İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.
Çok değerli annem Hakk'ın rahmetine kavuştu.
Yarın, 17 temmuz cuma günü
Karşıyaka Camii'nde cuma namazını müteakip cenaze namazı kılınacak
ve Devlet Mezarlığı'nda çok sevgili rahmetli eşinin yanına defni yapılacaktır.
Annem son derece zeki, güçlü karakterli ve hayatı doğru okumayı bilen bir insandı. Hayatın gerçek anlamının, insanın yalnızca gerçekten sevdiği insanlarla birlikte yaşayabilmesinde olduğunu bilirdi. Sahteciliğin ve çıkar ilişkilerinin olduğu bir dünyanın ise insanı yalnızca anlamsız bir girdabın içine sürükleyeceğini çok iyi görürdü.
Bu nedenle, elindeki bütün imkânlara rağmen babamı çevreleyen sahte ilişkilerden ve gösterişten uzak durmayı tercih etti. Babamın siyasi mücadelesine sonuna kadar destek oldu; onun için elinden gelen her şeyi yaptı. Ama hiçbir zaman o sahte dünyanın bir parçası olmayı kabul etmedi.
Bunu anlayamayanlar onu yargıladı.
O ise doğru bildiği yoldan hiç ayrılmadı. Böylece hem kendisini hem de ailesini o dünyanın yıpratıcı etkisinden korudu. Babamın yanında, bütün sağlamlığı ve fedakârlığıyla dimdik durdu.
Onun fedakârlığı yalnızca eşine karşı değildi. Bana, kızına, bıraktığı en büyük miras eğitimdi. Bana her zaman derslerimi ön planda tutmayı, bir meslek sahibi olmayı, kendi ayaklarımın üzerinde durmayı ve hiç kimseye muhtaç olmadan yaşamayı öğütledi. Bunun için birçok yükü sessizce kendi omuzlarına aldı; bana ise geleceğimi kurabileceğim sağlam bir yol açtı.
Hayatının son döneminde, annemle iki kadın başbaşa kaldık ve birçok zorluğu birlikte yaşadık. O günlerde, yıllarca söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu çok daha iyi anladım. Dünyanın malının da makamının da gelip geçici olduğunu; asıl önemli olanın dürüstlük, karakter ve aile olduğunu yaşayarak gördüm.
Babamın ömrünü adadığı siyasi çevrenin, yıllar içinde onu yalnızca gerektiğinde hatırlaması ve hak ettiği vefayı göstermemesi elbette acı bir gerçektir. Ancak hayat bazen insana düşündürücü mesajlar verir.
Bugün annem ve babamın Devlet Mezarlığı’nda yan yana istirahat edecek olmaları bana huzur veriyor. Yaşarken esirgenen ilgi ve saygının, bugün farklı bir çevre tarafından gösteriliyor olması hayatın unutulmaması gereken derslerinden biridir.
Ben, Olcay Baykal’ın evladı olmaktan ve onun öğrettikleriyle yetişmiş olmaktan büyük gurur duyuyorum. Bana bıraktığı en büyük miras; dürüstlük, çalışkanlık, bağımsızlık ve aile sevgisidir.
Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.
15 Temmuz’da yaşananların demokrasi ile falan bir alakası yoktu. Millet “Tayyip ölecekse biz de öleceğiz” dedi, evlatlarını verdi ama Tayyip’ini vermedi. O gece tankları alkışlayanları da, müezzinlere saldıranları da, hevesle bekleyenleri de milletin elinden kurtarabilecek tek bir kişi vardı. Sabahına kalkıp “ben padişahım” dese köpek gibi biat edecektiniz, demedi. “Milli birlik” dedi sizi milletin elinden aldı, adam yerine koydu. Siz yine adam olmadınız, şımardınız, biraz rahata erince o geceye bile dil uzattınız. Rabbim size Tayyip Erdoğan’dan sonra size onun kadar merhamet etmeyecek birini musallat etsin, “Tayyip olsa bunları yapmaz, bize acırdı” diye ağlayın, vefatından sonra mezarına koşup af dileyin.
Bundan 10 sene önce, 15 Temmuz gecesi milletçe hep beraber muhteşem bir destan yazdık.
O gece üniformasına ihanet eden FETÖ’cü teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformaya sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına…
Jandarması, polisi, özel harekâtçısı, istihbaratçısıyla tüm güvenlik birimlerimize…
Ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden kadını, erkeği, genci, yaşlısıyla aziz milletimin her ferdine bugün bir kez daha tebrik ve teşekkürlerimi iletiyorum.
“Türkiye’ye zeval gelmesin” diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan dünyanın farklı ülkelerindeki tüm kardeşlerime de şükranlarımı sunuyorum.
O gece şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi var.
253 şehidimizin tamamının, 2 bin 737 gazimizin her birinin nice anısı, o geceye dair nice hatırası var.
Rabb’im, vatanımızın ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerimizin ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin.
Şundan hiç kimsenin şüphesi olmasın…
FETÖ tamamen bertaraf edilene, her türlü kılığa giren bu ihanet şebekesinin kökü kurutulana kadar mücadelemiz sürecek.
İspanyol oyuncu Javier Bardem, İspanya’nın Dünya Kupası maçında, “İspanya her zaman Filistin’in yanındadır.” dedi.
Ben de bu Dünya Kupası’nda mazlum Gazze’nin yanında duran #Spain’ı destekliyorum. 🇪🇸🇵🇸
#WorldCup
FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır.
Yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde, tehlike tamamen ortadan kalkana kadar sabırla sürdüreceğiz.
15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında, vatanı, bayrağı, ezanı ve millî iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanımızı rahmetle, minnetle yâd ediyorum.
Darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğsünü siper eden gazilerimize Cenab-ı Allah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diliyorum.
15 Temmuz destanını iftiharla selamladığımız bu önemli yıl dönümünde, kahraman şehitlerimizin aziz ruhlarını hatmişeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum.
Rabb’im cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin.
O karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan…
Okunan salaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan…
Esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum.
Milletimizin istiklali, devletimizin bekası, demokrasimizin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacak, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacağız.
Biz, sahte de olsa “yanlış anlaşıldım” demesini beklerken Eda Ece, “Üzüldük, üç gün işlerimizi durdurduk. Esprimi de yaparım, fikrimi de söylerim.” Demiş.
İnanılmaz…
İşte o gece Oğuzhan Uğur’un ofisinde AHBAP’a bağış isteyenlerin tamamı!
Siz kim oluyorsunuz da, devlet kurumları dururken ne idüğü belirsiz AHBAP’a destek çıkıyorsunuz!
Tarihe not düşmek adına ben de bir anımızı paylaşayım...
İlgili kişi bu aralar muhalif yayınların gözdesi haline gelen, hatta 15 Temmuz darbe girişimi hakkında "şaibeli" imasında bulunacak kadar sefilleşen Hüseyin Çelik.
Dershanelerin kapatıldığı, Gezi olaylarının patlak verdiği, 17/25 Aralık kumpaslarının kurgulandığı, darbeye giden taşların döşendiği o dönemde, FETÖ ile her alanda mücadele ediyor, gerçek yüzlerini, münafıklıklarını ifşa ediyorduk.
O günlerde hem de Ak Parti çatısı altında Hüseyin Çelik bize gelip: "SİZ NE YAPTIĞINIZI ZANNEDİYORSUNUZ? MELEK ANNE ÇOK ÇOK ÜZGÜN. BÖYLE DEVAM EDERSENİZ BAŞINIZA NE GELECEĞİ BELLİ OLMAZ" diyerek aklınca bizi tehdit etti.
“Melek Anne” diye bahsettiği kişi, FETÖ'nün kasası firari Akın İpek'in annesi idi.
Elbette hak ettiği cevabı aldı ve biz yolumuzdan sapmadık.
Bu meselenin hemen ardından önce bizzat Fethullah Gülen tarafından hedef gösterildik, telefonlarımız yasadışı dinlendi, montaj ses kayıtlarına eklendik, ardından da kumpas davalarının içine isimlerimiz serpiştirildi ve bizi mahkum etmek istediler.
Evet, bugün muhalif ekranlarda demokrasi ve hukuk nutukları atan Hüseyin Çelik'in nasıl bir Akın İpek tasmalısı, nasıl bir FETÖ postacısı olduğunu, bugün de hıncının neyden kaynaklandığını biz çok iyi biliyoruz.
Milletimiz de bilsin...
Lan oğlum. Roleksli akademisyeniniz ağlayarak, kıçını açmaktan başka marifeti olmayan popçunuz boy göstererek, müzikleri çalıntı kızıl müzisyeniniz "ülke sahipsiz" diyerek, "Filistinliler toprak sattı" diyen bit yavrusu duygunuzu sömürerek gaza getirdi sizi. Siz de Bayern Münih'in her maçına üst basan müptezele 200 milyon dolar para kaptırdınız. Edebinizle deyin ki "biz aptalız. Devlete karşı kışkırttılar bizi, biz de memleketi cidden sahipsiz sanıp paraları bu müptezele verdik. Üzgünüz." Ama yok. Anca bık bık bık tavuk gibi yok "şoktayız" yok "şaşkınız" lakırdıları.
Hepiniz suç ortağısınız lan.
Biz de paramızı depremin ikinci saatinde bölgede arama kurtarmaya başlayan gül yüzlü insanlara, IHH'ya, Yetim Vakfı'na, Beşir'e, Anda'ya verdik hiç şov yapmadan ve usulca. Biz paramızla hala hayır dua alıyoruz, sizin paranız iddia kuponuyla uçtu gitti.
"Siz kahrani biz lütfani / Siz bir taraf biz bir taraf" işte. Bunda anlamayacak ne var?
Ve böylece;
Yangında yabancı ülkelere
Depremde AHBAP’a çağrı yapıp
Kahramanlaştırma dönemi umarım artık geride kalır
Bizim bir devletimiz var
İyi ki var
🇹🇷