Evladını Kaybetmiş Bir Babanın Tüm Babalara Mesajı
Bundan birkaç yıl önce kazandığı Kabataş Erkek Lisesi'ni göremeden, henüz 15 yaşındayken ani bir şekilde hayatını kaybeden Yılmaz Bahadır'ın babası ve kıymetli meslektaşımızın anne-babalara yürek burkan mesajı:
"Sevgili babalar... Başarısız bir babanın acı deneyimini anlatacağım."
Bu adam benim oğlumdu... Olgun, sevecen, sorumluluk sahibi, makul ve mantıklı bir çocuktu. Daha 15 yaşındaydı. Üç yaşından beri yüzdüğü havuzda boğularak aramızdan ayrıldı.
Odasında fişe takılı elektrikli alet bırakmazdı. Yanmış yiyecekleri yemezdi. Arabada arka koltukta bile emniyet kemerini takardı. Mevsimi dışında sebze ve meyve tüketmezdi.
Dersleri çok iyiydi. Sosyal çevresi sağlamdı. Biz mutlu ve huzurlu bir hayat yaşarken, bir anda her şey değişti.
Meğer arkadaşlarıyla, "Nefessiz dipte ne kadar kalabiliriz?" diye yarışmaya başlamışlar.
Yarıştığı arkadaşı kısa süreliğine bakkala gitmiş. Döndüğünde seslenmiş, cevap alamayınca evine gitmiş. Oysa Yılmaz, havuzun dibinde bilinci kapalı şekilde yatıyormuş. Ağzından kan gelmeye başlayınca diğer yüzücüler durumu fark etmiş.
Ben yanına ulaştığımda hayatımın en büyük acısıyla karşılaştım.
Her şey bir anda yıkıldı...
Bugün hâlâ kendime şu soruyu soruyorum:
"Çocuklarımıza nefes tutmanın beyni oksijensiz bırakabileceğini neden öğretmiyoruz?"
O an refleksle kalp masajı yaptım. Ne yaptığımı bile bilmiyordum. Sağ olsun komşu doktor babalar yetişti. Rabbim hiçbir anne ve babaya bu acıyı yaşatmasın.
Yaklaşık 25 dakika sonra ambulans geldi. Müdahaleler yapıldı. Elektroşokla kalbi yeniden çalıştı. Ancak suda çok uzun süre kaldığı için yalnızca 8 saat yaşayabildi.
Yılmaz, organlarını bağışlamak istediğini söylemişti. Fakat oluşan ağır doku hasarı nedeniyle bu da mümkün olmadı.
Çok istediği Kabataş Erkek Lisesi'ni kazandığını göremeden aramızdan ayrıldı.
O benim yol arkadaşımdı...
Co-pilotumdu...
İmla hatalarımı düzeltenimdi.
İngilizce çevirmenimdi.
Kemancımdı.
Piyanistimdi.
Senaristimdi.
Yoldaşımdı.
Benim benden daha güzel hâlimdi.
Muhtemelen gelecekte bizim meslektaşımız olacaktı.
Çünkü annesinin her sözünü dinleyen örnek bir evlattı.
Baba olarak evladımızı her şeyden koruduğumuzu sanıyoruz. Ama bazen onu; hırslı rekabetten, sınav baskısından, başarı odaklı yarışlardan koruyamıyoruz.
Belki de ben de onun başarılarıyla mutlu olmayı seçerek büyük bir hata yaptım.
Bugün geriye dönüp baktığımda yapamadığım o kadar çok şey var ki...
Siz, yapmak istediğiniz hiçbir şeyi ertelemeyin.
Zamanınızı çocuklarınıza ayırın.
Mesela biz hiç Vodafone Park'a gidemedik.
Okulu gezerken bana:
"Baba, Şeref Turu'na katılalım."
demişti.
Ben de:
"Nasıl olsa burada okuyacaksın. Sana kombine alırım, maçlara birlikte gideriz."
demiştim.
O gün hiç gelmedi...
Çanakkale'yi görmek istiyordu.
Göbeklitepe'yi görmek istiyordu.
Hayalleri vardı...
Her ölüm erkendir derler ama evlat acısı insanı paramparça ediyor.
Bir söz daha var ki, hâlâ içimi yakıyor...
Binlerce kişi geldi. Pek çoğu, "O size şefaatçi olacak, onun sayesinde cennete gireceksiniz." dedi.
Ama ben hep şunu düşündüm:
Biz, ona karşı görevimizi tam anlamıyla yerine getiremeden buna nasıl hak kazanabiliriz?
Tam kanatlanıp yuvadan uçacağı günlerde, güneşimizi avuçlarımızın arasından kaybettik.
Onu rahmet, özlem ve tarifsiz bir hasretle anıyorum.
Bu satırları yalnızca içimi dökmek için değil, belki bir babaya faydam olur diye yazdım.
Beni en iyi anlayacak insanların siz babalar olduğuna inandım.
Ne olur...
Çocuklarınızla geçireceğiniz zamanı ertelemeyin.
Onlara sevginizi söyleyin.
Birlikte anılar biriktirin.
Çünkü yarın için hiçbirimizin garantisi yok.
Şükür ki bugün diş hekimliği 4. sınıfta okuyan bir oğlumuz daha var.
Rabbim evlatlarımızı bizlere bağışlasın.
Ailelerinize sağlık, huzur ve uzun ömür nasip etsin.
A101 çalışanlarının yaşlı müşterileri dolandırmaya çalıştığı iddiası!
♦️Takipçi şikayeti:
“İstanbul Silivri Selimpaşa Mahallesi’nde bulunan A101 şubesinde iki kez benzer bir sorun yaşadım ve artık bunun tesadüf olmadığını düşünüyorum.
İlk olay yaklaşık 6 ay önce, mağaza yeni açıldığında yaşandı. Kasadan geçtikten sonra fişi kontrol ettiğimde, aldığım 1 adet Domestos yerine fişe 6 adet ürün geçirildiğini fark ettim.
Hemen itiraz edip fazla alınan ücretin iadesini istedim. Ancak kasiyer bana iade yapılamayacağını, ‘iade kartı olmadığını’ söyledi. Paramı geri vermek yerine, fişte fazla görünen 5 ürünü almam gerektiğini ifade etti. Bu konuyla ilgili A101’e şikayette bulundum ancak herhangi bir geri dönüş alamadım.
Bayram nedeniyle yakın zamanda aynı mağazadan tekrar alışveriş yapmak zorunda kaldım. Bu kez de 2 adet aldığım 5 litrelik Hamidiye su yerine fişe 4 adet geçirildiğini fark ettim.
Durumu söylediğimde, ödemeyi kartla yaptığım için nakit iade yapılamayacağı ve ertesi gün gelmem gerektiği söylendi. O sırada yandaki kasada bulunan ve şube müdürü olduğunu düşündüğüm kişi bana kaba bir şekilde ‘Hanımefendi, anlamıyor musunuz?’ diye çıkıştı.
Aynı anda yan kasada bulunan başka bir kadın müşterinin de farklı bir ürünle ilgili benzer bir fiş sorunu yaşadığına şahit oldum.
Özellikle yaşlı müşteriler veya çocukla alışveriş yapan insanlar fişlerini her zaman kontrol edemiyor. Müşteri fark etmezse fazla ücret tahsil edilmiş oluyor, fark ederse de para iadesi yerine fazla ürün almaya yönlendiriliyor.
Aynı mağazada iki kez benzer durum yaşadığım için bunun ciddi bir tüketici hakkı sorunu olduğunu düşünüyorum. A101’in bu şubedeki işlemleri incelemesini ve müşterilerin fişlerini mutlaka kontrol etmesini istiyorum.”
Bugün herkes Mehmet Pehlivan’ın sesi olabilir mi?
Burada bir tweet atın.
İş yerinizde rastgele birine, Ekrem İmamoğlu’nun avukatı olduğu için kuyutipi cezaevinde aylardır esir tutulduğunu anlatın.
Çay içtiğiniz komşunuza iddianamedeki suçlamaların ne kadar temelsiz ve akıl dışı olduğunu gösterin.
Minicik, güzeller güzeli evladından bahsedin. O evladın ayda bir kez babasına sarılabilmesinden bahsedin, düğümlenmezse boğazınız. Sebep olanları anlatın.
Ona iftira atan kişinin önce tahliye edilerek adeta ödüllendirildiğini,
ardından iftiraları ''yetersiz/çelişkili'' bulunduğu için yeniden tutuklandığını anlatın.
Sessiz kalmayın. Normalleştirmeyin. Unutmayın.
Avukat Mehmet Pehlivan’ın sesi olun.
#MehmetPehlivanYalnızDeğildir
GÜVENPARK’TA DRONE UÇURMAYA İZİN YOK
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşması öncesi Drone yani hava kamerasıyla görüntüleme yapmak isteyen basın mensupları engellendi.
Alanı geniş açıyla görebilecek “jimmy jip” yani kamera mekanizması da Güvenpark’a alınmadı.
Drone ve Jimmy Jip neden yasak?
@uysallardanemel Başımız sağolsun emel hanım! Ben de çok üzüldüm. Yıllarca bizimle de çalıştı. Hiç konduramadım şoktayım. Nur içinde yatsın. Allah rahmet eylesin.🤢
Rossmann çalışanı bir takipçimizden gelen mesaj:
“Rossmann’da neredeyse 2 senem dolmuştu. Askerliğim yaklaştığı için mağaza müdürümle konuştum, 1 ay bedelli yapıp gelebileceğimi söyledim. ‘Sana dönüş yapacağız’ dediler.
Sonrasında bir personel tarafından fiziksel temasa maruz kaldım. Yöneticiler tarafından mobbing, dışlanma ve adaletsizlik yaşadım.
Dayanamayınca İK’ya şikayet ettim. 1 ay sonra dönüş yaptılar, kanıtlı şekilde anlattığım olayları reddettiler.
Bu kez bana, iş yapmadığım ve yöneticilerle uyumsuz olduğum gerekçesiyle savunma istendi.
Savunmamda yazdığım ifadenin değiştirildiğini gördüm. ‘Taraflı şekilde mağaza müdürlerinizi savunmaktasınız’ yazdığım ifade, ‘torpilli mağaza müdürlerinizi savunmaktasınız’ şeklinde değiştirilmiş.
Ardından ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış gerekçesiyle 45 kodla, tazminatsız ve ihbarsız şekilde iş akdime son verildi.
Sadece ben değil, birçok kişinin hakkına girildi. %30 küçülmeye giderken tazminat ödeme masrafından kaçmak için benim gibi onlarca eleman çıkarıldı.
Paylaşırsanız çok sevinirim.”