Yıllardır söylüyoruz: "Nebi" ile "resul" kavramları; anlamları, görevleri ve yetkileri bakımından birbirinden ayrılmalıdır. Aksi hâlde bazıları, Muhammed'in Allah'a ortak olup din adına hüküm koyduğuna inanmaya devam edecektir.
Mantık tartışmalarında gözden kaçırılmaması gereken husus:
Geleneğimizdeki mantık eleştirilerinin büyük çoğunluğu temelde metafizik bir problem olan tümel gerçekçilik eleştirisidir ve mantıktan ziyade tümeller problemiyle ilgilidir. Dil ilimleriyle mukayese üzerinden yapılan eleştirilerin hedefinde ise büyük ölçüde kategoriler vardır ve kategoriler, bildiğimiz üzere, İbn Sina tarafından bile mantığın dışına alınmış ve teorik fiziğin başına taşınmış bir konudur.
Bunun farkında olmazsak Aristocu mantık eleştirilerini "ama bu eleştiri yapılırken de mantık kullanılıyor" gibi sathî bir eleştiriyle savmak durumunda kalınabilir.
Gelenekteki mantık birikimimiz kadar bunun eleştirisi de oldukça değerlidir.
@Temet__Nosce__@tugbaebrar_@SemihKiziroglu Tasavvuf diyerek genelliyorsunuz, beni tanımadan genelliyorsunuz. Bu kadar çok mantık hatası, bu kadar çok su-i zan, bu kadar çok teknik bilgi eksikliği, bu kadar çok olgudan uzaklıkla hakikaten okuduğunuzu anlayacağınızı zannediyorsanız ne diyeyim. Slogan basmaya devam.
Tasavvufun kesinlikle iyileştirici bir öğreti olduğuna falan inanmıyorum..
Tasavvuf açık yarayı deşen, yara açıkken de başında abuk subuk felsefe kastıran ucube bir düşünce tarzı bence.
İyileşmek için tasavvufa tutunanların iyice delirmesine şahit oluyoruz sürekli. Uzak durun..
Tablo gerçekten korkutucu, doğum oranlarının yükselmesi için:
-Babaların baba olmayı öğrenmesi lazım, tek başına çocuk büyütülmez
-Kadına karşı şiddet olaylarının minimuma indirilmesi gerek, aile içi şiddet oranları arttıkça evlilik oranları azalıyor
- Ekonomik şartların iyileştirilmesi lazım
- Çalışan annelerin doğum izni uzatılmalı ve manevi destek almalılar
- Evlenme yaşı 35’lere çıktı, 25’lere inmeli
- Evliliğe teşvik için yapıldığı iddia edilen ancak evlilikten soğutan “kadın sadece eş ve annedir” böğürtülerinin susturulması gerek
- Kadınlar, erkeklere oranla evliliğe daha yatkın ancak evlenilecek özellikleri olan erkek sayısı az, düzgün erkekler yetiştirmeyi öğrenemedik
-Kadınların hızlı ve aşırı modernleşme nedeniyle bireyselleşmesine de bir el atmalı
@cemilebayraktr Allah aşkına bunlar nasıl tesbitler. Yani hiç kadınlarımızda problem yok değil mi? Sayısal veri üzerinden "evlenecek erkek kalmadı" geyiği çıkarmak nasıl bir şey Allah aşkına ya. Tesbitlerin çoğu da konuyla alakasız.
İsviçre'de eşini boğarak öldüren ve 15 yıl hapis yattıktan sonra 10 gün önce Türkiye'ye dönen İbrahim Yaprak, 85 yaşındaki annesini sopayla öldüresiye dövdü.
Gözaltına alınan İbrahim Yaprak, tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Annesinin durumu ağır.
@metakucuk@mevriki Eş'ari olsa da filozof olabilir. Bu ne saçma kategorik ve cahilce ayrımlar. İbrahim Maraş'ın Razi'ye dair eski bilgisi de böyle saçma sapan konuşmasını gerektirmez ki. Sizin eleştirdiğiniz durumdan çok daha fiyasko bir eziklik Maraşınki.
Geçenlerde fahreddin razi ve yaşlı teyze hikayesinin uydurma olduğunu, nasıl yanlış bir mantık içerdiğini konuşmuştum bir yerde. Ama açık konuşmak gerekirse o hikayede benimsenen tavrın da bir anlamı var ve hakkın belli bir vechesini ortaya çıkarıyor.
Söz konusu yazı, Eşref Altaş'ın Fahreddin er-Râzî'ye tercîh bilâ müreccih nispet etmesini hedef alır. Dört ayrı iddia taşır Râzî'nin bu görüşü savunmadığı, reddinin yüzlerce pasajda yoruma kapalı durduğu, andığı üç esere (Metâlib, Mebâhis, Erbaîn) yapılan atıfların bütünüyle gerçek dışı olduğu, saptırmanın bilinçli bir organizasyona ve teolojik saike dayandığı. Kaynaklar ilkini büyük ölçüde doğrular, kalan üçünü zayıflatır.
Erbaîn ile Metâlib'de Râzî, tercîh bilâ müreccihi kelâmcılara nispet ederek nakleder. Onu "zayıf" bulur, "muhâl" sayar, "bâtıl" ve "fâsid" diye niteler. Dâî ve müreccihler tamamlandığında fiilin vâcip olduğunu savunur. Bu malzeme karşısında onu adı geçen görüşün açık savunucusu saymak zorlaşır.
Ne var ki külliyattaki her reddiye Râzî'nin kendi sesi değildir. Metâlib'deki bazı ifadeler İbn Sînâ'dan nakildir. Mebâhis'te tercîh bilâ müreccihi çürüten pasajlar filozofların cevabı içinde geçer, müellifin şahsî tercihi orada açık değildir. Böylece "atıfların istisnasız tamamı gerçek dışıdır" hükmü savunulamaz hâle gelir.
Sonraki gelenek de tek sonuca varmamıştır. Bazı müellifler Râzî'yi yalnızca nakleden bir râvi konumuna yerleştirir. Molla Sadrâ ile Zenûzî ona tercîh bilâ müreccihi ve irade-i cüzâfiyyeyi yükler, Nerâkî evleviyyet görüşünü. İbn Teymiyye, aynı ilkeyi farklı bağlamlarda farklı işlettiğini söyler. İbnü'l-Vezîr ise râcih dâî ile fiilin vücûbunu savunduğunu, bu vücûbun ihtiyârı kaldırmadığını belirttiğini aktarır. Demek ki Altaş'ın okuması isabetli olsun olmasın onun bir icadı değil köklü bir yorum çizgisinin uzantısıdır.
Yazının usûl zaafı aşırı niceleyiciler ve niyet atfıdır. Yüzlerce pasaj, yoruma kapalı, istisnasız ve delilik nitelemesi hükümleri eldeki kaynaklarşa karşılanmaz. Bilinçli organizasyon isnadı, teolojik şartlanmışlık teşhisi, tekfîr çıkarımı ve kötü niyet varsayımı tenkidi ilmî zeminden uzaklaştırır.
Kavramsal ayrım korunmalıdır. "İrade müreccihsiz tahsis eder" önermesi ile "müessirsiz eser meydana gelir" önermesi aynı değildir, çünkü Eşʿarî çizgide irade bizzat müreccih sayılabilir. Râzî'nin çoğu yerde çürüttüğü ikincisidir.
Netice şudur: söz konusu şahsın tezi savunulabilir. Râzî pek çok eserinde tercîh bilâ müreccihi reddeder, dâînin fiili îcâb ettirdiğini benimser. Fakat bunu "bütün atıflar uydurmadır" ve "bilinçli teolojik saptırmadır" seviyesine çıkarmak kaynakların taşımadığı bir yüktür. Asıl güçlü tez, Altaş'ın şahsî dürüstlüğünü sorgulamaktan öte geleneğin baskın Râzî okumasının hatalı olduğunu göstermektir. O zaman yazı ithamnâme olmaktan çıkıp ilmî tenkide dönüşebilir.
Kısa Bibliyografya
Râzî, el-Erbaʿîn, I, 51, 68, 73, 175-180, 302, 313; II, 240; III, 37.
Râzî, el-Metâlibü’l-ʿâliye, III, 53-55; VI, 132; VIII, 39.
Râzî, el-Mebâhisü’l-meşrikıyye, I, 478-484.
İbn Teymiyye, Derʾü teʿâruzi’l-ʿakl ve’n-nakl, IX, 166-167.
İbnü’l-Vezîr, er-Ravzü’l-bâsim, II, 358-359; el-ʿAvâsım ve’l-kavâsım, VII, 56.
Sebzevârî, Şerhu’l-Manzûme, II, 261.
Zenûzî, Lemaʿât-ı İlâhiyye, I, 398.
Nerâkî, Câmiʿu’l-efkâr, I, 272.
Râzî ve sonrası müteahhir dönem eserlerini kolaya kaçarak belli bir anlama hapsetmenin iki kolay yolu var:
-Hepsini mütekaddim dönem iddialarına irca ederek anlamak.
-Hepsini Meşşaîliğe irca ederek anlamak.
Oysa fark etmemiz gereken manzara şudur: Yer yer Meşşaîlikten beslenen, yer yerse Meşşaîlikle hesaplaşarak kendini mütekaddim dönemin en temel iddialarına yeniden bağlamaya çalışan bir düşünce atmosferi.
Râzî ve sonrası müteahhir dönem eserlerini kolaya kaçarak belli bir anlama hapsetmenin iki kolay yolu var:
-Hepsini mütekaddim dönem iddialarına irca ederek anlamak.
-Hepsini Meşşaîliğe irca ederek anlamak.
Oysa fark etmemiz gereken manzara şudur: Yer yer Meşşaîlikten beslenen, yer yerse Meşşaîlikle hesaplaşarak kendini mütekaddim dönemin en temel iddialarına yeniden bağlamaya çalışan bir düşünce atmosferi.
@ibrahimmaras2@sonavamilbukucu Hocam bilim ışığı saçıyorsunuz. Bu kutlu savaşınızda size destek olmak için elimdeki Gazzali kitaplarını depoya kaldırıyorum.