Mücadelemiz, Talebimiz Bir; Adalet İstiyoruz!
Hendek Katliamı’da kaybettiğimiz Halis Yılmaz’ın kardeşi Mervenur Yılmaz (@MervenurYilmaz_ ) 19 Temmuz Pazar günü (yarın) yapacağımız adalet nöbetine desteğe çağırıyor.
Dilovası Katliamı kentin göbeğinde herkesin gözü önünde yaşandı ama duruşmaları Kandıra Cezaevi Kampüsü’nde görülüyor. Bunun kamuoyundan duruşmaları kaçırmak için yapıldığı çok açık. Ancak canı yanmış insana hiçbir engel sökmez. İnsan onuru ne parayla ne siyasal rantla kıyaslanamaz!
#HendekİçinAdalet
#DilovasıİçinAdalet
Dilovası İşçi Katliamı davası da adalet mücadelesini savunan avukatlarımız da yalnız değildir!
Dilovası işçi katliamı ailerimizin avukatı Saruhan Efe Kadaifçi, patron Ali Osman Akat’ın şikâyetiyle ifadeye çağrılmasının ardından konuştu:
“Avukatlık, ezilenin ve sesi çıkmayanın yanında olmaktır. Biz bu düzenin altında yakılarak katledilen 7 insanın avukatlığını yapıyoruz. Bu baskılar bizi yıldıramaz.”
Bu süreçte yanımızda duran barolara, baro yönetimlerine, avukatlara ve tüm kamuoyuna teşekkür ederiz.
Dayanışmanız, Dilovası ailelerinin adalet mücadelesini büyütüyor.
7 canımız için adalet sağlanana kadar mücadelemiz sürecek.
#DilovasıİçinAdalet
Bu haberi hatırlıyor musunuz ?
Üstelik bundan bir kaç yıl sonra haberi yapan gazeteci cezalandırılmıştı.
Devlet kurumlarına olan güven duygusunu yitirmiş örgütsüz halkın kendine yeni kahramanlar yaratma arzusu tam da bundandır.
Kızılay'ın yardıma muhtaç kişilere dağıtılması için hazırladığı konserve etler, AKP Bitlis milletvekili Cemal Taşar ile kardeşi Kızılay Şube Başkanı Battal Taşar'ın ortak olduğu otelin mutfağından çıktı!
https://t.co/ixlgINXJwc
İl örgütümüz, Ravive Kozmetik fabrika yangınında katledilen 3'ü çocuk 7 işçinin hukuki sürecindeki cezasızlığa karşı Gebze Kent Meydanı'nda adalet nöbetine devam eden Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’ni ziyaret etti.
Çocuk işçiliğini meşrulaştıran ve emekçileri ölüme gönderen sermaye düzeni, suç ortaklarını korumaya devam ediyor. Ravive Kozmetik’te yaşanan katliam ve ardından örülen cezasızlık zırhı, yargının ve bürokrasinin egemen sınıfların hizmetinde olduğunun en açık kanıtıdır.
Bu sömürü düzenine karşı adaleti hep birlikte kazanacağız. İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!
"Devletin ciddiyetiyle toplumun korkusu arasına giren bir komedyen, o aralıkta hepimize rahatsız edici bir soru bıraktı. Onu mitleştirerek bu sorudan kaçabiliriz."
Onur Özgen - Deniz Göktaş mı Çok Cesur, Biz mi Çok Korkağız?
Yazıyı okumak veya dinlemek için tıklayınız.
https://t.co/0ITZYfrple
168 kız çocuğunu katleden, Orta Doğu’yu kan gölüne çeviren savaş örgütü NATO’yu protesto ettikleri için, aralarında Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban, Çankaya İlçe Başkanımız Ilgın Baran Öcal ve İl Gençlik Sorumlumuz Oğulcan Boz’un da aralarında bulunduğu 17 arkadaşımız üç gündür gözaltında tutuluyor.
Memleketimizin bağımsızlığı için, demokrasi ve sosyalizm için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Tüm gözaltılar derhal serbest bırakılsın!
Katillere kırmızı halılar serilip, sosyalistlere yönelik tutuklama tehditlerini kabul etmiyoruz.
Gözaltına alınan ve tutuklanan herkes derhal serbest bırakılmalıdır.
Türkiye İşçi Partisi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Çalışma Grubu Sözcüsü Umutcan Tarcan, Kocaeli’nde patlamanın meydana geldiği, 1 işçinin hayatını kaybettiği ve 10 işçinin yaralandığı boya atölyesinin önünden sesleniyor.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
💬"Artık iktidardan kurtulmak için çok daha önemli sebeplerimiz var!"
🔹NATO 3.0 ve ezilenler cephesi
🔹TİP'in uluslararası zirvesi ve NATO eylemleri
🔹Yusuf Tekin'in "Kurtuluş Savaşı" çıkışı
Doğan Ergün ile Zamana Karşı yayında!
@dgnergun
https://t.co/vTt0Yb0HJq
Fabrika yine kaçak çıktı. Belediyeler facia yaşanınca haberdar oluyor kaçak fabrikaların faliyetinden!
Dilovası katliamı duruşmasında bina sahibi Dilovası’nın yüzde yetmişi kaçak herkes bilir bunu demişti mesela pişkin pişkin.
Haydut Trump ve arkadaşlarının NATO eliyle coğrafyamızda katliamlar düzenleyip, Ankara'da elini kolunu sallayarak gezmesine sessiz kalmayacağız!
Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban polis ablukasından seslendi. Yoldaşlarımız gözaltına alınıyor, direnişimiz sürüyor.
Boşluksuz bir dramaturjiyle kendi kendini anlatmaya devam eden, kendisiyle birlikte yaşayan bir hikayenin görkemine tanıklık ediyoruz.
Merve Turgan (@merveturgan) yazdı.
https://t.co/Jo9ke4WlFC
İl örgütümüz, Ravive Kozmetik fabrika yangınında katledilen 3'ü çocuk 7 işçinin hukuki sürecindeki tutuklu kamu görevlilerinin serbest bırakılması üzerine Dilovası Belediyesi önünde adalet nöbetine devam eden Dilovası İşçi Katliamı Aileleri'ni ziyaret etti.
Çocuk işçiliğini meşrulaştıran ve emekçileri ölüme gönderen sermaye düzeni, suç ortaklarını korumaya devam ediyor. Ravive Kozmetik’te yaşanan katliam ve ardından örülen cezasızlık zırhı, yargının ve bürokrasinin egemen sınıfların hizmetinde olduğunun en açık kanıtıdır.
Bu sömürü düzenine karşı adaleti hep birlikte kazanacağız. İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!
#DilovasıİçinAdalet
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
bu iş artık görmeye alıştığımız hukuksuzluk standartlarını da aştı.
hukuk diye helvadan put yapmışsınız acıkmayı beklemeden ara öğün olarak yiyorsunuz.