile oğlunu korumak için ihanet etti ona. Çuval içinde örselenmiş narin bir beden. Doğduğu bölgenin, geleneklerin, şiddetin, kabalığın kurbanı olmuş bir Narin. Utanç içinde başımızı öne eğelim.
''Ne anlamı var ki? Ne yapacağım? Uyanınca ne olacak yani? Uyandım, kalktım, çıktım sokağa. Acımasız insanlar, korkunç kötü bir sürü pislik insanların arasında dolaş dur.. Gün batsın, gün doğsun, hep aynı..''
(Leyla ile Mecnun)
Günümüzde bazıları bütün insanlık duygularının, insanda ne ki iyiyse dışında kalmış, inanılmaz havasızlıkta. Bir onursuzluk, inançsızlık, yırtıklık, hiçbir kutsallık tanımama deliliğinde.