Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
SAYIN YAVUZ AĞIRALİOĞLU’NUN İZMİR’DEKİ KALABALIK TOPLANTISI ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRMEM..
Burada asıl dikkat edilmesi gereken konu kalabalığın büyüklüğünden çok sosyolojik anlamıdır.
İzmir, Türkiye siyasetinin nabzının attığı şehirlerden biridir.
Bu nedenle İzmir’de ortaya çıkan her siyasi hareketlilik dikkatle incelenmelidir.
Bana göre bugün bütün siyasi partiler, MYK ve yönetim kurullarında şu soruların cevabını aramalıdır:
Yavuz Ağıralioğlu’na gelen bu insanlar kimlerdir?
Neden geliyorlar?
Hangi beklentiyle geliyorlar?
Daha önce hangi partilere oy verdiler?
Bugün neyi eksik gördükleri için yeni bir adres arıyorlar?
Çünkü görünen o ki bu kalabalığın içinde sadece bir siyasi partinin seçmeni yoktur.
Milliyetçi muhafazakâr seçmen de var, merkez sağ/sol seçmen de var, geçmişte AK Parti’ye oy vermiş vatandaşlar da var, MHP kökenli isimler de var, kararsızlar da var, sandığa gitmekten vazgeçmiş insanlar da var.
Bu tablo, Türkiye’de önemli bir kesimin yeni bir siyasi dil, yeni bir üslup ve yeni bir umut arayışında olduğunu göstermektedir.
Vatandaş sadece eleştiri duymak istemiyor; çözüm duymak istiyor.
Sadece kavga görmek istemiyor; güven veren kadrolar görmek istiyor.
Sadece rakiplerini suçlayan siyasetçiler değil, memleketin sorunlarına çözüm üreten siyasetçiler görmek istiyor.
İzmir’deki tabloyu küçümsemek veya görmezden gelmek yerine doğru okumak gerekir.
Çünkü siyaset, kalabalıkların fotoğrafına bakarak değil, o kalabalıkları meydana getiren sebepleri anlayarak yapılır.
Bugün Yavuz Ağıralioğlu’nun etrafında oluşan ilginin arkasında; ekonomik sıkıntılar, temsil edilmediğini düşünen seçmenler, siyasi kutuplaşmadan yorulan vatandaşlar ve yeni bir çıkış yolu arayan geniş kitleler bulunmaktadır.
Bu nedenle bütün siyasi partilerin bu tabloyu ciddiyetle değerlendirmesinde fayda vardır.
Kim kazanıyor, kim kaybediyor sorusundan önce; millet ne söylüyor, ne istiyor ve neyi arıyor sorusuna cevap vermek gerekir.
İzmir’den yükselen ses belki de tam olarak budur:
Milletin beklentilerini ve sorunlarını doğru okuyanlar kazanacak, görmezden gelenler ise kaybedecektir.
Kalın sağlıcakla..
Verilen bu mutlak butlan kararıyla Yüksek Seçim Kurulu, sandık; dolayısıyla demokrasi yok sayılmıştır.
Verilen bu kararın demokrasimize, hukuk sistemimize, ülke ekonomimize ve uluslararası itibarımıza ağır sonuçları olacaktır.
Anahtar Parti olarak her zaman adaletin, demokrasinin, millet iradesinin ve devletin kurumsal varlığının yanında olduğumuzu ifade ederek, kararı doğru bulmadığımızı Türk milletine saygıyla arz ederiz.
Tekinsiz Yusuf, okullarda öğretmenler, öğrenciler katledilirken sesini çıkarmıyor. Ama söz konusu tarihi çarpıtmak olunca susmak bilmiyor.
“Kuran’ı yasakladılar”, “camileri ahır yaptılar” yalanlarını diline dolamış aklı sıra laikliğe, cumhuriyete savaş açıyor. Fesli Kadir’in talebesi, eğitimsizlik bakanından başka ne beklenebilir?
Cumhuriyetle Atatürkle derdi olanla derdimiz var. Buradayız beyler!